Bu yıl 11. kez düzenlenen olan !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali bugün başladı. 26 Şubat’a kadar İstanbul’da devam edecek gösterim ve etkinlikler sonrasında festival 1-4 Mart arasında Ankara’da ve bu yıl ilk kez 2-4 Mart tarihleri arasında da İzmir’de olacak. Ankara ve İzmir’de 17 Şubat’ta festival biletlerinin %10 indirimle ön satışa çıktığını ve bu indirimli ön satışların sadece 3 gün süreceğini önemle belirtelim.
Festivalin bu yılki bölümlerine bu bölümlerde ön plana çıkan bazı filmlere bakalım.
Keş!f: Festival kapsamında 5. kez düzenlenen bu bölümde sinemada yenilik arayan genç yönetmenlerin filmleri yarışıyor ve sinemaseverlere yeni keşifler yapma olanağı sunuluyor. Bu bölümde yer alan ve 4 yaşında bir kızı başrole taşıyan Nana‘yı Gezici Film Festivali’nde izlemiş ve pek sevmiştik. Kıyıda (Sur la Planche / On the Edge) filmini ise Altın Portakal’da izlemiştik (orada Sınırda ismiyle gösterilmişti). Kendi adıma çok içine giremediğim bir filmdi ama orada yarışmaya giren yabancı filmler arasında en iyi film seçildiğini de unutmayalım.
Yönetmeninin “genel ahlaka bir saldırı” olarak tanımladığı Pislik (Gandu / Asshole), geçen yılın belgeselleri arasında sıkça adını duyduğumuz Denizde İki Yıl (Two Years At Sea) ve galiba Çernobil’i ilk kez konu eden bir film olarak Masum Cumartesi (V Subbotu / Innocent Saturday) bölümün dikkat çeken diğer filmleri.
Hit Filmler: Adı üstünde geçen yılın bağımsız filmleri arasında festivallerde en çok ödül kazanan, uluslararası dağıtıma girmiş, hatta bazıları ülkemizde de gösterilecek olan, kısaca bağımsızların en popülerleri olarak adlandırabileceğimiz filmler bu bölümde. Bölümdeki bir kaç filmin adını verelim ama fırsat olursa her birini izlemek lazım da diyelim.
Herhalde bölümün en dikkat çeken filmi Oscar’larda da adı geçen Alexander Payne’in George Clooney’i başrole taşıyan Senden Bana Kalan (The Descendants) filmi. Bunun yanında bir kanser komedisi olarak tanımlanabilecek olan Şansa Bak (50/50), çok sevdiğimiz ama filmlerini sinemalarımızda göremediğimiz Todd Solondz’un Karanlık At‘ı (Dark Horse), her filmiyle seyirciyi şaşırtan Takashi Miike’nin bilgisayar oyunu uyarlaması Dava Vekili (Gyakuten Saiban / Ace Attorney), senenin en iyileri arasında pek çok kez adını duyduğumuz ama büyük ödüllerde adı geçmeyen Sığınak (Take Shelter) ve Sarah Polley’in ikinci kez yönetmenliği denediği Bu Dans Senin (Take This Waltz) izlenmesi gereken filmler arasında.
!f Müzik: Sinema kadar müziği de sevenlerin bölümü. Farklı müzisyenler üzerine 5 belgesel içeren bu bölümde özellikle Chemical Brothers’in konser filmi Don’t Think ile, Hole grubunun eski bateristi Patty Schemel’i konu eden Çok Sert Vurdu (Hit So Hard) adlı film dikkat çekiyor.
Fantastik Filmler: Aslında vizyonda da “fantastik film” olarak adlandırılan çeşitli filmler izliyoruz ama bu tanımın gerçek anlamda hakkını veren filmleri ancak festivallerde izleyebiliyoruz. Bu bölümde yer alan iki hayaletin yol filmi olarak tanımlanan Finisterrae, Japon mafyası için ceset kaçakçılığı yapan bir adamı anlatan Kaçakçı (Sumagurâ: Omae no Mirai o Erab / Smuggler), dikkat çekici bir animasyon olan Tatsumi izlenmesi gereken filmlerden.
Arka Bahçe: Dünyada neler olup bittiğini belki haberlerden takip ediyoruz ama bir belgeselcinin gözünden izlemek bir başka oluyor her zaman. Hem olaylara farklı bir açıdan bakıyoruz hem de işin içine sanatsal bir form da giriyor. Bu bölümde HES’lerden çocuk gelinlere, ekonomik krizden Arap Baharı’na kadar değişik konularda altı film yer alıyor. Belgesel meraklıları özellikle Mahşerin Dört Atlısı (Four Horsemen) ve Müdahaleciler (The Interrupters) filmlerini kaçırmamalı.
Gökkuşağı Filmler: LGBT bireylerinin hikayelerine ait filmleri içeren bu bölümde yine ilginç filmler var. İran’da lezbiyen bir çifti anlatan Koşul (Circumstance), iki erkeğin bir haftasonuna sığan ilişkilerini anlatan Haftasonu (Weekend), Sonny ve Cher’in sonradan erkek olmaya karar veren kızlarının hikayesini anlatan Chaz Olmak (Becoming Chaz) bölümün dikkat çeken filmleri arasında yer alıyor.
Ev: Farklı ülkelerden Kürt yönetmenlerin Ev başlığı altında toplanabilecek filmlerini içeren bu bölüm !f’in daha önceki yıllarda başlattığı “Açılım” başlıklı bölümün bir devamı sayılabilir. Konuya İsveç’ten bakan Gerilla Çocuk (Gerillasonen / The Guerilla Son) ve Fransa’dan bakan Bedia’nın İzinde (Sur Les Traces de Bedia / On the Traces of Bedia) ilk anda dikkat çeken filmler arasında. Ayrıca Ev Gibisi Yok başlığı altında toplanan dört kısa film de izlenmeli.
Yol: Bu bölümde geniş anlamıyla yol filmi olarak tanımlanabilecek filmler yer alıyor. Dikkat çekici Kanada’lı yönetmen Guy Maddin’in Odysseia uyarlaması Anahtar Deliği (Keyhole), göçmen sorunu üzerine çarpıcı bir film izlenimi veren Merhametin Yedi Biçimi (Sette Opere di Misericordia / Seven Acts of Mercy) ve siyah beyaz görüntüleri ile dikkat çeken Yoldan Geçen (Transeunte / Passerby), bu bölümün öne çıkan filmleri.
e-şıkkı: Farklı hayat deneyimleri üzerine filmler içeren bu bölümde aynı anda hamile kalmaya karar veren bir grup kızı anlatan 17 Kız (17 Filles / 17 Girls), animasyon, stop-motion ve canlı görüntüleri birleştiren Eskiden Buralar Hep Yerçekimiydi (Gravity Was Everywhere Back Then), tamamen cep telefonu ile çekilen Empire North gibi filmler bu bölümde yer alıyor.
!f Kült: 2011 yapımı olmasına rağmen geleceğin kült film adaylarından olan Kaspar Hauser Efsanesi (La Leggenda di Kaspar Hauser / The Legend of Kaspar Hauser) ve gerçek anlamda bir kült film olan Yüzü Olmayan Gözler (Les Yeux Sans Visage / Eyes Without a Face) bu bölümün filmleri. Özellikle ikincisini muhakkak izlemek gerek.
Nöbetçi Sinema: Geceyarısı film izlemekten ayrı bir keyif alan sinemaseverlere sıradışı korku filmleri sunan bu bölümde Ölümün Sesi (Babycall) ve Aşk Suçları (Koi no Tsumi / Guilty of Romance) filmleri yer alıyor.
!f Özel Gösterimler: Festivalin konuklarından Michael Nyman’ın Film Kameralı Nyman (NYman With a Movie Camera) filmi bu bölümün dikkat çekici filmlerinden. Vizyonda kaçırmış olanlar için Zenne filmini izleme fırsatını da unutmamalı.
ACID 20. Yılını Kutluyor: Bağımsız filmlerin dağıtımını destekleyen ACID organizasyonuun 20. yılını kutlamak için oluşturulan bu bölümdeki her film izlenmeyi halediyor ama özellikle Bruno Dumont’un çarpıcı filmi İnsanlık (L’humanité) mutlaka izlenmeli diyorum. Sadece bir polisiye demenin hakkında hafif kalacağı bu film zor bir yapım belki ama festival seyircisi zoru sever zaten.
!f Sundance ile Özel Çalışmalar: Bu bölümde Şeytan Kardeşim (My Brother the Devil) adlı tek bir film yer alıyor ama zaten bu bölümün asıl özelliği içinde yer alan ve Sundance Enstitüsü ile beraber gerçekleştirilen etkinlikler. Sinemaya profesyonel anlamda ilgi duyanların takip etmesi gereken bir bölüm.
!f Kısalar: !f’in programında yerli filmler çok fazla yer almıyor ama her yıl Türkiye’den kısalara ayrı bir yer veriliyor. Bu yıl da bu bölümde 23 kısa film gösterilecek.
Burada sadece programda gösterilecek olan filmlerden bazılarının adını andık. Festival kapsamında daha keşfedecek pek çok film var. Ayrıca farklı etkinlikler, sergiler ve partiler de unutulmamalı.
Festival ve filmler hakkında daha ayrıntılı bilgiye, İstanbul, Ankara ve İzmir’deki gösterimlerin detaylarına http://www.ifistanbul.com/ adresinden erişilebilir.
Ben de festivalin Ankara ayağını takip ediyor ve izlediğim filmlerle ilgili izlenimlerimi buradan paylaşıyor olacağım.
9. Japon Filmleri Festivali 1-4 Şubat 2012 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek. Gösterimler Ankara Alman Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek ve ücretsiz olacak. Dokuz filmin yer aldığı program çoğunlukla çok fazla tanımadığımız yönetmenlerden gelen filmleri içeriyor. Bu filmler arasından ilginç keşifler çıkabilir. Gayet iyi bildiğimiz bir yönetmen olarak Hayao Miyazaki’nin Küçük Cadı Kiki filminin de programda olduğunu vurgulayarak izlemeyen varsa kaçırmasın diyelim.
Ödül sezonunun önemli parçalarından Oyuncular Birliği (Screen Actors Guild-SAG) Ödülleri de geçtiğimiz Pazar akşamı sahiplerini buldu. Gecenin büyük ödülü sayılabilecek olan toplu performans ödülü, sinemalarımızda 10 Şubat 2012 tarihinde Duyguların Rengi adıyla gösterime girecek olan The Help filminin oldu. Ancak bu ödül The Help‘in Oscar’larda en iyi film ödülünü alacağına dair bir gösterge olarak düşünülmemeli. Ne de olsa bu ödül sadece filmdeki oyuncuların toplu halde başarılı oldukları düşünülerek veriliyor.
Oscar’lar yaklaşırken Amerika’daki meslek birlikleri de birer birer ödüllerini vermeye devam ediyorlar. Oy veren kişiler hemen hemen aynı olduğu için bu ödüller Oscar’lar için de önemli bir gösterge oluyor.
26 Şubat akşamı sahiplerini bulacak 84. Oscar ödüllerinin adayları dün açıklandı. Beklendiği gibi Hugo ve The Artist adaylıklarda öne çıkan filmler oldu. Her ikisi de sinema tarihine birer saygı duruşu olarak nitelenebilecek bu iki filmden Hugo 11 dalda, The Artist ise 10 dalda aday oldu. Akademi çoğunlukla tahmin edilebilir adaylar çıkarsa da çeşitli sürprizler de yok değildi. Adaylıklar ile ilgili notlarımızı şu şekilde sıralayabiliriz.
84. Oscar Ödülleri’nin adayları yarın Türkiye saatiyle 15:30’da açıklanacak. Daha önce verilen ve adayları açıklanan eleştirmenler ve meslek birlikleri ödüllerinden hareketle belli tahminler oluşturmak mümkün. Ana kategoriler olarak düşünebileceğimiz 8 kategori için benim aday tahminlerim aşağıda yer alıyor.
Geçtiğimiz gece verilen 44. SİYAD Ödülleri’nde derneğin, yılın en iyi yabancı filmi olarak İran yapımı Bir Ayrılık (A Separation / Jodaeiye Nader Az Simin) filmini seçtiği açıklanmıştı. Geleneksel olarak SİYAD üyelerinin verdiği oylarla belirlenen 2011 yılında ülkemizde gösterime girmiş en iyi 20 yabancı film de açıklandı. Artık eskisi gibi sinemalarda SİYAD’ın seçtikleri başlıklı gösterimler düzenlenmiyor ama bu filmlerin büyük bir kısmı DVD olarak piyasada şu anda, bazıları da halen gösterimde. Bu 20 filmin her birinin tekrar tekrar izlenmeyi hakettiğini vurgulayarak listeyi verelim:
44. SİYAD ödülleri dün gece yapılan tören ile sahiplerini buldu. Gecenin galibi beklendiği gibi Bir Zamanlar Anadolu’da oldu. Nuri Bilge Ceylan bu filmle en iyi yönetmen ödülünü de aldı. Bir Zamanlar Anadolu’da aynı zamanda en iyi senaryo, görüntü yönetmeni, kurgu ve yardımcı erkek oyuncu ödüllerini de alarak 6 ödülün sahibi oldu. İlginç bir not olarak Nuri Bilge Ceylan’ın filmin senaryo yazarlarından ve kurgucularından biri olarak geceden doğrudan kendine verilmiş 3 ödül ile ayrıldığını ekleyelim.
Altın Küreler sonrası bu kez sıra Türk sinemasının önemli ödüllerinden SİYAD’ın (Sinema Yazarları Derneği) verdiği ödüllerde. 2011 yılında gösterime giren yerli filmler dikkate alınarak verilen SİYAD ödülleri bu gece sahiplerini bulacak. Ödüller öncesi adayları tekrar hatırlayalım: