Archive Page 26

Gezici Festival 18. Yolculuğunu Tamamladı

Ankara Sinema Derneği tarafından, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen 18. Gezici Festival, 30 Kasım’da Ankara’da başlayan ve Sinop’ta devam eden 11 günlük sinema dolu yolculuğunu 10 Aralık’ta tamamladı.

Her yıl olduğu gibi Ankara’da başlayan Gezici Festival, 30 Kasım-6 Aralık tarihlerinde Büyülü Fener Sineması ve Alman Kültür Merkezi’ndeki tıklım tıklım dolu salonlardaki gösterimler, atölyeler, paneller ve Türkiye sinemasından önemli isimlerle gerçekleşen izleyici buluşmalarıyla başkentlilere sinema dolu bir hafta yaşattı.

Daha sonra rotasını Karadeniz kıyılarına, bu yıl ikinci kez misafir olduğu Sinop’a çeviren Gezici Festival 7-10 Aralık tarihlerindeki Sinop gösterimlerinin ardından 2012 macerasını da geride bırakmış oldu. Dünya ve Türkiye sinemasından ödüllü filmler, Tuncel Kurtiz’in “bir daha, bir daha” izlediği filmlerden ve Hollanda’dan çocuk filmlerinin gösterimleri ile Türkiye’nin sevilen sinemacılarını ağırlayan festivalin Sinop ayağı, Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi ve Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla gerçekleşti.

Ankara’da tıklım tıklım dolu salonlar ve sinemacılarla söyleşiler

Gezici Festival’in Ankara gösterimleri yüzde 90 gibi rekor bir doluluğa ulaşırken, bazı gösterimlerin biletleri günler öncesinden tükendi. Toplam 65 filmin gösterildiği festivalde izleyiciler yönetmen söyleşilerine yoğun ilgi gösterdi; özellikle Türkiye seçkisi ve Kısa İyidir gösterimlerinde seyirciler merdivenlere taştı. Türkiye Sineması 2012 bölümünden Yeraltı, Araf, Babamın Sesi, Devir, Lal Gece, Küf, Şimdiki Zaman ve Zerre; Dünya Sineması’ndan Aşk, Düşler Diyarı, Hayır ve Perşembeden Pazara; Tuncel Kurtiz’in “bir daha, bir daha” izlediği filmlerden ise 2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas, All That Jazz ve Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Yurttaş Hakkında Soruşturma filmlerinin tüm biletleri tükendi.

Türkiye Sineması 2012 bölümünde yer alan filmlerin yazar, yönetmen ve yapımcılarıyla gerçekleştirilen söyleşilere gösterilen yoğun ilgi, zaman zaman bir sonraki seansların gecikmesine neden oldu. Gezici Festival’in ilk konuğu 30 Kasım’da, Antalya’da En İyi İlk Film ve En İyi Yönetmen de dahil dört ödül kazanan Zerre filminin senarist ve yönetmeni Erdem Tepegöz ile yapımcısı Kağan Daldal oldu. Tepegöz, işçi sınıfına ve kadına bakışıyla izleyicilerden övgü alan filminde “işçi sınıfının susmuşluğu ve bastırılmışlığını” anlatmaya çalıştıklarını söyledi. Dolu salona konuşan Daldal ise, Ankara’nın ve festivallerin kendileri için öneminden söz etti: “Ankaralı bir ekibiz. İlk galamızı Gezici Festival’de yaptığımız için gurur duyuyoruz. Hayalimiz bu tarz filmlerle bu salonları daha fazla doldurabilmek” dedi. Gösterime katılan Tuncel Kurtiz “Bu film son yıllarda işçi sınıfını anlatan en iyi film. Yılmaz Güney izleseydi gurur duyardı,” dedi.

Berlin’de Kristal Ayı kazanan Lal Gece filminin 1 Aralık’taki gösterimi sonrası izleyicilerle buluşan yönetmen Reis Çelik, İlyas Salman ve Dilan Aksüt’le çalışırken “senaryonun çeşitli yerlerine tuzaklar” kurduğunu ve “iki oyuncuyu çekimlerden önce yalnızca bir kez bir araya getirdiğini” söyledi. Venedik Film Festivali’nde Geleceğin Aslanı ödülünü alan Küf’ün yönetmeni ve senaristi Ali Aydın ise filmin 2 Aralık’taki gösteriminden sonra izleyicilerin sorularını yanıtladı. Aydın, “Filmin adı neden Küf?” sorusuna, “Türkiye’nin politik tarihindeki bir aralığı, 90’ları anlatmak istedim. Kokuşmuş, çürümüş bir sistemin olduğu bir dönem. Filmin adını bu kokuşmuş, çürümüş yapıdan aldım,” yanıtını verdi. En güzel övgü ise söyleşi sırasında salonda bulunan Tuncel Kurtiz’den geldi: “Büyük bir sevinçle seyrettim. Genç nesilden birinin dünya sinemasına bu eseri bırakmasıyla gurur duydum. İyi ki varsınız.”

Adana, Moskova, Abu Dhabi ve Tokyo’da ödüller alan Araf’ın 3 Aralık’taki gösterimi sonrası yönetmen Ustaoğlu, filminde “çok kesif bir yalnızlığı ve çaresizliği” anlatmaya çalıştığını söyledi. Derviş Zaim, “Hayatımda en fazla eğlendiğim film oldu” dediği Devir‘in 4 Aralık’taki gösterimi sonrası seyircilerle uzun uzun sohbet etti. Zaim, filmini “Belgeselden yararlanmaya çalışan, belgeseli harmanlayan bir kurmaca,” olarak tanımladı.

Ankara Sinema Derneği’nin de yapımına katkıda bulunduğu Yeraltı filminin 5 ve 6 Aralık’taki gösterimleri sonrası ise, Zeki Demirkubuz seyircilerle bir aradaydı. Demirkubuz, iki söyleşide de Ankara’da film çekme ve Ankaralılar üzerine düşüncelerini seyircilerle paylaştı: “Ankara’yı çok ilginç buluyorum. Hem mimari, hem yaşam düzeni, hem de insan ilişkileri olarak. Bana inanılmaz uzak, onun için de ilginç geliyor. Yazdığım her projeyle uğraşırken, Ankara’da olur mu diye soruyorum kendime.”

Şimdiki Zaman filminin 6 Aralık’taki gösteriminden sonra da yönetmen Belmin Söylemez ile senarist ve yapımcı Haşmet Topaloğlu izleyicilerle bir araya geldi. Birlikte çalışma deneyimi üzerine Söylemez, “Bu tip düşük bütçeli, bağımsız filmlerde yaratıcı yapımcı olması lazım. Haşmet’in rolü bu oldu,” derken Topaloğlu, “Yazma sürecini paylaşarak tamamladık. Benim rolüm ağırlıklı olarak yapımcılıktı. Bakış açısının gelişmesi tamamen Belmin’in,” sözleriyle süreci anlattı.

Türkiye Sineması 2012 bölümünün diğer filmleri ise İnan Temelkuran’ın Kristen Stevens’la birlikte yönettiği, Siirtli milli güreşçi Evin Demirhan’ın öyküsünü anlatan ve Altın Koza’dan üç ödülle dönen belgesel Siirt’in Sırrı; ve İki Dil Bir Bavul ile sinemaseverlerin kalbini kazanan Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan’ın Altın Koza’dan En İyi Film ve Senaryo ödülleriyle dönen son filmleri Babamın Sesi oldu.

Gezici Festival’de Dünya Sineması

Gezici Festival, bir kez daha Berlin, Cannes ve Rotterdam gibi önemli uluslararası festivallerden ödüllerle dönen ve Şili’den Güney Kore’ye, Avusturya’dan Sırbistan’a, dünyanın farklı ülkelerinden filmlerden oluşan Dünya Sineması seçkisini festival izleyicisiyle buluşturdu. Domuzların Kralı, Kaplanın Yılı, Onur Yürüyüşü, Orada Burada, Perşembeden Pazara ve Temizlikçi’nin Türkiye’deki ilk gösterimleri Gezici Festival’de gerçekleştirildi.

Ankara’ya özel konuklar

Gezici Festival’in Tuncel Kurtiz’in ‘Bir Daha, Bir Daha’ İzlediği Filmler başlığı altında programına eklediği Avrupa ve Amerikan sinemasından beş klasiğin ilk gösterimleri öncesinde, Türkiye Sineması’nın usta ismi bu beş filmi neden “bir daha, bir daha” izlediğini seyircilerle paylaştı, kimilerini de seyircilerle birlikte izledi. Bu bölümde Bob Fosse’nin yönettiği All That Jazz, Robert Altman klasiği Nashville, Luchino Visconti imzalı Leopar ve Alain Tanner’in yönetmenliğini yaptığı 2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas gibi Avrupa sineması örneklerinden oluşan zengin bir seçki yer aldı. Kurtiz, “17 yıldır kimsenin göstermeye cesaret edemediği filmleri sunan Gezici Festival’in hayranı” olduğunu söyledi.

Festivalin yabancı konukları arasında neonazi kültürünün Avrupa’da yükselişini anlatan çarpıcı belgesel Kan Akmalı – Gizlice Nazilerin Arasında’nın Alman yönetmeni Peter Ohlendorf ile iki gün süren Yeni Medya Belgeseli Atölyesi’ni düzenleyen İsrailli belgesel yönetmeni ve yapımcısı Yoram Schaffer ile Tel Aviv Üniversitesi, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden Udi Ben-Arie yer aldı.

Sinop’ta bir kez daha coşkulu açılış

Gezici Festival, Sinop’taki açılışını 7 Aralık akşamı, Reis Çelik, Erkan Can, Alin Taşçıyan, Sinop Belediye Başkanı Baki Ergül, Sinop Vali Yardımcısı Kaya Çelik, Sinop Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Fahri Bostan ve festivali bir kez daha coşkuyla karşılayan Sinoplu sinemaseverlerle gerçekleştirdi. Baki Ergül, “Sinop’tan güzel anılarla” ayrılmamızı dilerken; Erkan Can, Sinop’a 30 yıl sonra dönmenin “ne kadar güzel” olduğunu söyledi. Reis Çelik ise, yıllar önce ziyaret ettiği Sinop’u “memleketi Kars’a” benzettiğini, “yalnız bırakılmış ama kültürüne sahip çıkmış bir şehir” olarak gördüğünü Sinoplu seyircilerle paylaştı.  Çelik’in film başlamadan önceki son sözleri Gezici Festival’in de hislerini yansıtıyordu: “Sanatı sahiplenip, çağırdığınız için teşekkürler.”

Açılış sonrasında Lal Gece‘nin iki gösterimine de ilgi büyük oldu. Gösterimler sonrasında filmin yazar ve yönetmeni Reis Çelik, sinema yazarı Alin Taşçıyan‘la birlikte seyircilerin sorularını yanıtladı. Çelik, Lal Gece ile bir tartışma yaratmak istediğini söyledi: “Bizim yarattığımız, erkeğin de kadının da kölesi olduğu sistemi tartışmaya başlamamız gerekiyor. Böylece de iyi bir toplum yaratalım.”

Küf’ün 8 Aralık’taki gösterimi sonrası filmin yazar ve yönetmeni Ali Aydın, salonu dolduran seyircilerle sohbet etti. Aydın, sinema çözüm mü? Sorusuna, “Sinema hiç bir şeye çözüm olamaz. Sadece bir şeylerin konuşulmasına vesile olur,” diye cevap verirken, çözümün ne olduğunu da, “En önemli yaşam düsturu insan olduğumuzu hatırlamak. Ancak bu şekilde var olabiliriz,” sözleriyle yanıtladı.

Önümüzdeki hafta filmi Yeraltı ile Dubai Uluslararası Film Festivali’nde yarışacak olan yönetmen Zeki Demirkubuz ise 9 Aralık’ta Gezici Festivalin Sinop’taki son konuğuydu. Seyircilerden gelen yoğun ilgiyle bir saatten fazla Sinoplu sinemaseverlerin sorularını yanıtlayan Demirkubuz, “Gezici Festival’i çok eski arkadaşlarım düzenliyor. Artık vicdanım gibi oldular. Normalde festivallere mecburen gidiyorum. Ama Gezici Festival’in yeri benim için çok ayrı,” dedi.

Sinoplu sinemaseverlerin dört gün boyunca izlediği diğer filmler Siirt’in Sırrı, Şimdiki Zaman, Babamın Sesi, Temizlikçi, Orada Burada, Savaş Cadısı ve Leopar oldu. Haftasonu İstanbul’dan Sinop’a gelen ünlü konuklar Erkan Can ve Nurgül Yeşilçay ile Gezici Festival, Sinop izleyicisine festival havasını ayrı bir şekilde yaşatmış oldu. Festivalin 10 Aralık’taki son gösterimi öncesi Sinop Valisi Dr. Ahmet Cengiz ve Ankara Sinema Derneği Başkanı Ahmet Boyacıoğlu 18. Gezici Festival’in kapanış konuşmalarını yaptı. Boyacıoğlu, “Bu işbirliğinin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini biliyorum,” derken Cengiz, “Geçen yıl hep beraber, el birliğiyle bir ilki paylaştık. Umarız iş birliğimiz önümüzdeki yıllarda da devam eder,” dedi.

Festival duyuruları, program, filmler ve etkinlikleri Gezici Festival’in web sitesi, Facebook sayfasıve Twitter hesabından takip edebilir, fotoğrafları Flickr hesabından indirebilir, fragmanları Vimeo hesabından izleyebilirsiniz.

Avrupa Birliği İnsan Hakları Film Günleri

10-11-12 Aralık 2012 tarihinde eş zamanlı olarak 10 ilde düzenlenen Avrupa Birliği İnsan Hakları Günleri’nde toplam 11 film gösterilecek. Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Kayseri, Eskişehir, Trabzon, Konya, Gaziantep ve Diyarbakır’da düzenlenen film günlerinde tüm gösterimler ücretsiz olacak. Ortak film programı şu şekilde:

10 Aralık, Pazartesi

12:30   Lotte ve Aytaşının Sırrı (Lotte Ja Kuukivi Saladus / Lotte And The Moonstone Secret), ESTONYA
15:00   Denizdeki Adam (Man At Sea), YUNANİSTAN
17:30   Islık Çalmak İstersem Çalarım (Eu Când Vreau Să Fluier, Fluier / If I Want To Whistle, I Whistle), ROMANYA
19:30   Daha İyi Bir Dünyada (Heavnen / In A Better World), DANİMARKA

11 Aralık, Salı

12:30   Lotte ve Aytaşının Sırrı (Lotte Ja Kuukivi Saladus / Lotte And The Moonstone Secret), ESTONYA
15:00   Kano (La Pirogue / The Pirogue), FRANSA
17:30   Sadece Rüzgar (Csak A Szél / Just The Wind), MACARİSTAN
19:30   Cennetteki Çöplük (Polluting Paradise), ALMANYA

12 Aralık, Çarşamba

12:30   Umut Limanı (Le Havre), FİNLANDİYA
15:00   Görünmez Adamlar (Gvarim Bilti Nir’im / The Invisible Man), HOLLANDA
17:30   Adalar (Isole / Islands), İTALYA
19:30   Kuma, AVUSTURYA

Filmler aşağıdaki salonlarda gösterilecek:

Ankara: Cinemaximum CEPA
Antalya: Cinemaximum Migros
Diyarbakır: N-City Avşar
Eskişehir: Cinemaximum Espark
Gaziantep: Sanko Park Avşar
İstanbul: Cinemaximum Meydan, Cinemaximum Fitaş
İzmir: Cinemaximum Optimum
Kayseri: Cinemaximum Forum Kayseri
Konya: Cinemaximum Oval Çarşı Bosna
Trabzon: Cinemaximum Forum Trabzon

Filmler hakkındaki bilgilerin yer aldığı broşüre buradan ulaşabilirsiniz.

Gezici Festival’de Bugün: 10 Aralık Pazartesi

Gezici Festival - 10 Aralık

Deniz Sineması

12.00 temizlikçi adrián saba

peru, 2011, dcp, 95’ ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

Adli tıpta temizlikçi olarak çalışan Eusebio, gizemli ve öldürücü bir salgın hastalığın hüküm sürdüğü kentte, ölülerin bulunduğu evleri temizlemektedir. Kimsenin yaşamadığı bir evde sekiz yaşında bir çocuk bulur. Çevrelerindeki uygarlık yok olup giderken çocuğa göz kulak olmaya karar verir.

15.00 orada burada antonio méndez esparza

ispanya, abd, meksika, 2012, hdcam, 110’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Nespresso Büyük Ödülü Cannes • Özgürlük Ruhu Ödülü Kudüs • En İyi Film, En İyi Yönetmen Mumbai • Altın Kurt Ödülü Montreal • Özel Mansiyon Afi Fest • En İyi Yönetmen Selanik

Meksika’daki köyüne geri dönen bir ‘illegal’ göçmen işçinin karşılaştığı sorunlara ve hem Bush hem de Obama yönetimlerinin göçmen karşıtlığının zalimliğine ilişkin abartısız fakat etkili bir çalışma.

17.30 babamın sesi orhan eskiköy, zeynel doğan

türkiye, 2012, 35mm, 88’, kürtçe, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Film, En İyi Senaryo Adana • En İyi Senaryo İstanbul

Babamın Sesi’nde Maraş Katliamı’ndan etkilenen Kürt-Alevi bir ailenin hikâyesini anlatan Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan, gerçek ses kayıtlarından ‘gerçek’ bir film çıkarmayı başarıyor. Geride kalanların travmasını anlamaya çalıştıkları gibi ülkenin ‘kirli’ tarihi ve asimilasyon politikasını büyük sözler etmeden hikâyeleştirebiliyorlar.-Hasan Cömert

20.00 siirt’in sırrı inan temelkuran, kristen stevens

türkiye, 2012, hdcam, 89’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Jüri Özel Ödülü, Jüri Özendirme Ödülü, En İyi Kurgu Adana • En İyi Belgesel Antalya

Güreşerek kazandığı parayla 13 kişilik ailesine destek olan genç Kürt kızı Evin Türkiye şampiyonudur. Kendi küçük kentinde bir kız olarak tek başına gidip ekmek alması mümkün değilken, dünya arenasında kendi yaratacağı geleceğe ulaşabilmesi için bir maçı kazanması yeterlidir.

Tayfa Kitapkafe’de Film Gösterimleri Sahte Belgeseller ile Devam Ediyor

Ankara’da Tayfa Kitapkafe’de bir süredir haftada bir film gösterimleri düzenleniyor. Meraklısı takip ediyordur eminim. Şimdiye kadar gitmek kısmet olmadı kendi adıma ama Aralık ayının programını vererek destek olalım dedim.

Aralık ayı programı sahte belgesellere (Mockumentary) ayrılmış. Program şu şekilde:

10 Aralık Pazartesi 20:00 – This Is Spinal Tap
17 Aralık Pazartesi 20:00 – Zelig
22 Aralık Cumartesi 20:00 – Take the Money and Run
24 Aralık Pazartesi 20:00 – Punishment Park

Tüm filmler iyi olmakla birlikte özellikle bu türün en tipik ve kült örneklerinden olan This Is Spinal Tap‘i izlemeyenler kaçırmasın derim. Tüm gösterimlerin ücretsiz olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

Tayfa Kitapkafe’nin adresi ise şu şekilde:
Selanik Caddesi 82/32 Kızılay (Selanik caddesiyle, Kızılırmak caddesinin kesiştiği köşede)

Gezici Festival 2012 İzlenimleri – 7. Gün: Düşler Diyarı, Devir, Temizlikçi

Düşler Diyarı:

Bazen filmler hakkında önceden çok şey duymak iyi olmuyor. Düşler Diyarı da benim için bu filmlerden biri oldu sanırım. Büyük bir kasırganın vurduğu doğada bir kız çocuğunu anlatırken bir yanı ile çok gerçekçi, bir yanı ile de gayet fantastik olan bu filmin kötü olduğunu söyleyemem. Hatta tam tersi gayet iyi bir film ama çok daha fazla çarpılacağımı düşünmüştüm, olmadı. Ama hakkını teslim edelim, genç yönetmen Benh Zeitlin gerçekten hikayesini görüntü ve müziğin uyumu ile başarılı bir şekilde anlatmış. Sinemada takip edilmesi gereken yeni bir soluk olabilir gerçekten. Ama daha da önemlisi Cimcime (Hushpuppy) rolünde Quvenzhané Wallis. O kadar doğal bir oyunla kendine güvenli küçük kızı canlandırmış ki en genç Oscar adayına hazır olun derim. İşin ilginç tarafı bu kadar hareketli ve cıvıl cıvıl bir filmin bir tiyatro oyunundan uyarlama olması. Yazmasa tahmin edemezdim.

Bu arada Quvenzhané Wallis’in bir sonraki filmine de dikkat çekelim. Twelve Years A Slave adlı filmin yönetmeni Steve McQueen, oyuncuları ise Michael Fassbender, Brad Pitt ve Benedict Cumberbatch. Üstelik bu filmde babası olarak müthiş oynayan Dwight Henry de filmin kadrosunda.

Devir:

Derviş Zaim’in farklı denemelerinden hoşlanıyorum aslında ama her zaman aynı derecede iyi sonuç vermiyor. Belgesel tadında başlayıp kurmacaya dönen Devir için de yarım bir başarı diyebilirim en fazla. Bu arada Ahmet Boyacıoğlu filmden önce çıkıp belgesel olmadığını belirtme ihtiyacı hissetti. Film Burdur bölgesinde her yıl düzenlenen bir koyun yarışını fona alarak geleneksel değerler ile modern dünyanın çeklişkisini vurgulamak istemiş. Ama sanki tüm film, finaldeki av sahnesi için çekimiş gibiydi. Böyle olunca da bir kısa film yeterli olabilirdi dedirtti. Yine de Derviş Zaim’in kendilerini oynayan yöre insanlarını gayet iyi kullandığını söylemek lazım. Bir kaç an dışında falso vermiyorlar. Bu filmden önce 6 yaşında bir kızın ve normalde fırıncılık yapan birinin performanslarını görünce insan çok etkilenmiyor yine de.

Temizlikçi:

Temizlikçi filmi, yukarıda da yer alan, bir masanın iki yanındaki adam ve kafasında karton bir kutu geçirmiş çocuk imajı ile dikkatimi çekmişti. Bu karton kutunun nedeni, tüm şehri etkileyen ölümcül salgından çocuğun bu şekilde kurtulacağını düşünmesi. Daha doğrusu adamın çocuğu buna ikna etmesi. Temizlikçi için Hollywood’da pek çok örneğini gördüğümüz disütopya filmlerinin antitezi diyebiliriz. Tüm şehri yoketmeye doğru giden salgını karmaşa, yağmalama ve terör görüntüleri ile değil, boş AVM’ler ve terkedilmiş evlerle anlatıyor. Ölenlerin arkasından mekanı temizleyen ana karakterimiz Eusebio da bu anlayışa uygun şekilde sessiz sakin işini yapan bir adam. Birgün temizlik yaptığı evlerden birinde bir çocukla karşılaşınca dışarıyla iletişim kurmaya başlıyor. Aslında bu ilişki iyi işlenmiş ama bu tarz, bir çocukla karşılaşınca hayata bakışı değişen karakterlerini o kadar çok izledik ki. Her ne kadar bazen fazlaca minimalist olsa da yönetmen Adrian Saba’nın hikayesine yaklaşma tarzını beğendim. Keşke filmin ana yapısını biraz daha orijinal bir şekilde kursaymış.

Gezici Festival’de Bugün: 9 Aralık Pazar

Gezici Festival - 9 Aralık

Deniz Sineması

 12.00 Çocuk Filmleri: Hollanda

15.00 savaş cadısı kim nguyen

kanada, 2012, hdcam, 90’, fransızca, ingilizce, lingala dili; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Kadın Oyuncu, Kiliseler Birliği Jürisi Özel Mansiyonu Berlin • En İyi Kurmaca Film, En İyi Kadın Oyuncu Tribeca

Montrealli sinemacı Kim Nguyen, çocuk asker yapılmak üzere isyancılar tarafından Afrika’daki köyünden kaçırılan 14 yaşındaki kız çocuğu Komona’nın dokunaklı ve yürek parçalayıcı bir portresini çiziyor. Film Kanada’nın bu yılki Yabancı Film Oscar adayı.

17.30 şimdiki zaman belmin söylemez

türkiye, 2012, dcp, 110’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Kadın Oyuncu İstanbul • Yılmaz Güney Ödülü, Film Yön Jürisi Özel Ödülü, Siyad En İyi Film Ödülü Adana

‘Bir kadın hikâyesi’ anlatan Belmin Söylemez, kaybolmuş bir ruhun kendini yeniden tanımlamaya çalışması diye yorumlayabileceğimiz yapısıyla bizi etkilemeyi başaran filmiyle hedefine ulaşırken, yarattığı atmosfere ilk andan finale kadar sadık kalıyor. Hikâyesini ‘fal’ yardımıyla dillendiren Söylemez, başkalarının fincanlarında kendi falına bakan genç bir kadının dünyasına sokuyor bizi. –Murat Özer

20.00 yeraltı zeki demirkubuz

Yönetmen Zeki Demirkubuz’un katılımıyla

türkiye, 2012, 35mm, 107’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü İstanbul • En İyi Asya Filmi Osians’ Cinefan • En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Adana • İzleyici Ödülü St. Petersburg

Türk sinemasında ‘çukur’u bu kadar dürüstlükle, şevk, istek, alay ve artistik zevkle toplumsal perspektife yayan başka film bilmiyorum. Yeraltı’nın yanında birçok film sosyoloji tezi gibi kalacak mecburen. –Fatih Özgüven

Gezici Festival’de Bugün: 8 Aralık Cumartesi

Deniz Sineması

12.00 Çocuk Filmleri: Hollanda

15.00 zerre erdem tepegöz

türkiye, 2012, hdcam, 80’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi İlk Film, En İyi Yönetmen, En İyi Sanat Yönetmeni, Siyad En İyi Film Ödülü Antalya • En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Kurgu Malatya

Zerre sinemamızda uzun zamandır duymadığımız bir sesi yeniden duyurdu. İşçi sınıfından bireylerin hikâyeleri pek anlatılmıyor… Zerre başarılı görüntü ve sanat yönetimi, iyi oyunculuğu ve Dardenne Kardeşleri hatırlatan gerçekçiliğiyle sinemamızda eksikliğini hissettiğimiz yeni bir nefes. Erdem Tepegöz’ün yeni filmlerini merakla bekleyeceğiz. –Cüneyt Cebenoyan

17.30 küf ali aydın

Yönetmen Ali Aydın’ın katılımıyla

türkiye, almanya, 2012, hdcam, 94’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Geleceğin Aslanı Venedik • E n İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü Antalya • Gümüş İskender Selanik

Küf son derece politik bir öykü anlatmasına rağmen, politik bir film olarak tanımlanabilecek bir film değil. Daha çok acı, suçluluk duygusu ve başkasının acısına duyarsızlık üzerine bir film diyebilirim. Ali Aydın sinemamız için müthiş bir kazanç. –Cüneyt Cebenoyan

20.00 leopar luchino visconti

italya, fransa, 1963, dcp, 185’, italyanca; türkçe altyazılı

ödüller Altın Palmiye Cannes • En İyi Yapım David di Donatello • En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Yapım Tasarımı İtalyan Ulusal Film Eleştirmenleri Sendikası • En İyi Yabancı Film, Özel Ödül Saint Jordi Ödülleri

Bugüne dek çekilmiş en iyi filmlerden biri ve Visconti’nin İtalya tarihi ile ilgili en kişisel filmi. Guiseppe di Lampedusa’nın İtalyan aristokrasisinin çöküşünü ve burjuvazinin yükselişini konu alan romanına dayanan göz kamaştırıcı bir destan.

Gezici Festival’de Bugün: 7 Aralık Cuma

Deniz Sineması

20.30 lal gece reis çelik

Yönetmen Reis Çelik’in katılımıyla

türkiye, 2012, 35mm, 91’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Kristal Ayı Berlin • En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu Nürnberg • En İyi Film Würzburg • Özel Mansiyon Buster • En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü Adana • En İyi A sya- Ortadoğu Filmi Tokyo • En İyi Film, En İyi Yönetmen Brüksel • En İyi Yönetmen Malatya

Lal Gece, kaba kuvvet, cinsiyet ve silah zoruyla sahip oldukları iktidarı kanunsuzluk pahasına korumak için feodaliteden vazgeçmeyen ataerkil toplumlarda erkeklerin de kendi kurdukları düzenin birer kölesi olduğunu gösteriyor –Alin Taşçıyan

22.15 lal gece reis çelik

Yönetmen Reis Çelik’in katılımıyla

türkiye, 2012, 35mm, 91’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Kristal Ayı Berlin • En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu Nürnberg • En İyi Film Würzburg • Özel Mansiyon Buster • En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü Adana • En İyi A sya- Ortadoğu Filmi Tokyo • En İyi Film, En İyi Yönetmen Brüksel • En İyi Yönetmen Malatya

Lal Gece, kaba kuvvet, cinsiyet ve silah zoruyla sahip oldukları iktidarı kanunsuzluk pahasına korumak için feodaliteden vazgeçmeyen ataerkil toplumlarda erkeklerin de kendi kurdukları düzenin birer kölesi olduğunu gösteriyor –Alin Taşçıyan

Gezici Festival Sinop’a Yelken Açıyor

Ankara Sinema Derneği tarafından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen 18. Gezici Festival, Ankaralılar’a, Büyülü Fener Sineması ve Alman Kültür Merkezi’ndeki tıklım tıklım salonlar ve yedi gün boyunca sinema tutkunlarıyla bir araya gelen tanınmış isimlerle, sinema dolu bir hafta yaşama fırsatı sundu.

Gezici Festival, 6 Aralık’ta Ankara’da tamamlayacağı gösterimlerinin hemen sonrasında Sinop’a doğru yola çıkıyor. Geçtiğimiz yıl festivali coşkuyla karşılayan Sinop, 7-10 Aralık tarihlerinde bir kez daha dünya ve Türkiye sinemasının ödüllü filmlerini, Hollanda’dan çocuk filmlerini ve Türkiye’nin sevilen sinemacılarını ağırlayacak. Festivalin Sinop ayağı, Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi ve Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla gerçekleşecek.

Ankara’da tıklım tıklım salonlar

Gezici Festivalin Ankara gösterimleri yüzde 90 gibi rekor bir doluluğa ulaşırken, bazı gösterimlerin biletleri günler öncesinden tükendi. İzleyiciler yönetmen söyleşilerine yoğun ilgi gösterdi; özellikle Türkiye seçkisi ve Kısa İyidir gösterimlerinde seyirciler merdivenlere taştı. Türkiye Sineması 2012 bölümünden Araf, Babamın Sesi, Devir, Lal Gece, Küf, Şimdiki Zaman ve Zerre; Dünya Sineması’ndan Aşk, Düşler Diyarı, Hayır ve Perşembeden Pazara; Tuncel Kurtiz’in “bir daha, bir daha” izlediği filmlerden ise 2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas, All That Jazz ve Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Yurttaş Hakkında Soruşturma filmlerinin tüm biletleri tükendi.

Yapımcı ve yönetmen söyleşilerine gösterilen yoğun ilgi, zaman zaman bir sonraki seansların gecikmesine neden oldu. Festivalin ilk konukları Zerre filminin yönetmeni Erdem Tepegöz ve yapımcısı Kağan Daldal oldu. Lal Gece’nin yönetmeni Reis Çelik, Küf’ün yönetmeni Ali Aydın, Araf’ın yönetmeni Yeşim Ustaoğlu, Devir’in yönetmeni Derviş Zaim ve Ankara Sinema Derneği’nin de yapımına katkıda bulunduğu Yeraltı’nın yönetmeni Zeki Demirkubuz bir hafta boyunca filmlerinin gösterimleri sonrasında seyircilerin sorularını yanıtladı. Festival’in Ankara’daki son konukları Şimdiki Zaman filminin yönetmeni Belmin Söylemez ile yapımcısı Haşmet Topaloğlu oldu.

Ankara’ya özel konuklar

Gezici Festival’in Tuncel Kurtiz’in ‘Bir Daha, Bir Daha’ İzlediği Filmler başlığı altında programına eklediği Avrupa ve Amerikan sinemasından beş klasiğin ilk gösterimleri öncesinde, Türkiye Sineması’nın usta ismi bu beş filmi neden “bir daha, bir daha” izlediğini seyircilerle paylaştı, kimilerini de seyircilerle birlikte izledi.

Festivalin yabancı konukları arasında neonazi kültürünün Avrupa’da yükselişini anlatan çarpıcı belgesel Kan Akmalı – Gizlice Nazilerin Arasında’nın Alman yönetmeni Peter Ohlendorf, iki gün süren Yeni Medya Belgeseli Atölyesi’ni düzenleyen İsrailli belgesel yönetmeni ve yapımcısı Yoram Schaffer ile Tel Aviv Üniversitesi, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden Udi Ben-Arie yer aldı. Savaşla Büyümek paneli ise, Uluslararası Af Örgütü’nden Volkan Görendağ, Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman, Uluslararası Çocuk Merkezi’nden Adem Arkadaş ve Türkiye’de yaşayan bağımsız gazeteci Frederike Geerdink’in katılımlarıyla gerçekleşti.

Sonraki durak Sinop

sinopkalesi

Gezici Festival’in Sinop programı, 7 Aralık Akşamı, bu yıl Berlin’de Kristal Ayı Ödülünü kazanan Lal Gece’nin gösterimiyle başlayacak. Gösterim sonrası yönetmen Reis Çelik seyircilerle bir araya gelecek. 8 Aralık tarihinde, Antalya’da En İyi İlk Film ve En İyi Yönetmen de dahil dört ödül kazanan Zerre filminin yönetmeni Erdem Tepegöz ile yapımcısı Kağan Daldal ve Venedik Film Festivali’nde Geleceğin Aslanı ödülünü alan Küf’ün yönetmeni Ali Aydın gösterimlere katılacak. Önümüzdeki hafta filmi Yeraltı ile Dubai Uluslararası Film Festivali’nde yarışacak olan yönetmen Zeki Demirkubuz ise 9 Aralık’ta Gezici Festivalin Sinop’taki son konuğu olacak.

İnan Temelkuran’ın Kristen Stevens’la birlikte yönettiği, Siirtli milli güreşçi Evin Demirhan’ın öyküsünü anlatan ve Altın Koza’dan üç ödülle dönen belgesel Siirt’in Sırrı; Torino ve Hamburg’da gösterilen, Belmin Söylemez’in ilk uzun metrajlı filmi Şimdiki Zaman ve İki Dil Bir Bavul ile sinemaseverlerin kalbini kazanan Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan’ın Altın Koza’dan En İyi Film ve Senaryo ödülleriyle dönen son filmleri Babamın Sesi de Türkiye Sineması 2012 bölümü altında Sinop’ta gösterilecek diğer filmler olacak.

Dünya Sineması’ndan ise Perulu yönetmen Adrián Saba’nın ilk uzun metrajlı filmi Temizlikçi, Cannes Film Festivali Eleştirmenler Haftası’nda Büyük Ödül’ü kazanan ABD-İspanya ortak yapımı, Antonio Méndez Esparza’nın yönettiği Orada Burada ve Montrealli sinemacı Kim Nguyen’in yönettiği, genç oyuncusu Rachel Mwanza’ya Berlin ve Tribeca’da En İyi Kadın Oyuncu ödülü getiren Savaş Cadısı, Sinop seyircisiyle buluşacak. İtalyan sinemasının klasiklerinden, Luchino Visconti’nin yönettiği Leopar ve Hollandalı yönetmenler Frodo Kuipers ve Arjan Wilschut’un canlandırmalarından oluşan Çocuk Filmleri de Sinop programının parçası olacak.

Sinop’ta Ünlü Konuklar

Nurgül Yeşilçay, Erkan Can ve Güven Kıraç da festivale katılmak üzere haftasonunda İstanbul’dan Sinop’a gelecekler.

Festival duyuruları, program, filmler ve etkinlikleri Gezici Festival’in web sitesi, Facebook sayfası ve Twitter hesabından takip edebilir, fotoğrafları Flickr hesabından indirebilir, fragmanları Vimeo hesabından izleyebilirsiniz.

Gezici Festival 2012 İzlenimleri – 6. Gün: Kısa İyidir 2, Makine Adam, Öğün Çalış Güven, Kaplanın Yılı

Kısa İyidir 2:

Kısa İyidir bölümünün ikinci gösterimine de ilk gün kadar olmasa da iyi bir ilgi vardı. Seçki yine iyi filmlerden oluşuyordu. Türkiye’den gelen Buhar, televizyonda Esra Erol’un evlilik programı varken tek planda bir çiftin evliliklerinde yaşadıklarını anlatıyordu. Başarılı düşüncesini iyi kullanan bir filmdi. Buharı nasıl kullandığını anlatmayalım ama finalde o buharın dağılmasına gerek yoktu bence. İki çocuk arasındaki ilk aşkı anlatan Rehin son derece sevimli bir kısa filmdi. Chinti de azimli bir karıncayı anlatan hoş bir animasyondu. Edmond Bir Eşekti, toplumun genelinden farklı insanların durumu ile ilgili güzel bir animasyondu. Seçkinin en eğlenceli filmlerinden biri ise bir çiftin hayatını film fragmanları şeklinde anlatan Pek Yakında idi.

Eskiden Gezici Festival seyircilerden en iyi 3 kısa filmi seçmelerini isterdi. Bu yıl bu uygulama yok ama ben yine de bir liste vermiş olayım. Seçmek zor oldu ama;

1-Rehin
2-Pek Yakında
3-Sessiz
(Rehin‘i sinemasal özelliklerinden çok sevimli hikayesi ve oyunculukları için seçtim)

Makine Adam:

Üretim Hatası bölümünde yer alan kısa belgesel Makine Adam, fiziksel güç gerektiren işlerde çalışan insanların adeta birer makine gibi çalışmalarını anlatıyordu. Bangladeş’in başkenti Dakkar’da çalışan işçilerin çevresinde dolaşan kamera, insanların makine parçalarından bir farkı olmadığını gösteriyordu. 15 dakikalık kısa süresini iyi kullanan bir belgeseldi.

Öğün Çalış Güven:

Aynı bölümde yer alan Öğün, Çalış, Güven ise bu kez modern iş yaşamında zihinsel işler yapan insanların nasıl çalıştırıldığını anlatıyordu. Aslında bu filmi nasıl yorumladığınız modern iş yaşamındaki yeni teknikleri nasıl gördüğünüzle doğrudan ilintili. Esnek mesai saatleri, konforlu çalışma ortamı, kişisel performans değerlendirme, takım çalışması egzersizleri vs. vs. Bunların çalışanların mutluluğu için yapıldığını düşünüyorsanız filmin bunun en güzel örneklerini gösterdiğini savunabilirsiniz. Yok bunların çalışandan daha çok verim almak,daha çok sömürmek için yapıldığını düşünürseniz film bir anda tedirgin edici bir boyuta çıkıyor. Aslında performans, performans daha çok performans diyen şirketlerin düşünce yapısının hangisine uyduğunu tahmin etmek zor değil.

Kaplanın Yılı:

Kaplanın Yılı, festivalin hayal kırıklığı yaratan az sayıdaki filminden biri oldu benim için. Şili’de 2010’daki deprem ve tsunami sonrası hapisten kaçan bir adam, karısını ve kızını bulma çabaları ve umutsuzluğa düşüşü iyi bir konu. Öyle bir ortamda hapiste olmak mı daha iyi dışarda mı ikilemi de benzer şekilde üzerinde düşünülebilecek bir mesele. Fakat bunların filmde iyi işlendiğini söylemek zor. Ayrıca kaplan metaforu da çok iyi oturmamış bence. Film minimalist bir yapıya sahip olmasına rağmen zaman zaman giren yoğun fon müziği de işi bozuyordu. Neyse, festivaldeki her filmi de sevmek zorunda değiliz, arada nazar boncuğu da olsun.


Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 319.763 hits
Mart 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.