Posts Tagged 'Gezici Festival'



Gezici Festival 2012 İzlenimleri – 5. Gün: Annemin Kollarında, Kısa İyidir 1, Havai Fişekler, Yarın, Onur Yürüyüşü

Annemin Kollarında:

Annemin Kollarında, Bağdat’da ayakta kalmaya çalışan bir yetimhaneyi anlatan bir belgesel. Filmin odağında yetimhanenin sahibi Hüsam ile biri ailesini bir patlamada kaybetmiş, diğeri hiç tanımamış iki çocuk var. Aslında film kimi anlarında belgeselden biraz uzaklaşıp kurmacaya yaklaşıyordu sanki. Konu önemli, insanın canını da acıtıcı ama bir belgesel olarak ne kadar yetkin olduğu tartışılır.

Kısa İyidir 1:

Kısa İyidir gösterimlerinin ilk seçkisi tıklım tıklımdı. Bir sürü kişi ayakta izledi filmleri. Bir o kadar kişi de kapıdan dönmüş. Geçmiş yıllarda, festival Kavaklıdere Sineması’nda düzenlenirken kısa film seanslarında Tunalı’ya taşan kuyruklar aklıma geldi. Bir ara ilgi azalmıştı, yine yükselmesi güzel. Seçilen filmler de tatmin ediciydi. Bu yıl epeyce animasyon vardı. Öne çıkan filmlerden kısaca bahsedelim.

Elbette Altın Palmiye’li kısa filmimiz Sessiz, seçkinin en iyilerindendi. 80’lerin Diyarbakır’ında geçen film hapiste bir ziyaret gününde iki insanın konuşmadan yaşadıklarını başarılı bir şekilde anlatıyor. Sadece hapisteki sahnelerde bitebilirdi gibi bir yorumum var. Bu film dışında Arjantin’deki kayıpları anlatan BüyükannelerHayatın Ritmi filminden tanıdığımız Altı Davulcu’nun noel müziği filmi, su altında yaşayan insanları anlatan Soluksuz, eşcinsel flamingolar arasında hetero olmaya çalışan bir flamingoyu anlatan Flamingo Pride seçkinin güzel filmleriydi. Bu arada Tramvay filminde ciddi festival seyircilerinden bazılarının iş cinselliğe geldiğinde nasıl cıvıyabildiğini gördük.

Seçkideki filmlerden Noel İçin Müzik ve Altı Davulcu‘yu örnek olarak verelim:

Havai Fişekler:

Festivalin Üretim Hatası bölümündeki kısalardan Havai Fişekler, bir yılbaşı gecesi çevreye zarar veren bir fabrikanın havaya uçurulmasını anlatıyordu. Bu özetten ve filmin adından doruk noktasının havai fişekler patlarken fabrikanın havaya uçması olduğunu anlamak mümkün. Öyle de oluyor. Çok önemli olmasa da iyi bir kısa filmdi.

Yarın:

Üretim Hatası bölümdeki uzun belgesel Yarın filminin sinemasal açıdan çok fazla bir değeri yok aslında.Daha çok Rusya’daki Voina adlı muhalif sanatçı grubunun eylemlerini anlatmasıyla önem kazanıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse bu grupta pek bir sanatçı tavır göremedim kendi adıma. Film boyunca planlanmasını ve sonrasını gördüğümüz eylem ise bir polis arabasının devrilmesi ki bir protesto eylemi olabilir ama sanat olup olmadığı çok tartışmalı. Yalnız filmin sonunda gördüğümüz bir eylem vardı ki film onunla ilgili olsa onun muhalifliğine de sanatsallığına da itirazım olmazdı. Filmin yıldızının ise anarşist çiftin filmin yarısında anadan üryan dolaşan ufak çocukları olduğunu vurgulamalı. O olmasa film çok sıkıcı olabilirmiş.

Onur Yürüyüşü:

Onur Yürüyüşü, Balkanlarda birbiriyle çatışan farklı etnik kökenli maço erkeklerin bir eşcinsel yürüyüşünü korumak için toplanmalarını anlatıyor.  Hem maço erkekler hem de eşcinseller çok klişe çizilmiş belki ama film bazı anlarında gürültülü kahkahalar attıracak kadar komik. Genel olarak da hem etnik kökenlerden doğan ayrılıkların ne kadar yapay olduğunu göstermesi hem de eşcinsellere bakışı ile iyi bir film. Komedi seviyesinin zaman zaman kaba olduğu söylenebilir ama anlattığı adamlar öyle zaten.

Daha 2 gün önce bir arkadaşla Ben-Hur da ne güzel filmdir diye konuştuktan sonra burada Ben-Hur‘un eşcinsel alt metninin vurgulanması ayrı bir olaydı. Filmi bilenler Ben-Hur ve Messala’yı sevgili olarak düşünsün… Eh, hiç mantıksız gelmedi değil mi :-))

Gezici Festival’de Bugün: 5 Aralık Çarşamba

kızılay büyülü fener sineması – salon 1

12.15 all that jazz bob fosse

abd, 1979, 35mm, 123’, ingilizce; türkçe altyazılı

ödüller En İyi Kurgu, En İyi Müzik, En İyi Sanat Yönetimi, En İyi Kostüm Oscar • Altın Palmiye Cannes • En İyi Kurgu Amerika Sinema Kurgucuları • En İyi Görüntü, En İyi Kurgu BAFTA Ödülleri • Avrupa Dışından Gelen En İyi Film Bodil Ödülleri

Yönetmeninin yarı otobiyografik özelliklerini taşıyan ama anlattıklarıyla izleyicisinin hayatla hesaplaşmasına yardımcı olan çok az film vardır. All That Jazz bunu başarabilen üç beş filmden biridir. Fosse’un başyapıtı, şov dünyasının samimiyetsizliğine vurgu yaparken yaratıcının kaybolmuşluğunun, yanlızlığının nasıl da mümkün olabileceğini gözler önüne serer. –Burak Göral

14.30 lal gece reis çelik

türkiye, 2012, 35mm, 91’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Kristal Ayı Berlin • En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu Nürnberg • En İyi Film Würzburg • Özel Mansiyon Buster • En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü Adana • En İyi Asya- Ortadoğu Filmi Tokyo • En İyi Film, En İyi Yönetmen Brüksel • En İyi Yönetmen Malatya

Lal Gece, kaba kuvvet, cinsiyet ve silah zoruyla sahip oldukları iktidarı kanunsuzluk pahasına korumak için feodaliteden vazgeçmeyen ataerkil toplumlarda erkeklerin de kendi kurdukları düzenin birer kölesi olduğunu gösteriyor –Alin Taşçıyan

16.30 2000 yılında 25 yaşında olacak jonas alain tanner

isviçre, fransa, 1976, 35mm, 110’, fransızca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Senaryo Amerikan Ulusal Film Eleştirmenleri Birliği Ödülleri

Jonas, 1960’larda devrim idealleri yıkılmış gençleri konu alan birçok filmin aksine, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek rüyaların arasına sıkışmayı reddeden hayat dolu karakterleri anlatan, eğlenceli bir film.

18.45 yeraltı zeki demirkubuz

Yönetmen Zeki Demirkubuz’un katılımıyla

türkiye, 2012, 35mm, 107’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü İstanbul • En İyi Asya Filmi Osians’ Cinefan • En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Adana • İzleyici Ödülü St. Petersburg

Türk sinemasında ‘çukur’u bu kadar dürüstlükle, şevk, istek, alay ve artistik zevkle toplumsal perspektife yayan başka film bilmiyorum. Yeraltı’nın yanında birçok film sosyoloji tezi gibi kalacak mecburen. –Fatih Özgüven

21.15 kaplanın yılı  sebastián lelio

şili, 2011, 35mm, 82’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Çevre Ödülü Locarno

27 Şubat 2011’de Şili’yi yerle bir eden deprem, hapisteki Manuel’i özgürlüğüne kavuşturur. Çaresizce sevdiklerini aramaya başlayan Manuel, dalgaların kıyıya sürüklediği kafesin içindeki kaplanı kurtarır ve ne kaplanın ne de kendisinin çok fazla yaşam şansı olmadığını fark eder.

kızılay büyülü fener sineması – salon 3

19.00 temizlikçi adrián saba

peru, 2011, dcp, 95’ ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

Adli tıpta temizlikçi olarak çalışan Eusebio, gizemli ve öldürücü bir salgın hastalığın hüküm sürdüğü kentte, ölülerin bulunduğu evleri temizlemektedir. Kimsenin yaşamadığı bir evde sekiz yaşında bir çocuk bulur. Çevrelerindeki uygarlık yok olup giderken çocuğa göz kulak olmaya karar verir.

21.00 onur yürüyüşü srđan dragojević

sırbistan, hırvatistan, makedonya, slovenya, 2011, dcp, 115’, sırpça; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Panorama İzleyici Ödülü, Kiliseler Birliği Özel Mansiyon Berlin • İzleyici Ödülü Torino Gey ve Lezbiyen Film Festivali • En İyi Kadın Oyuncu Pula

Geylere yönelik taciz ve iç savaşın sonuçları komediye dönüştürülmesi zor iki konu olsa da Dragojevic, Onur Yürüyüşü’nde bunu başarıyor. Homofobik bir haydut ile eşcinsel bir veteriner, tuhaf bir ittifak oluşturarak, Belgrad’daki gey onur yürüyüşünün güvenliğini sağlamaya çalışıyorlar.

alman kültür merkezi

10.00 Çocuk Filmleri: Hollanda

14.00 savaş cadısı kim nguyen

kanada, 2012, hdcam, 90’, fransızca, ingilizce, lingala dili; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Kadın Oyuncu, Kiliseler Birliği Jürisi Özel Mansiyonu Berlin • En İyi Kurmaca Film, En İyi Kadın Oyuncu Tribeca

Montrealli sinemacı Kim Nguyen, çocuk asker yapılmak üzere isyancılar tarafından Afrika’daki köyünden kaçırılan 14 yaşındaki kız çocuğu Komona’nın dokunaklı ve yürek parçalayıcı bir portresini çiziyor. Film Kanada’nın bu yılki Yabancı Film Oscar adayı.

16.00 Kısa İyidir 2

18.30 makine adam alfonso moral, roser corella

ispanya, 2011, digibeta, 15’, belgesel, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

öğün, çalış, güven carmen losmann

almanya, 2011, digibeta, 90’, belgesel, almanca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Fipresci Ödülü, Kiliseler Birliği Ödülü, Sağlıklı İşyerleri Ödülü DOK Leipzig • Altın Anahtar Ödülü Kassel

Yönetmen Carmen Lossman belgeselinde Almanya’nın büyük şirketlerindeki değişim ve insan yönetimi stratejilerini, yöneticilerin çalışma alanlarında izleyerek, çalışanların birer nesneye dönüştüğü karanlık bir dünyanın kapılarını aralıyor.

Gezici Festival’de Bugün: 4 Aralık Salı

kızılay büyülü fener sineması – salon 1

12.15 no pablo larraín

şili, abd, meksika, 2012, 35mm, 110’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Sanat Sineması Ödülü Cannes

Şilili diktatör Augusto Pinochet’nin 1988’de uluslararası baskı sonucu başkanlığını halk oyuna sunmasıyla ilgili gerçek bir öykü. Gael Garcia Bernal’in canlandırdığı reklamcı, muhalifler için hazırladığı kampanyayla sıradışı bir özgürlük hareketine imza atıyor. Zekice kotarılmış, komik ve sürükleyici bu politik gerilim, Şili’nin yabancı film Oscar adayı.

14.30 kaplanın yılı  sebastián lelio

şili, 2011, 35mm, 82’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Çevre Ödülü Locarno

27 Şubat 2011’de Şili’yi yerle bir eden deprem, hapisteki Manuel’i özgürlüğüne kavuşturur. Çaresizce sevdiklerini aramaya başlayan Manuel, dalgaların kıyıya sürüklediği kafesin içindeki kaplanı kurtarır ve ne kaplanın ne de kendisinin çok fazla yaşam şansı olmadığını fark eder.

16.30 araf yeşim ustaoğlu

türkiye, almanya, fransa, 2012 35mm, 124’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Sanat Yönetmeni, Umut Veren Kadın Oyuncu, Umut Veren Erkek Oyuncu Adana • Siyah İnci Ödülü Abu Dhabi • En İyi Kadın Oyuncu Tokyo

Ustaoğlu, bu aykırı aşk ve cinsellik öyküsünü gayet olgun bir sinemayla ve büyük ustalara yakışır dokunaklı bir sadelikle anlatıyor. Film böylece dar ilişkiler çerçevesini aşıp, hızla değişen bir topluma tutulmuş bir aynaya dönüşüyor da denebilir. –Atilla Dorsay

18.45 devir derviş zaim

Yönetmen Derviş Zaim’in katılımıyla

türkiye, 2012, 35mm, 75’ türkçe; ingilizce altyazılı

Devir, Burdur’un Hasanpaşa ilçesinde yaklaşık 750 yıllık bir geçmişi olan koyun yıkama şenliği etrafında gelişen olayları anlatıyor. Filminde yöre insanlarına yer veren Zaim, üç koyun çobanı üzerinden hem bölgedeki yöresel hayatı, hem şenliği, hem de köyün çevresine kurulan mermer ocağının çevrede yaptığı tahribatı gözler önüne seriyor.

21.15 düşler diyarı benh zeitlin

abd, 2012, 35mm, 92’, ingilizce; türkçe altyazılı

ödüller Altın Kamera, Genç Bakış Ödülü, Fipresci Ödülü, Kiliseler Birliği Özel Mansiyonu Cannes • Jüri Büyük Ödülü, En İyi Görüntü Sundance • En İyi Yönetmen Seattle • İzleyici Ödülü: En İyi Film Los Angeles • Büyük Ödül, Umut Veren Yeni Yönetmen Ödülü Deauvillle

Dış dünyayla ilişkisi kesilmiş, su baskını tehdidi altındaki küçük ve fakir bir topluluk hayatta kalmak için çabalamaktadır. Hem toplumsal gerçekçi bir dram, hem büyülü bir masal, hem de uyarıcı bir ekolojik öykü. Düşler Diyarı birbirinin içine geçmiş üç güzel film.

kızılay büyülü fener sineması – salon 3

19.00 her türlü kuşkunun ötesinde bir yurttaş hakkında elio petri

italya, 1970, dcp, 112’, italyanca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Yabancı Film Oscar • Jüri Büyük Ödülü, Fipresci Ödülü Cannes • En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu David di Donatello • En İyi Film Edgar Ödülleri • En İyi Yönetmen, En İyi Öykü, En İyi Erkek Oyuncu İtalyan Ulusal Film Eleştirmenleri Sendikası • En İyi Yabancı Film Kansas City Film Eleştirmenleri Birliği Ödülleri

Bir polis metresini öldürür; cinayetin araştırılmasını da kendi yönlendirir. Güçlü karakteri ve konumu nedeniyle meslektaşları onu suçlu bulma konusunda aciz kalırlar. Bir katilin kusursuz çizilmiş anatomisi. Petri’nin faşizm karşıtı filmi iğneleyici, dokunaklı, aynı zamanda da ürkütücü.

21.00 onur yürüyüşü srđan dragojević

sırbistan, hırvatistan, makedonya, slovenya, 2011, dcp, 115’, sırpça; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Panorama İzleyici Ödülü, Kiliseler Birliği Özel Mansiyon Berlin • İzleyici Ödülü Torino Gey ve Lezbiyen Film Festivali • En İyi Kadın Oyuncu Pula

Geylere yönelik taciz ve iç savaşın sonuçları komediye dönüştürülmesi zor iki konu olsa da Dragojevic, Onur Yürüyüşü’nde bunu başarıyor. Homofobik bir haydut ile eşcinsel bir veteriner, tuhaf bir ittifak oluşturarak, Belgrad’daki gey onur yürüyüşünün güvenliğini sağlamaya çalışıyorlar.

alman kültür merkezi

9.30 Çocuk Filmleri: Hollanda

14.00 annemin kollarında atia jabarah al-daradji, mohamed jabarah al daradji

ırak, ingiltere, hollanda, birleşik arap emirlikleri, 2011, hdcam, 86’, arapça; türkçe ve ingilizce altyazılı

Huşam, Bağdat’ın en tehlikeli mahallesinde kendisinin kurduğu küçük yetimhanede koruma altında olan, savaştan zarar görmüş 32 çocuğun umutlarını, hayallerini ve beklentilerini gerçekleştirmek için yorulmaksızın çalışmaktadır. Ev sahibi, yetimhaneyi boşaltmaları için Huşam ve çocuklara iki hafta süre verdiğinde umutsuz bir arayış başlayacaktır.

16.00 Kısa İyidir 1

18.30 havai fişekler giacomo abbruzzese

fransa, 2011, hdcam, 21’, kurmaca, italyanca, arapça, fransızca; türkçe ve ingilizce altyazılı

yarın zavtra andrey gryazev

rusya, 2012, hdcam, 90’, belgesel, rusça; türkçe ve ingilizce altyazılı

Rusya’da bir tür politik performans yapan ve ünü dünyaya yayılan sanat grubu Voina’nın devlet karşıtı muzip eylemleri üzerine bir belgesel.

Gezici Festival 2012 İzlenimleri – 4. Gün: Larry Jordan 1-2, Perşembeden Pazara

Larry Jordan 1-2:

Larry Jordan filmleri

Gezici Festival’in dördüncü gününün programında Larry Jordan’dan 8 kısa, 1 uzun film vardı. Bunların hepsini ayrı ayrı değerlendirmeye gerek yok. Ne de olsa 1950’lerden beri film yapan Jordan, deneysel animasyonlarında hep benzer yapılar ve benzer imgeler kullanmış. Bir kolaj yapısında olan animasyonlarında birbiriyle ilgisiz imgeleri müzik ve farklı seslerin eşliğinde birleştirmiş. Kelebek imgesi, yuvarlak objeler, kadın yüzleri, antik heykel imgeleri sıklıkla kullandığı imgeler. Çoğunlukla arka planda da hareketsiz resimler kullanmış. Hatta uzun metrajı Sophie’nin Yeri‘nde Ayasofya resmi de vardı. İzlediğimiz filmleri içinde bir tek Şehir Görüntüleri farklıydı. Burada San Francisco’nun aynalardan ve camlardan yansımalarını toplamış. Gösterimlerin başında yapılan tanıtımda da söylendiği gibi, seyircinin kendini müziğe ve arka arkaya gelen imgelere teslim etmesi lazım. Yoksa bu filmde ne anlatılıyor sorgulamasına girilirse işin içinden çıkmak zor. Bu arada itiraf edelim, deneysel animasyon için 90 dk. biraz uzundu. Uzun metraj filmini sinema ortamında izlemesek, evde sonunu getirmek zor olurdu.

Bir fikir vermek için Jordan’ın festival programında da yer alan Carabosse filmini izleyelim. Jordan hemen hemen tüm filmlerinde bu tarzı kullanmış.

Perşembeden Pazara:

Perşembeden Pazara

Dün izlediğim Perşembeden Pazara en saf tanımı ile bir yol filmi. Şili’de 4 kişilik bir ailenin yolda geçirdikleri 4 günün hikayesi. Karşılarına ne egzantrik karakterler ne de tekinsiz yabancılar çıkıyor. Sadece ve sadece bir aile draması izliyoruz. İşin o kısmında da kolaya kaçılıp öyle büyük duygu patlamaları falan yaşanmıyor. Yazar/yönetmen Dominga Sotomayor Castillo incelikli bir senaryo yazmış. Bu sessiz sakin film ufak ayrıntılar üzerinden giderek tıkır tıkır işliyor. Tüm hikayeyi ailenin kızı Lucia üzerinden izliyoruz. Festivalin çok öne çıkmasa da (tıklım tıklım olmayan az sayıda filmden biriydi) mütavazı ama hoş filmlerinden biri.

Gezici Festival ile Ankara’da Sinema Dolu Bir Hafta Sonu

Ankara Sinema Derneği tarafından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen 18. Gezici Festival ile başkentliler sinema ve sinemacı dolu uzun bir hafta sonu yaşama fırsatı buldular. 30 Kasım’da başlayan Gezici Festival, ilk üç gününde Tuncel Kurtiz’i, Türkiye sinemasından yönetmenleri ve Almanya ile İsrail’den sinemacıları ağırladı.

Gezici Festival, Türkiye’den yönetmenlerin katılımıyla devam eden Ankara yolculuğunu 6 Aralık’ta noktalayarak, Sinop’a doğru yola çıkacak. Geçtiğimiz yıl da festivale ev sahipliği yapan Sinop, Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi ve Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla 7-10 Aralık tarihleri arasında Gezici Festival’i ağırlayacak.

Türkiye Sineması’ndan yönetmenler Ankara’da

Zerre filmi söyleşisi

Ülkemizde bu yıl çekilen uzun metrajlı filmlerden derlenen Türkiye Sineması 2012 bölümünde yer alan filmlerin yönetmenleri festival boyunca izleyicilerle bir araya geliyor. Gezici Festival’in ilk konuğu 30 Kasım’da, Antalya’da En İyi İlk Film ve Yönetmen de dahil dört ödül kazanan Zerre filminin senarist ve yönetmeni Erdem Tepegöz ile yapımcısı Kağan Daldal oldu. Tepegöz, işçi sınıfına ve kadına bakışıyla izleyicilerden övgü alan filminde “işçi sınıfının susmuşluğu ve bastırılmışlığını” anlatmaya çalıştıklarını söyledi. Dolu salona konuşan Daldal ise, Ankara’nın ve festivallerin kendileri için öneminden söz etti: “Ankaralı bir ekibiz. İlk galamızı Gezici Festival’de yaptığımız için gurur duyuyoruz. Hayalimiz bu tarz filmlerle bu salonları daha fazla doldurabilmek” dedi. Gösterime katılan Tuncel Kurtiz “Bu film son yıllarda son yıllarda işçi sınıfını anlatan en iyi film. Yılmaz Güney izleseydi gurur duyardı”dedi.

Berlin’de Kristal Ayı kazanan Lal Gece filminin 1 Aralık’taki gösterimi sonrası izleyicilerle buluşan yönetmen Reis Çelik, İlyas Salman ve Dilan Aksüt’le çalışırken “senaryonun çeşitli yerlerine tuzaklar” kurduğunu ve “iki oyuncuyu çekimlerden önce yalnızca bir kez bir araya getirdiğini” söyledi. Bir seyircinin filmin ismini nasıl belirlediği sorusuna ise, “Bir Kars oyunu oynadım,” sözleriyle cevap verdi. “Lâl aksanlı olarak okunduğunda bir taş ve o taşın rengi, aksansız okunduğunda ise, dilsiz, konuşamayan anlamına geliyor. Tabii bir de kırmızı ve kanı çağrıştırması var.”

Venedik Film Festivali’nde Geleceğin Aslanı ödülünü alan Küf’ün yönetmeni ve senaristi Ali Aydın ise filmin 2 Aralık’taki gösteriminden sonra izleyicilerin sorularını yanıtladı. Aydın, “Filmin adı neden Küf?” sorusuna, “Türkiye’nin politik tarihindeki bir aralığı, 90’ları anlatmak istedim. Kokuşmuş, çürümüş bir sistemin olduğu bir dönem. Filmin adını bu kokuşmuş, çürümüş yapıdan aldım,” yanıtını verdi. En güzel övgü ise söyleşi sırasında salonda bulunan Tuncel Kurtiz’den geldi: “Büyük bir sevinçle seyrettim. Genç nesilden birinin dünya sinemasına bu eseri bırakmasıyla gurur duydum. İyi ki varsınız.”

Gezici Festival, Ankara yolculuğu süresince Adana, Moskova, Abu Dhabi ve Tokyo’da ödüller alan Araf’ın senarist ve yönetmeni Yeşim Ustaoğlu’nu; Anadolu’yu ve doğanın döngüsünü şiirsel bir dille anlatan Devir filminin gösterimi sonrası yönetmeni Derviş Zaim’i; Yeraltı filminin gösterimleri sonrası, Zeki Demirkubuz’u; Şimdiki Zaman filminin gösteriminden sonra da yönetmen Belmin Söylemez ile senarist ve yapımcı Haşmet Topaloğlu’nu izleyicilerle bir araya getirecek.

Tuncel Kurtiz, ‘bir daha, bir daha’ izlediği filmleri sunuyor

Tuncel Kurtiz

Gezici Festival bu yıl Tuncel Kurtiz’in ‘Bir Daha, Bir Daha’ İzlediği Filmler başlığı altında Avrupa ve Amerikan sinemasından beş klasiği programına dahil ediyor. Filmlerin ilk gösterimleri öncesinde, Türkiye Sineması’nın usta ismi bu beş filmi neden “bir daha, bir daha” izlediğini seyircilere anlattı.

“17 yıldır kimsenin cesaret edemediği filmleri sunan Gezici Festival’in hayranı,” olduğunu söyleyen Kurtiz, Bob Fosse’un yönettiği müzikal All That Jazz için, “Bu filmi 20 kereden fazla seyrettim. Kendimi ve gençliğimi hatırlıyorum. Sistem eleştirisidir bu film,” dedi. “Fellini’yle mukayese edilebilecek bir sinemacı” olarak tanımladığı Robert Altman’ın filmi Nashville’in ise “1970’lerin Amerikasının politik yapısını” nasıl muhteşem bir şekilde eleştirdiğini belirtti.

Tuncel Kurtiz, Luchino Visconti’nin yönettiği Leopar‘ı, uyarlandığı romanın ilk cümlesiyle tanıttı: “Hiçbir şeyin değişmesini istemiyorsanız, herşeyi değiştirin.” İsviçreli yönetmen Alain Tanner ve İngiliz yazar John Berger’i bir araya getiren 2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas filminin gösterimi öncesinde de, “2000 yılı geldi, geçti. Mesele hâlâ aynı. Film, çağımızın hikayesini anlatıyor,” dedi.

Elio Petri’nin Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Yurttaş Hakkında Soruşturma filmi için, “Bu filmi ‘bir daha, bir daha’ seyrederim. Bana bir şeyler söyler, umut verir. Faşizm üzerine yapılmış harika bir filmdir bu,” sözlerini kullanan Kurtiz, filmleri Gezici Festival seyircisiyle birlikte izledi.

Peter Ohlendorf, Gezici Festival seyircisinin arasında

Ahmet Boyacıoğlu - Peter Ohlendorf

Alman belgeselci Peter Ohlendorf, yedi yıl boyunca Avrupa’nın çeşitli şehirlerindeki Neonazi konserlerinde gizli çekim yapan bir gazetecinin adımlarını yeniden izlediği ve konser mekanlarıyla çekim kayıtlarını bir araya getirdiği belgeseli Kan Akmalı – Gizlice Nazilerin Arasında’nın 2 Aralık’taki gösterimi sonrası izleyicilerin sorularını yanıtladı.

“Thomas Kuban’ın neonazi gençleri çektiği gizli kamera görüntülerini görünce çok şaşırdığını” söyleyen Ohlendorf, “Bu gençlerin sıradan, sokakta gördüğümüz çocuklardan farkı olmadığını,” söyledi.

Ohlendorf, fiminin Almanya’da giderek çoğalan bir seyirci kitlesine ulaştığını anlattı: “Filmin ilk gösteriminin Berlin Film Festivali’nde yapılması bize büyük kapılar açtı. On bir aydır Almanya’yı gezip, filmin gösterimlerine katılıyorum. Öğretmen, öğrenci ve gençlere ulaşmaya çalışıyorum. Şu ana kadar üç polis akademisine gittik. 15 bin izleyiciye ulaştık” dedi. Ohlendorf son olarak, “Avrupa’nın yüksek duvarlara ve aşılmaz sınırlara ihtiyacı olmaması gerektiğini belirterek, demokrat ve insan haklarına saygılı bir Avrupa” dileğini Gezici Festival izleyicisiyle paylaştı.

Gezici Festival’de Yeni Medya Atölyesi ve Savaş Paneli

Yeni Medya Atölyesi

Gezici Festival, Ankaralı sinemaseverlere kendi belgesel projelerini yaratma fırsatını sundu. İsrail’den gelen belgesel yönetmeni ve yapımcısı Yoram Schaffer ile Tel Aviv Üniversitesi, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden Udi Ben-Arie tarafından gerçekleştirilen Yeni Medya Belgeseli Atölyesi’nde ‘yeni medya’ araçlarının belgesel sinemada kullanımı interaktif olarak ele alındı.

İki gün süren atölyenin birinci gününde fikir geliştirmeden tasarıma, bir yeni medya belgesel projesinin tüm aşamaları ele alınırken, ikinci gün katılımcılar gruplara ayrılarak kendi projelerini üretme fırsatını buldular.

2 Aralık’ta gerçekleşen Savaşla Büyümek konulu panel ise, Uluslararası Af Örgütü’nden Volkan Görendağ, Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman, Uluslararası Çocuk Merkezi’nden Adem Arkadaş ve Türkiye’de yaşayan bağımsız gazeteci Frederike Geerdink’i bir araya getirdi.

Festival duyuruları, program, filmler ve etkinlikleri Gezici Festival’in web sitesi, Facebook sayfası ve Twitter hesabından takip edebilir, fotoğrafları Flickr hesabından indirebilir, fragmanları Vimeo hesabından izleyebilirsiniz.

Gezici Festival 2012 İzlenimleri – 3. Gün: Zerre, Kan Akmalı, All That Jazz, Küf, Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Yurttaş Hakkında Soruşturma

Zerre:

Zerre

Zerre bundan önce katıldığı festivallerde aldığı övgüleri hakeden bir filmmiş. Hayat mücadelesi veren bir karakterin hayatından bir kesiti çok güzel yansıtmış. Film tümüyle ana karakteri Zeynep’i merceğine almış ve onu izletiyor bize. Yanlışım yoksa onun gözükmediği hiç bir sahne yok filmde. Böyle olunca Zeynep’i canlandıran Jale Arıkan’ın üzerine ağır bir yük binmiş ama bu yükü sırtlamasını biliyor. Çok başarılı bir performans sergilemiş. İşin ilginci bir kaç gün önce izlediğimiz Şimdiki Zaman’da eksiklik olarak gördüğüm şeyler Zerre‘de de mevcut ama burada rahatsız etmedi. Ana karakterin geçmişine yönelik burada da bir şey öğrenemiyoruz, çocuğunun durumunun ya da sürekli burnunun kanamasının nedenlerini bilmiyoruz ama burada zaten öyle bir beklenti yaratılmadığı için sorun olmuyor. Filmin görsel yapısı da çok güçlü. Adındaki Zerre metaforunu çeşitli mekanlarda yakalamak mümkün.

Ufak bir eleştiri olarak filmin finali bir anda geldiğini söyleyebiliriz. Seyirciye ne oldu şimdi dedirtiyor. Adeta bir makara daha varmış da kaybolmuş gibi. Aslında bir ara filmin çok klişe bir finale doğru gittiğini hissediyordum. Böyle olmayıp açık uçlu bırakılması iyi bir seçim. Yine de biraz daha devam edebilirdi sanki ama filmin sonunda yönetmenin de dediği gibi bilinçli bir tercih bu da. Festivalde başka bir gösterimi yok ama büyük ihtimalle gösterime girecektir. O zaman kaçırmamak gereken bir film.

Kan Akmalı:

Kan Akmalı

Kan Akmalı, Neo-Nazi’ler üzerine bir belgesel. Çoğunlukla gizli kamera ile çekilmiş Neo-Nazi konser görüntülerine dayanan bir film. Bu görüntülerin çekiminin epey zor olduğu kesin. Önemli de görüntüler olunca film olayın bu yönüne fazlaca odaklanmış sanki. Halbuki gençlerin böyle bir görüşün etkisi altında kalmalarının nedenleri üzerine eğilinmesi daha iyi olabilirmiş. Yine de filmin çok kimsenin önemsemediği bir konu üzerine olması önemli. Bu arada tek kelime Almanca bilmediğim halde Ankara’ya konuk olan yönetmen Peter Ohlendorf’un akıcı konuşmasına bayıldım. Ohlendorf haber spikeri gibi seri konuştu açıkçası. Ahmet Boyacıoğlu da teklemeden çevirdi doğrusu (tabii Almanca bilmeyince anlamadım arada atladıkları oldu mu ama pek öyle bir izlenim vermedi).

All That Jazz:

All That Jazz

All That Jazz, Tuncel Kurtiz’in 20’den fazla izlediği filmlerden biriymiş. O kadar olmasa da benim de az değildir ama ilk kez sinemada izleme şansım oldu. Sinemada izlemenin ayrı bir keyif olduğunu söylemeliyim. Bazı yerlerini de biraz unutmuşum doğrusu. Hastane kısmı çok daha fazla iz bırakmış olmalı ki hem buradaki kısımları daha uzun diye hatırlıyorum ben de genel olarak filmdeki müzikal sahnelerini (ki onlar da çoğunlukla hastane kısmında zaten). All That Jazz için sahne dünyası üzerine yapılmış en iyi filmlerden biri diyebiliriz. Bob Fosse açısından da son derece kişisel bir film. Bu noktada 8 1/2 ile olan arkabalığı da önemini yitiriyor aslında. O filmi temel almış olabilir ama tamamen kendi dünyasına uyarlamış Fosse. All That Jazz, Bob Fosse’nin son filmi değil belki ama hayata bıraktığı veda mektubu olarak yorumlanabilir. Zaten öyle görkemli, keyifli ve aynı zamanda hüzünlü bir finali var ki filmi sevenler cenazemde “bye bye life” çalsın diyebilirler rahatça.

Küf:

Küf

Sabah izlediğim Zerre için aldığı övgüleri hakeden bir film demiştim, Küf de öyle. Cumartesi Anneleri’ni çağrıştıran öyküsünde yönetmen-senarist Ali Aydın tabiri yerindeyse bir Cumartesi Babası’nın hikayesini anlatıyor. Oğlu 20 yıl önce kaybolmuş olan Basri bıkıp usanmadan devlete dilekçe yazıyor ve oğlu ölmüş olsa bile en azından mezarını bulmak istiyor. Nuri Bilge Ceylan sayesinde tanıdığımız Ercan Kesal, Basri rolünün içinde yaşayarak ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu göstermiş. Bir Zamanlar Anadolu’da filmindeki rol arkadaşı Muhammet Uzuner ile olan çocuğu kaybetmiş baba-polis sahneleri de çok başarılı. Küf finali ile insanın böğrüne bir yumru bırakıp öyle bitiyor.

Uzun planlardan oluşan yapısı bazı seyircilere biraz sıkıcı gelebilir ama Ahmet Boyacıoğlu’nun dediği gibi zor bir film olsa da nihayetinde 90 dakikada bitiyor. Yine vizyona girince kaçırılmaması gereken filmlerden biri diyorum.

Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Yurttaş Hakkında Soruşturma:

Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Yurttaş Hakkında Soruşturma

Bu uzun isimli film, Tuncel Kurtiz’in seçtiklerinden biriydi. Elio Petri, 1970 yapımı bu filminde sevgilisini öldürdükten sonra cinayet mahaline her türlü delili bırakan, hatta bilinçli olarak binadan çıkarken kendini komşulara gösteren bir polisin hikayesini anlatıyor. Cinayet masasının eski şefi olan polis, bunu deliller kaçınılmaz bir şekilde kendisini gösterse bile ona dokunamayacaklarını bilerek yapıyor. Hatta bunu ispat etmek için yapıyor. Bu düşüncesinde de haksız değil.  Öyle ki, suçunu itiraf ettiğinde bile onu suçlu olduğunu ispata zorluyorlar. Elbette bu filmle Petri, faşizmin bir allegorisini yapmış. Hala etkili ve ne yazık ki bazı noktaları ile anlattıkları hala geçerli bir film. Aslında Tuncel usta filmin kendisine umut verdiğini söyledi ama benim açımdan mevcut düzenin değişebileceğine dair pek ışık vermedi doğrusu.

Gezici Festival’de Bugün: 3 Aralık Pazartesi

https://pbs.twimg.com/media/A9LMd1tCIAAwxz0.jpg:large

kızılay büyülü fener sineması – salon 1

12.15 lal gece reis çelik

türkiye, 2012, 35mm, 91’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Kristal Ayı Berlin • En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu Nürnberg • En İyi Film Würzburg • Özel Mansiyon Buster • En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü Adana • En İyi Asya- Ortadoğu Filmi Tokyo • En İyi Film, En İyi Yönetmen Brüksel • En İyi Yönetmen Malatya

Lal Gece, kaba kuvvet, cinsiyet ve silah zoruyla sahip oldukları iktidarı kanunsuzluk pahasına korumak için feodaliteden vazgeçmeyen ataerkil toplumlarda erkeklerin de kendi kurdukları düzenin birer kölesi olduğunu gösteriyor –Alin Taşçıyan

14.30 düşler diyarı benh zeitlin

abd, 2012, 35mm, 92’, ingilizce; türkçe altyazılı

ödüller Altın Kamera, Genç Bakış Ödülü, Fipresci Ödülü, Kiliseler Birliği Özel Mansiyonu Cannes • Jüri Büyük Ödülü, En İyi Görüntü Sundance • En İyi Yönetmen Seattle • İzleyici Ödülü: En İyi Film Los Angeles • Büyük Ödül, Umut Veren Yeni Yönetmen Ödülü Deauvillle

Dış dünyayla ilişkisi kesilmiş, su baskını tehdidi altındaki küçük ve fakir bir topluluk hayatta kalmak için çabalamaktadır. Hem toplumsal gerçekçi bir dram, hem büyülü bir masal, hem de uyarıcı bir ekolojik öykü. Düşler Diyarı birbirinin içine geçmiş üç güzel film.

 16.30 no pablo larraín

şili, abd, meksika, 2012, 35mm, 110’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Sanat Sineması Ödülü Cannes

Şilili diktatör Augusto Pinochet’nin 1988’de uluslararası baskı sonucu başkanlığını halk oyuna sunmasıyla ilgili gerçek bir öykü. Gael Garcia Bernal’in canlandırdığı reklamcı, muhalifler için hazırladığı kampanyayla sıradışı bir özgürlük hareketine imza atıyor. Zekice kotarılmış, komik ve sürükleyici bu politik gerilim, Şili’nin yabancı film Oscar adayı.

 18.45 araf yeşim ustaoğlu

Yönetmen Yeşim Ustaoğlu’nun katılımıyla.

türkiye, almanya, fransa, 2012 35mm, 124’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Sanat Yönetmeni, Umut Veren Kadın Oyuncu, Umut Veren Erkek Oyuncu Adana • Siyah İnci Ödülü Abu Dhabi • En İyi Kadın Oyuncu Tokyo

Ustaoğlu, bu aykırı aşk ve cinsellik öyküsünü gayet olgun bir sinemayla ve büyük ustalara yakışır dokunaklı bir sadelikle anlatıyor. Film böylece dar ilişkiler çerçevesini aşıp, hızla değişen bir topluma tutulmuş bir aynaya dönüşüyor da denebilir. –Atilla Dorsay

 21.15 orada burada antonio méndez esparza

ispanya, abd, meksika, 2012, hdcam, 110’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Nespresso Büyük Ödülü Cannes • Özgürlük Ruhu Ödülü Kudüs • En İyi Film, En İyi Yönetmen Mumbai • Altın Kurt Ödülü Montreal • Özel Mansiyon Afi Fest • En İyi Yönetmen Selanik

Meksika’daki köyüne geri dönen bir ‘illegal’ göçmen işçinin karşılaştığı sorunlara ve hem Bush hem de Obama yönetimlerinin göçmen karşıtlığının zalimliğine ilişkin abartısız fakat etkili bir çalışma.

 kızılay büyülü fener sineması – salon 3

 19.00 domuzların kralı sang-ho yeun

güney kore, 2011, dcp, 97’, canlandırma korece; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller NETPAC Ödülü, CGV Movie Collage Ödülü, En İyi Yönetmen Busan • Satoshi Kon Canlandırma Ödülü, Özel Mansiyon: En İyi İlk Film Fantasia

Çocukluk döneminde çekilen acılar ve okulda şiddet üzerine ürkütücü bir öykü. Domuzların Kralı kesinlikle çocuklara göre bir canlandırma filmi değil.

21.00 perşembeden pazara dominga sotomayor

şili, hollanda, 2012, dcp, 94’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Kaplan Ödülü Rotterdam • En İyi Film Indie Lisboa • En İyi Film Granada • En İyi Film New Horizons • En İyi Görüntü Yönetmeni Transilvania

Bir aile sabahın erken saatlerinde tüm hayatlarını derinden etkileyecek bir yolculuğa çıkar. Perşembeden Pazara, arka koltukta oturan kızın, bir yandan annesiyle babasının arasındaki ilişkinin bittiğini fark ederken diğer yandan da kendi çocukluğuna veda edip ergenliğe geçişini ustaca anlatıyor.

 alman kültür merkezi

9.30 Çocuk Filmleri: Hollanda

16.00 Larry Jordan 1

18.30 Larry Jordan 2

Gezici Festival’de Bugün: 2 Aralık Pazar

https://pbs.twimg.com/media/A9GCXJdCAAAth1F.jpg:large

kızılay büyülü fener sineması – salon 1

12.15 zerre erdem tepegöz

türkiye, 2012, hdcam, 80’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi İlk Film, En İyi Yönetmen, En İyi Sanat Yönetmeni, Siyad En İyi Film Ödülü Antalya • En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Kurgu Malatya

Zerre sinemamızda uzun zamandır duymadığımız bir sesi yeniden duyurdu. İşçi sınıfından bireylerin hikâyeleri pek anlatılmıyor… Zerre başarılı görüntü ve sanat yönetimi, iyi oyunculuğu ve Dardenne Kardeşleri hatırlatan gerçekçiliğiyle sinemamızda eksikliğini hissettiğimiz yeni bir nefes. Erdem Tepegöz’ün yeni filmlerini merakla bekleyeceğiz. –Cüneyt Cebenoyan

14.30 kan akmalı – gizlice nazilerin arasında peter ohlendorf

Yönetmen Peter Ohlendorf’un katılımıyla

Almanya’da son dönemde sekiz Türk ve bir Yunanlı’nın Neo-Nazi’lerce öldürüldüğünün ortaya çıkmasıyla yeniden güncellik kazanan aşırı sağ terör ile ilgili çarpıcı bir belgesel. Yedi yıl boyunca Avrupa’nın değişik kentlerinde Neo-Nazi konserlerinin gizli çekimlerini yapan gazetecinin kimliği güvenlik nedeniyle açıklanmıyor.

16.30 all that jazz bob fosse

abd, 1979, 35mm, 123’, ingilizce; türkçe altyazılı

Tuncel Kurtiz’in sunumuyla

ödüller En İyi Kurgu, En İyi Müzik, En İyi Sanat Yönetimi, En İyi Kostüm Oscar • Altın Palmiye Cannes • En İyi Kurgu Amerika Sinema Kurgucuları • En İyi Görüntü, En İyi Kurgu BAFTA Ödülleri • Avrupa Dışından Gelen En İyi Film Bodil Ödülleri

Yönetmeninin yarı otobiyografik özelliklerini taşıyan ama anlattıklarıyla izleyicisinin hayatla hesaplaşmasına yardımcı olan çok az film vardır. All That Jazz bunu başarabilen üç beş filmden biridir. Fosse’un başyapıtı, şov dünyasının samimiyetsizliğine vurgu yaparken yaratıcının kaybolmuşluğunun, yanlızlığının nasıl da mümkün olabileceğini gözler önüne serer. –Burak Göral

18.45 küf ali aydın

Yönetmen Ali Aydın’ın katılımıyla.

türkiye, almanya, 2012, hdcam, 94’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Geleceğin Aslanı Venedik • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü Antalya • Gümüş İskender Selanik

Küf son derece politik bir öykü anlatmasına rağmen, politik bir film olarak tanımlanabilecek bir film değil. Daha çok acı, suçluluk duygusu ve başkasının acısına duyarsızlık üzerine bir film diyebilirim. Ali Aydın sinemamız için müthiş bir kazanç.      –Cüneyt Cebenoyan

21.15 siirt’in sırrı inan temelkuran, kristen stevens

türkiye, 2012, hdcam, 89’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Jüri Özel Ödülü, Jüri Özendirme Ödülü, En İyi Kurgu Adana • En İyi Belgesel Antalya

Güreşerek kazandığı parayla 13 kişilik ailesine destek olan genç Kürt kızı Evin Türkiye şampiyonudur. Kendi küçük kentinde bir kız olarak tek başına gidip ekmek alması mümkün değilken, dünya arenasında kendi yaratacağı geleceğe ulaşabilmesi için bir maçı kazanması yeterlidir.

kızılay büyülü fener sineması – salon 3

19.00 perşembeden pazara dominga sotomayor

şili, hollanda, 2012, dcp, 94’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Kaplan Ödülü Rotterdam • En İyi Film Indie Lisboa • En İyi Film Granada • En İyi Film New Horizons • En İyi Görüntü Yönetmeni Transilvania

Bir aile sabahın erken saatlerinde tüm hayatlarını derinden etkileyecek bir yolculuğa çıkar. Perşembeden Pazara, arka koltukta oturan kızın, bir yandan annesiyle babasının arasındaki ilişkinin bittiğini fark ederken diğer yandan da kendi çocukluğuna veda edip ergenliğe geçişini ustaca anlatıyor.

21.00 her türlü kuşkunun ötesinde bir yurttaş hakkında elio petri

Tuncel Kurtiz’in sunumuyla.

italya, 1970, dcp, 112’, italyanca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Yabancı Film Oscar • Jüri Büyük Ödülü, Fipresci Ödülü Cannes • En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu David di Donatello • En İyi Film Edgar Ödülleri • En İyi Yönetmen, En İyi Öykü, En İyi Erkek Oyuncu İtalyan Ulusal Film Eleştirmenleri Sendikası • En İyi Yabancı Film Kansas City Film Eleştirmenleri Birliği Ödülleri

Bir polis metresini öldürür; cinayetin araştırılmasını da kendi yönlendirir. Güçlü karakteri ve konumu nedeniyle meslektaşları onu suçlu bulma konusunda aciz kalırlar. Bir katilin kusursuz çizilmiş anatomisi. Petri’nin faşizm karşıtı filmi iğneleyici, dokunaklı, aynı zamanda da ürkütücü.

alman kültür merkezi

10.00 YENİ MEDYA BELGESELİ ATÖLYESİ

Yoram Schaffer ve Udi Ben-Arie tarafından gerçekleştirilecek atölyede, katılımcılar farklı dijital ifade platformlarını ve interaktif film türlerini keşfedip bir yeni medya belgesel projesi tasarlayacaklar. Katılım ücretsizdir ve herkese açıktır. Katılımcıların bilgisayarlarını yanlarında getirmeleri gerekmektedir. Panel iki gün sürecektir.

16.00 PANEL: SAVAŞLA BÜYÜMEK

Bu yılki özel bölümlerimizden biri olan Savaşla Büyümek kapsamında, Uluslararası Af Örgütü, Gündem Çocuk Derneği ve Uluslararası Çocuk Merkezi’nin desteğiyle, savaş bölgelerinde büyüyen çocukların durumu tartışılacak.

Gezici Festival İzlenimleri – 2. Gün: Aşk, No, Domuzların Kralı, 2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas

Aşk:

Aşk

Haneke filmleri ile bizi öyle ya da böyle sinema salonlarındaki koltuklarımıza mıhlamaya devam ediyor. Aşk filminde yine darmadağın olduk. Aslında Aşk, Haneke’nin tanıdığımız tarzında bir film değil. Çok daha klasik bir sineması var, karakterleri de pek sıradışı sayılmaz. Ayrıca Haneke, filmlerinde genelde seyirci ile arasına bir mesafe koyardı bu kez doğrudan filmin içinde, iki yaşlı insanla beraber yaşıyoruz. Filmin konusunu hemen herkes biliyordur artık. Yaşlı bir çiftten biri hastalanınca diğerinin ona bakma çabalarını ve ölüme doğru giden zamanı izliyoruz. Çiftin arasında geçenler dışında, kızları ve hemşireler ile olan ufak diyaloglar üzerine bile uzun uzun konuşmak mümkün. Belki de festival yoğunluğu geçtikten sonra film üzerine daha detaylı yazmak gerekecek. Jean-Louis Trintignant ve Emmanuelle Riva ve Haneke’nin çok sevdiği Isabelle Huppert de çok çok iyiler. Film genel olarak çok iyi ama yine de itiraf edeyim, Haneke’nin ilk dönem filmleri ile Cache‘sini hala daha çok seviyorum sanırım.

Bu arada ülkemizdeki her festivalde kapalı gişe oynayan, biletleri çok çabuk tükenen bu filmin vizyondaki seyirci sayısını çok merak ediyorum. Sırf bilet bulamadım diye üzülenler alsa epey bir seyirci çekmesi lazım. İlgi sadece festival olunca mı oluyor göreceğiz.

Bu arada tam da bu satırları yazarken aldığım bir haber. Aşk filmi Avrupa Film Ödülleri’nde en iyi film, yönetmen, erkek oyuncu ve kadın oyuncu ödüllerini aldı. Oscar yoldadır diyorum ayrıca Emmanuelle Riva da aday olsa ne de güzel olur.

No:

No

No filminde yönetmen Pablo Larraín, Şili’de Pinochet iktidarının devam edip etmeyeceği ile ilgili yapılan referanduma çeviriyor kamerasını. Aslında bu süreçte genel olarak yaşananlardan çok Hayır kampanyasını yürütenlerin yaşadıklarına tanıklık ediyoruz. Kampanyayı bir reklamcıya teslim edince o da işi politik altyapısından biraz uzaklaştırıp Hayır oyunu bir ürün gibi pazarlamaya yöneliyor. Hatta en başlarda tanıtım için gösterdiği reklamda doğrudan kendisinin bir kola markası için yaptığı reklamdaki görüntüleri kullanıyor. Film bu süreci iyi anlatmış aslında ama belli ki referandumda Şili’nin içinden ve dışından başka faktörlerin de önemli rolleri var. Yoksa bir reklam kampanyası ile koca diktatörlüğü devirmek pek mümkün gözükmüyor. İşin o taraflarına eğilmemek bir eksiklik olmuş.

Yönetmen tüm filmi o günlerin televizyonlarında izliyoruz gibi çekmiş (hafif bozulmuş bir VHS kaset kalitesinde göüntüleri vardı). Açıkçası filmin bir bölümü böyle olsa çok sıkıntı yoktu ama pürüzsüz görüntüleri olan, eski filmleri bile restorasyonla HD kalitesinde izlediğimiz bir dönemde tüm filmin böyle olması beni rahatsız etti.

Domuzların Kralı:

Domuzların Kralı

Domuzların Kralı, şu ana kadar festivalin en büyük sürprizi oldu benim için. Festival sonunda da haftanın en iyilerinden diyeceğimden eminim. İki eski arkadaşın yıllar sonra biraraya gelip yıllar önce ortaokulda yaşadıklarını hatırlamalarını anlatan bu animasyon çok etkili. Yoğun bir şiddet içeren yapım, festival kataloğunda yazdığı gibi kesinlikle çocuklara yönelik değil. İnsanın içindeki canavarın nasıl ortaya çıkabildiği gösteren film yoğun bir sınıf çatışması da getiriyor karşımıza. Daha ortaokul çağında bu yoğun sınıf çatışması içinde olan çocukların yaşadıkları tüm hayatlarını etkiliyor. Dünyaya da gayet umutsuz bir bakış atan film kanlı canlı bir film olsaydı bir kaç sahnesinin seyri çok zor olurdu. Animasyon olarak bile bazı seyircileri rahatsız edecektir ama kesinlikle tavsiye edilir. Bu arada alışkanlıktan ortaokul diyorum ama yaklaşık 15 yaşındaki çocukların yaşadıklarından bahsediyoruz burada.

2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas:

2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas

Tuncel Kurtiz’in seçtikleri arasında olan 2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas günün sert filmlerinden sonra bir nefes aldırdı. Kendilerini artık sürdürmek zorunda oldukları hayat mücadelesi içinde bulan 68 kuşağını anlatan film gayet de politik ama suratı asık değil. Bir yandan ideallerinden uzaklaşmayan ama bir şekilde de mecburen sistemin çarkları içine girmiş olan bu insanlar yine de bir değişim yaratmaya çalışıyor. Özellikle filmdeki tarih dersleri çok ilgi çekici. Zaten filmin tümü ince göndermelerle dolu. Bir önceki filmin aksine umudu da elden bırakmıyor. Jonas’ın 2000 yılında, 25 yaşında içinde olacağı dünyanın daha iyi olacağı umut ediliyor. Şimdi doğruya doğru, Jonas’la yaşıt olan biri olarak diyebilirim ki,  temel meseleleri düşünürsek çok da bir şey değişmemiş o günden bu yana ama bu yine de ufak ufak değiştirme çabalarını bırakmak için bir neden değil. Belki de 2035 yılında 25 yaşında olacak çocukları daha iyi bir gelecek bekliyor.

Gezici Festival’de Bugün: 1 Aralık Cumartesi

https://pbs.twimg.com/media/A9A39eZCAAASsm5.jpg:large

kızılay büyülü fener sineması – salon 1 12.15

12.15 aşk michael haneke

fransa, almanya, avusturya, 2012, 35mm, 127’, fransızca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Altın Palmiye Cannes • FIPRESCI Büyük Ödülü

Haneke’nin yeni filmi ondan beklediğimiz her şeyi, hatta daha fazlasını sunuyor: büyük bir içtenlik ve zeka içeren, dokunaklı, ürkütücü ve sıra dışı bir dram. Aşk, Avusturya’nın bu yılki Yabancı Film Oscar adayı.

14.30 no pablo larraín

şili, abd, meksika, 2012, 35mm, 110’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Sanat Sineması Ödülü Cannes

Şilili diktatör Augusto Pinochet’nin 1988’de uluslararası baskı sonucu başkanlığını halk oyuna sunmasıyla ilgili gerçek bir öykü. Gael Garcia Bernal’in canlandırdığı reklamcı, muhalifler için hazırladığı kampanyayla sıradışı bir özgürlük hareketine imza atıyor. Zekice kotarılmış, komik ve sürükleyici bu politik gerilim, Şili’nin yabancı film Oscar adayı.

16.30 babamın sesi orhan eskiköy, zeynel doğan

türkiye, 2012, 35mm, 88’, kürtçe, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Film, En İyi Senaryo Adana • En İyi Senaryo İstanbul

Babamın Sesi’nde Maraş Katliamı’ndan etkilenen Kürt-Alevi bir ailenin hikâyesini anlatan Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan, gerçek ses kayıtlarından ‘gerçek’ bir film çıkarmayı başarıyor. Geride kalanların travmasını anlamaya çalıştıkları gibi ülkenin ‘kirli’ tarihi ve asimilasyon politikasını büyük sözler etmeden hikâyeleştirebiliyorlar.-Hasan Cömert

18.45 lal gece reis çelik

Yönetmen Reis Çelik’in katılımıyla

türkiye, 2012, 35mm, 91’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Kristal Ayı Berlin • En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu Nürnberg • En İyi Film Würzburg • Özel Mansiyon Buster • En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü Adana • En İyi A sya- Ortadoğu Filmi Tokyo • En İyi Film, En İyi Yönetmen Brüksel • En İyi Yönetmen Malatya

Lal Gece, kaba kuvvet, cinsiyet ve silah zoruyla sahip oldukları iktidarı kanunsuzluk pahasına korumak için feodaliteden vazgeçmeyen ataerkil toplumlarda erkeklerin de kendi kurdukları düzenin birer kölesi olduğunu gösteriyor –Alin Taşçıyan

21.15 2000 yılında 25 yaşında olacak jonas alain tanner

Tuncel Kurtiz’in sunumuyla

isviçre, fransa, 1976, 35mm, 110’, fransızca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Senaryo Amerikan Ulusal Film Eleştirmenleri Birliği Ödülleri

Jonas, 1960’larda devrim idealleri yıkılmış gençleri konu alan birçok filmin aksine, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek rüyaların arasına sıkışmayı reddeden hayat dolu karakterleri anlatan, eğlenceli bir film.

kızılay büyülü fener sineması – salon 3

19.00 domuzların kralı sang-ho yeun

güney kore, 2011, dcp, 97’, canlandırma korece; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller NETPAC Ödülü, CGV Movie Collage Ödülü, En İyi Yönetmen Busan • Satoshi Kon Canlandırma Ödülü, Özel Mansiyon: En İyi İlk Film Fantasia

Çocukluk döneminde çekilen acılar ve okulda şiddet üzerine ürkütücü bir öykü. Domuzların Kralı kesinlikle çocuklara göre bir canlandırma filmi değil.

21.00 leopar luchino visconti

italya, fransa, 1963, dcp, 185’, italyanca; türkçe altyazılı

Tuncel Kurtiz’in sunumuyla

ödüller Altın Palmiye Cannes • En İyi Yapım David di Donatello • En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Yapım Tasarımı İtalyan Ulusal Film Eleştirmenleri Sendikası • En İyi Yabancı Film, Özel Ödül Saint Jordi Ödülleri

Bugüne dek çekilmiş en iyi filmlerden biri ve Visconti’nin İtalya tarihi ile ilgili en kişisel filmi. Guiseppe di Lampedusa’nın İtalyan aristokrasisinin çöküşünü ve burjuvazinin yükselişini konu alan romanına dayanan göz kamaştırıcı bir destan.

alman kültür merkezi

10.00 YENİ MEDYA BELGESELİ ATÖLYESİ

Yoram Schaffer ve Udi Ben-Arie tarafından gerçekleştirilecek atölyede, katılımcılar farklı dijital ifade platformlarını ve interaktif film türlerini keşfedip bir yeni medya belgesel projesi tasarlayacaklar. Katılım ücretsizdir ve herkese açıktır. Katılımcıların bilgisayarlarını yanlarında getirmeleri gerekmektedir. Panel iki gün sürecektir.

14.00 savaş cadısı kim nguyen

kanada, 2012, hdcam, 90’, fransızca, ingilizce, lingala dili; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Kadın Oyuncu, Kiliseler Birliği Jürisi Özel Mansiyonu Berlin • En İyi Kurmaca Film, En İyi Kadın Oyuncu Tribeca

Montrealli sinemacı Kim Nguyen, çocuk asker yapılmak üzere isyancılar tarafından Afrika’daki köyünden kaçırılan 14 yaşındaki kız çocuğu Komona’nın dokunaklı ve yürek parçalayıcı bir portresini çiziyor. Film Kanada’nın bu yılki Yabancı Film Oscar adayı.

16.00 havai fişekler giacomo abbruzzese

fransa, 2011, hdcam, 21’, kurmaca, italyanca, arapça, fransızca; türkçe ve ingilizce altyazılı

yarın zavtra andrey gryazev

rusya, 2012, hdcam, 90’, belgesel, rusça; türkçe ve ingilizce altyazılı

Rusya’da bir tür politik performans yapan ve ünü dünyaya yayılan sanat grubu Voina’nın devlet karşıtı muzip eylemleri üzerine bir belgesel.

18.30 annemin kollarında atia jabarah al-daradji, mohamed jabarah al daradji

ırak, ingiltere, hollanda, birleşik arap emirlikleri, 2011, hdcam, 86’, arapça; türkçe ve ingilizce altyazılı

Huşam, Bağdat’ın en tehlikeli mahallesinde kendisinin kurduğu küçük yetimhanede koruma altında olan, savaştan zarar görmüş 32 çocuğun umutlarını, hayallerini ve beklentilerini gerçekleştirmek için yorulmaksızın çalışmaktadır. Ev sahibi, yetimhaneyi boşaltmaları için Huşam ve çocuklara iki hafta süre verdiğinde umutsuz bir arayış başlayacaktır.


Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 319.326 hits
Şubat 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.