Uçan Süpürge İzlenimleri 2013 – 5. Gün: Kız Kardeş, Aşık Çiftler, Kuleli Ev, Bir Hayalimiz Vardı: Ginger and Rosa

Kız Kardeş (L’enfant d’en Haut / Sister):

Yönetmen Ursula Meier’in ilk filmi Ev (Home) yine Uçan Süpürge’de izleyip sevdiğimiz bir filmdi. Hatta hafızam beni yanıltmıyorsa o yılın Fipresci ödülünü de kazanmıştı. Yönetmenin ikici uzun metrajlı filminin de beklentileri karşıladığını söylemek mümkün. Meier filmde önce bize henüz 12 yaşında olmasına rağmen hayatın yükünü omuzlarında hisseden Simon’ı tanıtıyor. Simon bir kayak merkezinde ufak hırsızlıklar yaparak, sonra da bunları satarak hayatını sürdürmeye çalışıyor. Bir süre sonra Simon’ın bu yaşam mücadelesini tek başına sürdürmediğini görüyoruz. Zaman zaman onunla birlikte yaşayan, zaman zaman erkek arkadaşları ile beraber bir yerlere giden ablası Louise’e de Simon bakıyor aslında. Kazandığı bu parayla onun da ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.

Meier iki kardeşin ilişkilerini ince ince örerken bir yandan da ikilinin tüm ihtiyaçlarını karşılayan Simon’ın aslında henüz sevgiye ihtiyacı olan küçücük bir çocuk olduğunu da unutturmuyor. Bu anlamda Simon’ın Louise’e sarılıp uyumak için ona para vermesi filmin etkileyici sahnelerinden biriydi. Louise’in erkek arkadaşı ile olan sorunları biraz abartılı verilmiş olsa da çok da rahatsız etmiyordu. Bu arada filmin akıllıca kurulmuş ve hiç tahmin etmediğim bir sürprizi de var aslında. Filmi izleyecekler için açık etmeyeyim ama bu durumun iki kardeş arasındaki ilişkinin dinamiklerini daha iyi anlamamızı sağladığını söylemek mümkün.

Filmin tek meziyeti konusu değil. Meier’in dağ başında kurduğu atmosfer Simon’ın yalnızlık duygusunu sinemasal olarak da yansıtmakta başarılı oluyor. Bu yıl Uçan Süpürge’de pek çok çocuk oyuncunun başarılı performanslarına tanık olduk. Bu filmde de Meier’in ilk filminde de gördüğümüz Kacey Mottet Klein başarılı bir çocuk oyuncu olarak ön plana çıkıyor.

Aşık Çiftler (Älskande Par / Loving Couples):

Festivalin bu yılki toplu gösterilerinden biri İsveçli yönetmen Mai Zetterling’e ayrılmıştı. Yönetmenin en azından ilk filmlerinde Ingmar Bergman’dan etkilendiği açık. Zetterling’in yönetmen olarak imza attığı ilk film olan Aşık Çiftler’de Harriet Andersson ve Gunnar Björnstrand gibi Bergman oyuncuları ile çalışması hatta bununla da yetinmeyip görüntü yönetmeni olarak da Bergman’ın değişmez görüntü yönetmeni Sven Nykvist’i seçmesi benzerlikleri arttırıyor. Durum sadece ekip benzerliği de değil. Filmin herhangi bir nedenle bir araya gelmiş kadınların hikâyelerini anlatması da özellikle ilk dönem bazı Bergman filmleri ile benzerlikler gösteriyor. Bu nedenle İnternet’te bir yorumda belirtildiği gibi Aşık Çiftler’i bir kadın yönetmen tarafında çekilmiş bir Bergman filmi olarak nitelemek mümkün.

Aşık Çiftler, bir hastanenin doğum bölümünde bekleyen üç kadının hikayelerini geri dönüşlerle anlatıyor. Beklenebileceği gibi kadınların geldikleri çevreler ve hamile kalma hikâyeleri birbirlerinden çok farklı. Biri eşcinsel bir sanatçıyla evli, biri cinsellikten zevk almadığı halde kocasının tecavüzü sonucu hamile kalmış, diğeri de gayrimeşru bir çocuk doğurmak üzere. Görüldüğü gibi aynı zamanda farklı açılardan kadın sorunlarına değinen bir film Aşık Çiftler. Neyse ki bunu yoğun bir mesaj verme kaygısı ile yapmıyor. Ancak filmin genelinin de beni çok çekmediğini söyleyebilirim. Kimi enteresan kamera hareketleri ve çerçeveler dışında dikkat çekici bir noktasını bulamadım hatta sıkıldığımı da eklemem lazım.

Kuleli Ev (Dom s Bashenkoy / House with a Turret):

Bu yıl festivalde çocuk karakterler üzerine kurulu filmlerin sayısının oldukça yüksek olduğundan bahsetmiştik. Kuleli Ev de odağına sekiz yaşında bir çocuğu yerleştiriyor. Film boyunca adını hiç öğrenemediğimiz bu çocuk annesi ile birlikte büyükbabasına gitmek üzere yoldayken, annesi tifüsten ölünce bir başına kalıyor. Dönem savaş yılları, mekan da savaştan bitkin düşmüş bir Sovyetler olunca tek başına kalan bir çocuk çok fazla kişinin umurunda olmuyor, o da büyükbabasına gitmek için yola devam etmek zorunda kalıyor.

Kuleli Ev festival öncesi en ümitli olduğumuz filmlerden biriydi. Bu ümitlerimizi de boşa çıkarmadığını söyleyebiliriz. Yönetmen Eva Neymann, siyah-beyaz görüntüler ile yarattığı atmosfer ile bir yandan insanın üzerine çöken bir dünya yaratmış ama çocuğun özelinde umut duygusunu da bir kenara atmamış. Elde duygu sömürüsü yapmaya çok uygun bir materyal varken o yola gitmemiş olması da takdir edilmesi gereken bir tutum. Ayrıca Neymann’ın Fridrikh Gorenshtein’ın (ki kendisi Solaris’in senaryosuna katkıda bulunan bir isim) romanından uyarladığı senaryo da gayet sağlam. Festivalin iyi filmlerinden. Hatta benim Fipresci ödülü için birkaç favorimden biriydi.

Bir Hayalimiz Vardı (Ginger & Rosa):

Uçan Süpürge çoğunlukla yeni keşiflere açık bir festival oluyor. Elbette usta kadın yönetmenlerin yeni filmlerini seyirci ile buluşturmak da festivalin bir başka misyonu. Sally Potter da usta kadın yönetmenler arasında sayabileceğimiz bir isim. Bu nedenle Bir Hayalimiz Vardı bu yılki festivalin merakla beklediğimiz filmlerinden biri idi. Ayrıca Elle Fanning, Christina Hendricks ve Annette Bening gibi oyuncuları da merak uyandırıyordu. Film sırasında, muhtemelen sinemadaki teknik sorunlardan dolayı, sürekli olarak arka plandan gelen bir uğultu sesi dışında memnun kaldığım bir film oldu.

Filmde çocukluktan genç kızlığa geçme dönemindeki iki yakın arkadaş Ginger ve Rosa ile tanışıyoruz. 1945 yılında Hiroshima’ya atılan atom bombaları ile eş zamanlı olarak doğan bu iki genç kız zamanla çok yakın arkadaş olmuşlar. 60’ların Londra’sına geldiğimizde her ikisi de yetiştikleri çevre nedeniyle politik olarak duyarlı gençler haline gelmişler. Amerika’nın Küba misil krizi tüm dünyayı olduğu gibi onları da etkilemiş ve nükleer güce karşı protesto eylemlerine katılmaya başlamışlar. Her ne kadar filmin başında ana konu bu gibi gözükse de bir süre sonra Ginger’ın anne babasının hikayedeki rolü artıyor. Özellikle tümüyle özgürlüğü savunan, bunun için aile değerlerini de çok önemsemeyen babanın Ginger ve Rosa’nın hayatındaki rolü ve etkisi ilginç noktalara varıyor.

Ginger & Rosa iyi bir dönem draması. Ancak Sally Potter gibi filmografisinde Orlando ve Evet (Yes) gibi filmler olan bir yönetmenden gelince insan daha etkileyici bir film de bekliyor. Yine de Potter’ın zaten her filminde aynı performansı tutturamadığını da unutmadan Ginger & Rosa’yı yönetmenin filmografisinde bunların hemen arkasına koymak mümkün.

Oyunculuklara gelince Ginger rolünde Elle Fanning’den başlamamız gerek. Amerikan sinemasında gişe başarısını hedefleyen popüler rollerle hayatlarına gayet rahat devam edebilecek olan Fanning kardeşlerin bu gibi rollerin yanında daha şimdiden oyunculuk yelpazelerini çeşitlendirmek adına daha zor rolleri tercih etmelerini takdir ediyorum. Üstelik burada şöyle ilginç bir durum da var. Çoğunlukla filmlerde gençlik çağındaki karakterler daha büyük yaşlardaki oyuncular tarafından canlandırılır ve bu da inandırıcılığı zedeler. 30’lu yaşlardaki oyuncuların lise öğrencisi oynadığına sıkça şahit olmuşuzdur. Halbuki Elle Fanning bu filmde oynadığında henüz 13 yaşında iken 17 yaşında bir karakteri canlandırmış. Yani tam tersine bir durum söz konusu. Gerçek yaşını düşününce Fanning’in başarısı daha iyi belli oluyor. Diğer başrol oyuncusu Alice Englert da gayet iyi bir performans sunuyor ama hem onun rolü biraz daha kısa hem de canlandırdığı karakter ile yaşının aynı olması karakteri kavramasını kolaylaştırmıştır diye düşünüyorum. Englert’in bir başka önemli kadın yönetmen, Jane Campion’ın kızı olduğunu da bir not olarak düşelim. İlk oyunculuk deneyimlerini de annesinin kısa filmlerinde gerçekleştirmiş zaten. Baba rolünde Alessandro Nivola’nın da rolü önemli ama filmdeki diğer ünlü oyuncuların konuk oyuncu olmaktan çok öteye gitmediğini söylemeliyiz.

Sonuç olarak Ginger & Rosa’nın kesinlikle seyre değer bir film olduğunu söyleyebiliriz ama işi sonunda bir aile dramasına bağlamasa daha başarılı olabilirmiş.

Reklamlar

0 Responses to “Uçan Süpürge İzlenimleri 2013 – 5. Gün: Kız Kardeş, Aşık Çiftler, Kuleli Ev, Bir Hayalimiz Vardı: Ginger and Rosa”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




Sinema Manyakları Gezici Festivali'i destekliyor

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 251,663 hits
Mayıs 2013
P S Ç P C C P
« Nis   Eyl »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.

%d blogcu bunu beğendi: