21 Eki 2010 için arşiv

Antalya Altın Portakal 2010 İzlenimleri – Ustaların Gözünden: Montpensier Prensesi

Festivalin Ustaların Gözünden bölümünde Abbas Kiarostami, Ken Loach ve Bertrand Tavernier’in filmleri vardı. Diğerlerini vizyonda yakalayabileceğimi düşünerek sadece birini festival programıma aldım:

Montpensier Prensesi (La Princesse de Montpensier / The Princess of Montpensier):

Bertrand Tavernier bu yeni filminde klasik ama biraz fazlaca klasik bir tarihi filme imza atmış. Biraz fazla klasik çünkü türe herhangi bir yenilik getirmediği gibi öne çıkan örneklerinden biri de olamıyor ama bir tarihi film için bir eksiği de yok doğrusu. Türü seven benim gibi seyircilerin 139 dakikalık süresine rağmen sıkılmadan izleyebileceği bir filmken türden zaten pek hazzetmeyenler epeyce sıkılabilir. Filmin konusu ise 16. yüzyılda protestan-katolik savaşı döneminde geçiyor. Ailesinin zorlaması ile sevmediği (daha doğrusu, doğru dürüst tanımadığı) bir prensle evlenen genç bir kız filme adını da veren baş karakterimiz. Çevresindeki erkekler de diğer karakterleri oluşturuyor. Bu karakterlerden en ilginci Lambert Wilson’un canlandırdığı Kont Chabannes. Savaşta bir kaç kez saf değiştiren ama geldiği noktada şiddete tövbe eden ve önce prensin sonra da prensesin akıl hocalığını yapan bu karakter filme asıl değerini katıyor. Prenses ile arasındaki dile getirilemeyen platonik aşk meselesi de son derece iyi verilmiş. Bu karakterin şiddetle hesaplaşması dışında filmin diğer bir odak noktası da başta tümüyle fiziksel dürtülerle hareket eden genç bir kız olan Marie’nin zamanla fiziksel değil ruhsal bir doyum peşinde olması. Yaş almış ama karizması gayet yerinde diyebileceğimiz Lambert Wilson ile genç ve güzel Mélanie Thierry’nin uyumu da gayet iyi. Ama işte kamera arkasında Tavernier var denince insan daha fazlasını umuyor.
Reklamlar

Antalya Altın Portakal 2010 İzlenimleri – Avrasya Sinemaları-Gürcistan: Çatışma Bölgesi, Üç Ev

Gürcistan Sineması’na ayrılan Avrasya Sinemaları bölümünden iki film:

Çatışma Bölgesi (Konpliktis Zona / The Conflict Zone):

1990’ların başında tam bir çatışma bölgesi haline gelen Gürcistan’dan bir hikaye. Hayatları bir şekilde kesişen sokaklarda yaşayan bir çocuk ve bir tetikçinin hikayesini anlatan film hakkında çok fazla bir şey söylemem mümkün değil. Festivalde izlediğim bir film olduğunu atlamamak için buraya kayıt düşüyorum ama hasta olduğum bir günün akşamnda izlediğim bu filme konsantre olmakta çok zorluk çektiğim için olumlu ya da olumsuz bir yorum yazmaktan kaçınıyorum.

Üç Ev (Sami Sakhli / Three Houses):

Gürcistan Sinemasından gelen hoş bir sürprizdi Üç Ev. Bir tablo etrafında farklı zamanlarda dönen 3 hikayeyi anlatan film bir anlamda 3 kısa filmin toplu hali olarak da görülebilir. İlk hikaye “İki Baykuş” adı verilen bu tablonun yapıldığı dönemde (19. yüzyıl) geçiyor ve bir adamın bir süre önce ölmüş olan karısının bu tabloyu daha yeni çizmiş olduğunu iddia ettiğini görüyoruz. İkinci kısım ise İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçiyor ve söz konusu tabloyu sevgilisinin kollarında ölen kocasının dairesinde bulan bir kadının hikayesini anlatıyor. Son bölüm ise günümüzde geçiyor ve resmi çizen kadının torununun tabloyu geri alma çabalarına şahit oluyoruz. Toplamda çok çok iyi bir film değil belki ama mütevazi bir film için epey başarılı bir noktada olduğunu söylemeli.


Sinema Manyakları, Gezici Festival'i destekliyor.

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 263.414 hits
Ekim 2010
P S Ç P C C P
« Eyl   Kas »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.
Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: