Posts Tagged '!f izmir'

!f İstanbul’da Büyük Ödül Sambacılarla Gecekonduların Ötesindeki Brezilya’ya gitti

!f İstanbul’un merakla beklenen yarışmalı bölümü Keş!f’in “ilham veren” yönetmenleri belli oldu. Günümüz Brezilya’sına farklı bir bakış getiren Komşu Sesler’in yönetmeni Kleber Mendonça Filho Keş!f Jüri Ödülü’nün sahibi olurken, SİYAD Ödülü de Öldürme Eylemi filmiyle Joshua Oppenheimer’a gitti.

Maximum Kart partnerliğiyle düzenlenen 12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, dün gece BackYard’da yapılan ödül töreniyle sona erdi. Beste Bereket’in sunuculuğunu yaptığı gecede Keş!f Yarışması Ödülleri ve Türkiye’den Kısalar İzleyici Ödülleri sahiplerini buldu.

Keş!f Ödülü Brezilyalı yönetmenin

Sinema dünyasından usta isimlerin “sinemada cesur hikâye anlatımı ve biçimsel arayış” kriterlerini gözeterek, en çok “İlham Veren Yönetmen”i seçtikleri Uluslararası Keş!f Yarışması’nda bu yıl 11 ülkeden 9 film yarıştı.

Meltem Cumbul, Richard Peña, Miguel Gomes, Marianne Slot ve Denis Côté’den oluşan Keş!f Jürisi, Neighbouring Sounds/Komşu Sesler’in yönetmeni Kleber Mendonça Filho’yu “yılın ilham veren yönetmeni” seçti. Jüri adına açıklamayı okuyan Meltem Cumbul; “Ödülü vermeye karar verdiğimiz film, bizi günümüz toplumuna dair  algı açıcı bir yolculuğa çıkarmakla kalmıyor, bunu öyle bir şekilde yapıyor ki, sonunda her izleyicinin bu toplum hakkında kendi çıkarımlarına varmasına da izin veriyor” dedi.

Oyuncaklı hikâyesiyle kimi zaman zekice yazılmış bir komediye kimi zaman da bir gerilim filmine dönüşerek türler arasında sürüklenen Komşu Sesler, seyirciyi Brezilya’nın Recife adlı kıyı kasabasında bir mahallenin sakinlerinin yaşamlarında gezintiye çıkarıyordu.

SİYAD Joshua Oppenheimer dedi

Ceylan Özçelik, Çağdaş Günerbüyük ve Yeşim Tabak’tan oluşan Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) jürisinin seçimi ise The Act of Killing/Öldürme Eylemi’nin yönetmeni Joshua Oppenheimer oldu.

SİYAD Jürisi adına konuşan Yeşim Tabak, ödülü verme gerekçeleri olarak şunları söyledi: “Kurmacanın gücünü belgesel sinemanın sınırları içine dahil etme konusundaki yaratıcı yöntemi; bu sayede, bir insanlık suçunu ya da suçluları teşhir etmenin ve buna karşı bir siyasi tavır almanın çok ötesine geçerek malzemesini felsefi boyutuyla, üstelik sinemanın doğası hakkında da düşündürerek ortaya koyabildiği için, SİYAD Ödülü’nü Öldürme Eylemi’ne veriyoruz.”

Endonezya’da geçen belgesel, karaborsada sinema biletleri satan Anwar ve arkadaşlarının ‘sinema çetesi’nin, daha sonra milyonlarca kişinin öldürülmesinden sorumlu paramiliter, aşırı sağcı bir örgüte dönüşmesini anlatıyor. Film, geçtiğimiz hafta da Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde Ekümenik Jürisi Ödülü ve Seyirci Ödülü’nü kazanmıştı.

Kısa izleyicisi Sonra’yı seçti

Gecede ayrıca Türkiye’den Kısalar bölümü kapsamında verilen İzleyici Ödülleri’nin sahipleri de belli oldu. 18 kısanın gösterildiği bölümde en iyi kısa Nazlı Elif Durlu’nun yönettiği Sonra seçilirken, Akile Nazlı Kaya’nın Dünyayı Kurtarmaya Çalışanlar’ı ikinciliği, Yıldıray Yıldırım’ın 1982 adlı kısası da üçüncülüğü aldı.

Ankara ve İzmir’e gidiyor

17-24 Şubat tarihlerinde gerçekleşen !f İstanbul bu sene de dünyanın dört bir yanından ödüllü bağımsızlar ve ustaların son filmleri Türkiye’de ilk kez seyirciyle buluşturdu. Bu yıl 80’den fazla filmin gösterildiği festivali 70 bin kişi izledi. Festival, 28 Şubat’ta Ankara ve İzmir’e doğru yola çıkacak ve 3 Mart’ta sona erecek.

Reklamlar

!f İstanbul’da Duyular Harekete Geçiyor

90’ların unutulmaz filmi Baraka’nın yönetmeni Ron Fricke’nin yirmi yıl sonra çektiği ilk film olan Samsara, Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da. Ayrıca, zamanında kaçıranlar ve büyük ekranda izledikleri o ilk heyecanı özleyenler için Baraka da özel bir gösterimle beyazperdeye geliyor.

Maximum Kart’ın partnerliğinde 14 Şubat’ta başlayacak !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, hafızalardan çıkmayacak ruhsal bir sinema deneyimi vadeden Baraka ve Samsara’ya özel gösterim düzenliyor.

25 ülkede, 70 mm formatla

Geniş açı ve time lapse kullanımında dünyanın en iyi sinemacılarından birisi olarak gösterilen Amerikalı yönetmen ve görüntü yönetmeni Ron Fricke’nin, adını adeta efsaneye dönüştüren, Montreal’de FIPRESCI ödüllü belgeseli Baraka’dan 20 yıl sonra çektiği Samsara, Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da gösterilecek.

Adını, Sanskritçeden bire bir çevrildiğinde doğanın sonsuz döngüsü anlamına gelen ‘samsara’dan alan film, doğum, ölüm, yaşam ve reenkarnasyonu konu ediniyor. Beş yılı aşkın bir sürede, yirmi beş ülkede çekilen Samsara, insanlığın kutsal saydığı topraklardan, endüstrileşmenin en yoğun yaşandığı alanlara kadar geniş bir coğrafyayı kapsıyor. İnsan deneyiminin ve maneviyatının kavranılmaz derinliklerini araştıran saf bir sinema deneyimi sunan film, dünyanın çeşitli yerlerindeki insan topluluklarının umut etme biçimleri kadar korkularının ve arzularının da benzer olduğunun altını çiziyor. Artık çok az filmde kullanılan analog 70 mm formatla çekilen film, insanlığı doğaya bağlayan yaşam döngüsünün görsel bir yansıması.

Kaçıranlar ve özleyenler için Baraka

90’larda sinema dünyasında adeta çığır açan, görüntüsü, müziği ve ruhani gücüyle eşi benzeri olmayan bir deneyim yaşatan ve Dead Can Dance’i hayatımıza sokan Baraka da, zamanında kaçıranlar ve büyük ekranda izledikleri o ilk heyecanı özleyenler için özel bir gösterimle !f İstanbul’da olacak.

Kesinlikle büyük ekranda görülmesi gereken, duyuları harekete geçirecek eşsiz ve ruhani bir sinema yolculuğu vadeden bu iki film, !f İstanbul’un “Özel Gösterimler”inde sinemaseverleri bekliyor.

14 Şubat’ta başlıyor

Maximum Kart’ın partnerliğinde düzenlenecek 12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 14-24 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak, 28 Şubat-3 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum CEPA ve İzmir’de ise Cinemaximum Forum Bornova sinemalarında gerçekleşecek.

!f İstanbul’da ‘hareket’ devam ediyor

Maximum Kart partnerliğiyle düzenlenen 12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali 14 Şubat’ta İstanbul’dan yola çıkıyor. Geçen yıl, dünyayı etkileyen sokak hareketlerini tema seçen !f İstanbul, hareketin geride bıraktığı rüzgârı takip ediyor ve dünyayı değiştiren insanların umut verici hikayelerini bir araya getiriyor.

Geçen yıl Tahrir’den Occupy’a kadar dünyayı çalkalayan sokak hareketlerinden yola çıkarak temasını “Hareket” olarak belirleyen !f İstanbul, bu yıl da rüzgârın bıraktığı izleri takip ediyor ve ‘hareket’li filmleri bir araya getiriyor. Turkcell Profesyoneller Kulübü’nün sponsorluğunda hazırlanan “Sev&Değiştir” bölümünde izleyeceğimiz filmler, dünyayı değiştirmek için hala bir fırsatımız olduğunun umudunu taşıyorlar.

Mısır’dan Rusya’ya, Kahire’den Wall Street’e

İran’daki Ahmedinejad rejimini anlattığı Letter to the President adlı filmiyle dikkatleri çeken Petr Lom’un son filmi Back To The Square/Meydana Dönüş, Mısır’da Hüsnü Mübarek’i düşüren devrimin tanığı beş kişinin hayatlarında nelerin değiştiğini ve değişmediğini anlatıyor. Bu beş Mısırlının hayatlarını takip ederek “Devrimin üstünden altı ay geçmiş ve ne kazanıldı?” sorusuna yanıt arayan belgesel, Tahrir devriminin sadece bir başlangıç olduğunu, demokrasiye ulaşmak için mücadelenin devam etmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Velcro Ripper’ın Kahire’den Calgary’ye, Wall Street’ten Madrid’e dünyanın dört bir tarafında devam eden aktivist eylemleri belgelediği Occupy Love, yönetmenin Ateşli Aşk Üçlemesi olarak adlandırdığı serisinin sonuncu filmi. Ripper, gezegenimizin karşı karşıya olduğu sorunların derinlerine inerken dünyada yükselen değişim arzusunu belgeliyor. Ekonomik krizle ekolojik çöküşün ne kadar bağlantılı olduğunu, ekonomilerin sistemi devam ettirebilmek için nasıl doğayı sömürdüğünü ortaya koyuyor. Ripper uyarıyor: “Bugün tüm gezegen sıfır noktasına yaklaşmış durumda.” Tek çözüm ise farklı bir devrim.

Bölümün bir diğer ‘hareket’li filmi ise Rusya’dan geliyor. 10 yönetmenin bir araya gelip çektiği, Vladimir Putin’in başkan seçilmesinin ardından binlerce insanın katıldığı hükümet karşıtı gösterileri anlatan Winter, Go Away!/Defol, Kış!, şiddete maruz kalma ya da hapse düşme tehlikesine rağmen bir şeyleri değiştirmek için çabalayan çok sayıda etkileyici insanla tanışmamızı sağlıyor.

Hareket bizde başlıyor

“Sev ve Değiştir” bölümünde ayrıca, sokakta olmasa bile yaşamları ya da eylemleriyle ‘hareket’ yaratan insanların hikâyelerini de izleyeceğiz: Son yılların en yaratıcı eylemlerine imza atan hacktivistlerin dünyasına yakından bakan We Are Legion: The Story of the Hacktivists/Biz Birliğiz: Hacktivistlerin Hikâyesi, bir grup Estonyalı genç aktivistin, kocaman bir evi yüzlerce insan için sürdürülebilir bir yaşam alanına dönüştürmelerinin inanılmaz hikâyesini anlatan The New World/Yeni Bir Dünya ve çevre için para toplamak amacıyla amatör porno yapıp internette satan bir grubun mücadelesine tanıklık eden Fuck For Forest/Orman İçin Seviş değişimin bizde başladığının kanıtını taşıyan filmler.

Change.org’la atölye

Festival kapsamında ayrıca, “Bir Muhal!f: Bir Muhalifin Kampanya El Kitabı” başlıklı bir atölye de düzenlenecek. 20 Şubat’ta Salt İstanbul – Açık Sinema’da, 28 Şubat’ta ise ODTÜ GİSAM’da gerçekleşecek atölye, dünyanın en büyük imza kampanyası platformu Change.org’un direktörü ve sivil toplum aktivisti Uygar Özesmi’nin rehberliğinde yapılacak ve online aktivizm ve kampanyacılığın hayatın içindeki karşılığı konuşulacak.

Biletler 1 Şubat’ta ön satışta

12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 14-24 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak, 28 Şubat-3 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum CEPA ve İzmir’de ise Cinemaximum Forum Bornova sinemalarında gerçekleşecek. Festival biletleri 1-3 Şubat tarihlerinde İstanbul, 8-10 Şubat tarihlerinde Ankara ve İzmir’de indirimli ön satışa çıkacak. MyBilet’ten satın alınacak festival biletlerinde geçen yılın fiyatları uygulanacak.

Ayrıntılı bilgi için: www.ifistanbul.com

Ödüllü filmler !f İstanbul’la birlikte geliyor

!f_Logo!f İstanbul programı açıklandı. Sundance’ten Berlin’e, Cannes’dan Toronto’ya, festivallerden ödüllerle dönmüş filmler Türkiye’de ilk kez 12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilecek.

Maximum Kart partnerliğiyle düzenlenen 12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, bu yıl da yılın ödül avcısı filmleri ve partilerden söyleşilere zengin içeriğiyle sinemaseverlerin aklını başından alacak. 14 Şubat’ta İstanbul’dan yola çıkacak olan festival, 28 Şubat’ta Ankara ve İzmir’e uğrayacak.

Sundance’ten !f’e

Sundance’ten Berlin’e, Cannes’dan Toronto’ya, festivallerden ödüllerle dönmüş filmler Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da gösterilecek. Programın en taze ödüllü filmi ise, bağımsız sinemanın kalesi Sundance’te belgesel dalında Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Blood Brother/Kan Kardeşim. Steve Hoover’ın yönettiği bu etkileyici belgesel, 2008’de sırt çantasıyla Hindistan’ı ziyaret eden Rocky Braat’ın burada HIV’li çocuklarla karşılaşmasını ve bu çocuklara destek olmak için eski hayatını bırakıp Hindistan’a yerleşmesini anlatıyor.

Oscar yarışından önce İstanbul’da

Festival programında ayrıca, Oscar ödülleri için yarışan, sinemaseverlerin merakla beklediği iki film de yer alıyor.

Ben Lewin’in bağımsız sinemanın kalesi Sundance’den seyirci ve jüri özel ödüllerini toplayan, Oscar’larda Helen Hunt’a yardımcı kadın oyunculuğu adaylığı getiren The Sessions/Aşk Seansları, yılın bağımsız hiti. Çocuk felci nedeniyle engelli kalan ve zamanının çoğunu solunum cihazına bağlı geçiren Mark’la seks terapisti Cheryl arasındaki ilişkiyi anlatan filmin, Amerika’da on yedi yaşından küçüklerin tek başına izlemesi yasaklandığını hatırlatalım.

Oscar’larda “Yabancı Dilde En İyi Film” dalının en güçlü adaylarından War Witch/Savaş Cadısı, bulunması neredeyse imkânsız olan ‘beyaz horoz’un peşinden gizemli bir albino kasabasına kadar giden genç bir çiftin imkânsız aşk yolculuğunun hikâyesi. Film, henüz 15 yaşında olan ve ilk sinema filmiyle Berlin’de Ekümenik Jürisi’nden kadın oyuncu ödülünü alan Rachel Mwanza’nın oyunculuğuyla büyülüyor.

En iyiler, ödüllü filmler

Werner Herzog ve Errol Morris’in yapımcılığında tüyleri diken diken eden anlatımı ve hikayesiyle sarsan, belgesel sinemanın en önemli buluşma noktalarından biri sayılan CPH:DOX’ta (Kopenhag) en iyi film seçilen The Act of Killing/Öldürme Eylemi; festivalin jüri üyelerinden biri olarak İstanbul’a gelecek Miguel Gomes’in Berlin’den FIPRESCI ve Alfred Bauer ödüllerini alan ve senaryo ile kurgunun kurallarını yerle bir eden son başyapıtı Tabu; Kleber Mendonça Filho’nun Brezilya’nın Recife adlı kıyı kasabasında bir mahallenin sakinlerinin yaşamlarında gezintiye çıkaran, Rotterdam’dan FIPRESCI’li filmi Neighbouring Sounds/Komşu Sesler; Cannes’dan Gençlik Ödülü, Chicago’dan film ve yönetmen ödüllerinin yanı sıra Toronto, Vancouver, Los Angeles film yazarları birliği ödüllerini de toplayan, en son Cesar Ödülleri’nde 9 dalda adaylığa ulaşan Holy Motors/Kutsal Motorlar, Un Prophète’nin yönetmeni Jacques Audiard’ın Marion Cotillard ve Matthias Schoenaerts’ı bir araya getirdiği, Valladolid’de en iyi film, senaryo ve erkek oyuncu ödüllerini toplayan Rust&Bone/Pas ve Kemik; Xavier Dolan’ın yönettiği, Cannes’dan Kuir Palmiye ve Un Certain Regard bölümünden de kadın oyuncu ödülünü alan Laurence Anyways; Sion Sono’nun Toronto NETPAC Ödülü’nü kazanan,Tōhoku depremi sonrası yaşananları konu edinen sarsıcı filmi The Land Of Hope/Umut Diyarı; Gomorra’yla dikkatleri üstüne çeken Matteo Garrone’nin dört yıllık aradan sonra çektiği ve Cannes’dan Jüri Büyük Ödülü’nü alan Reality/Gerçeklik, In Bruges’un yönetmeni Martin McDonagh’ın Michael Pitt, Sam Rockwell, Colin Farrell, Abbie Cornish, Christopher Walken gibi bir kadroyla geri döndüğü, Toronto’dan seyirci ödüllü suç komedisi Seven Psychopaths/7 Psikopat; Kristina Buožytė’nin Karlovy Vary ve Fantastic Fest’ten ödüllü, aşkın ve tutkunun görsel koreografisini ustaca inşa eden bilim kurgusu Vanishing Waves/Kaybolan Dalgalar; İngiliz Bağımsız Film Ödülleri’nin gözdesi, Peter Strickland’ın atmosferiyle büyüleyen küçük başyapıtı Berberian Sound Studio/Berberian Ses Stüdyosu; Varşova’da En İyi Belgesel seçilen, gösterildiği festivallerde olay yaratan F*ck For Forest/Orman İçin Seviş; Berlin’de Teddy, San Fransisco ve Torino’da izleyici ödüllerini alan, Ugandalı gey aktivist David Kato’nun hikâyesini anlatan Call Me Kuchu/Ben Kuchu’yum !f İstanbul’un ödüllü filmlerinden sadece birkaçı.

Bilet fiyatlarında artış yok

12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 14-24 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak, 28 Şubat-3 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum CEPA ve İzmir’de ise Cinemaximum Forum Bornova sinemalarında gerçekleşecek. Festivalin biletleri 1-3 Şubat tarihlerinde İstanbul, 8-10 Şubat tarihlerinde Ankara ve İzmir’de indirimli ön satışa çıkacak. MyBilet’ten satın alınacak festival biletlerinde geçen yılın fiyatları uygulanacak.

!f İstanbul Başladı, !f Ankara ve !f İzmir Biletleri ise Önsatışta

Bu yıl 11. kez düzenlenen olan !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali bugün başladı. 26 Şubat’a kadar İstanbul’da devam edecek gösterim ve etkinlikler sonrasında festival 1-4 Mart arasında Ankara’da ve bu yıl ilk kez 2-4 Mart tarihleri arasında da İzmir’de olacak. Ankara ve İzmir’de 17 Şubat’ta festival biletlerinin %10 indirimle ön satışa çıktığını ve bu indirimli ön satışların sadece 3 gün süreceğini önemle belirtelim.

Festivalin bu yılki bölümlerine bu bölümlerde ön plana çıkan bazı filmlere bakalım.

Keş!f: Festival kapsamında 5. kez düzenlenen bu bölümde sinemada yenilik arayan genç yönetmenlerin filmleri yarışıyor ve sinemaseverlere yeni keşifler yapma olanağı sunuluyor. Bu bölümde yer alan ve 4 yaşında bir kızı başrole taşıyan Nana‘yı Gezici Film Festivali’nde izlemiş ve pek sevmiştik. Kıyıda (Sur la Planche / On the Edge) filmini ise Altın Portakal’da izlemiştik (orada Sınırda ismiyle gösterilmişti). Kendi adıma çok içine giremediğim bir filmdi ama orada yarışmaya giren yabancı filmler arasında en iyi film seçildiğini de unutmayalım.

Yönetmeninin “genel ahlaka bir saldırı” olarak tanımladığı Pislik (Gandu / Asshole), geçen yılın belgeselleri arasında sıkça adını duyduğumuz Denizde İki Yıl (Two Years At Sea) ve galiba Çernobil’i ilk kez konu eden bir film olarak Masum Cumartesi (V Subbotu / Innocent Saturday) bölümün dikkat çeken diğer filmleri.

Hit Filmler: Adı üstünde geçen yılın bağımsız filmleri arasında festivallerde en çok ödül kazanan, uluslararası dağıtıma girmiş, hatta bazıları ülkemizde de gösterilecek olan, kısaca bağımsızların en popülerleri olarak adlandırabileceğimiz filmler bu bölümde. Bölümdeki bir kaç filmin adını verelim ama fırsat olursa her birini izlemek lazım da diyelim.

Herhalde bölümün en dikkat çeken filmi Oscar’larda da adı geçen Alexander Payne’in George Clooney’i başrole taşıyan Senden Bana Kalan (The Descendants) filmi. Bunun yanında bir kanser komedisi olarak tanımlanabilecek olan Şansa Bak (50/50), çok sevdiğimiz ama filmlerini sinemalarımızda göremediğimiz Todd Solondz’un Karanlık At‘ı (Dark Horse), her filmiyle seyirciyi şaşırtan Takashi Miike’nin bilgisayar oyunu uyarlaması Dava Vekili (Gyakuten Saiban / Ace Attorney), senenin en iyileri arasında pek çok kez adını duyduğumuz ama büyük ödüllerde adı geçmeyen Sığınak (Take Shelter) ve Sarah Polley’in ikinci kez yönetmenliği denediği Bu Dans Senin (Take This Waltz) izlenmesi gereken filmler arasında.

!f Müzik: Sinema kadar müziği de sevenlerin bölümü. Farklı müzisyenler üzerine 5 belgesel içeren bu bölümde özellikle Chemical Brothers’in konser filmi Don’t Think ile, Hole grubunun eski bateristi Patty Schemel’i konu eden Çok Sert Vurdu (Hit So Hard) adlı film dikkat çekiyor.

Fantastik Filmler: Aslında vizyonda da “fantastik film” olarak adlandırılan çeşitli filmler izliyoruz ama bu tanımın gerçek anlamda hakkını veren filmleri ancak festivallerde izleyebiliyoruz. Bu bölümde yer alan iki hayaletin yol filmi olarak tanımlanan Finisterrae, Japon mafyası için ceset kaçakçılığı yapan bir adamı anlatan Kaçakçı (Sumagurâ: Omae no Mirai o Erab / Smuggler), dikkat çekici bir animasyon olan Tatsumi izlenmesi gereken filmlerden.

Arka Bahçe: Dünyada neler olup bittiğini belki haberlerden takip ediyoruz ama bir belgeselcinin gözünden izlemek bir başka oluyor her zaman. Hem olaylara farklı bir açıdan bakıyoruz hem de işin içine sanatsal bir form da giriyor. Bu bölümde HES’lerden çocuk gelinlere, ekonomik krizden Arap Baharı’na kadar değişik konularda altı film yer alıyor. Belgesel meraklıları özellikle Mahşerin Dört Atlısı (Four Horsemen) ve Müdahaleciler (The Interrupters) filmlerini kaçırmamalı.

Gökkuşağı Filmler: LGBT bireylerinin hikayelerine ait filmleri içeren bu bölümde yine ilginç filmler var. İran’da lezbiyen bir çifti anlatan Koşul (Circumstance), iki erkeğin bir haftasonuna sığan ilişkilerini anlatan Haftasonu (Weekend), Sonny ve Cher’in sonradan erkek olmaya karar veren kızlarının hikayesini anlatan Chaz Olmak (Becoming Chaz) bölümün dikkat çeken filmleri arasında yer alıyor.

Ev: Farklı ülkelerden Kürt yönetmenlerin Ev başlığı altında toplanabilecek filmlerini içeren bu bölüm !f’in daha önceki yıllarda başlattığı “Açılım” başlıklı bölümün bir devamı sayılabilir. Konuya İsveç’ten bakan Gerilla Çocuk (Gerillasonen / The Guerilla Son) ve Fransa’dan bakan Bedia’nın İzinde (Sur Les Traces de Bedia / On the Traces of Bedia) ilk anda dikkat çeken filmler arasında. Ayrıca Ev Gibisi Yok başlığı altında toplanan dört kısa film de izlenmeli.

Yol: Bu bölümde geniş anlamıyla yol filmi olarak tanımlanabilecek filmler yer alıyor. Dikkat çekici Kanada’lı yönetmen Guy Maddin’in Odysseia uyarlaması Anahtar Deliği (Keyhole), göçmen sorunu üzerine çarpıcı bir film izlenimi veren Merhametin Yedi Biçimi (Sette Opere di Misericordia / Seven Acts of Mercy) ve siyah beyaz görüntüleri ile dikkat çeken Yoldan Geçen (Transeunte / Passerby), bu bölümün öne çıkan filmleri.

e-şıkkı: Farklı hayat deneyimleri üzerine filmler içeren bu bölümde aynı anda hamile kalmaya karar veren bir grup kızı anlatan 17 Kız (17 Filles / 17 Girls), animasyon, stop-motion ve canlı görüntüleri birleştiren Eskiden Buralar Hep Yerçekimiydi (Gravity Was Everywhere Back Then), tamamen cep telefonu ile çekilen Empire North gibi filmler bu bölümde yer alıyor.

!f Kült: 2011 yapımı olmasına rağmen geleceğin kült film adaylarından olan Kaspar Hauser Efsanesi (La Leggenda di Kaspar Hauser / The Legend of Kaspar Hauser) ve gerçek anlamda bir kült film olan Yüzü Olmayan Gözler (Les Yeux Sans Visage / Eyes Without a Face) bu bölümün filmleri. Özellikle ikincisini muhakkak izlemek gerek.

Nöbetçi Sinema: Geceyarısı film izlemekten ayrı bir keyif alan sinemaseverlere sıradışı korku filmleri sunan bu bölümde Ölümün Sesi (Babycall) ve Aşk Suçları (Koi no Tsumi / Guilty of Romance) filmleri yer alıyor.

!f Özel Gösterimler: Festivalin konuklarından Michael Nyman’ın Film Kameralı Nyman (NYman With a Movie Camera) filmi bu bölümün dikkat çekici filmlerinden. Vizyonda kaçırmış olanlar için Zenne filmini izleme fırsatını da unutmamalı.

ACID 20. Yılını Kutluyor: Bağımsız filmlerin dağıtımını destekleyen ACID organizasyonuun 20. yılını kutlamak için oluşturulan bu bölümdeki her film izlenmeyi halediyor ama özellikle Bruno Dumont’un çarpıcı filmi İnsanlık (L’humanité) mutlaka izlenmeli diyorum. Sadece bir polisiye demenin hakkında hafif kalacağı bu film zor bir yapım belki ama festival seyircisi zoru sever zaten.

!f Sundance ile Özel Çalışmalar: Bu bölümde Şeytan Kardeşim (My Brother the Devil) adlı tek bir film yer alıyor ama zaten bu bölümün asıl özelliği içinde yer alan ve Sundance Enstitüsü ile beraber gerçekleştirilen etkinlikler. Sinemaya profesyonel anlamda ilgi duyanların takip etmesi gereken bir bölüm.

!f Kısalar: !f’in programında yerli filmler çok fazla yer almıyor ama her yıl Türkiye’den kısalara ayrı bir yer veriliyor. Bu yıl da bu bölümde 23 kısa film gösterilecek.

Burada sadece programda gösterilecek olan filmlerden bazılarının adını andık. Festival kapsamında daha keşfedecek pek çok film var. Ayrıca farklı etkinlikler, sergiler ve partiler de unutulmamalı.

Festival ve filmler hakkında daha ayrıntılı bilgiye, İstanbul, Ankara ve İzmir’deki gösterimlerin detaylarına http://www.ifistanbul.com/ adresinden erişilebilir.

Ben de festivalin Ankara ayağını takip ediyor ve izlediğim filmlerle ilgili izlenimlerimi buradan paylaşıyor olacağım.


Sinema Manyakları, Gezici Festival'i destekliyor.

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 261.717 hits
Temmuz 2019
P S Ç P C C P
« Mar    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.
Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: