Şubat 2013 için arşiv



85. Oscar Ödülleri Tahminleri

Bir ödül sezonun daha sonuna geliyoruz. Yarın sabaha karşı 85. Oscar Ödülleri sahiplerini bulmuş olacak. Gölge e-Dergi‘nin Şubat sayısında bu yılki ödüller için tahminlerimi nedenleri ile birlikte yazmıştım. Aradan geçen bir aydaki gelişmeler bazı tahminlerimi değiştirmemi gerektirdi. Örneğin o tahminlerde Argo‘nun sadece en iyi film Oscarını alıp başka ödül alamayacağını öngörmüştüm. Görünen o ki gerçekçi bir tahmin olmamış. Belli ki başka ödüller de alacak. Güncellenmiş tahminlerim ve bazı kategoriler ile ilgili kısa yorumlarım şu şekilde (bazı tahminlerim değişse de daha detaylı yorumlar için Gölge e-Dergi’deki yazım hala günceldir):

En İyi Film: Argo
Kesinlikle adayların en iyisi değil, hatta ben adayların arasında olmasa da olurdu diye düşünenlerdenim ama öyle bir rüzgar yakaladı ki en iyi film seçilmemesi sürpriz olur.

En İyi Erkek Oyuncu: Daniel Day-Lewis (Lincoln)
Bu kategorideki yarış çok önceden bitti. Diğer adaylar da Daniel Day-Lewis’i alkışlamaya hazırlanıyor.

En İyi Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrence (Silver Linings Playbook)
Akademinin Silver Linings Playbook sevgisini bir yerden göstermesi gerek. Jennifer Lawrence hem iyi bir oyuncu, hem güzel, hem de popüler. Bence biraz erken bir ödül olacak ama ideal bir aday. Ama tahminimde yanılırsam ve kazanan Emmanuelle Riva olursa çok sevinirim.

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz (Django Unchained)
Waltz’un Django‘da Inglourious Basterds‘daki rolünün bir çeşitlemesini oynadığı şeklinde eleştiriler var. Haksız da sayılmazlar ama bu filmde de o kadar iyi ki Oscar’ı bir kez daha hakediyor. Tek dezavantajı da Inglourious Basterds ile Oscar almış olması zaten. Tüm oyuncu kadrosunun çok başarılı olduğu Django Unchained herhangi bir oyuncu Oscar’ı almazsa yazık olur. Tek şansı da bu kategori. Ama bu kategorideki adayların Alan Arkin hariç hepsinin şansı devam ediyor.

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Anne Hathaway (Les Misérables)
Neredeyse Day-Lewis’in ödülü kadar banko bir ödül.

En İyi Yönetmen: Steven Spielberg (Lincoln)
Gecenin en fazla sürpriz yaşanabilecek kategorisi. Ben Affleck ve Kathryn Bigelow sezonun tüm ödüllerini toplayıp Oscar’a aday olmadılar. Bu durumda tahmin yapmak çok güçleşti. Spielberg diyorum ama adaylardan Benh Zeitlin dışındaki herhangi biri kazanabilir.

En İyi Özgün Senaryo: Quentin Tarantino (Django Unchained)
Tarantino’dan yine çok iyi bir senaryo. Haneke bir sürpriz yapmazsa alır.

En İyi Uyarlama Senaryo: Chris Terrio (Argo)
Tony Kushner’ın her yerinden ustalık akan senaryosu karşısında Argo kazanacak demek istemezdim ama yapacak bir şey yok. Argo‘yu tek ödülle yollamayacaklar.

En İyi Görüntü Yönetmeni: Claudio Miranda (Life of Pi)
Roger Deakins’in hala Oscar’ı olmaması şaka gibi ama Life of Pi bu kategoride Skyfall‘dan daha iyi. Deakins bir sonraki adaylığını beklemeli.

En İyi Kurgu: William Goldenberg (Argo)
William Goldenberg bu kategoride hem Argo‘nun hem de Zero Dark Thirty‘nin kurgusunu yapmış durumda. Görünen o ki Argo‘nun ödüllerinden bir diğeri de bu olacak.

En İyi Sanat Yönetmeni: Sarah Greenwood, Katie Spencer (Anna Karenina)
Bu kategoride Lincoln‘da yapılan çalışmanın daha gösterişsiz ama başarılı olduğunu düşünüyorum ama tahminimi Anna Karenina‘dan yana güncelledim.

En İyi Kostüm: Paco Delgado (Les Misérables)
En İyi Makyaj: The Hobbit: An Unexpected Journey
En İyi Müzik: Mychael Danna (Life of Pi)
En İyi Şarkı: “Skyfall” Söz-Müzik: Adele Adkins, Paul Epworth (Skyfall)
En İyi Ses Miksajı: Skyfall
En İyi Ses Kurgusu: Skyfall
En İyi Görsel Efekt: Life of Pi
En İyi Animasyon (Uzun): Wreck-It Ralph
Akademi Tim Burton’a Oscar verecek diyordum ama Wreck-It Ralph, Frankenweenie‘den daha güçlü bir aday olarak gözüküyor şu anda. Brave kazanırsa sadece Pixar filmi olduğu için kazanacak.

Yabancı Dilde En İyi Film: Amour (Avusturya)
Dünya üzerinde bu kategoride Amour dışında bir filmin kazanacağını düşünen olduğunu zannetmiyorum.

En iyi Belgesel (Uzun): How to Survive a Plague
Şimdi doğruya doğru, Searching for Sugar Man daha güçlü bir aday gibi gözüküyor ama içimden bir ses Hollywood’un AIDS’e karşı duyarlılığı Oscar’ı How to Survive a Plague‘e getirecek diyor.

En İyi Belgesel (Kısa): Inocente
En İyi Animasyon (Kısa): Head Over Heels
En İyi Kısa Film: Curfew

Reklamlar

7. İkinci El Film Festivali Başlıyor

İkinci El Film Festivali

2007 yılında farklı bir konseptle değişik festivallerden elenmiş kısa filmlerin gösterildiği bir festival düşüncesi ile yola çıkan İkinci El Film Festivali, 20-24 Şubat 2013 tarihleri arasında yedinci kez düzenlenecek. Festivalin bu yılki teması “ritim” olarak belirlendi.

Festivalde her yıl olduğu gibi kısa film ve belgesel gösterimleri dışında farklı ve ilginç etkinlikler de olacak. Örneğin bu yıl festivale katkı sağlayan sinemacılar ve festivalin kurumsal destekçileri adına bir hatıra ormanını oluşturularak meyve ağaçları dikilecek. Ayrıca yine bu yıldan başlayarak festivalde sinemamıza farklı açılardan katkıda bulunan isimlere “Ahde Vefa Ödülleri” verilecek. Bu yıl ödüller için yedi isim seçilmiş. Çetin İnanç,  Safa Önal, Salih Güney, Sevin Okyay, Agah Özgüç, Sümer Tilmaç ve Selda Alkor, “Ahde Vefa Ödülleri”ni alan isimler olacak.

Ayırca festival kapsamında Pınar Öğünç, Yeşim Ceren Bozoğlu, Barbaros Şansal, Agah Özgüç, Banu Bozdemir, Burak Göral, Ege Görgün ve Mesut Kara’nın imza günleri düzenleniyor. Bunun dışında PTT Film ortağı Şebnem Kitiş’in Güney Amerika gezilerinde çektiği fotoğraflardan oluşan “Don’t Be A Gringo” başlıklı sergi ve Ege Görgün’ün “Cumhuriyet Döneminden 40 Sinema Dergisi” sergileri de festivalin önemli bölümlerinden.

Festival’de gösterilecek filmler ve gösterim programı hakkında detaylı bilgiye festivalin web sitesinden ulaşılabilir.

!f Ankara 28 Şubat’ta Başlıyor!

Maximum Kart partnerliğiyle düzenlenen !f Ankara Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali 12 yaşında. Toronto’dan Venedik’e, Sundance’den Cannes’a, dünyanın önemli festivallerinde büyük ilgi görmüş filmlerin Ankara galalarının yapılacağı !f Ankara, heyecan verici programıyla 28 Şubat’ta başlıyor.

Yenilikçi ve ses getiren filmleriyle kendi takipçilerini yaratan !f Bağımsız Filmler Festivali 12 yaşına dolu dolu bir programla giriyor. Maximum Kart partnerliğiyle düzenlenen !f Ankara, 28 Şubat-3 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum CEPA sinemasında gerçekleşecek.

Keş!f filmleri Ankara’da

Festivalin uluslararası alanda ses getiren film yarışması Keş!f’te yer alan 4 film Ankara’da da gösterilecek.

Neighbouring Sounds

Kleber Mendonça Filho’nun Rotterdam’dan FIPRESCI’li filmi Neighbouring Sounds/Komşu Sesler; Will Sharpe ve Tom Kingsley’in birlikte yönettikleri İngiliz kara komedisi Black Pond/Kara Göl; Werner Herzog ve Errol Morris’in yapımcılığında tüyleri diken diken eden anlatımı ve hikayesiyle sarsan The Act of Killing/Öldürme Eylemi ve ölmek üzere olan bir adamın bedenini canlı tutmak için akıl almaz yönetmelere başvurmasının minimalist ve gerçeküstücü hikayesi Halley/Kuyruklu Yıldız sinemada yeni dilleri ve anlatımları keşfetmeye hevesli sinemaseverlerin kaçırmaması gereken filmler.

Beklenen filmler Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da

!f Ankara’nın en çok ilgi gören bölümlerinden “Hit Filmler” bu yıl “Galalar” adını alıyor ve Digitürk sponsorluğunda yılın en çok beklenen filmlerini Ankara’da ilk kez seyirciyle buluşturuyor.

On the Road / Yolda

Richard Linklater’ın kurmaca ve belgeseli tuhaf bir şekilde bir araya getirdiği ve Jack Black ile Shirley MacLaine’in performanslarıyla harikalar yarattığı Bernie/Bernie’nin Suçu Ne?; 40 yaşını aşmış kadın oyuncuların Hollywood’da ne yaptıklarını merak edenlere All The Light In The Sky/Gökteki Tüm Işıklar; Rashida Jones ve Andy Samberg’i bir araya getiren ilişkiler komedisi Celeste&Jesse Forever/Vazgeçmem Senden; Çağdaş Güney Kore sinemasının en önemli isimlerinden Hong Sang-soo’nun Isabelle Huppert’ten üç farklı kadın yarattığı filmi In Another Country/Bambaşka Bir Ülkede; Michael Winterbottom’ın sade anlatımı ve kendine ait düşselliğiyle büyüleyen filmi Everyday/Hergün; Margot at the Wedding, The Squid and the Whale filmlerinin yaratıcı yönetmeni Noah Baumbach’tan beklenen bağımsız Frances Ha; Walter Salles’in beat kuşağının öncüsü Jack Kerouac’ın “asla film yapılamaz” denen aynı adlı kült romanından uyarladığı On The Road/Yolda; Precious/Acı Bir Hayat Hikâyesi’nin yönetmeni Lee Daniels’in Zac Efron, Matthew McConaughey, Nicole Kidman, John Cusack, Macy Gray gibi isimleri buluşturan, camp estetiğiyle yüklü filmi The Paperboy/Gazeteci Çocuk; çağımızın en büyük pop ikonlarından Marilyn Monroe’nun yayımlanmamış günlükleri ve mektuplarını Uma Thurman, Evan Rachel Wood, Lindsay Lohan gibi günümüz starlarına okutan Love, Marilyn/Sevgiler, Marilyn; Kanada sinemasının son yıllardaki en dikkat çeken yeteneği Xavier Dolan’ın Cannes’dan Kuir Palmiye ve Un Certain Regard bölümünden de kadın oyuncu ödülünü alan filmi Laurence Anyways; The Sopranos’un yaratıcısı David Chase’in ilk kamera arkası deneyimi olan ve 60’ların rock’n roll dünyasına selam gönderen Not Fade Away/Sen Gitmeden Önce ve Sion Sono’nun Tōhoku depremi sonrası yaşananları konu edinen sarsıcı filmi The Land Of Hope/Umut Diyarı “Galalar”da gösterilecek filmler…

Sinemada ve hayatta oyun oynayanlarla buluşuyoruz

Perdede kimi zaman deneysel, kimi zaman fantastik bir kurmaca yaratan, hayatı bir oyun alanı gibi görmemizi sağlayan filmlerin buluşma yeri olan “Oyun” bölümü gnctrkcll sponsorluğunda hazırlandı.

Brandon Cronenberg’in babası David Cronenberg’in izinden gittiğinin sinyallerini veren karanlık bilim kurgu ve korku kırması Antiviral/Antiviral; Bart Layton’un gerilimin en sade ve kışkırtıcı hallerini yansıtan, yılın en çok konuşulan belgesellerinden The Imposter/Hayat Avcısı; Kristina Buožytė’nin aşkın ve tutkunun görsel koreografisini ustaca inşa eden bilim kurgusu Vanishing Waves/Kaybolan Dalgalar; Peter Strickland’ın geçen yıl ödül üstüne ödül toplayan, atmosferiyle büyüleyen küçük başyapıtı Berberian Sound Studio/Berberian Ses Stüdyosu; usta Fransız yönetmen Patrice Leconte’un ilk animasyonu da olan ve intihar ürünlerinin satıldığı bir dükkanın hikâyesini anlatan kara komedisi Suicide Shop/İntihar Dükkanı; Sarah Polley’nin üçüncü kez kamera arkasına geçtiği ve bu kez kendi ailesinden yola çıktığı Stories We Tell/Anlattığımız Hikâyeler; zaman yolculuğu filmlerinin klişelerini altüst eden, incelikle dokunmuş senaryosu ve Mark Duplass’ın etkileyici oyunculuğuyla dikkat çeken Safety Not Guaranteed/Zaman Yolcuları ve deneysel canlandırmanın usta ismi Chris Sullivan’ın yapımı 15 yıl süren ve farklı teknikleri kullanarak 16 mm kamerayla kare kare çekerek yarattığı inanılmaz canlandırması Consuming Spirits/Ruhları Tüketmek ve müzik videolarıyla tanıdığımız New Yorklu sanatçı Jem Cohen’in imzası haline gelmiş olan gözlemci üslubuyla şekillenen ve doymak bilmeyen bir merakla iki kayıp ruhun içsel coğrafyalarının hikâyesini anlatan son filmi Museum Hours/Ziyaret Saatleri oyun meraklısı sinemaseverleri bekliyor.

Sevmeye, değişmeye ve değiştirmeye davet eden filmler

!f Ankara’da bu yıla özel üç yeni bölüm bulunuyor. Bunlardan ilki; Turkcell Profesyoneller Kulübü’nün sponsorluğunda hazırlanan, hayata yön veren dürtülerden beslenen, sıra dışı ve dönüştürücü filmlerin gösterileceği “Sev&Değiştir” adını taşıyor.

Versailles sarayından esinlenilerek inşa edilen bir konakta yaşayan emlak milyarderi çiftin sıradışı hayatlarını anlatan The Queen of Versailles/Versay Kraliçesi; Estonyalı bir grup genç aktivistin umut verici hikâyesinin anlatıldığı The New World/Yeni Bir Dünya ve son yılların en yaratıcı eylemlerine imza atan hacktivistlerin dünyasına yakından bakan We Are Legion: The Story of the Hacktivists/Biz Birliğiz: Hacktivistlerin Hikâyesi, “Sev&Değiştir”de izleyeceğimiz filmlerden bazıları.

Bu bölümde ayrıca; !f İstanbul’un geçen yıl odağına aldığı sokak hareketlerini konu alan iki film gösterilecek: Petr Lom’un Mısır’da Hüsnü Mübarek’i düşüren devrimin tanığı beş kişinin hayatlarında nelerin değiştiğini ve değişmediğini anlatan belgeseli Back To The Square/Meydana Dönüş ve Velcrow Ripper’ın Kahire’den Calgary’ye, Wall Street’ten Madrid’e dünyanın dört bir tarafında devam eden aktivist eylemleri kameraya aldığı Occupy Love, birlikte dünyayı değiştirebileceğimizin kanıtı filmler.

!f Ankara’da özel gösterimler

Samsara

Geniş açı ve time lapse kullanımında dünyanın en iyi sinemacılarından birisi olarak gösterilen Amerikalı yönetmen ve görüntü yönetmeni Ron Fricke’nin, adını adeta efsaneye dönüştüren, Montreal’de FIPRESCI ödüllü belgeseli Baraka’dan 20 yıl sonra çektiği Samsara, Ankara’da ilk kez !f Ankara’da gösterilecek. Adını, Sanskritçeden bire bir çevrildiğinde doğanın sonsuz döngüsü anlamına gelen ‘samsara’dan alan film, doğum, ölüm, yaşam ve reenkarnasyonu konu ediniyor. 90’larda sinema dünyasında adeta çığır açan, görüntüsü, müziği ve ruhani gücüyle eşi benzeri olmayan bir deneyim yaşatan ve Dead Can Dance’i hayatımıza sokan Baraka da, zamanında kaçıranlar ve büyük ekranda izledikleri o ilk heyecanı özleyenler için özel bir gösterimle !f Ankara’da olacak.

Yine rengârenk, yine korkusuz

‘Sevmeye yasak olmaz’ diyen, tüm aşklara ve yaşam biçimlerine alan açan, !f Ankara’nın klasik bölümlerinden Gökkuşağı’nda bu yıl; Ugandalı gey aktivist David Kato’nun hikâyesini anlatan Call Me Kuchu/Ben Kuchu’yum,  James Dean’in eşcinsel olduğu iddialarının beyazperdede hayat buluşunun filmi Joshua Tree, 1951: A Portrait of James Dean/Joshua Ağacı, 1951: Bir James Dean Portresi ve Eytan Fox’un 2002’de çektiği ve iki İsrailli askerin aşkını anlatan Yossi & Jagger’ın devam filmi olan Yossi gösterilecek.

Kült olmaya aday filmler

Iron Sky

Festivalin bir diğer yeni bölümü ise “Karanlık & Köşeli” başlığını taşıyor. Kült olmaya aday filmlerden oluşan bu bölümde; Timo Vuorensola’nın Nazilerin ayın karanlık yüzünde yaşadıkları ve bir gün dünyaya saldıracakları iddiasından yola çıkarak yönettiği çılgın bilim kurgu Iron Sky/Demir Gökyüzü ve Franck Khalfoun’un 1980 tarihli aynı adlı kült korku filminden günümüze uyarladığı ve başrolü Elijah Wood’a verdiği Maniac/Manyak gösterilecek.

Filmlerden çıkan müzikler !f Müzik’te

Maximum Kart partnerliğiyle hayat bulan ve yılın müzik filmlerini bir araya getiren “!f Müzik”in bu yılki Ankara filmi, ölümcül Lou Gehrig hastalığına yakalandıktan sonra inatla yaşamaya ve müzik yapmaya devam eden efsanevi gitar virtüözü Jason Becker’in hayatını anlatan Jason Becker: Not Dead Yet/Jason Becker: Henüz Ölmedi olacak.

Geleceğin yönetmenlerini haber veren filmler

Benim Çocuğum

Türkiye sinemasının son bir yılını mercek altına aldığı “Ev” bölümünden Ankara’ya iki film ulaşıyor: Ufuk Aksoy’un geçmişi ve geleceği birbirinden ayrı iki kadının Büyükada’da bir evde karşılaşmalarını konu alan psikolojik-dram Devremülk ve Can Candan’ın yönettiği, eşcinsel, biseksüel ve transseksüel çocukları olan ailelerin tanıklıklarına başvuran umut ve mücadele hikâyesi Benim Çocuğum.

Sundance Özel

!f Ankara’nın geleneksel Sundance konuğu filmi ise genç bağımsız yönetmen Ry Russo Young’dan geliyor. Young’ın senaryosunu Girls’ün yaratıcısı Lena Dunham’la birlikte yazdığı ve Pasolini’nin Teorema’sı ile François Ozon’un Sitcom’unu hatırlatan Nobody Walks bastırılmış duygu ve arzularımızı konu alan zeki, incelikli ve ateşli bir yolculuk.

Yılın en iyi kısaları bir arada

!f’in kısa metrajlı film üretimine dair son bir yıl içerisindeki eğilimlerin derlemesini yapmak amacıyla hazırladığı “Türkiye’den Kısalar”, bu yıl ilk kez yönetmen ve yapımcıların yanı sıra kısa film izleyicilerinin önerileriyle hazırlandı. Festivalin tematik olarak programladığı “Türkiye’den Kısalar” seçkileri Ankara’da ücretsiz olarak !f izleyicilerine sunulacak.

Ucube

Bu yıl “Türkiye’den Kısalar” bölümü üç derlemeden oluşuyor.İsimsiz (Türkiye, 2013)” derlemesinde yer alan Abdurrahman Öner’in Buhar; Nehir Tuna’nın Dedeler En İyisini Bilir; Efe Öztezdoğan’ın Sabah-Öğle-Akşam ve Erol Mintaş ile Taylan Mintaş’ın Ucube adlı kısaları birkaç mesele üzerinden günümüz Türkiye’si portresini sunuyor. Nefes Alma Taktikleri” derlemesinde gösterilecek filmler ise, hayatla baş edebilme, akıl sağlığını koruma rehberliği sunan bir dizi hikâye anlatıyor. Yıldıray Yıldırım’ın 1982; Ferit Katipoğlu’nun Cinnamon Chasers: Lights; Alp Giray Tabakoğlu’nun Emmaporasyon; Eli Kasavi’nin Evren’in Sonu; Murat Uğurlu’nun Öteki Yüz; Halit Fatih Kızılgök’ün Nerdesin? ve Nazlı Elif Durlu’nun Sonra adlı kısaları kendisi, bedeni değilse de kafası genç olanlar veya gençleri anlayabilenler, hatta onlardan ilham alabilenler için hüzünlü ama çaresiz olmayan filmler… Bağlamlarötesi Hipersekanslar” seçkisinde ise Oğuzhan Akalın’ın Kafes; Serkan Yüksel’in 303; Akile Nazlı Kaya’nın Dünyayı Kurtarmaya Çalışanlar; Zeyno Pekünlü’nün Erkek Erkeğe; Merve İnce’nin Gassal; Çiçek İlengiz ve Etem Şahin’in Oben Beno (Bir Giriş); Deniz Bazan’ın Sisyphos adlı kısaları deneysel sinema meraklılarının ilgisini çekecek.

!f Ankara’da bir muhalif!

!f Ankara’nın ODTÜ GİSAM’da düzenleyeceği “Bir Muhal!f: Bir Muhalifin Kampanya El Kitabı” başlıklı atölye, katılımcıları değişimin bir parçası olmaya çağıracak. Dünyanın en büyük imza kampanyası platformu Change.org’un direktörü ve sivil toplum aktivisti Uygar Özesmi’nin rehberliğinde yapılacak atölyede, online aktivizm ve kampanyacılığın hayatın içindeki karşılığı konuşulacak. 28 Şubat’ta yapılacak atölyeye katılım ücretsiz olacak.

Bilet fiyatları aynı

!f Ankara’nın biletleri 8-10 Şubat tarihlerinde indirimli ön satışa çıkacak. MyBilet’ten satın alınacak festival biletlerinde geçen yılın fiyatları uygulanacak.

Bilet ücretleri şöyle:

Hafta içi Gündüz Gösterimleri: 7 TL

Tam: 13 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)

Öğrenci: 10,5 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)

“Ev” Bölümü Filmleri: 7 TL

21:30 – 22:00 Seansları: 13 TL

Maximum paketler, maksimum indirimler

Bu yıl Maximum kartlılara özel paketlerde kaçırılmayacak bir fırsat uygulanacak. En az 4 film biletten oluşan “Maximum Film Paketi”ni alanlar % 50 indirim fırsatından yararlanacak. Paketleri tercih etmeyecek Maximum kart sahipleri ise, ön satış döneminde bütün film biletleri için %20 indirimden yararlanacak.

Turkcell’den bir bilet alana bir bilet bedava

Festivaldeki tüm filmler kapsamında, hafta içi gündüz seansları 19:00’a kadar gnctrkcll’lilere özel “bir bilet alana bir bilet hediye” olacak. Turkcell Profesyoneller Kulübü üyeleri de Cuma ve Cumartesi akşamı 19:00 ve 19:30 seanslarında “bir bilet alana bir bilet hediye” fırsatından faydalanacaklar.

Teşekkür ederiz…

!f Ankara Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali; partneri Maximum Kart’a; “Galalar” bölüm sponsoru Digiturk’e; “Oyun” bölümü sponsoru gnctrkcll’e; Sev&Değiştir” bölüm sponsoru Turkcell Profesyoneller Kulübü’ne; konaklama sponsoru The Peak Hotel’e; otomotiv sponsoru MINI’ye; !f Müzik sponsoru Maximum Kart’a; !f Müzik partileri co-sponsoru Bomonti Bira’ya; televizyon sponsorları cnbc-e ve NTV’ye; gazete sponsorları Hürriyet Daily News, Hürriyet Keyif ve Radikal’e; radyo sponsorları Radyo Eksen ve Radyo ODTÜ’ye; internet sponsorları beyazperde.com ve bugunbugece.com’a; kurumsal destekçileri İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi, !f Ankara destekleyicileri Başkent Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, İLEF ve ODTÜ SİTOP’a teşekkür eder.

Tayfa Film Günleri’nde Şubat Ayı Programında Ustalara Saygı

TAYFA Film Günleri bu ay ‘Ustalara Saygı’ programıyla devam ediyor. Program kapsamında Michelangelo Antonioni, Theo Angelopoulos, Jim Jarmusch ve Wim Wenders’in filmleri yer alacaktır. Her pazartesi 19:00’da başlayacak film gösterimlerinin ardından sinema yazarı ve akademisyenler filmlere dair okumalar gerçekleştireceklerdir.

Programa dair ayrıntılar;

4 Şubat Pazartesi

ÇIĞLIK / IL GRIDO
Yönetmen: Michelangelo Antonioni
1957, 116 dk.

19:00
– Il Grido
21:00– Sekans Sinema Dergisi genel yayın yönetmeni  ve film eleştirmeni Gökhan Erkılıç’ın film okuması

Sinema tarihinin büyük ustalarından Antonioni’nin doğumunun 100.yılı vesilesiyle ustanın erken dönem filmlerinden Il Grido’yu (Çığlık) gösteriyoruz. İtalyan Yeni Gerçekçilik akımından izler taşıyan bu geçiş dönemi filmi, bir işçinin yaşamını derinlemesine ele alarak proleteryanın çaresizlikle yok oluşunu ve yabancılaşmasını takıntılı bir aşk üzerinden anlatmakla kalmıyor; bu yok oluşu kişisel ve toplumsal bir izlek üzerinden etkileyici bir sinema diliyle ortaya koyuyor.

11 Şubat Pazartesi

SONSUZLUK VE BİR GÜN  / MİA AİONİOTİTA KAİ MİA MERA
Yönetmen: Theo Angelopoulos
1998, 137 dk.

Bir yıl önce hazin bir şekilde kaybettiğimiz büyük usta Theo Angelopoulos’u “Sonsuzluk ve Bir Gün” filmiyle anıyoruz. Ölümcül bir hastalığa yakalanan bir yazarın hastaneye yatmadan önceki son gününü anlatan film; geçmişle şimdiyi ‘sonsuzluğun’ şiirsel sinemasında buluşturuyor. Geriye yarım kalmış bir hayatın anıları ve Angelopoulos’nun zamansız ölümünün hüznü kalıyor.

19:00-Sonsuzluk ve Bir Gün
21:30– Akademisyen Özgür Yaren’in film okuması

18 Şubat Pazartesi

İÇERDEKİLER / DOWN BY LAW
Yönetmen: Jim Jarmusch
1986, 107 dk.

19:00-Down By Law
21:00– Sinema yazarı Sinan Yusufoğlu’nun film okuması

Amerikan bağımsız sinemasının ‘bağımlılık’ yaratan yönetmeni Jim Jarmusch 60 yaşında. Usta yönetmen sinema yolculuğunda da 33 yılı geride bıraktı. Bu yolculuğun ilk duraklarından biri olan Down by Law’da Zack, Jack ve Roberto’nun peşine takılıp Amerika sokaklarında, hapishanelerinde, tarlalarında ve nehirlerinde  dostluğun, aylaklığın, kaçışın, şiirin ve aşkın izini sürüyoruz ve Jarmusch’un özgürlük temelli sinemasına ‘içerden’ bakıyoruz.

25 Şubat Pazartesi

PİNA
Yönetmen: Wim Wenders
2011, 103 dk.

Sinemanın yaşayan en büyük ustalarından Wim Wenders’in 2009 yılında yaşamını yitiren Alman koreograf Pina Bausch’la buluşması olağanüstü bir görsellikle perdeye yansıyor. Bedensel ve imgesel olarak büyüleyici bir keşif duygusu yaratan Pina, dansa ve dansın şekillendiği Wuppertal kentine farklı bir bakış atıyor. Tanztheater Wuppertal Pina Bausch topluluğun dansına siz de eşlik edin.

19:00 – Pina
21:00 – Akademisyen Ersan Ocak’ın film okuması

Tüm gösterimler ücretsizdir.

Filmler orijinal dilinde ve Türkçe/İngilizce altyazıyla gösterilecektir.

Tayfa Kitapkafe

Adres: Selanik Cad. 82 / 32 (Selanik ile Kızılırmak sokaklarının kesişiminde)

!f Ankara Biletlerinde Ön Satışlar Başladı

!f_Logo28 Şubat’ta Maximum Kart partnerliğinde yapılacak 12. !f Ankara Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali biletlerinde ön satışlar başladı. 10 Şubat’a kadar devam edecek ön satışlarda biletlerinizi, MyBilet’ten alabilirsiniz. Geçen yılın fiyatlarıyla satışa çıkan festival biletlerinde bu yıl Maximum kartlılara özel indirimler var, kaçırmayın!

28 Şubat-3 Mart tarihlerinde Ankara’da Maximum Kart partnerliğinde gerçekleştirilecek olan 12. !f Ankara Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali biletlerinde ön satışlar 8 Şubat’ta MyBilet’te başladı.

Maximum paketler, maksimum indirimler

Bu yıl Maximum kartlılara özel paketlerde kaçırılmayacak bir fırsat uygulanacak. En az 4 film en fazla 20 biletten oluşan “Maximum Film Paketi”ni alanlar % 50 indirim fırsatından yararlanacak. Paketleri tercih etmeyecek Maximum kart sahipleri ise, ön satış döneminde bütün film biletleri için %20 indirimden yararlanacak.

Turkcell’den bir bilet alana bir bilet bedava

Ayrıca, hafta içi gündüz seansları 19:00’a kadar gnctrkcll’lilere özel “bir bilet alana bir bilet hediye” olacak. Turkcell Profesyoneller Kulübü üyeleri de Cuma ve Cumartesi akşamı 19:00 ve 19:30 seanslarında “bir bilet alana bir bilet hediye” fırsatından faydalanacaklar.

Bilet fiyatları değişmedi

MyBilet’ten satın alınacak festival biletlerinde geçen yılın fiyatları uygulanacak. Bilet fiyatları ise şöyle:

Hafta içi Gündüz Gösterimleri: 7 TL

Tam: 13 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)

Öğrenci: 10,5 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)

“Ev” Bölümü Filmleri: 7 TL

21:30 – 22:00 Seansları: 13 TL

Festivalle ilgili ayrıntılı bilgi: www.ifistanbul.com

!f İstanbul’da Duyular Harekete Geçiyor

90’ların unutulmaz filmi Baraka’nın yönetmeni Ron Fricke’nin yirmi yıl sonra çektiği ilk film olan Samsara, Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da. Ayrıca, zamanında kaçıranlar ve büyük ekranda izledikleri o ilk heyecanı özleyenler için Baraka da özel bir gösterimle beyazperdeye geliyor.

Maximum Kart’ın partnerliğinde 14 Şubat’ta başlayacak !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, hafızalardan çıkmayacak ruhsal bir sinema deneyimi vadeden Baraka ve Samsara’ya özel gösterim düzenliyor.

25 ülkede, 70 mm formatla

Geniş açı ve time lapse kullanımında dünyanın en iyi sinemacılarından birisi olarak gösterilen Amerikalı yönetmen ve görüntü yönetmeni Ron Fricke’nin, adını adeta efsaneye dönüştüren, Montreal’de FIPRESCI ödüllü belgeseli Baraka’dan 20 yıl sonra çektiği Samsara, Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da gösterilecek.

Adını, Sanskritçeden bire bir çevrildiğinde doğanın sonsuz döngüsü anlamına gelen ‘samsara’dan alan film, doğum, ölüm, yaşam ve reenkarnasyonu konu ediniyor. Beş yılı aşkın bir sürede, yirmi beş ülkede çekilen Samsara, insanlığın kutsal saydığı topraklardan, endüstrileşmenin en yoğun yaşandığı alanlara kadar geniş bir coğrafyayı kapsıyor. İnsan deneyiminin ve maneviyatının kavranılmaz derinliklerini araştıran saf bir sinema deneyimi sunan film, dünyanın çeşitli yerlerindeki insan topluluklarının umut etme biçimleri kadar korkularının ve arzularının da benzer olduğunun altını çiziyor. Artık çok az filmde kullanılan analog 70 mm formatla çekilen film, insanlığı doğaya bağlayan yaşam döngüsünün görsel bir yansıması.

Kaçıranlar ve özleyenler için Baraka

90’larda sinema dünyasında adeta çığır açan, görüntüsü, müziği ve ruhani gücüyle eşi benzeri olmayan bir deneyim yaşatan ve Dead Can Dance’i hayatımıza sokan Baraka da, zamanında kaçıranlar ve büyük ekranda izledikleri o ilk heyecanı özleyenler için özel bir gösterimle !f İstanbul’da olacak.

Kesinlikle büyük ekranda görülmesi gereken, duyuları harekete geçirecek eşsiz ve ruhani bir sinema yolculuğu vadeden bu iki film, !f İstanbul’un “Özel Gösterimler”inde sinemaseverleri bekliyor.

14 Şubat’ta başlıyor

Maximum Kart’ın partnerliğinde düzenlenecek 12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 14-24 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak, 28 Şubat-3 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum CEPA ve İzmir’de ise Cinemaximum Forum Bornova sinemalarında gerçekleşecek.

!f İstanbul’da ‘hareket’ devam ediyor

Maximum Kart partnerliğiyle düzenlenen 12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali 14 Şubat’ta İstanbul’dan yola çıkıyor. Geçen yıl, dünyayı etkileyen sokak hareketlerini tema seçen !f İstanbul, hareketin geride bıraktığı rüzgârı takip ediyor ve dünyayı değiştiren insanların umut verici hikayelerini bir araya getiriyor.

Geçen yıl Tahrir’den Occupy’a kadar dünyayı çalkalayan sokak hareketlerinden yola çıkarak temasını “Hareket” olarak belirleyen !f İstanbul, bu yıl da rüzgârın bıraktığı izleri takip ediyor ve ‘hareket’li filmleri bir araya getiriyor. Turkcell Profesyoneller Kulübü’nün sponsorluğunda hazırlanan “Sev&Değiştir” bölümünde izleyeceğimiz filmler, dünyayı değiştirmek için hala bir fırsatımız olduğunun umudunu taşıyorlar.

Mısır’dan Rusya’ya, Kahire’den Wall Street’e

İran’daki Ahmedinejad rejimini anlattığı Letter to the President adlı filmiyle dikkatleri çeken Petr Lom’un son filmi Back To The Square/Meydana Dönüş, Mısır’da Hüsnü Mübarek’i düşüren devrimin tanığı beş kişinin hayatlarında nelerin değiştiğini ve değişmediğini anlatıyor. Bu beş Mısırlının hayatlarını takip ederek “Devrimin üstünden altı ay geçmiş ve ne kazanıldı?” sorusuna yanıt arayan belgesel, Tahrir devriminin sadece bir başlangıç olduğunu, demokrasiye ulaşmak için mücadelenin devam etmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Velcro Ripper’ın Kahire’den Calgary’ye, Wall Street’ten Madrid’e dünyanın dört bir tarafında devam eden aktivist eylemleri belgelediği Occupy Love, yönetmenin Ateşli Aşk Üçlemesi olarak adlandırdığı serisinin sonuncu filmi. Ripper, gezegenimizin karşı karşıya olduğu sorunların derinlerine inerken dünyada yükselen değişim arzusunu belgeliyor. Ekonomik krizle ekolojik çöküşün ne kadar bağlantılı olduğunu, ekonomilerin sistemi devam ettirebilmek için nasıl doğayı sömürdüğünü ortaya koyuyor. Ripper uyarıyor: “Bugün tüm gezegen sıfır noktasına yaklaşmış durumda.” Tek çözüm ise farklı bir devrim.

Bölümün bir diğer ‘hareket’li filmi ise Rusya’dan geliyor. 10 yönetmenin bir araya gelip çektiği, Vladimir Putin’in başkan seçilmesinin ardından binlerce insanın katıldığı hükümet karşıtı gösterileri anlatan Winter, Go Away!/Defol, Kış!, şiddete maruz kalma ya da hapse düşme tehlikesine rağmen bir şeyleri değiştirmek için çabalayan çok sayıda etkileyici insanla tanışmamızı sağlıyor.

Hareket bizde başlıyor

“Sev ve Değiştir” bölümünde ayrıca, sokakta olmasa bile yaşamları ya da eylemleriyle ‘hareket’ yaratan insanların hikâyelerini de izleyeceğiz: Son yılların en yaratıcı eylemlerine imza atan hacktivistlerin dünyasına yakından bakan We Are Legion: The Story of the Hacktivists/Biz Birliğiz: Hacktivistlerin Hikâyesi, bir grup Estonyalı genç aktivistin, kocaman bir evi yüzlerce insan için sürdürülebilir bir yaşam alanına dönüştürmelerinin inanılmaz hikâyesini anlatan The New World/Yeni Bir Dünya ve çevre için para toplamak amacıyla amatör porno yapıp internette satan bir grubun mücadelesine tanıklık eden Fuck For Forest/Orman İçin Seviş değişimin bizde başladığının kanıtını taşıyan filmler.

Change.org’la atölye

Festival kapsamında ayrıca, “Bir Muhal!f: Bir Muhalifin Kampanya El Kitabı” başlıklı bir atölye de düzenlenecek. 20 Şubat’ta Salt İstanbul – Açık Sinema’da, 28 Şubat’ta ise ODTÜ GİSAM’da gerçekleşecek atölye, dünyanın en büyük imza kampanyası platformu Change.org’un direktörü ve sivil toplum aktivisti Uygar Özesmi’nin rehberliğinde yapılacak ve online aktivizm ve kampanyacılığın hayatın içindeki karşılığı konuşulacak.

Biletler 1 Şubat’ta ön satışta

12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 14-24 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak, 28 Şubat-3 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum CEPA ve İzmir’de ise Cinemaximum Forum Bornova sinemalarında gerçekleşecek. Festival biletleri 1-3 Şubat tarihlerinde İstanbul, 8-10 Şubat tarihlerinde Ankara ve İzmir’de indirimli ön satışa çıkacak. MyBilet’ten satın alınacak festival biletlerinde geçen yılın fiyatları uygulanacak.

Ayrıntılı bilgi için: www.ifistanbul.com


Sinema Manyakları, Gezici Festival'i destekliyor.

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 263.392 hits
Şubat 2013
P S Ç P C C P
« Oca   Mar »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.
Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: