18 Eki 2010 için arşiv

Antalya Altın Portakal 2010 İzlenimleri – Ulusal Yarışma: Çakal, Çoğunluk

Festivalde izleme fırsatı bulduğum ulusal yarışma filmleri ile bu yılki Altın Portakal izlenimlerine başlayalım.

Çakal: Bir arka sokaklar öyküsü Çakal. Babası ile anlaşamayan, annesini de filmin başında kaybeden Akın’ın (İsmail Hacıoğlu) İstanbul’un sokaklarından başlayan mafyanın içine dahil olma ve yükselme hikayesini izliyoruz filmde. Film sırasında Akın’ın duygularına dış ses aracılığı ile dahil oluyor ve çevresi ile giderek yabancılaşmasına, zaten bozuk olan psikolojik durumunun giderek daha da kötüye gitmesine tanıklık ediyoruz. Yarışmanın az sayıdaki ödül alamayan filmlerinden biri olan Çakal aslında fena bir film sayılmaz ama amaçladığı etkiyi yaratamıyor. Bir defa Akın karakterinin duygularını dış sese ihtiyaç duymadan yansıtabilse çok daha başarılı olurdu. Ayrıca oyunculuklar da çoğunlukla fazlaca abartılı (bu arada Erkan Can’ın da geçen senenin yarışma filmlerinden Kara Köpekler Havlarken ile hemen hemen aynı rolü oynadığını da belirtmek lazım). Filmin en büyük sorunlarından biri de finali. Filmin sonunda bir karakterin yaptığı bir eylem var ki (film önümüzdeki aylarda gösterime gireceği için ne olduğunu açık etmek istemiyorum) karakterin bu eylemi neden gerçekleştirdiğini anlamak mümkün değil. Yine de yarışmanın ön elemesini geçmeyi haketmiş bir film olduğu söylenebilir.

Çoğunluk:

Festivalde izlediğim diğer yarışma filmi ise en iyi film, yönetmen ve erkek oyuncu ödülü ile yarışmanın öne çıkan filmi olan Çoğunluk idi. Film orta-üst sınıf bir ailenin tek oğlu Mertkan’ın hayatından bir kesit alıyor. Mertkan ve babası Kemal, filmin adındaki “Çoğunluk”un hakkını verircesine ülkemizde ne yazık ki çok fazla örneğini gördüğümüz iki kişilik. Kemal, uzaktan saygıdeğer bir inşaat işi yürüten çevresinin sevdiği bir adam ama biraz içine girdiğinizde hak-hukuk gibi kavramlara hiç itibar etmeyen, oğlunu ezen, dişini geçirebildiğine şiddet uygulamaktan çekinmeyen, azınlıklara karşı aşağılayıcı bir tavrı olan bir adam görüyoruz. Mertkan ise muhtemelen ilerde babası gibi olacak ama genç yaşta hayata son derece ilgisiz, babasına zoraki olarak yardım eden, arkadaşları ile gece alemlerine çıkan ama ondan da zevk almayan, kız arkadaşı ile ilgili tek umursadığı şey ise onunla yaptığı seks olan bir karakter. Doğrusu çizilen bu iki karakter de, onları canlandıran Bartu Küçükçağlayan ve Settar Tanrıöğen de çok başarılılar. Yine de filmin kimi sıkıntıları da var. Pek çok ilk filmde gördüğümüz çok fazla konuya değinme durumu bu film için de geçerli. Aslında filmin yapısı gereği çok da yapıştırma durmuyor bu konular ama yine de biraz daha kısıtlansa daha iyi olabilirmiş. Bir de bazı konularda karakterlerin tavırları son derece sahici iken bazen de fazlaca yapay kalıyor. Mesela Mertkan’ın aslında ondan hoşlanmadığı son derece belliyken kızın ona fazlasıyla tutulması inandırıcı gelmedi. Yine de yılın önemli filmlerinden olacak belli ki ve Seren Yüce’nin sonraki filmlerini de merakla beklememizi sağlayacak.

Festivalde izlediğim bu filmler dışında önceden de Siyah Beyaz ve Kavşak filmlerini izlemiştim. Doğrusu her ikisi de sevdiğim filmler olmuştu. Yine de sadece dört adet filme bakarak yorum yapmak doğru olmaz ama bu filmlerden birinin festivalin en önemli ödüllerini topladığı göz önüne alınırsa, genel olarak film seviyesinin son bir kaç yılki kadar güçlü olmadığı söylenebilir. Ama diğer filmlerin de vizyon şansı bulmasını beklemek ve tekrar değerlendirmek gerek elbette.

Reklamlar

47. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ödülleri Sahiplerini Buldu

Çoğunluk Filmi Ekibi Altın Portakal’ı Alırken

Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde bu yıl genç sinemacılar öne çıktı ve ödüllerin büyük bir kısmını ilk filmini çeken yönetmenlerin filmleri kazandı. Çoğunluk filmi en iyi film, yönetmen ve erkek oyuncu ödüllerini alarak öne çıkarken, Press filmi de jüri özel ödülünü aldı (ki ilk defa böyle bir ödül veriliyor). Gecenin ilginç bir notu da Claudia Cardinalle’nin Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak filmi ile en iyi kadın oyuncu ödülünü almasıydı. Ödüllerin tam listesi şu şekilde:

Ulusal Uzun Metrajlı  Film Yarışması:
En İyi Film: Çoğunluk
En İyi İlk Film: Gişe Memuru
Jüri Özel Ödülü: Press
En İyi Yönetmen: Seren Yüce (Çoğunluk)
En İyi Senaryo: İlksen Başarır –  Mert Fırat (Atlı Karınca)
En İyi Görüntü Yönetmeni : Ercan Özkan (Saç ve Gişe Memuru)
En İyi Müzik: Mircan (Karbeyaz)
En İyi Kadın Oyuncu: Claudia Cardinale (Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak)
En İyi Erkek Oyuncu: Serkan Ercan (Gişe Memuru) – Bartu Küçükçağlayan (Çoğunluk)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Ayşen Gruda (Kağıt)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Cengiz Bozkurt (Kavşak) Rıza Akın (Saç)
En İyi Kurgu: Gölgeler ve Suretler (Aylin Zoi)
En İyi Sanat Yönetmeni: Nihat Düşko (Hayde Bre)
Behlül Dal Jüri Özel Ödülü: Aram Dilbar (Press) –  Zeynep Oral (Atlı Karınca)
Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Elvan Albayrak (Sinyora Enrica İle İtalyan Olmak)
Seyirci ödülü: Kavşak
SİYAD Ödülü: Gölgeler ve Suretler

Uluslararası Uzun Metrajlı Film Yarışması:
En İyi Film: Güzel Bir Hayatı Düşlerken (Cirkus Coloumbia) – Tumen Nehri (Dooman River) 
En İyi Yönetmen: Lancelot von Naso (Ateşkes / Waffenstillstand / Ceasefire)
En İyi Kadın Oyuncu: Emma Suares (Sineklik / La Mosquitera / The Mosquito Net)
En iyi Erkek Oyuncu: Nick Celile (Arnavut / Der Albaner / The Albanian)
Gençlik Jürisi Ödülü: Vittorio Meydanında Bir Asansörde Medeniyetler Çatışması (Scontro di Civiltà per un Ascensore a Piazza Vittorio / Clash of Civilization Over an Elevator in Piazza Vittorio)
SİYAD Ödülü: Sineklik (La Mosquitera / The Mosquito Net)

Diğer Ödüller :
Halkın Portakalı: Son Helva (Karambol Ekibi)
En İyi Belgesel: Anadolu’nun Son Göçerleri: Sarıkeçililer (Yüksel Aksu)
En İyi İlk Belgesel: Ofsayt– Herkes uyurken
En İyi Kısa Film: Berf
Dijital Film Akademisi Ödüllü: Bisiklet – Teneke

Bu sene de festivali takip etme şansı buldum. İzlediğim az sayıdaki ulusal yarışma filminden biri Çoğunluk idi. Gerçekten başarılı bir film ancak bu yıl yarışmaya girmiş olması bir şans olarak değerlendirilebilir. Yoksa son bir kaç yılda karşımıza çıkan Hayat Var, Üç Maymun, Kosmos ya da Sonbahar gibi filmlerin rakibi olsa idi çok fazla şansı olmazdı diye düşünüyorum. Ödül kazanan diğer filmleri izleme şansım olmadığı için yorum yapamayacağım.

Uluslararası yarışmada ise daha fazla film izleme şansı buldum. Ancak yine de ödül kazanan pek çok filmi kaçırmışım. En iyi film ödülünü paylaşam Tumen Nehri iyi bir film olsa da beni çok fazla etkilememişti. Doğrusu benim izlediğim filmler içinde de en iyi bulduğum gençlik jürisi gibi Vittorio Meydanında Bir Asansörde Medeniyetler Çatışması filmi olmuştu.

Festival ile daha detaylı değerlendirmeler yakında burada ve Gölge e-dergide olacak.


Sinema Manyakları, Gezici Festival'i destekliyor.

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 262.219 hits
Ekim 2010
P S Ç P C C P
« Eyl   Kas »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.
Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: