Nisan 2013 için arşiv

Canlandıranlar Festivali Başlıyor

Dünyanın her köşesinden canlandırma sinema örneklerini İstanbul’a taşıyan Canlandıranlar Festivali, 24 Nisan’da Garajistanbul’da gerçekleşecek Açılış Partisi’yle kapılarını açıyor. Açılışta 2012 yılında Canlandıranlar Yetenek Kampı’nda üretilen filmlerin galası yapılacak ve 2013 yılında üretilmek üzere seçilen projeler anons edilecek. Gala gösteriminde geçtiğimiz yılların ödüllü filmleri de izleyiciyle buluşacak. Parti açılışı saat 20:00’da. DJ’ler: DJ Batu, DJ EATT ve DJ Kerem Tekinalp.
Özel Konuklar Canlandıranlar Derneği tarafından, Puruli Kültür Sanat işbirliğiyle düzenlenecek Canlandıranlar Festivali, 24-28 Nisan 2013 tarihleri arasında İstanbul’da, 16-19 Mayıs 2013 tarihleri arasında ise Ankara’da programını canlandırmaseverlerin beğenisine sunacak. Film gösterimleri, söyleşiler, sektör buluşmaları, canlandırma atölyeleri, sunumlar ve panelin gerçekleşeceği Festival, İstanbul’da üç önemli konuk ağırlayacak.
Işın Kılıcının Yaratıcısı Nelson Shin İstanbul’da
Her yıl bir canlandırma ustasına odaklanacak Canlandıranlar Festivali’nin ilk konuğu, Star Wars serisindeki “ışın kılıcı”nın yaratıcısı, The Transformers: The Movie ve Empress Chung filmlerinin yönetmeni, The Simpsons Movie’nin yapımcısı Nelson Shin. Hafızalarımıza kazınmış pek çok çizgi film karakterine hayat veren Shin; Simpsons, Batman: The Animated Series, X-Men, Tazmania, Tiny Toons, Animaniacs, G.I. Joe gibi televizyon dizilerinin yapımcısı AKOM Stüdyosu’nun kurucusu ve CEO’su. Canlandıranlar Festivali’nin konuğu olarak 24-28 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da olacak canlandırma gurusu, 25 Nisan Perşembe günü saat 19:00’da İstanbul Modern’de Bir Hayat Hikayesi – Tam Macera adlı bir konuşma gerçekleştirecek. Shin 26 Nisan 2013 Cuma günü ise bağımsız canlandırmacılar ve canlandırma stüdyolarıyla Reklamcılar Derneği’nde gerçekleşecek PRODAY’de bir araya gelecek. Shin, yerli stüdyolar ile tanıştıktan sonra onlarla kendi iş deneyimlerini paylaşacak.
Bordo ve Vesna Dovniković
Bordo adıyla bilinen Hırvat canlandırma ustası, karikatürist, ilüstratör, tasarımcı ve yazar Borivoj Dovniković’e ait bir retrospektif, Nelson Shin’in Festival için hazırladığı özel seçkilerden biri. Yugoslav canlandırma sinemasının öncülerinden Bordo’nun 1965 – 1989 yılları arasında çektiği 8 kısa canlandırma film Festival’de gösterilecek. 60 yılı aşkın kariyeri boyunca dünyanın önemli festivallerinden pek çok ödül almış seksen üç yaşındaki Bordo, İstanbullu’larla birlikte filmlerini izlemek üzere Festival’in konuğu olacak. Bordo ile birlikte ASIFA’nın genel sekreteri, ASIFA Hırvatistan’ın başkanı ve Zagreb’de düzenlenen World Festival of Animated Films’in başkan yardımcısı Vesna Dovniković de Festival’i takip etmek ve 26 Nisan’da Bahçeşehir Üniversitesi Karaköy Binası’nda “Animasyon Nereye?” başlıklı bir sunum gerçekleştirmek üzere İstanbul’da olacak.
20 Ülkeden 86 Canlandırma
Farklı tekniklerle çekilmiş 20 ülkeden 86 canlandırma film Festival programında izleyiciyle buluşacak. Nelson Shin’in yönetmeni olduğu, The Transformers: More than Meets the Eye sloganı ile belleklerimizde yer eden, ünlü yönetmen Orson Welles’in Unicron karakterini seslendirdiği The Transformers: The Movie ile yine Shin’in yönetmeni ve yapımcısı olduğu Empress Chung isimli bağımsız uzun metraj animasyon filmi ve Shin’in kariyerinin ilk yıllarında çizer olarak çalıştığı Pembe Panter Kısaları’ndan çok özel bir seçki Festival’de sinemaseverlerle buluşacak.ABD, Brezilya, Bulgaristan, Çin, Hırvatistan, Mısır, Polonya, Portekiz, Rusya ve Yunanistan canlandırma sinemasından, son iki yılın en iyi on altı kısa filmi ASIFA’nın En İyileri başlığı altında izleyiciyle buluşacak.  Seçkide Veljko Popovic ve Svjetlan Junaković’in Benim Yolum Moj Put, Stelios Polychronakis’in Köy To Horio, Dmitry Geller’in Kedi Gömen Fareler Gördüm Ya videl kak mishy kota horonili gibi bol ödüllü filmleri bulunuyor.ASIFA Kore başlığı altında ise Nelson Shin’in seçtiği, son dönemin en iyi Kore canlandırmaları izlenebilecek. 9 filmlik bu seçkide farklı tekniklerle çekilmiş canlandırmalar seyircilere renkli bir dünyanın kapılarını aralayacak.
John Halas Filmleri: Türkiye’de ilk kez Canlandıranlar Festivali’nde
İlk uzun metrajlı İngiliz canlandırması kabul edilen ve en az romanı kadar beğenilen Animal Farm’ın yönetmeni olarak bilinen John Halas’ın yönetmen, senarist veya yapımcısı olduğu 10 kısa filmlik bir retrospektif Festival programında yer alıyor.
Nâzım Hikmet’ten Canlandırma Filmler İlk Kez Seyirci Karşısında
Senaryosu Nâzım Hikmet tarafından yazılan “Sevdalı Bulut” ve “Hanene Huzur Dolsun” adlı iki canlandırma filmin yer aldığı “Nâzım Hikmet’ten Canlandırma Filmler”  kuşkusuz festivalin en çok merak edilen bölümlerinden biri olacak. 1959 ve 1962 yıllarında çekilmiş bu filmleri günışığına çıkaran M. Melih Güneş ve çizgi filmci, karikatürist Tan Oral, Nâzım Hikmet’in 111. doğum yıldönümüne adanan bu çok özel gösterim öncesi filmlerin yaratım süreci üzerine bir konuşma yapacak.
Yetenek Kampı Filmleri ve Türkiye’den Canlandırmalar
Ulusal ve uluslararası festivallerde otuzdan fazla ödül toplayan Canlandıranlar Yetenek Kampı Filmleri, Türkiye’de canlandırma tarihine toplu bir bakış niteliği taşıyan Türkiye’den Canlandırmalar başlıkları altında pek çok canlandırma film de festival programında yer alıyor.A.B.D. Büyükelçiliği ve Kore Kültür Merkezi’nin katkılarıyla gerçekleşecek Canlandıranlar Festivali’nin tanıtım sponsorluğunu Bahçeşehir Üniversitesi, TV sponsorluğunu Cnbc-e ve e2, radyo sponsorluğunu Radyo Vizyon üstleniyor. Arkapencere.com, Bant-Mag, Kültür Mafyası, Kültür Sanat Haritası ve Level dergi sponsoru olarak Festival’e destek verirken, beyazperde.com, bugunbugece.com, eksisinema.com, grizine.com ve otekisinema.com ise internet sponsorluğunu üstleniyor.Tüm gösterimler ücretsiz Dokuz başlık altında gösterilecek 86 canlandırma film  İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde ücretsiz olarak izlenebilecek.
Program ve etkinlikler hakkında ayrıntılı bilgiye festivalin web sitesinden ulaşabilir, Facebook ve Twitter hesaplarından duyuruları takip edebilirsiniz.
Reklamlar

İranlı ‘Akbari Kardeşler’ Uçan Süpürge’de

İran sinemasının en üretken kadınlarından Mania Akbari bir kez daha, ama bu sefer yepyeni filmlerini Ankaralı sinemaseverlerle buluşturuyor. Ablasının film çekme sürecini öykülediği filmiyle başkentin yolunu tutan Roya Akbari de ablası Mania ile birlikte 16.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde!

Ülkesinde sinemacılara zulmeden, onları hapse atan ve üretimlerini engelleyen rejim yüzünden ülkesini terk etmek zorunda kalan Mania Akbari, çalışmalarını yurt dışında sürdürüyor.

İran’ı terk etmek zorunda kalan yönetmen

Yönetmenin “Tahran’dan Londra’ya”nın hikayesi oldukça etkileyici. Meme kanserini yenen yönetmen gerçek yaşamından kesitler taşıyan filmi önce “Memesi Olmayan Kadınlar” adıyla çekmeye başlar, ancak İran’daki baskılar nedeniyle filmi tamamlayamadan ülkesinden ayrılmak zorunda kalır. Orada kendini kapana kısılmış hisseder; filmini seyirciyle buluşturabileceğinden de emin değildir. sanat için sürekli ihtiyatlı olmayı gerektiren bir rejimde başka türlü düşünmesi de pek mümkün olmaz. Soluğu Londra’da alır. Filmin geri kalanını burada çekecektir. Ve filmin adını “Tahran’dan Londra’ya” olarak değiştirir.

Savaş bir kanserdir

Yönetmenin “Benim Ülkemde Erkeklerin Memesi Var” adlı video çalışması da mayısta Uçan Süpürge’de gösterilecek.

Mania Akbari 2007 yılında kansere yakalandı ve bir memesini kaybetti. Yönettiği ve başrolünü oynadığı, kanserle mücadelesini anlattığı “10+4” filmi şimdi onun gerçeği olmuştu. Aynı yıl, Devastation (Tahribat) projesi için kendi bedenini çıplakken görüntüledi. Bu oldukça riskliydi, hayatını tehlikeye atmak demekti; sergi İran’da yasaklandı. Ama Akbari bedenini bir araç gibi kullanarak gizli gizli videolar çekmeye devam etti. 2012’de İran’ı terk etti. Gizli saklı iş yapmayı sürdürdü ve ortaya bu kısa video çıktı. Yönetmen için bu video İran, ABD ve İsrail’deki siyasi duruma ve ortadoğudaki savaşa bir tepki niteliğinde. Bu çalışmada kanser, savaşı sembolize ediyor ve tahrip edici etkisi, sadece müziğin eşlik ettiği kişisel bir hikaye üzerinden betimleniyor. O müzik parçası ise İran-Irak savaşından beri katliamların simgesi olmuş Ahangran’ın sesinden yayılıyor.

Ablasının izinde

Mania Akbari’nin kendisi gibi yönetmen olan kız kardeşi Roya Akbari de bir filmiyle festival seyircisine merhaba diyor. Roya Akbari “Mania’nın Dansı” adlı filminde ablasının türlü engellere rağmen sinemayı bırakmadığını, film çekme süreçlerinde karşılaştığı zorlukları ve onun bir kadın olarak mücadelesini anlatıyor.

66. Cannes Film Festivali Yarışma Filmleri Belli Oldu

15-26 Mayıs 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 66. Cannes Film Festivali’nin yarışma filmleri belli oldu. Açıklanan listede çoğunu merakla beklediğimiz filmler var. Baz Luhrmann’ın The Great Gatsby filmi ile açılıp, Jerome Salle’nin Zulu filmi ile kapanacak olan festivalin yarışma filmleri şu şekilde:

  • Behind the Candelabra (Steven Soderbergh)
  • Borgman (Alex van Warmerdam)
  • The Great Beauty (Paolo Sorrentino)
  • Grisgris (Mahamet Saleh-Haroun)
  • Heli (Amat Escalante)
  • The Immigrant (James Gray)
  • Inside Llewyn Davis (Joel ve Ethan Coen)
  • Jeune et jolie (Francois Ozon)
  • Jimmy P. (Arnaud Desplechin)
  • La Vie d’Adele (Abdellatif Kechiche)
  • Like Father Like Son (Hirokazu Kore-eda)
  • Michael Kohlhaas (Arnaud Despallieres)
  • Nebraska (Alexander Payne)
  • Only God Forgives (Nicolas Winding Refn)
  • The Past (Asghar Farhadi)
  • Straw Shield (Takashi Miike)
  • Tian zhu ding (Jia Zhangke)
  • Un chateau en Italie (Valeria Bruni Tedeschi)
  • Venus in Fur (Roman Polanski)

Bu filmlerden özellikle Ayrılık sonrası yeni filmini merakla beklediğimiz Asghar Farhadi’nin yeni filmi The Past, Nicolas Winding Refn ve Ryan Gosling’in Drive sonrasında tekrar birlikte çalıştıkları Only God Forgives, Joel ve Ethan Joen’in yeni filmleri Inside Llewyn Davis heyecan yaratıyor. Elbette Steven Soderbergh, Francois Ozon, Takashi Miike ve Roman Polanski gibi isimlerin filmlerini de merakla bekliyoruz. Bu filmler dışında J.C. Chandor’un All Is Lost ve Guillaume Canet’nin Blood Ties filmleri de yarışma dışı bölümde gösterilecek.

Festivalin Belirli Bir Bakış (Un Certain Regard) bölümünde ise aşağıdaki filmler yer alacak:

  • The Bling Ring (Sofia Coppola)
  • Anonymous (Mohammad Rasoulof)
  • The Bastards (Claire Denis)
  • Bends (Flora Lau)
  • Death March (Adolfo Alix Jr.)
  • Fruitvale (Ryan Coogler)
  • Grand Central (Rebecca Zlotowski)
  • La Jaula de Oro (Diego Quemada-Diez)
  • L’image manquante (Rithy Panh)
  • L’inconnu du lac (Alain Guiraudie)
  • Miele (Valeria Golino)
  • Norte, hangganan ng kasaysayan (Lav Diaz)
  • Omar (Hany Abu-Assad)
  • Sarah prefere la course (Chloe Robichaud)

Bu filmlerin hepsini olmasa da bir kısmını ülkemizde de sonbahar aylarından itibaren önce festivallerde sonra da vizyonda görmeyi umuyoruz. Hatta bazılarını daha önce de görebiliriz (değişmezse Only God Forgives‘in vizyon tarihi 5 Temmuz görünüyor mesela).

Biz Cannes’a gidemeyecek olanlar listedeki filmlerin bazılarının poster ve fragmanlarına da bir göz atarak heyecanımızı ve merakımızı biraz daha arttıralım.

Only God Forgives‘in posteri:

ve fragmanı:

The Past‘ın fragmanı:

Behind the Candelabra‘nın fragmanı:

Inside Llewyn Davis‘in fragmanı:

The Bling Ring‘in fragmanı:

Nazım Hikmet’ten Canlandırma Filmler Canlandıranlar Festivali’nde İlk Kez Seyirci Karşısında

20. yüzyılın en büyük şairlerinden Nâzım  Hikmet’in senaryolarını yazdığı Hanene Huzur Dolsun ve Sevdalı Bulut filmleri Canlandıranlar Festivali’nde ilk kez izleyiciyle buluşuyor.

Nâzım  Hikmet’in hayatının son yıllarında, SSCB’de yaşarken senaryosunu yazdığı ve üretim sürecine dahil olduğu bu kısa canlandırma filmler, şairin 111. doğum yıldönümü ve 50. ölüm yıldönümü olan 2013 yılında M. Melih Güneş’in araştırması sonucu 50 yılın ardından gün yüzüne çıktı. Rus canlandırma sanatçıları Victor Nikitin ve Igor Nikolayev’in yönettikleri 1962 yapımı Hanene Huzur Dolsun (Mir Domu Tvoemu) ve Anatoly Karanovich ve Roman Kachanov’un yönettiği  1959 yapımı Sevdalı Bulut (Vlyublennoe Oblako) filmleri 24 – 28 Nisan’da İstanbul’da İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde, 16 – 19 Mayıs’ta ise Ankara’da Kore Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek Canlandıranlar Festivali’nde, Nazım Hikmet’ten Canlandırma Filmler başlığında ilk kez seyirci karşısına çıkacak.

24 Nisan’da Garajistanbul’daki açılış partisi ve Canlandıranlar Yetenek Kampı filmlerinin galası ile başlayacak Canlandıranlar Festivali, 28 Nisan’a dek İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde gerçekleşecek gösterimler, söyleşiler ve panellerle devam edecek. 16-19 Mayıs tarihleri arasında ise Ankara’ya konuk olacak.

Sevdalı Bulut: Nâzım’ın büyük aşkı Vera ile tanışmasına vesile olan film

Nâzım Hikmet’in aynı adlı masalından uyarladığı Sevdalı Bulut filmi, onun büyük aşkı, son eşi Vera Tulyakova ile tanışmasına da vesile olmuştu. Nâzım o sıralar Moskova’da yaşamakta, Vera ise çizgi film stüdyosu Soyuzmultfilm’de redaktör olarak çalışmaktadır. Vera bir Arnavut masalından çocuklara yönelik bir film yapmakla görevlendirilir ve bunun için Nâzım’ın danışmanlığını rica eder. Nâzım Vera’ya danışmanlık yapmak yerine yepyeni bir senaryo teklifinde bulunur ve ertesi gün elinde Sevdalı Bulut çizgi filminin senaryosuyla stüdyoya gelir. Vera ile Nâzım’ın büyük aşkı işte böyle başlar.

Hanene Huzur Dolsun 


Hem çocuklara hem büyüklere yönelik bir canlandırma film olan Hanene Huzur Dolsun, M. Melih Güneş’in ifadesiyle “Nazım Hikmet’in barış mücadelesinde yaptığı en önemli işlerden biri”dir. Bir yüzyıl boyunca insanın var ettiği her şeyi yok eden savaşa, yine insanların el birliği ile dur denebileceğini anlatır.

Her iki filmi gün yüzüne çıkaran M. Melih Güneş, çizgi filmci ve karikatürist Tan Oral ile İstanbul’da, Anadolu Üniversitesi Çizgi Film Bölüm Başkanı Fethi Kaba ve İletişim Yayınları editörü, yazar ve senarist Levent Cantek ile Ankara’da, gösterimlerin ardından gerçekleşecek sunumlara konuk olacak. Sunumların moderatörlüğünü Berna Gençalp üstlenecek.

Türkiye’den Canlandırmalar

Canlandırma sinemasının en güzel örneklerini Nisan’da İstanbul’a Mayıs’ta ise Ankara’ya taşıyacak Canlandıranlar Festivali’nde A.B.D., Hırvatistan, Tunus, Portekiz, Mısır, Çin, Brezilya, Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, Polonya, Güney Kore ve İngiltere’nin yanı sıra Türkiye’den filmler de perdeye yansıyacak.

Festival’in Türkiye’den canlandırmalara odaklandığı bölümde farklı dönemlerden farklı teknikler kullanılarak üretilmiş on beş film bulunuyor. Tan Oral’ın 1970 yapımı sansürlü filmi Sansür ve Meral ve Cemal Erez’in iktidar ve iktidardakilerin öyküsünü anlattığı Satranç’ın yanı sıra, 2000’li yılların genç ve başarılı canlandırmacıları Ayçe Kartal, Akile Nazlı Kaya, Denizcan Yüzgül, Gökhan Okur, Turgut Akaçık ve Ahmet Şerif Yıldırım’ın filmleri Türkiye’de canlandırma sinemasına toplu bir bakış atmak isteyenleri bekliyor olacak. Bu bölümdeki filmlerden Turgut Akaçık’ın yönettiği Osman, ilk kez Canlandıranlar Festivali’nde izleyici karşısına çıkacak.

Canlandıranlar Derneği tarafından, Puruli Kültür Sanat’ın işbirliğiyle gerçekleştirilen Canlandıranlar Festivali’ni 24 – 28 Nisan’da İstanbul’da İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde, 16 – 19 Mayıs’ta ise Ankara’da Kore Kültür Merkezi’nde ücretsiz takip edebilirsiniz.

Festival programı ve etkinlikler hakkında ayrıntılı bilgiye Festival’in web sitesinden ulaşabilir, Facebook ve Twitter hesaplarından duyuruları takip edebilirsiniz.

Dizilerden Uçup Beyazperdeye Konacaklar

16. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 9 Mayıs’ta başlıyor. Festivalde bu yıl Türkiye’den kadın yönetmenlerin filmlerinin gösterileceği özel bir seçki var. Bu filmlerde kimleri izleyeceğiz diye merak edenlere:

Olgun Şimşek ‘Gözetleme Kulesi’nde

Sinema filmleri ve televizyon dizilerinden tanıdığımız, komediler de dramlarda da rolünün altından ustalıkla kalkan Olgun Şimşek, ödüllü yönetmen Pelin Esmer’in bu yıl sinemamızda fırtına gibi esen filmi “Gözetleme Kulesi”nden bize bakacak.

Sezin Akbaşoğulları hiç de ‘Yabancı’ değil

Son olarak Ankara polisiyesi Behzat Ç.’de karşımıza çıkan Sezin Akbaşoğulları, Filiz Alpgezmen’in yepyeni filmi “Yabancı” ile beyazperdede. Farklı kadın rollerini başarıyla canlandıran oyuncu bu filmde devleşiyor.

Ozan Bilen ‘Şimdiki Zaman’da

Yıllar önce ‘Uçurtmayı Vurmasınlar’ adlı filmde annesiyle cezaevinde kalan beş yaşındaki Barış rolüyle hatırladığımız Ozan Bilen, büyüdü ve yeniden sinema filmlerinde rol almaya başladı. Festivalde kaçırılmayacak filmlerden, Belmin Söylemez imzalı “Şimdiki Zaman”da Ozan Bilen’i izleyeceğiz. Bakalım tanıyabilecek miyiz?

Özcan Deniz ‘Araf’ta

Şarkıcılıktan sinemaya geçen ve çok izlenen filmlere yönetmen olarak da imza atan Özcan Deniz, sinemamızın ustalarından Yeşim Ustaoğlu’nun son filmi “Araf”la yeniden karşımızda.

Feride Çetin bu kez ‘Aziz Ayşe’

Perihan Mağden’in romanından beyazperdeye aktarılan ‘İki Genç Kız’da asi Behiye rolüyle akıllarda yer eden Feride Çetin, Elfe Uluç’un “Aziz Ayşe” filminde yine aykırı bir rolde. Feride Çetin’i sinemaya izlemeyi sevenler festivali kaçırmamalı.

Şenay Aydın da festival perdesinde

Zorluklarla dolu yaşam öyküsüyle büyüleyen genç bir oyuncu… Sinemamızın geleceğine yön verecek yeteneklerden Şenay Aydın, yine müthiş bir filmde unutulmayacak bir rolle festival seyircisini selamlamaya hazırlanıyor.

16. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 9-16 Mayıs tarihleri arasında seyircilerine 47 ülkeden 100 filmle tadına doyulmaz bir hafta yaşatacak. Festival Kızılırmak Sineması, Goethe Institut ve sekiz üniversitede film gösterimleri, söyleşiler ve sürpriz etkinliklerle Ankaralıları uçmaya davet ediyor.

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali Ankara’da Başlıyor

İlk defa İsveç’te gerçekleştirilen, 2008’den bu yana da İstanbul’da düzenlenen “Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’ne bu sefer Ankara ev sahipliği yapacak. Festival 11-14 Nisan tarihlerinde Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek ve tüm filmler  ücretsiz olarak gösterilecek.

2009’dan bu yana iklim meselesine dikkatleri çeken ve bir çok başarıya imza atmış olan 350 Ankara grubunun  öncülüğünde düzenlenen festival, 11-14 Nisan tarihleri arasında Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek.

Festival; günümüzde çokça kullanılan sürdürülebilirlik kavramına ışık tutuyor. Afganistan’dan Kenya’ya, Çin’den Amerika’ya dünyanın her köşesinden hikayelerin anlatıldığı belgesellerden oluşan festival programında toplamda 24 film seyirciyle buluşacak. Festivalde ayrıca “sürdürülebirlilik” konusuna farklı pencerelerden bakan, konularında uzman konuşmacıların yer aldığı bir dizi söyleşi de gerçekleştirilecek.

Tüm Filmler Ücretsiz!

11 Nisan Perşembe günü 19:00’da Çankaya Belediyesi Başkanı Bülent Tanık ve İspanya’nın Ankara Büyükelçisi  Cristobal Gonzalez-Aller Jurado’nin  katılımıyla açılışı yapılacak olan festivalde film gösterimleri dışında ayrıca konserler, dans performansları ve  AFSAD işbirliği ile bir fotograf sergisi de yapılacak. Festival programında gösterilecek tüm filmler ve etkinlinler ücretsizdir.

“Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali”; bilim çevrelerinin dünya için geri dönülmez bir noktaya hızla yaklaşıldığını dile getirdiği bir dönemde anlattığı başarılı mücadelelerle bir umut ışığı niteliğinde.

Festival programı ve ayrıntılı bilgi için: http://350ankara.org/festival/

Roger Ebert (1942-2013)

Sinema eleştirmeni olmak kolay iş değil. Sinemacılar her yaptıkları filmin beğenilmesini ister, seyirciler sevdikleri filmleri eleştirmenlerin de sevmesini ister, biraz sıkıcı buldukları bir filmi öven eleştirmenleri yerin dibine batırırlar. Zaten eleştirmenlerin seyirciden çok ayrı düştükleri, popüler filmleri beğenmedikleri, sadece “sanat filmleri”ni sevdikleri çok kullanılan bir söylemdir. Bu yüzden popüler olan, seyircinin de kendine yakın hissettiği eleştirmen sayısı pek azdır. Daha 19 yaşında film eleştirileri yayınlanan, 1967’den beri de profesyonel olarak bu işi yapan Roger Ebert bu az sayıda isimden biriydi. Uzunca bir süredir kanserle mücadele etmekte olan Ebert dün (4 Nisan 2013) hayatını kaybetti. Sinema üzerine yazmak dışında 1975’den beri televizyonda da sinema programları yapan Ebert bu işin popüler olmasında en çok payı olan kişilerden biriydi, belki de dünya çapında en çok tanınan sinema eleştirmeni idi. Aynı zamanda Pulitzer ödülü kazanan ilk sinema eleştirmeni idi. 2002 yılından beri kanserle mücadele etmekte olan Ebert sayısız ameliyat geçirdi, konuşma yeteneğini kaybetti, sonra yavaş yavaş yeniden kazandı ama zorunlu durumlar dışında film izlemekten ve onlar üzerine yazmaktan hiç vazgeçmedi. Hatta hastalık sonrası İnternet’i çok daha yoğun kullanarak film yazılarını daha da çoğalttı. Ölümünden iki gün önce hastalığının nüksettiğini belirttiği yazısında geçen yıl 306 film eleştirisi yazdığını belirtmişti. Bu son yazısına http://blogs.suntimes.com/ebert/2013/04/a_leave_of_presense.html adresinden erişmek mümkün.

Ebert sinemaya sadece eleştirmen olarak da katkıda bulunmamıştı. Az sayıda da olsa film senaryoları da mevcut. Russ Meyer ile beraber çalıştıkları bu filmlerden en ünlüsü bugün bir kült film olarak kabul gören Beyond the Valley of the Dolls filmdir.

Yazılarında ve konuşmalarında çoğunlukla sert bir eleştirmenden çok bir sinema sevdalısı olduğu hissedilen Ebert benim için de her şeyden önce bir sinemaseverdi. Her film için görüşlerine katılmasam da eleştirilerini dikkate aldığım, hatta bir dönem her hafta çıkan yazılarının çıktısını alıp, dosyaladığım bir isimdi. Sinema dünyası adına önemli bir kayıp olan Ebert’ı saygıyla anıyorum.


Sinema Manyakları, Gezici Festival'i destekliyor.

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 262.611 hits
Nisan 2013
P S Ç P C C P
« Mar   May »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.
Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: