18 Eyl 2013 için arşiv

Türkiye’nin En Kült Festivali FANTASTURKA Başlıyor!

İlk kez 2011 yılında, Ankara Kısa Filmciler Derneği tarafından düzenlenen FANTASTURKA ‘Türk İşi Filmler Festivali’, bir yıllık aradan sonra, Kültür ve Turizm Bakanlığı- Sinema Genel Müdürlüğü desteğiyle, 19- 22 Eylül 2013 tarihleri arasında, İstanbul- Beyoğlu’nda yer alan Majestic Sineması’nda izleyici ile buluşacak. Festival; Fantastik Türk Sineması’nın son dönem temsilcilerinden olan Can Evrenol’un Baskın adlı kısa filminin galası ile başlayacak. Tüm etkinliklerin ücretsiz olacağı festivalin kapanış töreni, 22 Eylül Pazar günü saat 19:30’da gerçekleştirilecek ve Fantastik Türk Sineması’nın emekçilerine ‘Onur Ödülleri’ takdim edilecek.

Türk Sineması’nın 100 Yıllık Sırrı FANTASTURKA’da Gün Yüzüne Çıkacak!

Türk sinema tarihinin ilk filmi ve senaryosu olarak kabul edilen, Fuat Uzkınay tarafından 14 Kasım 1914’te çekilen Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı, 100 yıllık Türk Sineması’nın en tartışmalı filmlerinden birisi. Film yıllardır,  Türk Sineması’nın ilk filmi olarak literatürde yerini alırken,  kopyasının bulunamamasından dolayı filmin varlığı şimdiye kadar kesinlik kazanamamıştı. Filmin son kopyasının kaderi yapıalacak olan basın toplantısında yapımcı ve yönetmen Kunt Tulgar tarafından açıklanacak.

Festival Film Programı Belli Oldu!

Bu yıl festivalde 2 Kısa Film ve 14 Kült Fantastik Türk Filmi yer alacak. Gösterilecek kısa filmler arasında, Can Evrenol-  ‘Baskın’ ve Tan Tolga Demirci- ‘Enterchat’ filmleri yer alacak. Festivalin uzun metraj programında ise, 1953- 1994 yılları arasında çekilen 14 Fantastik Türk Filmi yer alacak. Gösterilecek filmler ise alfabetik sıraya göre şöyle: 3 Dev Adam, Aybiçe Kurt Kız, Drakula İstanbul’da, Dünyayı Kurtaran Adam, Korkusuz Kaptan Swing, Karanlık Sular, Klink Süpermen’e Karşı, Sihirbazlar Kralı Mandrake Klink’in Peşinde, Ölüler Konuşmazki, Pamuk Prenses ve 7 Cüceler, Süpermen Dönüyor, Tarzan İstanbul’da, Turist Ömer Uzay Yolunda, Yılmayan Şeytan. Festivalde film gösterimlerinin yanı sıra film yönetmenleri, yapımcıları ve sinema yazarları ile çeşitli söyleşiler gerçekleştirilecek.

Reklamlar

Altın Koza 2013 İzlenimleri – 2. Gün: Yarım Kalan Şarkı, Popüler, Uyum Dersleri, Kız Evlat

Yarım Kalan Şarkı (Song for Marion / Unfinished Song):

Yarım Kalan Şarkı biri ölmek üzere olan yaşlı bir çift hakkında olan filmlerden bir diğeri. Ancak bu kez ne Amour, ne de dün izlediğimiz Hayuta ve Berl kadar ağırlıklı bir film. Karşımızda popüler sinemaya çok daha yakın bir film var. Hem duygusallığı, hem de eğlencesi yerli yerinde. Marion (Vanessa Redgrave) çevresine neşe saçan bir kişilikken kocası Arthur ise tam bir aksi ihtiyar. Bölgede yaşlılar tarafından oluşturulmuş bir müzik grubuna katılan Marion, hayatının son günlerinde hem kendisini, hem çevresini mutlu etmek istiyor. Özellikle müzik grubunun çalışmaları ve performansları filmin en eğlenceli sahneleri arasında  ( filmde “Let’s Talk About Sex” şarkısı daha öne çıksa da bence bu gruptan “Ace of Spades”i dinlemek daha keyifliydi). Bu anlamda filmin The Full Monty, Brassed Off ve Calendar Girls gibi İngiliz filmlerinin izinden gittiği söylenebilir.

Filmin senaryosu çok beklendik gidiyor. Bir tek müzik öğretmeni Elizabeth’in (Gemma Arterton) Marion’un oğlu ile bir aşk yaşamasını beklemiştim, o olmadı. Ama filmin en büyük kozu Terence Stamp ve Vanessa Redgrave zaten. Her ikisi de sadece varlıklarıyla bile filme öyle bir yaşanmışlık duygusu ve derinlik katıyorlar ki sadece bu bile izlemek için yeterli oluyor.

Popüler (Populaire):

Popüler de başrol oyuncularının uyumu sayesinde yükselen bir film. Yakışıklı bir patron ve onun sekreteri arasında filizlenen aşkı anlatan film, sekreterin çok hızlı daktilo yazdığı için katıldığı yarışma çevresinde şekilleniyor. Romantik komedi kalıplarının çok dışına çıkmıyor aslında. Ama Romain Duris’deki şeytan tüyü ve Déborah François ile uyumları filmi izlenir kılıyor. Filmin gittiği yönü bilseniz de keyifle izliyorsunuz. Yönetmenin dinamik kurgu anlayışı da daktiloda yazı yazma yarışması gibi modası geçmiş hatta belki de bugünden bakınca eleştirel yaklaşılması gereken bir olayı Rocky’deki boks müsabakası tadında heyecanla izlettirmemeyi başarıyor. Ayrıca filmin geçtiği yıllara (50’lerin sonları, 60’ların başları) ait atmosfer, kostümler, davranış kalıpları da genellikle filmi eğlenceli bir hale getirmek için kullanılmış ve bunda da başarılı oluyor. Sonuç olarak sinema adına çok şey beklenmese de keyifli bir film izlemek için ideal bir seçim.

Uyum Dersleri (Uroki Garmonii / Harmony Lessons):

Uyum Dersleri belki içine girmesi biraz zor bir film ama biraz sabredip filme kapılırsanız karşılığını fazlasıyla veriyor. Bir okulda sürekli aşağılanan Aslan adlı çocuğun hikâyesi yavaş yavaş gelişiyor, geliştikçe de insanın içine işliyor. Kazak yönetmen Emir Baigazin, gençler arasında yaşananlar, çeteler, polisler ve doğa ile kurduğu bağlantılar ile şiddetin iliklerine kadar işlediği bir toplum portresi çiziyor. Asıl önemlisi Darwin’in güçlü olan yaşar teorisini hiç beklemediğimiz bir şekilde somutlaştırıyor. Filmin başındaki koyun kesme sahnesinden itibaren defalarca gücü elinde bulunduranın uyguladığı fiziksel ve psikolojik şiddeti görüyoruz. Ama unutmayalım ki gücü elinde bulunduran her zaman tahmin ettiğimiz kişi olmayabilir.

Film sadece teması ile değil çok başarılı görüntü çalışması ve profesyonel olmayan oyuncularının başarısı ile de dikkat çekiyor. Çok mu iddialı olur, arada bir şeyleri atlar mıyım bilmiyorum ama Uyum Dersleri izlediğim en iyi Kazak filmi olabilir.

Kız Evlat (I Kori / The Daughter):

Kız Evlat ismini görünce cinsiyet rolleri üzerine bir şeyler söyleyecek bir film gibi duruyor ama değil. Ana karakter bir erkek çocuğu da olabilirdi rahatlıkla. Kaybolan babasını bulmak için bundan sorumlu olduğuna inandığı ailenin küçük çocuğunu kaçırmak, onu tehdit etmek bir kız çocuğuna daha zor yakıştırılabilen bir davranış sadece. Ama bunun dışında filmin asıl derdi Yunanistan’da yaşanan kriz ve sokak gösterilerinin nedenleri zaten. Filmde bu gösteriler çok kısa bir süre gözükse de atmosfere sinmiş durumda. Zaten bu da filmi farklı bir boyuta getiriyor. Yine de filmin tam bir başarı olduğunu söylemek zor. Hikâye biraz daha derli toplu olabilirdi, özellikle de finali.


Sinema Manyakları, Gezici Festival'i destekliyor.

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 261.080 hits
Eylül 2013
P S Ç P C C P
« May   Eki »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.
Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: