Archive for the 'Basın Bültenleri' Category



Ödüllü filmler !f İstanbul’la birlikte geliyor

!f_Logo!f İstanbul programı açıklandı. Sundance’ten Berlin’e, Cannes’dan Toronto’ya, festivallerden ödüllerle dönmüş filmler Türkiye’de ilk kez 12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilecek.

Maximum Kart partnerliğiyle düzenlenen 12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, bu yıl da yılın ödül avcısı filmleri ve partilerden söyleşilere zengin içeriğiyle sinemaseverlerin aklını başından alacak. 14 Şubat’ta İstanbul’dan yola çıkacak olan festival, 28 Şubat’ta Ankara ve İzmir’e uğrayacak.

Sundance’ten !f’e

Sundance’ten Berlin’e, Cannes’dan Toronto’ya, festivallerden ödüllerle dönmüş filmler Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da gösterilecek. Programın en taze ödüllü filmi ise, bağımsız sinemanın kalesi Sundance’te belgesel dalında Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Blood Brother/Kan Kardeşim. Steve Hoover’ın yönettiği bu etkileyici belgesel, 2008’de sırt çantasıyla Hindistan’ı ziyaret eden Rocky Braat’ın burada HIV’li çocuklarla karşılaşmasını ve bu çocuklara destek olmak için eski hayatını bırakıp Hindistan’a yerleşmesini anlatıyor.

Oscar yarışından önce İstanbul’da

Festival programında ayrıca, Oscar ödülleri için yarışan, sinemaseverlerin merakla beklediği iki film de yer alıyor.

Ben Lewin’in bağımsız sinemanın kalesi Sundance’den seyirci ve jüri özel ödüllerini toplayan, Oscar’larda Helen Hunt’a yardımcı kadın oyunculuğu adaylığı getiren The Sessions/Aşk Seansları, yılın bağımsız hiti. Çocuk felci nedeniyle engelli kalan ve zamanının çoğunu solunum cihazına bağlı geçiren Mark’la seks terapisti Cheryl arasındaki ilişkiyi anlatan filmin, Amerika’da on yedi yaşından küçüklerin tek başına izlemesi yasaklandığını hatırlatalım.

Oscar’larda “Yabancı Dilde En İyi Film” dalının en güçlü adaylarından War Witch/Savaş Cadısı, bulunması neredeyse imkânsız olan ‘beyaz horoz’un peşinden gizemli bir albino kasabasına kadar giden genç bir çiftin imkânsız aşk yolculuğunun hikâyesi. Film, henüz 15 yaşında olan ve ilk sinema filmiyle Berlin’de Ekümenik Jürisi’nden kadın oyuncu ödülünü alan Rachel Mwanza’nın oyunculuğuyla büyülüyor.

En iyiler, ödüllü filmler

Werner Herzog ve Errol Morris’in yapımcılığında tüyleri diken diken eden anlatımı ve hikayesiyle sarsan, belgesel sinemanın en önemli buluşma noktalarından biri sayılan CPH:DOX’ta (Kopenhag) en iyi film seçilen The Act of Killing/Öldürme Eylemi; festivalin jüri üyelerinden biri olarak İstanbul’a gelecek Miguel Gomes’in Berlin’den FIPRESCI ve Alfred Bauer ödüllerini alan ve senaryo ile kurgunun kurallarını yerle bir eden son başyapıtı Tabu; Kleber Mendonça Filho’nun Brezilya’nın Recife adlı kıyı kasabasında bir mahallenin sakinlerinin yaşamlarında gezintiye çıkaran, Rotterdam’dan FIPRESCI’li filmi Neighbouring Sounds/Komşu Sesler; Cannes’dan Gençlik Ödülü, Chicago’dan film ve yönetmen ödüllerinin yanı sıra Toronto, Vancouver, Los Angeles film yazarları birliği ödüllerini de toplayan, en son Cesar Ödülleri’nde 9 dalda adaylığa ulaşan Holy Motors/Kutsal Motorlar, Un Prophète’nin yönetmeni Jacques Audiard’ın Marion Cotillard ve Matthias Schoenaerts’ı bir araya getirdiği, Valladolid’de en iyi film, senaryo ve erkek oyuncu ödüllerini toplayan Rust&Bone/Pas ve Kemik; Xavier Dolan’ın yönettiği, Cannes’dan Kuir Palmiye ve Un Certain Regard bölümünden de kadın oyuncu ödülünü alan Laurence Anyways; Sion Sono’nun Toronto NETPAC Ödülü’nü kazanan,Tōhoku depremi sonrası yaşananları konu edinen sarsıcı filmi The Land Of Hope/Umut Diyarı; Gomorra’yla dikkatleri üstüne çeken Matteo Garrone’nin dört yıllık aradan sonra çektiği ve Cannes’dan Jüri Büyük Ödülü’nü alan Reality/Gerçeklik, In Bruges’un yönetmeni Martin McDonagh’ın Michael Pitt, Sam Rockwell, Colin Farrell, Abbie Cornish, Christopher Walken gibi bir kadroyla geri döndüğü, Toronto’dan seyirci ödüllü suç komedisi Seven Psychopaths/7 Psikopat; Kristina Buožytė’nin Karlovy Vary ve Fantastic Fest’ten ödüllü, aşkın ve tutkunun görsel koreografisini ustaca inşa eden bilim kurgusu Vanishing Waves/Kaybolan Dalgalar; İngiliz Bağımsız Film Ödülleri’nin gözdesi, Peter Strickland’ın atmosferiyle büyüleyen küçük başyapıtı Berberian Sound Studio/Berberian Ses Stüdyosu; Varşova’da En İyi Belgesel seçilen, gösterildiği festivallerde olay yaratan F*ck For Forest/Orman İçin Seviş; Berlin’de Teddy, San Fransisco ve Torino’da izleyici ödüllerini alan, Ugandalı gey aktivist David Kato’nun hikâyesini anlatan Call Me Kuchu/Ben Kuchu’yum !f İstanbul’un ödüllü filmlerinden sadece birkaçı.

Bilet fiyatlarında artış yok

12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 14-24 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak, 28 Şubat-3 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum CEPA ve İzmir’de ise Cinemaximum Forum Bornova sinemalarında gerçekleşecek. Festivalin biletleri 1-3 Şubat tarihlerinde İstanbul, 8-10 Şubat tarihlerinde Ankara ve İzmir’de indirimli ön satışa çıkacak. MyBilet’ten satın alınacak festival biletlerinde geçen yılın fiyatları uygulanacak.

KuirFest’te Etkinlikler de Rengarenk

madmimibanner

Bu yıl ikincisi 17 – 24 Ocak tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşecek olan Pembe Hayat KuirFest’te, film gösterimleri kadar etkinlikler de dikkat çekiyor: 19 Ocak Cumartesi günü ‘Pişman Olanlar’ın gösterimi ardından yapılacak ve cinsiyet inşası sürecini tartışmaya açacak “Cinsiyet İnşa Süreci” paneline trans aktivistler, Belgin Çelik ve Buse Kılıçkaya konuşmacı olarak katılacak; Dünyanın en muhafazakar ülkelerinden biri olan Pakistan’da geçen ‘Saklambaç’ filminin arkasından da yönetmenleri Saadat Munir ve Saad Khan ve yapımcı Christina M. Andersen’in katılımıyla Pakistan’da LGBTT grupların durumunu anlatan bir panel düzenlenecek; Alisa Lebow, Başak Ertür, Defne Tüzün ve Gözde Onaran’ın Bülent Ersoy’un ‘Yüz Karası/Şöhretin Sonu’ adlı filminden yola çıkarak yapacakları “Bülent Ersoy’un Kanunla İmtihanı” başlıklı panel ile, Bülent Ersoy üzerinden bir yakın tarih okuma denemesi yapılacak. Panellerle ilgili detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. SohretinSonu BÜLENT ERSOY’UN KANUNLA İMTİHANI Yargıç: Bülent Ersoy, şimdi seninle bir yargıç gibi değil, bir büyüğün olarak konuşacağım. Londra Brunel Üniversitesi’nden Dr. Alisa Lebow, Londra Üniversitesi Birkbeck Koleji’nde Hukuk Çalışmaları alanında doktorasına devam eden Başak Ertür, Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü öğretim görevlilerinden Defne Tüzün ve İstanbul’da farklı üniversite ve kurumlarda sinema dersleri veren Gözde Onaran’ın katılımıyla düzenlenecek söyleşide Türkiye LGBTT hareketinin en göz önünde simalarından Bülent Ersoy üzerinden bir yakın tarih okuması denemesi yapılacaktır. Bülent Ersoy’un başrolünde oynadığı yarı otobiyografik Yüz Karası/Şöhretin Sonu filminin yanı sıra Ersoy’un gerçek hayatta mahkeme karşısına çıkaran davalar üzerinden kanun ile ilişkisinin de inceleneceği söyleşide Türkiye’nin kuir tarihinin kayda değer bir kesiti inceleyeceğiz. Tarih: 20.01.2013, Pazar Film Gösterimi: Yüz Karası/Şöhretin Sonu Saat: 15:30 Panel Saat: 17:00 Yer: Cer Modern Alisa Lebow New York’ta doğan Dr. Alisa Lebow, Londra Brunel Üniversitesi’nde Medya Çalışmaları Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Lebow, araştırmalarını genellikle belgeseller ve son zamanlarda belgeselde siyasi sorunlar konularında yoğunlaştırıyor. Lebow’un “The Cinema of Me” ve “First Person Jewish” kitapları birinci şahıs filmlerde kendiliğin ve öznelliğin temsili konusunun değişik boyutlarını soruşturuyor. Başak Ertür Birkbeck, Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eleştirel hukuk araştırmaları alanında doktora yapıyor. Komplo Kullanma Kılavuzu ve Müge Gürsoy Sökmen ile birlikte Barbarları Beklerken: Edward W. Said Anısına kitaplarının editörüdür. Sivil bir girişim olan Irak Dünya Mahkemesi’nin New York ve İstanbul oturumlarının düzenlenmesine katkıda bulundu. Defne Tüzün 1998 yılında Boğaziçin Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun olan Tüzün, yüksek lisansını Bilgi Üniversitesi’nde film ve televizyon üzerine yaptı; doktorasını Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi’nde tamamladı. Araştırma alanları arasında film kuramı ve eleştirisi, psikanalitik kuramlar ve anlatıbilim var. Şu an Kadir Has Üniversitesi’nde Yeni Medya Bölümü’nde tam zamanlı olarak çalışıyor. Gözde Onaran Boğaziçi Universitesi’nde Psikoloji Bölümü’nü bitirdikten sonra New York Üniversitesi’nde (NYU) Medya Çalışmaları ve Film Yapımı üzerine yüksek lisans yaptı. Bir yandan halen Amsterdam School for Cultural Analysis’de (ASCA) doktora eğitimine devam eden Onaran, bir yandan da İstanbul’da farklı üniversite ve kurumlarda sinema dersleri veriyor. 2006 yılından beri Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin Yayın Kurulu üyesi ve yazarıdır. CinsiyetInsaSureci CİNSİYET İNŞA SÜRECİ PANELİ Trans kadınlar bunun hakkında çok konuşur. Öyle misin, böyle mi? Şu kadın ameliyatlı mı, değil mi? Seninkini kim yaptı? Sen kime yaptıracaksın? Bunları çok konuşuruz, tabi işler yolunda giderse. Gitmezse pek bir şeyden konuşmayız. Pembe Hayat KuirFest, “Pişman Olanlar/Regretters” filminin hemen arkasından cinsiyet inşa sürecini tartışmaya açıyor. Tarih: 19.01.2013, Cumartesi Film Gösterimi: Pişman Olanlar Saat: 13:00 Panel Saat: 14:00 Yer: Goethe Institut Ankara Belgin Çelik Lambda İstanbul kurucularından, Pembe Hayat LGBTT Derneği yönetim kurulu üyesi. LGBTT hakları aktivisti, Yeşiller ve Sol gelecek partisi kurucu üyesi, hak ihlalleri raportörü. Buse Kılıçkaya Pembe Hayat LGBTT Derneği kurucu üyesi, aktivist. Pakistan'da Neler Oluyor PAKİSTAN’DA NELER OLUYOR? Dünyanın en muhafazakâr ülkelerinden biri olan Pakistan’da geçen Hide and Seek/Saklambaç filminin arkasından yönetmenleri Saadat Munir ve Saad Khan ve yapımcı Christina M. Andersen’in katılımıyla Pakistan’da LGBTT grupların durumun anlatan bir panel düzenliyoruz. Aşırı islamcı yönetimlerine rağmen umutla var olmaya çalışan LGBTT grupların tecrübelerine kulak veriyoruz. Tarih: 19.01.2013, Cumartesi Film Gösterimi: Saklambaç Saat: 16:00 Panel Saat: 17:00 Yer: Goethe Institut Ankara Christina Andersen MIX Kopenhag LGBTT Film Festivali’nde programcı ve editör olan Andersen, Kopenhag Üniversitesi’nde siyaset bilimi okudu. Saklambaç adlı belgesel filminin yapımcısı. Saadat Munir 1980’de doğan Munir, Avrasya kültürüyle büyüdü. Kopenhag ve Londra’da işletme iletişimi eğitim aldı. Yakın zamanda kurduğu “Madari Films” adlı yapım şirketiyle tarafsız bir şekilde ele alınması gereken özneler üzerinde çalışmayı amaçlıyor. Saad Khan 1989’da Pakistan’da doğan film yapımcısı, Pakistan gibi kapalı bir toplumda az çalışılan dogma, cinsellik ve kültür gibi konular üzerine derinlemesine çalışıyor.

Yılın ilk festivali: Pembe Hayat KuirFest

madmimibanner

Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans (LGBT) Dayanışma Derneği’nin düzenlediği 2. KuirFest, 17-24 Ocak 2013 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak. LGBT hakları mücadelesine sanat aracılığıyla ifade alanları yaratmayı amaçlayan festival, Türkiye ve dünya sinemasından LGBT temalı filmlerin yanı sıra, kuir teoriyi tartışmaya açacak paneller ve sıradışı partileriyle Ankaralılarla buluşmaya hazırlanıyor.

Festivalde gösterimlerin Kızılay Büyülü Fener Sineması ve Goethe Enstitüsü’nde yapılacağı KuirFest’te bilet fiyatları; öğrenci 7 TL, tam 10 TL. Biletler 10 Ocak’tan itibaren Büyülü Fener Sineması gişelerinde satışa sunulmaya başlandı.

Ankara’da ilk kez KuirFest’te

Saganak

KuirFest, sıradışı hikâyeleriyle kahkahalara boğan, ağlatan, heyecanlandıran ve isyana çağıran LGBT temalı filmleri bir araya getiriyor. Sundance’ten Berlin’e, dünyanın önemli festivallerinin programlarında yer almış bu filmler Ankara’da ilk kez seyirci karşısına çıkıyor.

Bunlardan, yılın çok sevilen lezbiyen filmi Sağanak (Cloudburst, 2011), Olympia Dukakis ve Brenda Fricker gibi iki usta oyuncuyu bir araya getiriyor. Thom Fitzgerald’ın yönettiği film, 31 yıldır birlikte yaşayan ve zamanla yaşlılığın getirdiği sorunlarla tanışan lezbiyen çift Stella ve Dot’un hikâyesini anlatıyor. Dot’un yaşlılığından kaynaklanan hastalıklar nedeniyle bakım evine kaldırılmak istenmesi ve bunun üzerine Stella’nın sevdiği kadına yıllardır alıştıkları evde bakmak istemesiyle gelişen olaylar onları hiç de istemedikleri bir çözüme götürüyor: Evlilik. Dokunaklı olduğu kadar eğlenceli bir yol filmi de olan Sağanak, Milan, Philadelphia ve San Francisco gey ve lezbiyen filmleri festivallerinde en iyi film seçilmişti.

Isik_Acik_KalsinProgramın bir diğer ‘ilişkiler filmi’ ise Amerikalı bağımsız sinemacı Ira Sachs’tan geliyor. Yılın en iyileri listesinde sıklıkla karşımıza çıkan ve Berlin’de Teddy Ödülü’nü kazanan Işık Açık Kalsın (Keep the Lights On, 2012), 1997 yılında New York’ta başlıyor ve aşık olup birlikte yaşamaya başlayan yönetmen Erik ile avukat Paul’ün uzun süren ilişkilerindeki gelgitleri önümüze seriyor. Işık Açık Kalsın, kişisel bir eşcinsel aşk hikâyesi olmasının yanı sıra, günümüz ilişkilerine, bağlanma ve bağımlılık sorunlarıyla yüzleşme fırsatı da tanıyan etkileyici bir film.

Agir_AblalarFestivalin en keyifli filmlerinden biri olan Ağır Ablalar (Heavy Girls, 2012), ömrünü aynı evde ve hatta aynı yatakta annesiyle birlikte geçirmiş Sven’in, Alzheimer belirtileri gösteren annesine bakıcı olarak gelen Daniel’e aşık olmasını ve bu iki adamın aradıkları şefkati birbirlerinde bulmalarını anlatıyor. Kısalarıyla tanınan Alman yönetmen Axel Ranisch’in ilk uzun filmi olan Ağır Ablalar, hüzünlü ve aynı zamanda neşeli, hafızalardan çıkmayacak komik ve naif bir film.

Ruj_Iziİlk filmi Urban Feel’den (1999) 12 yıl sonra kamera arkasına geçen İsrailli yönetmen Jonathan Sagall’ın ilk gösterimi Berlin’de yapılan filmi Ruj İzi (Lipstikka, 2011), Filistin sorunu ve lezbiyen aşkın iç içe geçtiği psikolojik bir öykü. Kudüs Film Festivali’nde kadın oyuncularına ödül getiren film, Batı Şeria’dan Londra’ya göç etmiş iki genç kadının geride bıraktıklarını sandıkları bir hikâyeyle 15 yıl sonra yüzleşmelerini anlatıyor. Filistin meselesine ve militarizme getirdiği yorumla Berlin’deki ilk gösteriminde övgü toplayan bu lezbiyen aşk hikâyesi, özellikle Nataly Attiya ve Moran Rosenblatt’ın oyunculuklarıyla dikkat çekiyor.

lovely manEndonezya sinemasının üretken isimlerinden Teddy Soeriaatmadja’nın yönettiğiGüzel Babam (Lovely Man, 2011), büyük bir müslüman nüfus barındıran Endonezya’da çekilen ilk trans temalı film olma özelliğini taşıyor. 19 yaşındaki dindar Jahaya’nın babasını bulmak için Cakarta’ya gelişini ve burada tanıştığı trans seks işçisi Ipuy’un babası olduğunu öğrenmesiyle birlikte ikisinin değişen hayatlarını anlatan film, Asya Film Ödülleri’nde Ipuy’u oynayan Donny Damara’ya en iyi oyuncu ödülü getirmişti. Ülkesinde fırtınalar koparan Güzel Babam, Cakarta’nın büyülü atmosferi ve gecelerine getirdiği görsel yorumla övgüyü hak ediyor.

Seks blogger’larından uzaylı lezbiyenlere

Asi_Ve_GencBloklar (Blokes, 2010) adlı kısa filmiyle adından söz ettiren Şilili yönetmen Marialy Rivas’nın ilk uzun metraj filmi Asi ve Genç (Young & Wild, 2012), her daim ilgi çekici bir tema üzerinden ilerliyor: Ergen cinselliği. Sundance’te Dünya Sinema Yazarları Ödülü’nü, San Sebastián’da da büyük ödülü alan film, tutucu Evangelist bir ailede yaşayan ve ailesinin ısrarıyla dini bir televizyon kanalında staj yapmaya başlayan Daniela’nın baskı altında daha da güçlenen cinsel arzularını internet günlüğü aracılığıyla yaşıtlarıyla paylaşmasını anlatıyor.

Uzayli_Lezbiyen_Ruh_Esini_AriyorKuirFest’in en sıradışı filmi ise dünyaya düşen bir uzaylı kadınla utangaç Jane arasındaki aşkı anlatan Uzaylı Lezbiyen Ruh Eşini Arıyor (Codependent Lesbian Space Alien Seeks Same, 2011). Madeleine Olnek’in mezuniyet filmi olan ve ilk gösterimini Sundance’te yapan film, gösterildiği festivallerde heyecanla karşılanmıştı. Bilim kurgu ve komediyi ustaca harmanlayan bu zeki komedi, Siyah Giyen Adamlar’a (Men in Black) da göz kırpıyor.

RegrettersKrakow’da ve İsveç Akademisi Ödülleri’nde en iyi belgesel film seçilen Pişman Olanlar (Regretters, 2010), 60’lı yıllarda cinsiyet değiştirme operasyonu geçiren ve bundan pişmanlık duyan Orlando Fagin ve Mikael Johansson’ın hikâyesini anlatıyor. İsveçli oyun yazarı ve belgesel sinemacı Marcus Lindeen’in yönettiği bu sıradışı film, biri doğduğu cinsiyeti çoktan değiştirmiş, diğeri hala cinsiyet geçişlilik sürecine adım atma aşamasında olan iki trans erkek üzerinden cinsiyet kimliği, baskı ve pişmanlık konularına etkileyici bir yorum getiriyor. Pek çok film festivalinin yanı sıra New York ve Moskova’da müzelerde de gösterilen Pişman Olanlar, güncel sanat meraklılarının kaçırmaması gereken bir çalışma.

Unutulmaz LGBT portreler

VitoJeffrey Schwarz’ın yönettiği, yılın en çok konuşulan belgesellerinden biri olan Vito (2011) ise, Hollywood’un ipliğini pazara çıkaran meşhur Sakıncalı Film Dolabı’nın (The Celluloid Closet) yazarı Vito Russo’nun hayatını konu alıyor. Bu kitapla birlikte Hollywood filmlerinde geylerin temsiline değinen Vito’nun, 1980’lerin her geçen gün daha da muhafazakârlaşan Amerikan toplumuna ve Reagan döneminin zalim AIDS politikalarına karşı direnişte nasıl da önemli bir figür haline geldiğini belgeliyor. Zekâ ve mizahın, yaşama gücü ve yaklaşan ölüme rağmen mücadeleyi asla bırakmayışın, geride kalanlar için bir kara muhafazakar zemine gökkuşağı bayrağını sermeye çalışmanın büyük mücadelesi… Seyirciyi derinden etkileyecek bir hayat hikâyesi…

Audre_Lorde1KuirFest’te tanışacağımız bir diğer etkileyici portre ise Amerika’da siyah feminist hareketin önemli figürlerinden biri olan lezbiyen şair ve yazar Audre Lorde’ye ait. Dagmar Schultz’un yönettiği, Lorde’nin Berlin’e konuk profesör olarak gittiği yılları konu alan Audre Lorde: Berlin Yılları, 1984 – 1992 (Audre Lorde: The Berlin Years 1984 to 1992, 2012), çokkültürlülüğe ve çoksesliliğe inanan bu kadının otoriteye karşı ürettiği sözlerinin ve çalışmalarının Berlin’de yaşayan siyah kadınların hayatlarında nasıl bir devrim yarattığını anlatıyor.

Look at Me AgainClaudia Priscilla ve Kiko Goifman’ın birlikte yönettikleri Bana Bir Daha Bak (Look At Me Again, 2011) ise, Brezilya’nın yüksek sıcaklık, yoksulluk ve aşırı erkek iktidarıyla bilinen kurak bölgelerinin ortasında değişimini sürdüren bir trans erkek olan Syllvio Luccio’nun şaşırtıcı yol hikâyesi. Pek çok paradoks ve gariplikle dolu bu hikâye, annelik ve günümüz aileleri konularını da tartışmaya açıyor.

Marina.AbramovicKuirFest’in merakla beklenen filmlerinden biri de Marina Abramoviç: Sanatçı Aramızda (Marina Abramovic: The Artist Is Present, 2011). Geçen yılın en iyi filmleri listelerinde sıkça karşımıza çıkan bu belgesel, baştan çıkarıcı ve korkusuz sanatçı Marina Abramoviç’in kırk yılı aşan sanatına tanıklık ediyor. Kendi bedenini bir araç olarak kullanan Abramoviç, hayatını tehlikeye atarak kendi sınırlarını araştırıyor, zorluyor ve izleyene meydan okuyan, şaşırtan ve duygulandıran performanslar yaratıyor. Başdöndürücü güzellikte ve sarsıcı bir hüzne sahip bu film, Berlin’in Panorama bölümünde Seyirci Ödülü’nü kazanmıştı.

Ben, Sen, O... Festival’de ayrıca Türkiye’den iki belgesel yer alıyor. Zeynep Oral’ın Adana Altın Koza Film Festivali’nde “En İyi Belgesel” seçilen filmi Ben, Sen, O… (2012) iki trans kadının hayatını izliyor ve hayatta karşılaştıkları baskı, şiddet ve adaletsizlikleri konu alıyor. Veysel Akşahin’in yönettiği Hala (2012) ise, anne ve babasını kaybettikten sonra doğduğu köye dönen eşcinsel bir kadının kendi küçük dünyasında yaşadığı mutluluğu, hayalleri, üzüntüleri ve yalnızlığı anlatıyor.

Kısaca kuir

Mila_CaosKuirFest bu sene de kısa tutkunlarının kaçırmaması gereken filmleri bir araya getiriyor. Hermafrodit bir çocuğun hikayesini anlatan Azize (La Santa), Küba’dan Mila Caos, Kanada’dan Bir Gün Benim De Prensim Gelecek (Some Day My Prince Will Come), Mix Copenhagen’ın en iyi kısa ödülünü kapan Bradley Manning’in Sırları Vardı (Bradley Mannıng Had Secrets), Cannes’dan kısa film dalında Kuir Palmiye ödüllü Bu Bir Kovboy Filmi Değil (It’s Not A Cowboy Movie), Outfest ve Austin gey ve lezbiyen film festivallerinden jüri özel ödülü almış Dol – İlk Doğum Günü (Dol – First Birthday), ödüllü kısa belgesel Harbi Memeler (Butch Tits), Melbourne Kuir Film Festivali’nde yılın en iyi Avustralya kısası seçilen Islahevi (The Wilding) ve İsrail’den Kumdaki Yengeçler (Crabs in the Sand) KuirFest’in kısa programının filmleri…

Etkinlikler de rengarenk

adsızKuirFest’te film gösterimleri kadar etkinlikler de dikkat çekiyor:18 Ocak Cuma günü Pişman Olanlar’ın gösterimi ardından yapılacak ve cinsiyet değiştirme operasyonlarını tartışmaya açacak “Cinsiyet Değiştirme Operasyonları” söyleşisine trans aktivistler, Belgin Çelik ve Buse Kılıçkaya konuşmacı olarak katılacak; Dünyanın en muhafazakar ülkelerinden biri olan Pakistan’da geçen Saklambaç filminin arkasından da yönetmenleri Saadat Munir ve Saad Khan ve yapımcı Christina M. Andersen’in katılımıyla Pakistan’da LGBTT grupların durumunu anlatan bir panel düzenlenecek; Alisa Lebow, Başak Ertür, Defne Tüzün ve Gözde Onaran’ın Bülent Ersoy’un Şöhretin Sonu adlı filminden yola çıkarak yapacakları “Bülent Ersoy’un Kanunla İmtihanı” başlıklı panel ile Bülent Ersoy üzerinden bir yakın tarih okuma denemesi yapılacak. Ayrıca birbirinden ilginç drag şovlara sahne olacak partileriyle KuirFest, Ankaralı sinemaseverlere dolu dolu bir hafta yaşatacak.

Festival programı detaylı olarak festivalin web sitesinden incelenebilir.

Manifesto 50.Yılında Ankara’da

1962 yılında yayımlanan ve Yeni Alman Sineması’nın miladı olan Oberhausen Manifestosu’nun imzacılarının filmleri 21-22 Aralık’ta Goethe Enstitüsü’nde gösterilecek.

Oberhausen Manifestosu, 28 Şubat 1962 yılında 8. Batı Almanya Kısa Film Festivali’nde biraraya gelen genç yönetmen ve eleştirmenlerin “Yeni Alman Sinemasını” ilan ettikleri kısa ve güçlü metindir. Savaş sonrası, Almanya sinemasının propoganda aracı rolünden, uluslararası saygınlığa doğru istikrarlı serüveninin cesur başlangıcı kabul edilir. Manifestonun yayımlanmasından önceki birkaç yılda televizyon sayısında gerçekleşen dramatik artışın sonucu olarak Alman ticari sinemasının çöküşü ve bu yıllarda yakın coğrafyada ortaya çıkan yönelimler (İngiliz Özgür Sinema Hareketi, Fransız Yeni Dalgası) ile doğmakta olan modernist Avrupa sinemasının etkisinde genç Alman sinemacıları Oberhausen Manifestosu’nu yayımladılar:

oberhausen_manifest

—————————-

Geleneksel Alman sinemasının çöküşü, tutum ve uygulamalarının reddettiğimiz bir film tarzının ekonomik temelini sonunda ortadan kaldırıyor. Bununla birlikte yeni bir sinemanın yaşam bulma şansı vardır. Yeni Alman sinemasını yaratma amacımızı ilan ediyoruz.

     Bu yeni sinemanın yeni özgürlüklere gereksinimi vardır. Yerleşik endüstrinin geleneklerinden kurtulmaya… Ticari ortakların etkilerinden kurtulmaya… Özel çıkar guruplarının denetiminden kurtulmaya… Yeni Alman sinemasının inşasıyla ilgili somut entelektüel, biçimsel ve ekonomik kavrayışlara sahibiz. Bir kolektif olarak ekonomik risk almaya hazırız.

     Eski sinema öldü. Yeni sinemaya inanıyoruz.

—————————

“Yeni sinema” ile “eski” olanı arasına çektikleri bu çizgi ile Alman sinema endüstrisi ile işbirliği ihtimalini daha en başından ortadan kaldıran imzacıların, anaakıma dahil olarak onu dönüştürmeyi başaran Fransız Yeni Dalgası’nın tersine bugün de Alman sinemasında eski ile yeni, ticari ile deneysel, popüler ile avangard arasında derin uçurumlar olmasının temelini atmış oldular. Filmlerinde geleneksel öykü anlatımı ve dramatik kapalılık yerine belgesel gerçekliği ve deneysel açıklığı tercih eden çoğu deneyimsiz ve alaylı olan bu yirmi altı sinemacının Alman toplumunu, kapitalizmini, uyumculuk ve kayıtsızlığını eleştimek ve sıradışı olmak dışında pek ortak paydası yoktu.

Berlin’in ortasına bir duvar çekilmesinin üzerinden altı ay geçmeden yayımladıkları Manifesto’nun 50. Yıldönümünde, Oberhausen Kısa Film Festivali, imzacıların filmlerinden oluşan “Provoking Reality. Mavericks, Mouvements, Manifestos”  isimli bir programla çıktı karşımıza. Federal Cumhuriyet’in yaşamında eleştirel bir ses olmak isteyen yirmi altı imzacının, manifestonun yayımlanmasından önceki ve sonraki beşer yılı kapsayan aktif dönemlerine (1958-1967) ait  40‘a yakın film restore edilerek Nisan ayının sonunda 58. Oberhausen Kısa Film Festivali’nde gösterildi. Ardından farklı başlıklar altında aralarında Avusturya Film Müzesi ve MoMa New York’un da bulunduğu pek çok müze ve film festivalinde izleyici karşısına çıktı. Oberhausen Manifestosu Filmleri’ni 21-22 Aralık tarihlerinde Puruli Kültür Sanat işbirliğiyle Goethe Institut Ankara’da izleyebilirsiniz. Etkinlikte gösterilecek filmlerle ilgili ayrıntılı bilgi için:

http://www.goethe.de/ins/tr/ank/ver/tr10199556v.htm

Ankara’da Yılın En Kısa Gününde, Kısa Metraj Film Gösterimleri

Ankara Fransız Kültür Merkezi ve Büyülü Fener Sineması 21 Aralık’ta (yılın en kısa gününde) önemli bir etkinliği hayata geçiriyor. Film Fabrik bünyesinde hazırlanan, Art Park yapımı dört kısa filmden oluşan bir seçki Türkiyeli yönetmenlerin kısa filmleriyle buluşuyor. Kızılay Büyülü Fener sinemasında gösterilecek sekiz kısa filmin yer aldığı programda, filmlerin ardından Fransa’dan Pierre Henry Debiès ve Türkiye’den Arin İnan Arslan’la söyleşi gerçekleşecektir.

Dünyanın dört bir yanından genç sinemacıları bir araya getiren Film Fabrik’in kısa metraj filmleri Fransa, Finlandiya ve Çek Cumhuriyeti’nden sonra Ankara’da da sunuluyor.

Program çerçevesinde 21 Aralık günü saat 19.00’da Fransız yapım şirketi Art Park’tan ve Türkiye’den dörder kısa film gösterilecektir. Film gösterimlerinin ardından sinema yazarı Sinan Yusufoğlu’nun moderatörlüğünde Fransız yönetmen PH Debiès ve Türkiyeli yönetmen Arin İnan Arslan ile bir söyleşi gerçekleşecektir.

Programda Gösterilecek Filmler

Fransa (Art Park’tan) Kısa Filmler;

Amerikalı yönetmen Andréa A.Stuart’ın 2010 yılında çektiği “Neighbor /Komşu” (15′); Finlanda’nın küçük bir kasabasına yerleşen Amerikalı siyahi bir adamın kasabada geçirdiği günleri merkezine alan film, öteki olma ve dostluk üzerinden hikayesini kuruyor.

Fransız yönetmen Joseph Couturier’in 2005 yılında çektiği “Funny Eye /Komik Göz” (17’27”); korku edebiyatının usta yazarlarından Edgar Allen Poe’nun “Kuyu ve Sarkaç” hikayesinden uyarlandı. Film, bir palyaçonun modern toplumun Engizisyon mahkemeleri tarafından modern yaşamı  temsili değerleri nedeniyle ölüme mahkum edilmesini anlatır. Palyaço dayanılmaz derecede olan fiziksel ve ahlaki baskılara katlanmak zorundadır.

Finlandiyalı yönetmen Antony Bentley’in 2011 yılında çektiği “Driver / Sürücü” (11′); bir cenaze arabası sürücüsü ile ‘ölü’ müşterisi arasındaki yol boyunca süren ilginç sohbete ortak ediyor seyircisini.

Fransız yönetmen Pierre Henry Debies’in 2012 yılında çektiği “Strain/ Zorlanma” (13’19”), yabancı bir ülkeye entegre olamayan genç bir Fransız kadının kıskançlıkla kemirilen zihninin zamanla deliliğe mahkum olmasını incelikli bir hikayeyle anlatıyor. (Filmin ardından yönetmen PH Debies ile bir söyleşi gerçekleşecektir.)

Türkiye’den Kısa Filmler;

Yönetmen Rezzan Yeşilbaş’ın 65. Cannes Film Festivali’nden en iyi kısa film ödülüyle dönen “Be Deng / Sessiz” ( 14′) filmi 1984 yılında Diyarbakır’da tutuklu olan kocasına, cezaevi koşullarında yasak olmasına rağmen yeni bir çift ayakkabı götürmeye çalışan Zeynep’in hikayesini oldukça ustalıklı bir sinemayla anlatıyor.

Uzun metraj filmleriyle de tanıdığımız yönetmen Emre Akay, 2011 yapımı “Kırmızı Alarm” (15′) filminde bir siyasi parti genel başkanı olan Kudret Türkdoğan’ın ve etrafındaki erkeklerin oldukça sorunlu ‘siyasal’ dünyasına götürüyor seyirciyi. Devlet Televizyonu’ndaki konuşmasına saatler kala hazırlıklarını sürdüren başkanın esas derdi, programa bayrak kırmızısı bir kravatla çıkmaktır.

Ertuğ Tüfekçioğlu’nun yönettiği, oyuncu İrem Altuğ’un yazıp başrolünde oynadığı “Direk Aşk” (11′) çaresiz bir kadının hiç beklemediği bir anda aşık olmasını anlatan traji komik bir hikaye.

Yönetmen Arin İnan  Arslan’ın üçüncü kısa metraj filmi “Pera Berbangê / Arpeggio Ante Lucem” (15′), Dersim’de evcil güvercinlerini çarşıda azat ettirerek geçimini sağlayan Bışkov’un ve köylerin boşaltılmasıyla birlikte kente yerleşmek zorunda kalan insanların hikayesi anlatılıyor. (Filmin ardından yönetmen Arin İnan Arslan ile bir söyleşi gerçekleşecektir.)

Söyleşiye Katılacak Yönetmen Biyografileri

PH Debiès

1980 yılında Fransa’da doğan PH Debiès, Poitiers Üniversitesi’nden sonra Paris’te bulunan bir okulda sinema eğitimi alır. 2000 yılında yönetmenler topluluğunu kuran PH Debiès, birçok kısa metrajlı film ve müzik klipleri çeker. Günümüzde Art Park şirketi bünyesinde yönetmen ve program kurgu sorumlusu olarak, gençlere yönelik video atölye çalışmaları yaparak  ve bağımsız fotoğrafçı olarak çalışmaktadır.

Filmografisi

Mars Requiem – 15mn/2003 – 16mm

L’Appel du Large – 17min/2004 – MiniDV

Tic-Tac – 4min/2005 – MiniDV

Panic Zone – 7min/2006 – HDV

Au bout du nerf – 7min/2007 – HDV

36ème Sous-Sol – 13min/2010 – HD

Strain – 13min/2012 – HD

Poney Club – 26min/2013 – HD

 

Arin İnan ARSLAN

1982, Tunceli doğumlu. 2004’te ilk kısa filmi “Kırıntı”yı çekti. 2005 yılında Ege Üniversitesi Bilgisayar Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. 2006 yılında çektiği ikinci kısa filmi “Sî û Ba” ile Tahran Uluslararası Kısa Film Festivali’nde En iyi Asya kısa filmi başta olmak üzere bir çok ödül aldı. Dört yıl aradan sonra göç temasını, “kanatları olduğu halde gidememek” fikri üzerinden inceleyen Pera Berbangê isimli kısa filmiyle Berlin Film Festivali’nde yarıştı. Bağımsız olarak sinema yapmaya devam ediyor.

Filmografisi

Pera Berbange (Arpeggio Ante Lucem) -2010

Gölge ve Rüzgar (Si u Ba) – 2006

Kırıntı – 2004

YER: BÜYÜLÜ FENER SİNEMASI / KIZILAY

GİRİŞ / ENTRY: 5 TL

TARİH: 21 ARALIK 2012 – 19.00
ADRES:

Büyülü Fener Sineması
Meşrutiyet Cad. Hatay Sokak No 18
Kızılay

Tel : 0312 425 01 00

Gezici Festival 18. Yolculuğunu Tamamladı

Ankara Sinema Derneği tarafından, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen 18. Gezici Festival, 30 Kasım’da Ankara’da başlayan ve Sinop’ta devam eden 11 günlük sinema dolu yolculuğunu 10 Aralık’ta tamamladı.

Her yıl olduğu gibi Ankara’da başlayan Gezici Festival, 30 Kasım-6 Aralık tarihlerinde Büyülü Fener Sineması ve Alman Kültür Merkezi’ndeki tıklım tıklım dolu salonlardaki gösterimler, atölyeler, paneller ve Türkiye sinemasından önemli isimlerle gerçekleşen izleyici buluşmalarıyla başkentlilere sinema dolu bir hafta yaşattı.

Daha sonra rotasını Karadeniz kıyılarına, bu yıl ikinci kez misafir olduğu Sinop’a çeviren Gezici Festival 7-10 Aralık tarihlerindeki Sinop gösterimlerinin ardından 2012 macerasını da geride bırakmış oldu. Dünya ve Türkiye sinemasından ödüllü filmler, Tuncel Kurtiz’in “bir daha, bir daha” izlediği filmlerden ve Hollanda’dan çocuk filmlerinin gösterimleri ile Türkiye’nin sevilen sinemacılarını ağırlayan festivalin Sinop ayağı, Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi ve Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla gerçekleşti.

Ankara’da tıklım tıklım dolu salonlar ve sinemacılarla söyleşiler

Gezici Festival’in Ankara gösterimleri yüzde 90 gibi rekor bir doluluğa ulaşırken, bazı gösterimlerin biletleri günler öncesinden tükendi. Toplam 65 filmin gösterildiği festivalde izleyiciler yönetmen söyleşilerine yoğun ilgi gösterdi; özellikle Türkiye seçkisi ve Kısa İyidir gösterimlerinde seyirciler merdivenlere taştı. Türkiye Sineması 2012 bölümünden Yeraltı, Araf, Babamın Sesi, Devir, Lal Gece, Küf, Şimdiki Zaman ve Zerre; Dünya Sineması’ndan Aşk, Düşler Diyarı, Hayır ve Perşembeden Pazara; Tuncel Kurtiz’in “bir daha, bir daha” izlediği filmlerden ise 2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas, All That Jazz ve Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Yurttaş Hakkında Soruşturma filmlerinin tüm biletleri tükendi.

Türkiye Sineması 2012 bölümünde yer alan filmlerin yazar, yönetmen ve yapımcılarıyla gerçekleştirilen söyleşilere gösterilen yoğun ilgi, zaman zaman bir sonraki seansların gecikmesine neden oldu. Gezici Festival’in ilk konuğu 30 Kasım’da, Antalya’da En İyi İlk Film ve En İyi Yönetmen de dahil dört ödül kazanan Zerre filminin senarist ve yönetmeni Erdem Tepegöz ile yapımcısı Kağan Daldal oldu. Tepegöz, işçi sınıfına ve kadına bakışıyla izleyicilerden övgü alan filminde “işçi sınıfının susmuşluğu ve bastırılmışlığını” anlatmaya çalıştıklarını söyledi. Dolu salona konuşan Daldal ise, Ankara’nın ve festivallerin kendileri için öneminden söz etti: “Ankaralı bir ekibiz. İlk galamızı Gezici Festival’de yaptığımız için gurur duyuyoruz. Hayalimiz bu tarz filmlerle bu salonları daha fazla doldurabilmek” dedi. Gösterime katılan Tuncel Kurtiz “Bu film son yıllarda işçi sınıfını anlatan en iyi film. Yılmaz Güney izleseydi gurur duyardı,” dedi.

Berlin’de Kristal Ayı kazanan Lal Gece filminin 1 Aralık’taki gösterimi sonrası izleyicilerle buluşan yönetmen Reis Çelik, İlyas Salman ve Dilan Aksüt’le çalışırken “senaryonun çeşitli yerlerine tuzaklar” kurduğunu ve “iki oyuncuyu çekimlerden önce yalnızca bir kez bir araya getirdiğini” söyledi. Venedik Film Festivali’nde Geleceğin Aslanı ödülünü alan Küf’ün yönetmeni ve senaristi Ali Aydın ise filmin 2 Aralık’taki gösteriminden sonra izleyicilerin sorularını yanıtladı. Aydın, “Filmin adı neden Küf?” sorusuna, “Türkiye’nin politik tarihindeki bir aralığı, 90’ları anlatmak istedim. Kokuşmuş, çürümüş bir sistemin olduğu bir dönem. Filmin adını bu kokuşmuş, çürümüş yapıdan aldım,” yanıtını verdi. En güzel övgü ise söyleşi sırasında salonda bulunan Tuncel Kurtiz’den geldi: “Büyük bir sevinçle seyrettim. Genç nesilden birinin dünya sinemasına bu eseri bırakmasıyla gurur duydum. İyi ki varsınız.”

Adana, Moskova, Abu Dhabi ve Tokyo’da ödüller alan Araf’ın 3 Aralık’taki gösterimi sonrası yönetmen Ustaoğlu, filminde “çok kesif bir yalnızlığı ve çaresizliği” anlatmaya çalıştığını söyledi. Derviş Zaim, “Hayatımda en fazla eğlendiğim film oldu” dediği Devir‘in 4 Aralık’taki gösterimi sonrası seyircilerle uzun uzun sohbet etti. Zaim, filmini “Belgeselden yararlanmaya çalışan, belgeseli harmanlayan bir kurmaca,” olarak tanımladı.

Ankara Sinema Derneği’nin de yapımına katkıda bulunduğu Yeraltı filminin 5 ve 6 Aralık’taki gösterimleri sonrası ise, Zeki Demirkubuz seyircilerle bir aradaydı. Demirkubuz, iki söyleşide de Ankara’da film çekme ve Ankaralılar üzerine düşüncelerini seyircilerle paylaştı: “Ankara’yı çok ilginç buluyorum. Hem mimari, hem yaşam düzeni, hem de insan ilişkileri olarak. Bana inanılmaz uzak, onun için de ilginç geliyor. Yazdığım her projeyle uğraşırken, Ankara’da olur mu diye soruyorum kendime.”

Şimdiki Zaman filminin 6 Aralık’taki gösteriminden sonra da yönetmen Belmin Söylemez ile senarist ve yapımcı Haşmet Topaloğlu izleyicilerle bir araya geldi. Birlikte çalışma deneyimi üzerine Söylemez, “Bu tip düşük bütçeli, bağımsız filmlerde yaratıcı yapımcı olması lazım. Haşmet’in rolü bu oldu,” derken Topaloğlu, “Yazma sürecini paylaşarak tamamladık. Benim rolüm ağırlıklı olarak yapımcılıktı. Bakış açısının gelişmesi tamamen Belmin’in,” sözleriyle süreci anlattı.

Türkiye Sineması 2012 bölümünün diğer filmleri ise İnan Temelkuran’ın Kristen Stevens’la birlikte yönettiği, Siirtli milli güreşçi Evin Demirhan’ın öyküsünü anlatan ve Altın Koza’dan üç ödülle dönen belgesel Siirt’in Sırrı; ve İki Dil Bir Bavul ile sinemaseverlerin kalbini kazanan Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan’ın Altın Koza’dan En İyi Film ve Senaryo ödülleriyle dönen son filmleri Babamın Sesi oldu.

Gezici Festival’de Dünya Sineması

Gezici Festival, bir kez daha Berlin, Cannes ve Rotterdam gibi önemli uluslararası festivallerden ödüllerle dönen ve Şili’den Güney Kore’ye, Avusturya’dan Sırbistan’a, dünyanın farklı ülkelerinden filmlerden oluşan Dünya Sineması seçkisini festival izleyicisiyle buluşturdu. Domuzların Kralı, Kaplanın Yılı, Onur Yürüyüşü, Orada Burada, Perşembeden Pazara ve Temizlikçi’nin Türkiye’deki ilk gösterimleri Gezici Festival’de gerçekleştirildi.

Ankara’ya özel konuklar

Gezici Festival’in Tuncel Kurtiz’in ‘Bir Daha, Bir Daha’ İzlediği Filmler başlığı altında programına eklediği Avrupa ve Amerikan sinemasından beş klasiğin ilk gösterimleri öncesinde, Türkiye Sineması’nın usta ismi bu beş filmi neden “bir daha, bir daha” izlediğini seyircilerle paylaştı, kimilerini de seyircilerle birlikte izledi. Bu bölümde Bob Fosse’nin yönettiği All That Jazz, Robert Altman klasiği Nashville, Luchino Visconti imzalı Leopar ve Alain Tanner’in yönetmenliğini yaptığı 2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas gibi Avrupa sineması örneklerinden oluşan zengin bir seçki yer aldı. Kurtiz, “17 yıldır kimsenin göstermeye cesaret edemediği filmleri sunan Gezici Festival’in hayranı” olduğunu söyledi.

Festivalin yabancı konukları arasında neonazi kültürünün Avrupa’da yükselişini anlatan çarpıcı belgesel Kan Akmalı – Gizlice Nazilerin Arasında’nın Alman yönetmeni Peter Ohlendorf ile iki gün süren Yeni Medya Belgeseli Atölyesi’ni düzenleyen İsrailli belgesel yönetmeni ve yapımcısı Yoram Schaffer ile Tel Aviv Üniversitesi, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden Udi Ben-Arie yer aldı.

Sinop’ta bir kez daha coşkulu açılış

Gezici Festival, Sinop’taki açılışını 7 Aralık akşamı, Reis Çelik, Erkan Can, Alin Taşçıyan, Sinop Belediye Başkanı Baki Ergül, Sinop Vali Yardımcısı Kaya Çelik, Sinop Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Fahri Bostan ve festivali bir kez daha coşkuyla karşılayan Sinoplu sinemaseverlerle gerçekleştirdi. Baki Ergül, “Sinop’tan güzel anılarla” ayrılmamızı dilerken; Erkan Can, Sinop’a 30 yıl sonra dönmenin “ne kadar güzel” olduğunu söyledi. Reis Çelik ise, yıllar önce ziyaret ettiği Sinop’u “memleketi Kars’a” benzettiğini, “yalnız bırakılmış ama kültürüne sahip çıkmış bir şehir” olarak gördüğünü Sinoplu seyircilerle paylaştı.  Çelik’in film başlamadan önceki son sözleri Gezici Festival’in de hislerini yansıtıyordu: “Sanatı sahiplenip, çağırdığınız için teşekkürler.”

Açılış sonrasında Lal Gece‘nin iki gösterimine de ilgi büyük oldu. Gösterimler sonrasında filmin yazar ve yönetmeni Reis Çelik, sinema yazarı Alin Taşçıyan‘la birlikte seyircilerin sorularını yanıtladı. Çelik, Lal Gece ile bir tartışma yaratmak istediğini söyledi: “Bizim yarattığımız, erkeğin de kadının da kölesi olduğu sistemi tartışmaya başlamamız gerekiyor. Böylece de iyi bir toplum yaratalım.”

Küf’ün 8 Aralık’taki gösterimi sonrası filmin yazar ve yönetmeni Ali Aydın, salonu dolduran seyircilerle sohbet etti. Aydın, sinema çözüm mü? Sorusuna, “Sinema hiç bir şeye çözüm olamaz. Sadece bir şeylerin konuşulmasına vesile olur,” diye cevap verirken, çözümün ne olduğunu da, “En önemli yaşam düsturu insan olduğumuzu hatırlamak. Ancak bu şekilde var olabiliriz,” sözleriyle yanıtladı.

Önümüzdeki hafta filmi Yeraltı ile Dubai Uluslararası Film Festivali’nde yarışacak olan yönetmen Zeki Demirkubuz ise 9 Aralık’ta Gezici Festivalin Sinop’taki son konuğuydu. Seyircilerden gelen yoğun ilgiyle bir saatten fazla Sinoplu sinemaseverlerin sorularını yanıtlayan Demirkubuz, “Gezici Festival’i çok eski arkadaşlarım düzenliyor. Artık vicdanım gibi oldular. Normalde festivallere mecburen gidiyorum. Ama Gezici Festival’in yeri benim için çok ayrı,” dedi.

Sinoplu sinemaseverlerin dört gün boyunca izlediği diğer filmler Siirt’in Sırrı, Şimdiki Zaman, Babamın Sesi, Temizlikçi, Orada Burada, Savaş Cadısı ve Leopar oldu. Haftasonu İstanbul’dan Sinop’a gelen ünlü konuklar Erkan Can ve Nurgül Yeşilçay ile Gezici Festival, Sinop izleyicisine festival havasını ayrı bir şekilde yaşatmış oldu. Festivalin 10 Aralık’taki son gösterimi öncesi Sinop Valisi Dr. Ahmet Cengiz ve Ankara Sinema Derneği Başkanı Ahmet Boyacıoğlu 18. Gezici Festival’in kapanış konuşmalarını yaptı. Boyacıoğlu, “Bu işbirliğinin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini biliyorum,” derken Cengiz, “Geçen yıl hep beraber, el birliğiyle bir ilki paylaştık. Umarız iş birliğimiz önümüzdeki yıllarda da devam eder,” dedi.

Festival duyuruları, program, filmler ve etkinlikleri Gezici Festival’in web sitesi, Facebook sayfasıve Twitter hesabından takip edebilir, fotoğrafları Flickr hesabından indirebilir, fragmanları Vimeo hesabından izleyebilirsiniz.

Gezici Festival’de Bugün: 10 Aralık Pazartesi

Gezici Festival - 10 Aralık

Deniz Sineması

12.00 temizlikçi adrián saba

peru, 2011, dcp, 95’ ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

Adli tıpta temizlikçi olarak çalışan Eusebio, gizemli ve öldürücü bir salgın hastalığın hüküm sürdüğü kentte, ölülerin bulunduğu evleri temizlemektedir. Kimsenin yaşamadığı bir evde sekiz yaşında bir çocuk bulur. Çevrelerindeki uygarlık yok olup giderken çocuğa göz kulak olmaya karar verir.

15.00 orada burada antonio méndez esparza

ispanya, abd, meksika, 2012, hdcam, 110’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Nespresso Büyük Ödülü Cannes • Özgürlük Ruhu Ödülü Kudüs • En İyi Film, En İyi Yönetmen Mumbai • Altın Kurt Ödülü Montreal • Özel Mansiyon Afi Fest • En İyi Yönetmen Selanik

Meksika’daki köyüne geri dönen bir ‘illegal’ göçmen işçinin karşılaştığı sorunlara ve hem Bush hem de Obama yönetimlerinin göçmen karşıtlığının zalimliğine ilişkin abartısız fakat etkili bir çalışma.

17.30 babamın sesi orhan eskiköy, zeynel doğan

türkiye, 2012, 35mm, 88’, kürtçe, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Film, En İyi Senaryo Adana • En İyi Senaryo İstanbul

Babamın Sesi’nde Maraş Katliamı’ndan etkilenen Kürt-Alevi bir ailenin hikâyesini anlatan Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan, gerçek ses kayıtlarından ‘gerçek’ bir film çıkarmayı başarıyor. Geride kalanların travmasını anlamaya çalıştıkları gibi ülkenin ‘kirli’ tarihi ve asimilasyon politikasını büyük sözler etmeden hikâyeleştirebiliyorlar.-Hasan Cömert

20.00 siirt’in sırrı inan temelkuran, kristen stevens

türkiye, 2012, hdcam, 89’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Jüri Özel Ödülü, Jüri Özendirme Ödülü, En İyi Kurgu Adana • En İyi Belgesel Antalya

Güreşerek kazandığı parayla 13 kişilik ailesine destek olan genç Kürt kızı Evin Türkiye şampiyonudur. Kendi küçük kentinde bir kız olarak tek başına gidip ekmek alması mümkün değilken, dünya arenasında kendi yaratacağı geleceğe ulaşabilmesi için bir maçı kazanması yeterlidir.

Gezici Festival’de Bugün: 9 Aralık Pazar

Gezici Festival - 9 Aralık

Deniz Sineması

 12.00 Çocuk Filmleri: Hollanda

15.00 savaş cadısı kim nguyen

kanada, 2012, hdcam, 90’, fransızca, ingilizce, lingala dili; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Kadın Oyuncu, Kiliseler Birliği Jürisi Özel Mansiyonu Berlin • En İyi Kurmaca Film, En İyi Kadın Oyuncu Tribeca

Montrealli sinemacı Kim Nguyen, çocuk asker yapılmak üzere isyancılar tarafından Afrika’daki köyünden kaçırılan 14 yaşındaki kız çocuğu Komona’nın dokunaklı ve yürek parçalayıcı bir portresini çiziyor. Film Kanada’nın bu yılki Yabancı Film Oscar adayı.

17.30 şimdiki zaman belmin söylemez

türkiye, 2012, dcp, 110’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Kadın Oyuncu İstanbul • Yılmaz Güney Ödülü, Film Yön Jürisi Özel Ödülü, Siyad En İyi Film Ödülü Adana

‘Bir kadın hikâyesi’ anlatan Belmin Söylemez, kaybolmuş bir ruhun kendini yeniden tanımlamaya çalışması diye yorumlayabileceğimiz yapısıyla bizi etkilemeyi başaran filmiyle hedefine ulaşırken, yarattığı atmosfere ilk andan finale kadar sadık kalıyor. Hikâyesini ‘fal’ yardımıyla dillendiren Söylemez, başkalarının fincanlarında kendi falına bakan genç bir kadının dünyasına sokuyor bizi. –Murat Özer

20.00 yeraltı zeki demirkubuz

Yönetmen Zeki Demirkubuz’un katılımıyla

türkiye, 2012, 35mm, 107’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü İstanbul • En İyi Asya Filmi Osians’ Cinefan • En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Adana • İzleyici Ödülü St. Petersburg

Türk sinemasında ‘çukur’u bu kadar dürüstlükle, şevk, istek, alay ve artistik zevkle toplumsal perspektife yayan başka film bilmiyorum. Yeraltı’nın yanında birçok film sosyoloji tezi gibi kalacak mecburen. –Fatih Özgüven

Gezici Festival’de Bugün: 8 Aralık Cumartesi

Deniz Sineması

12.00 Çocuk Filmleri: Hollanda

15.00 zerre erdem tepegöz

türkiye, 2012, hdcam, 80’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi İlk Film, En İyi Yönetmen, En İyi Sanat Yönetmeni, Siyad En İyi Film Ödülü Antalya • En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Kurgu Malatya

Zerre sinemamızda uzun zamandır duymadığımız bir sesi yeniden duyurdu. İşçi sınıfından bireylerin hikâyeleri pek anlatılmıyor… Zerre başarılı görüntü ve sanat yönetimi, iyi oyunculuğu ve Dardenne Kardeşleri hatırlatan gerçekçiliğiyle sinemamızda eksikliğini hissettiğimiz yeni bir nefes. Erdem Tepegöz’ün yeni filmlerini merakla bekleyeceğiz. –Cüneyt Cebenoyan

17.30 küf ali aydın

Yönetmen Ali Aydın’ın katılımıyla

türkiye, almanya, 2012, hdcam, 94’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Geleceğin Aslanı Venedik • E n İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü Antalya • Gümüş İskender Selanik

Küf son derece politik bir öykü anlatmasına rağmen, politik bir film olarak tanımlanabilecek bir film değil. Daha çok acı, suçluluk duygusu ve başkasının acısına duyarsızlık üzerine bir film diyebilirim. Ali Aydın sinemamız için müthiş bir kazanç. –Cüneyt Cebenoyan

20.00 leopar luchino visconti

italya, fransa, 1963, dcp, 185’, italyanca; türkçe altyazılı

ödüller Altın Palmiye Cannes • En İyi Yapım David di Donatello • En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Yapım Tasarımı İtalyan Ulusal Film Eleştirmenleri Sendikası • En İyi Yabancı Film, Özel Ödül Saint Jordi Ödülleri

Bugüne dek çekilmiş en iyi filmlerden biri ve Visconti’nin İtalya tarihi ile ilgili en kişisel filmi. Guiseppe di Lampedusa’nın İtalyan aristokrasisinin çöküşünü ve burjuvazinin yükselişini konu alan romanına dayanan göz kamaştırıcı bir destan.

Gezici Festival’de Bugün: 7 Aralık Cuma

Deniz Sineması

20.30 lal gece reis çelik

Yönetmen Reis Çelik’in katılımıyla

türkiye, 2012, 35mm, 91’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Kristal Ayı Berlin • En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu Nürnberg • En İyi Film Würzburg • Özel Mansiyon Buster • En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü Adana • En İyi A sya- Ortadoğu Filmi Tokyo • En İyi Film, En İyi Yönetmen Brüksel • En İyi Yönetmen Malatya

Lal Gece, kaba kuvvet, cinsiyet ve silah zoruyla sahip oldukları iktidarı kanunsuzluk pahasına korumak için feodaliteden vazgeçmeyen ataerkil toplumlarda erkeklerin de kendi kurdukları düzenin birer kölesi olduğunu gösteriyor –Alin Taşçıyan

22.15 lal gece reis çelik

Yönetmen Reis Çelik’in katılımıyla

türkiye, 2012, 35mm, 91’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Kristal Ayı Berlin • En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu Nürnberg • En İyi Film Würzburg • Özel Mansiyon Buster • En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü Adana • En İyi A sya- Ortadoğu Filmi Tokyo • En İyi Film, En İyi Yönetmen Brüksel • En İyi Yönetmen Malatya

Lal Gece, kaba kuvvet, cinsiyet ve silah zoruyla sahip oldukları iktidarı kanunsuzluk pahasına korumak için feodaliteden vazgeçmeyen ataerkil toplumlarda erkeklerin de kendi kurdukları düzenin birer kölesi olduğunu gösteriyor –Alin Taşçıyan


Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 319.328 hits
Şubat 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.