22 Eki 2010 için arşiv

Antalya Altın Portakal 2010 İzlenimleri – Sınırdakiler: Makul Çözüm, Duyarlı Evlat: Frankenstein Projesi

Festivalin Sınırdakiler başlıklı bölümde konusu ya da sinemasal yapısı ile sıradışı bir yerde duran filmler vardı. İki filmden oluşan bu bölümdeki filmler ilk programa aldığım filmler olmuştu:

Makul Çözüm (Det Enda Rationella / A Rational Solution):

“Hepimiz yetişkin insanlarız, bu konuya makul bir çözüm bulabiliriz”. Böyle bir cümleyle başlıyor Makul Çözüm filmi. Çözüm bulunması gereken durum şu: Aynı fabrikada çalışan iki yakın arkadaş. Arkadaşlıkları sadece işyerinde sürmüyor, ailecek görüşüyorlar. Bu arkadaşlardan biri (Erland), karısı ile birlikte kiliselerinde evliliklerde yaşanan sorunlara çözüm bulmayı denedikleri bir de grup yönetirler (Amerikan filmlerinde bolca gördüğümüz terapi grupları tadında bir grup). Ama günün birinde Erland en yakın arkadaşının karısı ile bir ilişki yaşamaya başlar ve kısa bir süre sonra bu durum ortaya çıkar. Bulunan çözüm: Madem yetişkin insanlarız bu durumu bir gerçeklik olarak kabul eder, iki aile beraber yaşamaya başlarız, bir takım kurallar da koyarsak sorun yaşamadan gül gibi geçinir gideriz. İşlerin bu kadar kolay olmayacağı açık elbette. İsveç’ten gelen bu kara komedi gerçekten başarılıydı. Bir Amerikan filmi olsa sulu bir komedi olabilecek bir konu, soğukkanlı bir tavırla irdelenmiş. Komedi elden bırakılmazken bir yandan da kadın erkek ilişkileri, evlilik ve aşk üzerine de dikkate değer şeyler söyleyen bir yapım.

Duyarlı Evlat: Frankenstein Projesi (Szelíd Teremtés – A Frankenstein-terv / Tender Son: The Frankenstein Project):

Sınırdakiler başlığına tam denk düşen bir film. Konusu, çekimleri ve atmosferi ile gerçekten zor, seyirciyi sürekli belli bir mesafede tutan ama sabredene gerçekten keyif verebilecek bir film. Adından da anlaşılabileceği gibi bir Frankenstein uyarlaması ile karşı karşıyayız ama epey serbest bir uyarlama. Hikaye günümüzde geçiyor ve canlandırılan ölüler gibi bir konsept yok ama kendine hakim olamayıp cinayet işleyen ama esas amacı sadece sevgi aramak olan evlat teması yerli yerinde duruyor. Canavar yerinde 17 yaşında etrafla iletişimi çok sınırlı bir genç görünürken Dr. Frankenstein’e karşılık gelen karakter ise bu gencin babası olan bir film yönetmeni. Ki bu karakteri gerçekte bu filmin de yönetmeni olan Kornél Mundruczó canlandırıyor. Hatta filmdeki yönetmenin üzerinde çalıştığı proje de Monte Cristo Kontu’nun modern bir uyarlaması. Bu şekilde gerçeğe de bir gönderme yapan film gayet yavaş ve az diyalog kullanan bir film. Doğrusu kişisel olarak benim arada kaldığım bir film oldu ve çok kişinin de çok sıkılacağı bir film olduğu açık ama bir şans verilirse hastası olacak seyirciler olacağını da düşünüyorum.

Antalya Altın Portakal 2010 İzlenimleri – Sıradan Yaşamlar, Sıradan Öyküler: Hileli Çarşaf, Yönetici

Festivalin Sıradan Yaşamlar, Sıradan Öyküler başlıklı bölümünde aslında pek de ortak noktası olmayan 6 film vardı. Bunlardan ikisi:

Hileli Çarşaf (L’imbroglio Nel Lenzuolo / The Trick in the Sheet):

Esasen oyuncu olan ama yönetmen olarak 90’larda bir kaç filmiyle dikkat çekip gerisini getiremeyen Alfonso Arau, bir kez daha bir dönem filmi ile karşımızda. Sinemanın ilk yıllarında bir İtalyan kasabasında yaşananlar filmin konusunu oluşturuyor. Filmin adındaki hileli çarşaf sinemayı niteleyen bir terim. O günlerde seyirciler perdede gördüklerine gerçek muamelesi yapıyorlar (ilk film gösterimlerinde seyircilerin üzerlerine doğru gelen trenden kaçmaları çok duyulan bir hikayedir). Böyle bir ortamda sinemanın arka planına hakim bir tıp öğrencisinin gizlice çektiği görüntüler epey bir kargaşaya yol açıyor. Bu görüntülerde zaten kasabada çok iyi bir şöhreti olmayan güzel bir kadın çırılçıplak olarak yer almaktadır. Bu görüntülerin gizlice çekildiğinin ayırdına varamayan kasabalı ise Marianna adlı kadının kasabalının ortasında soyunduğunu düşünür ve olaylar gelişir. Doğrusu konu olarak ilginç bir konu. Özellikle sinemaseverlerin ilgisini çekebilir ama bu konunun çok iyi işlendiğini söylemek zor. Arau’nun diğer filmleri gibi cilalı ama içi dolu olmayan bir film.

Yönetici (O Diaheiristis / The Building Manager):

Yunanistan’dan gelen bu film çok iddialı olmayan ama amaçladığı şeyi başarıyla yerine getiren filmlere bir örnek. Orta yaşlarda bir erkek olan Pavlos babasını bir kaç yıl önce kaybetmiştir. Otoriter bir annesi ve artık aralarındaki ilişkinin heyecanını yitirmiş oldukları bir karısı vardır. İki de çocuğu. Yaşadığı apartmann yöneticisi olmak zorunda kaldıktan sonra kafayı buna takar ve apartman için en iyisini yapmaya çalışır. Babası da dahil olmak üzere eski yöneticilerin bu işten kendilerine ufak tefek avantalar sağladıklarını duyunca sinirlenir ve bunun tam tersini yaparak kendinden vermeye başlar. Ama işler bir türlü istediği gibi gitmemektedir. Tam da bu dönemde genç ve güzel Gianna ile tanışan Pavlos onunla bir ilişki yaşamaya başlar ve işler iyice karışır. Samimi yapısı ve tıkır tıkır işleyen senaryosu ile başarılı bir film.

Bir ortayaş krizini gayet başarılı şekilde anlatan Yönetici’nin yönetmeni festivalin konuklarından biriydi. Babası Mersinli olan Periklis Hoursoglou gayet canayakın bir kişilik. Öğrendiğimize göre filmde kendi ailesini kullanmış. Başrolde zaten kendisi var. Filmdeki karısı ve çocukları da kendi karısı ve çocukları. Genç sevgilisi için de çok uzaklara gitmemiş. O da öğrencisi. Bu noktada filmin ne kadar otobiyografik olduğu sorusu geliyor insanın aklına. Kaçınılmaz olarak bu da soruldu ama sadece filmin çıkış noktasının yıllar önce annesi apartman yöneticisi olduğunda ona yardım etmeye çalışmasına dayandığını öğrendik. Ayrıca annesinin de filmdeki anne karakterine benzer yanları olduğunu ama zaten Akdeniz ülkelerindeki annelerin biraz böyle olduğunu da ekledi.


Sinema Manyakları, Gezici Festival'i destekliyor.

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 264.577 hits
Ekim 2010
P S Ç P C C P
« Eyl   Kas »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.

%d blogcu bunu beğendi: