Archive for the 'Haberler' Category



69. Altın Küre Ödüllerinin Galipleri The Artist ve The Descendants

69. Altın Küre ödülleri bu gece yapılan ödül töreni ile sahiplerini buldu.

Drama dalında en iyi film ödülü The Descendants‘ın oldu. George Clooney de bu filmdeki rolü ile en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandı. Meryl Streep, The Iron Lady ile beklendiği gibi en iyi kadın oyuncu seçildi. En iyi yardımcı oyuncu ödülleri de drama filmlerine gitti. Tecrübeli aktör Christopher Plummer, 82 yaşında ilk Altın Küre ödülünü Beginners ile kazandı. Oscar’ı da kazanması beklenebilir. Yardımcı kadın oyuncu ödülü ise The Help ile Octavia Spencer’ın oldu. Onu da Oscar’da aday olarak göreceğimiz kesin ama hala onun yerine aynı film ile Jessica Chastain’in kazanabileceğini düşünüyorum.

Komedi/müzikal filmi dalında The Artist‘in tartışmasız üstünlüğü vardı. Bu dalda en iyi film ve erkek oyuncu ödülü bu filmin oldu. Ayrıca en iyi müzik ödülünü de The Artist aldı. Genellikle Altın Küreler’in komedi/müzikal dalı gölgede kalır ve Oscar’larda drama tarafında ödülü kazanan filmler ön plana çıkar ama bu yıl böyle olmayacak sanırım. The Artist‘in Oscar’larda da aynı üç ödülü alacağını tahmin ediyorum.

En iyi yönetmen ve senaryo ödüllleri drama ya da müzikal olarak ayrılmıyor. Bu nedenle önemli ödüller ve Oscar’ları daha iyi yansıtıyor. Bu iki dalda da iki usta ödül kazandı. En iyi yönetmen ödülü Hugo ile Martin Scorsese’nin, en iyi senaryo ödülü ise Midnight in Paris ile  Woody Allen’ın oldu. Elbette Woody Allen yine törene katılmadı. Oscar’lara da aday olacağına kesin gözüyle bakabiliriz. Bakalım oraya katılacak mı?

En iyi yabancı film ödülünü İran yapımı Ayrılık (Jodaeiye Nader az Simin / A Separation) kazanırken Oscar yolunda da önemli bir adım atmış oldu.

Ödüllerin televizyon tarafında en iyi drama dizisi ödülü Homeland‘in oldu. Drama dalında en iyi kadın oyuncu ödülünü de aynı dizi ile Claire Danes kazandı. En iyi erkek oyuncu ödülünü ise Steve Buscemi, Bryan Cranston ve Jeremy Irons gibi adayları geride bırakarak Kelsey Grammer’ın alması en azından benim için şaşırtıcı oldu. Aslında drama ve komedi/müzikal olarak ayrıma tabii tutulmayan yardımcı oyuncu ödüllerini de iki drama dizisi kazandı. Game of Thrones ile Peter Dinklage hakedilmiş bir ödül alırken, Jessica Lange de American Horror Story ile onu ne kadar özlediğimizi hatırlattı.

Komedi dalında ise beklenen oldu ve Modern Family ödülü kimselere bırakmadı. Ama oyuncu ödülleri Enlightened ile Laura Dern’e ve Episodes ile Matt LeBlanc’a gitti.

Mini Dizi/Tv Filmi dalında ise zafer Downton Abbey‘nin oldu. Son dönemde hangi ödüle aday olsa kazanan Kate Winslet’ın Mildred Pierce ile en iyi kadın oyuncu seçilmesi kendisi dahil hiç kimseyi şaşırtmadı. Idris Elba da Luther ile bu kategorinin en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandı.

Ödül töreninden genel notlara gelecek olursak, merakla beklenen Ricky Gervais’in sunumu bana geçen yılki kadar eğlenceli gelmedi. Geçen yıl sınır tanımadan sağa sola saydıran Gervais bu sene kendini biraz törpülemiş ya da öyle yapmak zorunda kalmış gibiydi. Gecenin en fazla kahkaha attıran anları ise komedi dizisi kadın oyuncu adayları okunurken Tina Fey’in Amy Poehler’ın arkasından kadraja girmesi, Seth Rogen’ın Kate Beckinsale ile yaptığı sunumda yaptığı “ereksiyonumu saklamaya çalışıyorum” şakası (ki bu şaka Kate Beckinsale’i de fazlasıyla güldürdü) ve George Clooney’nin Michael Fassbender’a yaptığı iltifattı (artık onun da neyle ilgili olduğunu yazmayalım, filmi bilen zaten anlamıştır). Ödüller çok fazla sürpriz içermediği için genel olarak çok heyecanlı bir tören olduğu söylenemez. Ödül konuşmalarında da öyle çok orijinal bir taraf yoktu. Kıyafetler de her zaman alışık olduğumuz şıklık  düzeyinde olunca (ne çok kötü ve de çok iyi olarak ilerde hatırlayacağımız bir kıyafet olmadı) sönük geçen bir Altın Küre ödül töreni olduğu söylenebilir.

Gecenin bizim için ilginç anlarından biri de Meltem Cumbul’un sahneye çıkışıydı. Önceden Yabancı Film ödülünü sunacağı söylenen Cumbul, bir reklam öncesinde ufak bir konuşma için sahneye çıktı. Saniyeler süren bu konuşmada Altın Küre ödül töreninin Türkiye de dahil dünyanın pek çok ülkesinde yayınlandığını söyleyen Cumbul, “Yurtta Barış, Dünyada Barış” diyerek sözlerini tamamladı. Açıkçası Cumbul’u o salondakilerin hemen hemen hiçbiri tanımadığı için sahneye çıkışı kim bu kadın etkisi yarattı ve neden o konuşmayı yaptığı anlaşılamadı. Ama bir yandan da oraya çıkmak da kolay iş değil. O yüzden eleştirelim mi sevinelim mi ben de kendi içimde kararsız kaldım doğrusu. Umarız ilerde bir Türk oyuncusunu ya da yönetmenini oralarda ödül verirken ya da alırken de izleriz.

Kazananların tam listesi şu şekilde:

Sinema:

En İyi Film – Drama: The Descendants
En İyi Kadın Oyuncu – Drama: Meryl Streep (The Iron Lady)
En İyi Erkek Oyunucu – Drama: George Clooney (The Descendants)
En İyi Film – Komedi ya da Müzikal: The Artist
En İyi Kadın Oyuncu – Komedi ya da Müzikal: Michelle Williams (My Week with Marilyn)
En İyi Erkek Oyuncu – Komedi ya da Müzikal: Jean Dujardin (The Artist)
En İyi Yönetmen: Martin Scorsese (Hugo)
En İyi Animasyon: The Adventures of Tintin
En İyi Yabancı Film: Jodaeiye Nader az Simin / A Separation (İran)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Octavia Spencer (The Help)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christopher Plummer (Beginners)
En İyi Senaryo: Woody Allen (Midnight in Paris)
En İyi Müzik: Ludovic Bource (The Artist)
En iyi Şarkı: “Masterpiece” söz-müzik: Madonna, Julie Frost ve Jimmy Harry (W.E.)
Cecil B. DeMille Ödülü: Morgan Freeman

Televizyon:

En İyi Dizi – Drama: Homeland
En İyi Kadın Oyuncu – Drama Dizisi: Claire Danes (Homeland)
En İyi Erkek Oyuncu – Drama Dizisi: Kelsey Grammer (Boss)
En İyi Dizi – Komedi ya da Müzikal: Modern Family
En İyi Kadın Oyuncu – Komedi ya da Müzikal Dizisi: Laura Dern (Enlightened)
En İyi Erkek Oyuncu – Komedi ya da Müzikal Dizisi: Matt LeBlanc (Episodes)
En İyi Mini Dizi ya da Tv Filmi: Downton Abbey
En İyi Kadın Oyuncu – Mini Dizi ya da Tv Filmi: Kate Winslet (Mildred Pierce)
En İyi Erkek Oyuncu – Mini Dizi ya da Tv Filmi: Idris Elba (Luther)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – Dizi, Mini Dizi ya da Tv Filmi: Jessica Lange (American Horror Story)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – Dizi, Mini Dizi ya da Tv Filmi: Peter Dinklage (Game of Thrones)

69. Altın Küre Ödülleri Yarın Sahiplerini Buluyor

69. Altın Küre Ödülleri (Golden Globe Awards) yarın gece yani 15 Ocak’ı 16 Ocak’a bağlayan gece Türkiye saati ile 03:00’da başlayacak olan ödül töreni ile sahiplerini bulacak. Ödüllerin açıklanmasından önce aday listesine tekrar bir göz atalım dedik.

Bilindiği gibi Altın Küreler sinema ve televizyon dalında verilen ödüllerden oluşuyor. Her iki dalda da kategoriler drama ve komedi/müzikal olarak ayrılmış durumda. Sinema tarafındaki adaylara bakacak olursak komedi/müzikal dalında The Artist‘in öne çıktığını görüyoruz. Muhtemelen bu daldaki en iyi film ve en iyi erkek oyuncu ödülleri bu filme gidecektir. Ayrıca bir sessiz film olarak filme başından sonuna kadar eşlik eden başarılı müzik çalışmasının da bir ödül alacağını tahmin ediyorum. En iyi kadın oyuncu olarak ise Marilyn Monroe rolüyle Michelle Williams şanslı gözüküyor.

Drama dalında ise her ne kadar The Artist kadar net olmasa da Hugo‘nun en iyi film seçilmesi beklenebilir. Ama The Descendants da gayet mümkün. Meryl Streep ve Brad Pitt’in ödülleri de kesin gözüküyor (yine de George Clooney’yi bir köşeye atmayalım).

Asıl soru ise drama ve komedi/müzikal olarak ayrılmayan en iyi yönetmen ödülünde. Bakalım bu ödülü Martin Scorsese mi Michel Hazanavicius mu kazanacak? Benim gönlümden geçen Martin Scorsese ama belli de olmaz. İstikrarlı olarak her yıl film çeken Woody Allen’ı bu dalda aday olarak görmek hoş. Yönetmen olarak bir şansı olmasa da senaryo yazarı olarak kazanması beklenebilir.

Yardımcı oyuncularda ise tahminim Jessica Chastain ve Christopher Plummer yönünde. En iyi animasyon olarak her ne kadar gösterime çıktığında çok fazla bir etki yaratmasa da kişisel olarak çok sevdiğim Rango‘nun ödülü kazanmasını umuyorum.

Televizyon dalındaki adaylar için ise pek fazla yorum yapamıyorum. Genellikle seyretmediğim diziler aday (toplam 10 dizi adayından sadece Game of Thrones‘u izlediğimi söyleyecek olursam bu konudaki cehaletim anlaşılır sanırım, hatta mini dizi ve tv filmlerini de işin içine katarsak 15’de 1 olacak o rakam). Yine de herkesin pek sevdiği Kate Winslet’ı Mildred Pierce ile bir kez daha sahnede göreceğimizi tahmin edebilirim.

Altın Küre Ödülleri açıklanırken eş zamanlı olarak kazananların listesini Sinema Manyakları’nda bulabileceğinizi hatırlatalım. Aday listesinin tümü şu şekilde:

Sinema dalındaki adaylar:

En İyi Film – Drama:
The Descendants
The Help
Hugo
The Ides of March
Moneyball
War Horse

En İyi Kadın Oyuncu – Drama:
Glenn Close (Albert Nobbs)
Viola Davis (The Help)
Rooney Mara (The Girl with the Dragon Tattoo)
Meryl Streep (The Iron Lady)
Tilda Swinton (We Need to Talk About Kevin)

En İyi Erkek Oyunucu – Drama:
George Clooney (The Descendants)
Leonardo DiCaprio (J. Edgar)
Michael Fassbender (Shame)
Ryan Gosling (The Ides of March)
Brad Pitt (Moneyball)

En İyi Film – Komedi ya da Müzikal:
The Artist
Bridesmaids
50/50
Midnight in Paris
My Week with Marilyn

En İyi Kadın Oyuncu – Komedi ya da Müzikal:
Jodie Foster (Carnage)
Charlize Theron (Young Adult)
Kristen Wiig (Bridesmaids)
Michelle Williams (My Week with Marilyn)
Kate Winslet (Carnage)

En İyi Erkek Oyuncu – Komedi ya da Müzikal:
Jean Dujardin (The Artist)
Brendan Gleeson (The Guard)
Joseph Gordon-Levitt (50/50)
Ryan Gosling (Crazy, Stupid, Love.)
Owen Wilson (Midnight in Paris)

En İyi Yönetmen:
Woody Allen (Midnight in Paris)
George Clooney (The Ides of March)
Michel Hazanavicius (The Artist)
Alexander Payne (The Descendants)
Martin Scorsese (Hugo)

En İyi Animasyon:
The Adventures of Tintin
Arthur Christmas
Cars 2
Puss in Boots
Rango

En İyi Yabancı Film:
Jin Líng Shí San Chai / The Flowers of War (Çin)
In the Land of Blood and Honey (ABD)
Le Gamin Au Vélo / The Kid with a Bike (Belçika)
Jodaeiye Nader az Simin / A Separation (İran)
La Piel Que Habito / The Skin I Live In (İspanya)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:
Bérénice Bejo (The Artist)
Jessica Chastain (The Help)
Janet McTeer (Albert Nobbs)
Octavia Spencer (The Help)
Shailene Woodley (The Descendants)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:
Kenneth Branagh (My Week with Marilyn)
Albert Brooks (Drive)
Jonah Hill (Moneyball)
Viggo Mortensen (A Dangerous Method)
Christopher Plummer (Beginners)

En İyi Senaryo:
Michel Hazanavicius (The Artist)
Alexander Payne, Nat Faxon, Jim Rash (The Descendants)
George Clooney, Grant Heslov, Beau Willimon (The Ides of March)
Woody Allen (Midnight in Paris)
Steven Zaillian, Aaron Sorkin, Stan Chervin (Moneyball)

En İyi Müzik:
Ludovic Bource (The Artist)
Trent Reznor, Atticus Ross (The Girl with the Dragon Tattoo)
Howard Shore (Hugo)
John Williams (War Horse)
Abel Korzeniowski (W.E.)

En iyi Şarkı:
“Hello Hello” müzik: Elton John söz: Bernie Taupin (Gnomeo & Juliet)
“The Keeper” söz-müzik: Chris Cornell (Machine Gun Preacher)
“Lay Your Head Down” müzik: Brian Byrne söz: Glenn Close (Albert Nobbs)
“The Living Proof” müzik: Thomas Newman, Mary J. Blige, Harvey Mason, Jr., Damon Thomas söz: Mary J. Blige, Harvey Mason, Jr., Damon Thomas (The Help)
“Masterpiece” söz-müzik: Madonna, Julie Frost ve Jimmy Harry (W.E.)

Cecil B. DeMille Ödülü: Morgan Freeman

Televizyon dalındaki adaylar:

En İyi Dizi – Drama:
American Horror Story
Boardwalk Empire
Boss
Game of Thrones
Homeland

En İyi Kadın Oyuncu – Drama Dizisi:
Claire Danes (Homeland)
Mireille Enos (The Killing)
Julianna Margulies (The Good Wife)
Madeleine Stowe (Revenge)
Callie Thorne (Necessary Roughness)

En İyi Erkek Oyuncu – Drama Dizisi:
Steve Buscemi (Boardwalk Empire)
Bryan Cranston (Breaking Bad)
Kelsey Grammer (Boss)
Jeremy Irons (The Borgias)
Damian Lewis (Homeland)

En İyi Dizi – Komedi ya da Müzikal:
Enlightened
Episodes
Glee
Modern Family
New Girl

En İyi Kadın Oyuncu – Komedi ya da Müzikal Dizisi:
Laura Dern (Enlightened)
Zooey Deschanel (New Girl)
Tina Fey (30 Rock)
Laura Linney (The Big C)
Amy Poehler (Parks and Recreation)

En İyi Erkek Oyuncu – Komedi ya da Müzikal Dizisi:
Alec Baldwin (30 Rock)
David Duchovny (Californication)
Johnny Galecki (The Big Bang Theory)
Thomas Jane (Hung)
Matt LeBlanc (Episodes)

En İyi Mini Dizi ya da Tv Filmi:
Cinema Verite
Downton Abbey
The Hour
Mildred Pierce
Too Big to Fail

En İyi Kadın Oyuncu – Mini Dizi ya da Tv Filmi:
Romola Garai (The Hour)
Diane Lane (Cinema Verite)
Elizabeth McGovern (Downton Abbey)
Emily Watson (Appropriate Adult)
Kate Winslet (Mildred Pierce)

En İyi Erkek Oyuncu – Mini Dizi ya da Tv Filmi:
Hugh Bonneville (Downton Abbey)
Idris Elba (Luther)
William Hurt (Too Big to Fail)
Bill Nighy (Page Eight)
Dominic West (The Hour)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – Dizi, Mini Dizi ya da Tv Filmi:
Jessica Lange (American Horror Story)
Kelly Macdonald (Boardwalk Empire)
Maggie Smith (Downton Abbey)
Sofía Vergara (Modern Family)
Evan Rachel Wood (Mildred Pierce)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – Dizi, Mini Dizi ya da Tv Filmi:
Peter Dinklage (Game of Thrones)
Paul Giamatti (Too Big to Fail)
Guy Pearce (Mildred Pierce)
Tim Robbins (Cinema Verite)
Eric Stonestreet (Modern Family)

En İyi Avrupa Filmi Melankoli

Yıl sonu yaklaştıkça 2011’in en iyi filmlerine verilen ödüller de devam ediyor. 24. Avrupa Film Ödülleri de geçen hafta sahiplerini bulmuştu. Elbette Avrupa’da verilen ödüller Amerika’dakilere göre epey farklı oluyor. Lars von Trier’in yeni filmi Melankoli (Melancholia), sekiz dalda aday olduğu ödüllerden en iyi film dahil üçünü alarak gecenin galibi oldu. Melonkoli‘nin aldığı diğer ödüller ise en iyi görüntü yönetmeni ve sanat yönetmeni dallarında oldu.

En iyi yönetmen ödülünü şaşırtıcı diyebileceğimiz bir kararla Daha İyi Bir Dünyada (Hævnen / In A Better World) filmi ile Susanne Bier kazanırken en iyi  oyuncu ödülleri Colin Firth ve Tilda Swinton’ın oldu. En iyi senaryo ödülünü ise Bisikletli Çocuk  (Le Gamin Au Velo / The Kid With A Bike) filmiyle Dardenne kardeşler kazandı.

En iyi belgesel ve kısa film ödüllerinin de iki ustaya gittiğini vurgulayalım. Wim Wenders, Pina ile en iyi belgesel ödülünü alırken, Terry Gilliam da The Wholly Family filmiyle en iyi kısa film ödülünü aldı.

Ödül kazanan tüm filmler ya ülkemizde gösterime girdi ya da girmesi planlanıyor. Festivaller sağolsun kendi adıma ben hepsini şimdiden izlemişim. Bu nedenle ödüller hakkında ufak bir yorum yapabilirim. Herkesin çok sevmediğini biliyorum ama Melankoli benim de başarılı bulduğum bir film. Bu nedenle kazandığı ödülleri gayet haklı buluyorum, özellikle en iyi görüntü yönetmeni ödülünü. Hatta bence en iyi yönetmen ödülünü de Trier almalıydı (adaylar arasında yer alan Bela Tarr’ın Torino Atı filmini izlemediğimi belirtmeliyim). Susanne Bier’ın en iyi yönetmen ödülü alması hele rakiplerinin Trier, Tarr, Dardenne kardeşler ve Kaurismäki olduğu düşünüldüğünde oldukça ilginç. Colin Firth ve Tilda Swinton’ın performansları son derece başarılıydı, bu nedenle onların ödüllerinde de itiraz edecek bir taraf yok. Sadece Colin Firth geçen sezonun ödüllerini toparladığı için burada tekrar sahneye çıkması şaşırtıcı oldu. Bu da Avrupa Film Ödülleri’nin kapsadığı dönemden kaynaklanıyor. Bu yılın öne çıkan filmlerinden The Artist‘in aldığı tek ödül ise en iyi müzik dalında oldu ki bir sessiz film olarak baştan sona müzik eşliğinde ilerlediğini düşündüğümüzde son derece haklı bir ödül ve önümüzdeki günlerde de Ludovic Bource bu çalışması ile ödül almaya devam edecektir diye düşünüyorum.

24. Avrupa Film Ödülleri’nin tam listesi şu şekilde:

En İyi Film: Melancholia
En İyi Yönetmen: Susanne Bier (Hævnen / In A Better World)
En İyi Erkek Oyuncu: Colin Firth (The King’s Speech)
En İyi Kadın Oyuncu: Tilda Swinton (We Need To Talk About Kevin)
En İyi Senaryo: Jean-Pierre & Luc Dardenne (Le Gamin Au Velo / The Kid With A Bike)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Manuel Alberto Claro (Melancholia)
En İyi Kurgu: Tariq Anwar (The King’s Speech)
En İyi Sanat Yönetmeni: Jette Lehmann (Melancholia)
En İyi Müzik: Ludovic Bource (The Artist)
Keşif Ödülü: Adem (Oxygen)
Yılın Yapımcısı: Mariela Besuievsky
En İyi Belgesel: Pina
En İyi Animasyon: Chico & Rita
En İyi Kısa Film: The Wholly Family
Yaşam Boyu Başarı Ödülü: Stephen Frears
Onur Ödülü: Michel Piccoli
Dünya Sinemasında Avrupa Başarısı Ödülü: Mads Mikkelsen
Seyirci Ödülü: The King’s Speech

National Board of Review’ın En İyisi Hugo

Ankara’da festivaller üst üste gelince sinema haberlerinden biraz uzak kaldık. Ama önümüzdeki hafta Altın Küre ödüllerinin adayları açıklanmadan önce biraz gecikmeli de olsa geçtiğimiz haftalarda verilen ödüllere bakmaya devam edelim.

Eleştirmen birliklerinin verdiği ödüller adasında önemli bir yeri olan National Board of Review ödüllerinde en iyi film olarak Martin Scorsese’nin bence de çok çok başarılı filmi Hugo en iyi film olarak seçildi. Scorsese de aynı zamanda en iyi yönetmen seçildi. Bakalım önümüzdeki diğer ödüllerde Hugo adını daha sık duyacak mıyız?

George Clooney ve Tilda Swinton’un en iyi oyuncu seçildikleri ödüllerde dikkatimi çeken diğer bir ödül de Rango‘nun en iyi animasyon seçilmesi oldu. Sene başında gösterime girmiş olması nedeniyle bu güzel filmin unutulabileceğini sanıyordum. Neyse ki es geçilmemiş. En iyi yabancı film ödülünü de bir kez daha İran filmi Ayrılık (A Separation) aldı.

National Board of Review ödüllerinin önemli bir tarafı da sadece en iyi filmi seçmemesi, bunun yanında en iyi filmler, bağımsız filmler, belgeseller ve yabancı filmlere dair listelere de yer vermesi. Bu filmlere baktığımızda Altın Küre ve Oscar’larda adlarını duyacağımız filmler olduğunu söyleyebiliriz.

Ödüllerin tam listesi şu şekilde:

En İyi Film: Hugo
En İyi On Film (Alfabetik Sırayla): The Artist, The Descendants, Drive, The Girl with the Dragon Tattoo, Harry Potter and the Deathly Hallows Part 2, The Ides of March, J. Edgar, The Tree of Life, War Horse
En İyi Yabancı Film: A Separation
En İyi Beş Yabancı Film (Alfabetik Sırayla): 13 Assassins, Elite Squad: The Enemy Within, Footnote, Le Havre, Point Blank
En İyi Belgesel: Paradise Lost 3: Purgatory
En İyi Beş Belgesel (Alfabetik Sırayla): Born to be Wild, Buck, George Harrison: Living in the Material World, Project Nim, Senna
En İyi On Bağımsız Film (Alfabetik Sırayla): 50/50, Another Earth, Beginners, A Better Life, Cedar Rapids, Margin Call, Shame, Take Shelter, We Need To Talk About Kevin, Win Win
En İyi Erkek Oyuncu: George Clooney (The Descendants)
En İyi Kadın Oyuncu: Tilda Swinton (We Need to Talk About Kevin)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christopher Plummer (Beginners)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Shailene Woodley (The Descendants)
En İyi Oyuncu Kadrosu: The Help
Çıkış Yapan Oyuncu: Felicity Jones (Like Crazy), Rooney Mara (The Girl with the Dragon Tattoo)
En İyi Yönetmen: Martin Scorsese (Hugo)
En İyi Yönetmen (İlk Film): J.C. Chandor (Margin Call)
En İyi Uyarlama Senaryo: Alexander Payne, Nat Faxon & Jim Rash (The Descendants)
Spotlight Ödülü: Michael Fassbender (A Dangerous Method, Jane Eyre, Shame, X-Men: First Class)
En İyi Orijinal Senaryo: Will Reiser (50/50)
En İyi Animasyon: Rango
Özel Ödül: Harry Potter serisi (kitap serisinden sinemaya uyarlamanın başarısı için)
Düşünce Özgürlüğü Özel Ödülü: Crime After Crime, Pariah

New York’lu Eleştirmenlere Göre 2011’in En İyisi The Artist

2011’in sonuna yaklaştığımız bu günlerde yılın en iyi filmlerinin belirleneceği bir dizi ödül de verilmeye başlandı yavaş yavaş. Önce eleştirmen birlikleri en iyilerini açıklayacak, sonra BAFTA’lar, Altın Küre’ler, Bağımsız Ruh Ödülleri ve Oscar’lar. Bu ödül döneminde her yıl olduğu gibi önemli gördüğümüz ödülleri biz de buradan paylaşıyor olacağız.

Ödül sezonunun New York Eleştirmenler Birliği’nin (New York Film Critics Circle) verdiği ödüllerle açıldığını söyleyebiliriz. New York’lu eleştirmenler bu yıl ödüllerde adını sıkça duyacağa benzediğimiz Fransız filmi The Artist‘i en iyi film seçtiler. Bu filmin yönetmeni Michel Hazanavicius da en iyi yönetmen seçildi. Ödüllerin gediklisi Meryl Streep de Margaret Thatcher rolüyle en iyi kadın oyuncu seçildi. 17. Oscar adaylığına şimdiden kesin gözüyle bakabiliriz herhalde. Amerika’da yılın sevilen filmlerinden Moneyball da en iyi senaryo ödülü ile birlikte Brad Pitt’e de en iyi erkek oyuncu ödülünü getirdi. Pitt bu ödülü Tree of Life‘daki performansı da dikate alınarak kazandı. Herkese göre olmayan Tree of Life, Jessica Chastain’e de bir en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü kazandırırken (ama onun da üç filme bu ödülü aldığını vurgulamalıyız), çok hakedilmiş bir de en iyi görüntü yönetmeni ödülü aldı.

En iyi yabancı film ödülünü ise Ayrılık (A Separation) filmi kazandı. Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filminin daha büyük başarılar kazanmasını da isterim ama galiba Oscar’a giden yolda Ayrılık‘ın daha çok şansı var.

New York’lu eleştirmenlerin en iyilerinin toplu listesi aşağıda yer alıyor. Bu filmlerin hemen hepsini sinemalarımızda görme şansımız olacağını ekleyelim. Ayrılık zaten uzunca bir zaman önce gösterime girmişti, hatta DVD’si de piyasaya çıktı. The Tree of Life ve Margin Call az sayıda salonda olsa da halen gösterimde. En iyi film seçilen The Artist de gösterime girecek ama Ankara, Sinop ve İzmir’li sinemaseverler bu filmi Gezici Festival’de de izleyebilirler.

En İyi Film: The Artist
En İyi Yönetmen: Michel Hazanavicius (The Artist)
En İyi Erkek Oyuncu: Brad Pitt (The Tree of Life, Moneyball)
En İyi Kadın Oyuncu: Meryl Streep (The Iron Lady)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Albert Brooks (Drive)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Jessica Chastain (Take Shelter, The Help, The Tree of Life)
En İyi Senaryo: Aaron Sorkin, Steven Zaillian (Moneyball)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Emmanuel Lubezki (The Tree of Life)
En İyi Yabancı Film: A Separation (Jodaeiye Nader az Simin)
En İyi İlk Film: Margin Call
En İyi Belgesel: Cave of Forgotten Dreams
Özel Ödül: Raoul Ruiz

17. Gezici Festival Başlıyor

Bu yıl 17. kez düzenlenecek olan ve 2-8 Aralık tarihleri arasında Ankara’ya, 9-12 Aralık tarihleri arasında Sinop’a, 14-18 Aralık tarihleri arasında ise İzmir’e konuk olacak olan Gezici Festival bu gece Ankara Büyülü Fener sinemasında yapılacak açılış töreni ile başlıyor. Bu yıl yine ilgi çekici filmlerin yer aldığı Gezici Festival programı her zaman olduğu gibi çeşitli söyleşi ve atölye çalışmaları ile de zenginleştirilmiş durumda. Gezici Festival’in bölüm başlıkları şu şekilde belirlenmiş:

– Dünya Sineması
– Türkiye 2011
– Zeki Demirkubuz: Kıskandığım Amerikan Filmleri
– Dardenne Kardeşler
– Bahar İsyancıdır
– Tuncel Kurtiz’in Göçmenleri
– Sınıf – Yakın Plan
– Mieke Bal: ‘Kültürün Susturduğu’
– Kısa İyidir
– Kısaca Finlandiya
– Kuzeyin Kovboyları: Aki Kaurismäki
– Çocuk Filmleri

Bu bölümlerde gösterilecek filmlerle ilgili detaylı bilgiye ve festival programına http://gezicifestival.org adresinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca benim festival ile ilgili tanıtım yazım ve festivalin düzenleyicilerinden Ahmet Boyacıoğlu ile yaptığım bir söyleşi de festivalin bu yılki basın destekçilerinden Gölge e-Dergi‘nin Aralık sayısında yer alacak.

Festival izlenimlerim ise yine Sinema Manyakları’nda olacak, gelecek ay ise yine Gölge e-Dergi’de festival günlüğü olarak da okuyabilirsiniz.

Festivalin bu yılki çok hoş tanıtım filmini de buradan paylaşalım:

Lütfi Ömer Akad (1916-2011)

Bugün bir Türk sinemasından bahsediyorsak bunu sinemamızın ilk kuşak usatalarına borçlıyuz. İşte Ömer Lütfi Akad da bu ustaların en önemlilerinden biriydi ve o güne kadar tiyatro etkisinde kalmış olan sinemamızın kendi dilini oluşturmasında önemli katkıları olmuştu. Ustayı geçtiğimiz gün 95 yaşında kaybettik.

Akad sinemaya 1947 yılında yarım kalan Damga filminin eksik sahnelerini çekerek adım attı. 1949 yılında daha ilk filmiyle Vurun Kahpeye gibi zor bir projenin altına giren usta bu işten başarıyla çıkmayı bilerek Türk sinemasının önemli eserlerinden birine imzasını attı. Akad’ın ilk dönemine baktığımızda Ayhan Işık ile çokça çalıştığını görüyoruz. İngiliz Kemal, Kanun Namına, Öldüren Şehir ve Katil bu dönemin önemli filmleri arasındaydı. Özellikle Kanun Namına, Türk sinemasında belki de ilk defa kamerayı sokakağa indirerek ayrı bir görsel yapı kuruyordu.

60’larada ise Lütfi Akad’ın Yılmaz Güney ile beraber yaptığı çalışmalarına tanık oluyoruz. Hudutların Kanunu ve Kızılırmak Karakoyun filmlerinin bazı açılardan halen aşılamadığını söyleyebiliriz. Akad aynı dönemde Vesikalı Yarim ile Türk sinemasının bir başka klasiğine daha imza atıyordu.

Akad, belki de o dönem sinemanın geldiği nokta nedeniyle 70’lerde sinemaya erken denebilecek bir yaşta veda ediyordu. Ama sinemaya veda filmleri bir üçleme olarak planladığı Gelin, Düğün ve Diyet filmleriydi. Üç filmin de başrolünü Hülya Koçyiğit’e veren Akad, bu üçleme ile sinemaya veda ederken arkasında başyapıt olarak anılabilecek üç film bırakıyordu.

Türk sineması dendiğinde her zaman adından sözedilecek olan Lütfi Ömer Akad’ı saygıyla anıyoruz.

KuirFest Başladı

Bu yıl ilk defa düzenlenen KuirFest bugün Ankara Büyülü Fener sinemasında yapılan açılış töreni ile başladı. Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans (LGBT) Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen festivalin film gösterimleri 18-24 Kasım 2011 tarihleri arasında yine Ankara Büyülü Fener Sineması’ndan gerçekleştirilecek.  Bunun dışında festivalde farklı etkinlikler, söyleşiler ve atölye çalışmaları da gerçekleştirilecek.

Festival şu bölümlerden oluşuyor:

Ğ: Bu yılki Antalya Altın Portakal’da öne çıkan Nar ve Zenne filmlerinin Ankara’da ilk gösterimleri bu bölümde olacak.

kÜLT: Kuir sinema tarihinin önemli filmleri bu bölümde. Türkiye’den Dönersen Islık Çal ve Köçek, dünya sinemasından ise Zehir (Poison) ve Bir Aşk Şarkısı (Un Chant D’Amour / A Song of Love).

Gökkuşağının Altında: Bu bölüm kuir sinemanın son yıllarda çekilmiş örneklerini karşımıza getiriyor. Hemen hepsi bol ödüllü olan bu filmlerden Tomboy ve 3 (Drei) özellikle öne çıkıyor.

L-Tarih: Bu bölümde 19. yüzyılda yaşamış lezbiyen şair Anne Lister’in hayatına dair iki film yer alıyor.

Biz Bir Aileyiz: Aile kurumunu sorgulayan iki belgeselin yer aldığı bir bölüm.

KuirBelgesel: Belgesellere ayrılmış bir bölüm daha.

Kanada’dan Kuir Bakış: Kanada’da düzenlenen Reelout 12 festivalinin yaptığı bu seçkide 4 adet orta ve kısa metraj film gösterilecek.

TranScreen Seçkisi: Bu bölüm de Amsterdam’da düzenlenen TranScreen Film Festivali’nin düzenlediği bir seçki. Seçkide 11 kısa film yer alıyor.

KuirKısa: Bu bölümde de 4 kısa film yer alıyor.

Festival hakkında daha detaylı bilgi http://festival.pembehayat.org/ adresinden alınabilir. KuirFest’i de elden geldiğince takip edecek ve izlediğim filmlerle ilgili yorumlarımı buradan paylaşıyor olacağım.

Antalya Altın Portakal 2011 İzlenimleri – Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri: Kara Kafa

1979 ve 1980 yıllarında önce sansür, sonra da darbe nedeniyle Altın Portakal Film Festivali yapılamamıştı. O yıllarda festivale başvuran filmlerin bazıları seyirci ile buluştu, bazıları ise tümüyle unutuldu gitti. Aslında o yılların jürileri bile belliydi. Bu yıl Antalya Film Festivali’nde ilginç bir uygulama yapılarak bu yıllarda festivale katılması gereken filmler yine o yılların jürilerinden hayatta kalanlar tarafından değerlendirilerek 32 yıl gecikmiş bu ödüller verilmiş oldu.

Festival kapsamında bu filmlerden bazılarının gösterimleri de yapıldı. Önce bu gecikmeli ödülleri hatırlayalım, sonra da festivalde izleme fırsatı bulduğum Kara Kafa filmine bir bakalım.

1979 yılı Altın Portakal’ları:

En İyi Film: Demiryol (y: Yavuz Özkan), Yusuf İle Kenan (y: Ömer Kavur)
En İyi Yönetmen: Yavuz Özkan (Demiryol)
En İyi Senaryo: Onat Kutlar ve Ömer Kavur (Yusuf İle Kenan)
En İyi Müzik: Arif Erkin (Kanal)
En İyi Kadın Oyuncu: Sevda Ferdağ (Seninle Son Defa)
En İyi Erkek Oyuncu: Fikret Hakan (Demiryol)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Sevda Aktolga (Bebek, Demiryol)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Kamuran Usluer (Kanal)
En iyi Çocuk Oyuncu: Cem Davran (Yusuf İle Kenan)

1980 yılı Altın Portakal’ları:

En İyi Film: Sürü (y: Zeki Ökten)
En İyi Yönetmen: Zeki Ökten (Sürü, Düşman)
En İyi Senaryo: Başar Sabuncu (Adak)
En İyi Müzik: Zülfü Livaneli (Sürü)
En İyi Kadın Oyuncu: Melike Demirağ (Sürü), Güngör Bayrak (Düşman)
En İyi Erkek Oyuncu: Tarık Akan (Adak, Sürü), Aytaç Arman (Düşman)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Fehamet Atila (Düşman)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Tuncel Kurtiz (Sürü)

Kara Kafa:

Korhan Yurtsever’in Kara Kafa filmi 1979 yılında Altın Portakal için yarışacak filmlerden biri idi. Film, festivalin sansür nedeniyle yapılamaması nedeniyle yarışmaya katılamamakla kalmamış, kendi başına da sansürle boğuşmuş, kopyaları ortadan kaybolmuş ve çok sınırlı bir kesimin izleyebilmiş olduğu bir filmdi.

Bu yıl Altın Portakal nedeniyle izleme fırsatını bulduğumuz bu film, çalışmak için Almanya’ya giden bir Türk ailesinin hayatını anlatıyor. İki çocuklu bu ailenin hayatı başta çok güzel gidiyor. Karı-koca farklı fabrikalarda çalışıyorlar, çocuklar okullarına gidiyor, arkadaşları ile gülüp eğleniyorlar. Ancak ne zaman ki üçüncü çocuk doğuyor, işler değişmeye başlıyor. Anne işten ayrılmayı göze alamayınca çocukları küçük kardeşlerine bakması için evde bırakmak zorunda kalıyorlar. Fabrikadaki sendika hareketine sürekli olarak küçümseyen gözlerle bakan evin babası ise bir süre sonra işten çıkartılınca evin tüm yükü kadının üzerinde kalıyor. Üstelik bu durumda adam kendini küçük gördüğü gibi kıskançlık krizlerine de kapılmaya başlıyor.

Filmin asıl öne çıkan özelliği ise kadının fabrikadaki arkadaşlarının da yardımı ile zamanla kendini geliştirmesi, hem kadının toplumdaki rolünü daha iyi anlaması hem de işçi hareketinin içinde önemli bir yere gelmesi. Öyle ki sonuçta dünyanın neresinde olunursa olunsun temel sorunun işçi sınıfı ile egemen kesim arasında olduğu, işçilerinin birbirleri ile uğraşmayı bırakıp beraber hareket etmeleri gibi konularda kocasını bilinçlendiren de o oluyor.

Doğrusu filmi izlemeden önce farklı bir ülkede geçen olayları konu alan bir filmin sansürle neden bu kadar boğuştuğunu anlamakta güçlük çekmiştim (hoş gerekçelerden biri “dost bir ülkeyi kötü yansıtmak” gibi bir şeymiş ama yine de sansürün bu kadar takılmaması gerekir gibi gelmişti). Halbuki filmi izledikten sonra işçi sınıfı ile ilgili söylediklerini görünce olay anlaşıldı. Gerekçe başka olsa da belli ki film o dönemin sansür kurulunun başka nedenlerle yasaklamak istediği bir yapım olmuş.

Filme bugünden baktığımızda hikayede ve oyunculuklarda çok fazla bir sorun yok (hikaye akışında kimi sorunlar göze çaprsa izlediğimiz kopya sansür kurulunun onayından geçen kopya olduğu için onların kestiği bazı sahneler hala filme dahil edilememiş). Filmin en önemli problemi bazı sahnelerde olayları çok fazla seyircinin gözüne sokması ve yer yer slogan atar tarzda olması. Aslında dönemin politik atmosferinden dolayı da olsa  gerek, o dönem pek çok filmde görebileceğimiz bir durum bu. Yine de bugünden bakınca insan daha incelikli bir anlatım arıyor. Aslında filmin sonunda yapılan söyleşide yönetmen Korhan Yurtsever de aynı şeyi belirterek yakında çekmeyi düşündüğü filmin bu şekilde slogan atmayacağını da belirtti.

Söyleşide ayrıca filmin başına gelenlerden de daha detaylı bir şekilde bahsedildi. Filmin sansürle boğuşmasından sonra yönetmenin yakın çevresine yaptığı özel bir gösterimden sonra kurşunlanması, sonra filmin kopyasının ortadan kaybolması ve yönetmenin yurtdışına çıkmak zorunda kalması sonrasında film o günden bu güne hiç bir seyirciye ulaşamamış. 12 Eylül de filmin bulunup gösterilmesini iyice imkansız hale getirmiş elbette. Antalya’da bir grup şanslı seyirci olarak Kara Kafa‘yı izleme fırsatı bulduk neyse ki. Söyleşide filmin gösterime girmesine yönelik de çok fazla istek oldu. Bu belki mümkün olmaz ama bu filmi tek gören de yine şanslı bir azınlık olarak kalmamalı. Mümkünse başka illerdeki festivalleri de dolaşmalı (ki özellikle İşçi Filmleri Festivali bu iş için ideal), DVD’si de basılmalı ki bir zamanların ayıbını temizlemeye çalışalım.

48. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ödülleri Sahiplerini Buldu

48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali dün gece yapılan ödül töreni ile sonuçlandı. Güzel Günler Göreceğiz filmi en iyi film ile birlikte en iyi senaryo, en iyi yardımcı kadın oyuncu ve en iyi kurgu ödüllerini de alarak gecenin galibi oldu. Geriye Kalan filmi de Çiğdem Vitrinel’e en iyi yönetmen, Devin Özgür Çınar’a da en iyi kadın oyuncu ödülü kazandırarak gecenin öne çıkan bir diğer filmi oldu. Gecenin en çok ödülünü alan film ise Zenne idi. Zenne, en iyi ilk film ve SİYAD jürisinin en iyi film ödülünü alırken, en iyi yardımcı erkek ve kadın oyuncu ödülleri ile birlikte görüntü yönetmeni ödülünü de aldı.

Festivalin adından en çok sözü edilen filmlerinden biri olan Nar sadece jüri özel ödülü alabilirken, Behzat Ç. de Erdal Beşikçioğlu’na en iyi erkek oyuncu ödülü kazandırdı.

Bu yılki Altın Portakal ödülleri çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yarışmaya giren hemen hemen tüm filmler ödüllendirildi. Yarışmaya katılan 13 filmden 11 tanesi bir şekilde ödül kazandılar. Sadece Hangi Film ve Hicaz filmleri yarışmadan ödülsüz dönmüş oldu. Doğrusu bu tip kararlar bence de ödülün saygınlığına gölge düşüren kararlar. Özellikle Behlül Dal jüri özel ödülünün beşe bölünmesi fazlasıyla abartılı bir karar.

Ayrıca yarışmanın favorisi olarak gösterilen Nar ve Zenne dışında bir filmin ödül kazanması da tartışma konusu oldu (kendi adıma sadece 3 yarışma filmini izlediğim için sağlıklı bir değerlendirme yapmam mümkün olmaz ama Nar gerçekten iyi bir filmdi). Ayrıca Zenne filmiyle yardımcı erkek oyuncu ödülü kazanan Erkan Avcı’nın oynadığı rolün de yardımcı bir rol olmadığı belirtilen görüşler arasında. Bu ve benzeri tartışmalı konularda daha net bir karar vermek için tüm yarışma filmlerini vizyonda yakalayıp izlemek gerekli.

Ödüllerin tam listesi şu şekilde:

ULUSAL UZUN METRAJLI FİLM YARIŞMASI
En İyi Film: Güzel Günler Göreceğiz
En İyi İlk Film: Zenne
En İyi Yönetmen: Çiğdem Vitrinel (Geriye Kalan)
En İyi Senaryo: Emre Kavuk (Güzel Günler Göreceğiz)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Kenan Korkmaz (Lüks Otel), Norayr Casper (Zenne)
En İyi Müzik: Frank Schreiber, Hemin Derya (Yürüyüş)
En İyi Kadın Oyuncu: Devin Özgür Çınar (Geriye Kalan)
En İyi Erkek Oyuncu: Erdal Beşikçioğlu (Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Nesrin Cavadzade (Güzel Günler Göreceğiz), Tilbe Saran (Zenne)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Erkan Avcı (Zenne)
En İyi Kurgu: Kalender Hasan (Güzel Günler Göreceğiz)
En İyi Sanat Yönetmeni: Gıyaseddin Şehir (Yürüyüş)
SİYAD Ödülü: Zenne
Behlül Dal Jüri Özel Ödülü: Lüks Otel (müzik), Can, Fedakar, Yürüyüş, Öngörüye Ağıt (çocuk oyuncular)
Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Canavarlar Sofrası
Seyirci Ödülü:
Can

ULUSLARARASI UZUN METRAJ FİLM YARIŞMASI
En İyi Film Ödülü: Sınırda
Jüri Özel Ödülü:
Almanya
SİYAD Ödülü: Güle Güle
Gençlik Jürisi Ödülü:
Güle Güle

En İyi Belgesel Film Ödülü:
Bedensiz Ruhlar
Belgesel Film Jüri Özel Ödülü:
 Arabeks, Kadim
En İyi İlk Belgesel Film Ödülü: Oğlunuz Erdal, Geçmiş Mazi Olmadı

En İyi Kısa Film Ödülü: Dua
Kısa Film Jüri Özel Ödülü:
İnfatil Amnezi, Kırmızı Alarm


Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 320.711 hits
Mayıs 2026
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.