Archive for the 'Haberler' Category



Gezici Festival’de Şili Sineması

Gezici Festival izleyicisinin daha önceki yıllardan yakından tanıdığı ve bu yıl tanışacağı Şilili yönetmenlerin uzun metrajlı ve kısa filmleri Bir Ülke: Şili bölümünde gösterilecek. İki filmiyle Festival’in konuğu olacak Sebastián Lelio, bu bölümde ve Dünya Sineması seçkisinde filmleriyle yer alacak.

2010 yılında En İyi Yabancı Film dalında Altın Küre’ye aday olan, yönetmen Sebastián Silva ve başrol oyuncusu Catalina Saavedra’ya 20’den fazla ödül kazandıran Hizmetçi (The Maid), mesleğine ölümüne sahip çıkan bir kadının trajikomik hikâyesini anlatıyor. Silva, Şilili zengin bir ailenin yanında çalışan, Saavedra’nın canlandırdığı Raquel’in ikinci bir hizmetçiye hayatı zindan etmesini büyük bir duyarlılıkla filme alıyor.

Rotterdam’da Hollanda Film Eleştirmenleri Derneği En İyi Film ve İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale ödüllerini kazanan, Pablo Larraín’in yönettiği Tony Manero, Şili’nin yakın tarihine sinema tarihinin unutulmaz bir karakteri üzerinden bakıyor. 2009 yapımı film, Cumartesi Gecesi Ateşi’nde (1977) John Travolta’nın canlandırdığı Tony Manero karakterine kafayı takmış elli yaşlarındaki bir adamın şov yıldızı olma hayaline yaklaşmasını, Pinochet döneminin baskıcı rejimi çerçevesinde anlatıyor.

Alejandro Fernández Almendras’ın yönettiği, 2011 yapımı Ateşin Başında (By the Fire), işçi sınıfından bir çiftin şehir dışına yerleşme hayallerinin zorluklarını muhteşem görüntülerle perdeye taşıyor. Almendras’ın ikinci uzun metrajlı filminde, Daniel ve Alejandra’nın kırklı yaşlarında şehir hayatını bırakma hayalleri beklemedikleri bir engelle büyük bir sınavdan geçiyor.

Yönetmen Alicia Scherson; Karlovy Vary, Montreal ve Tribeca’dan ödüllerle dönen, ilk uzun metrajlı filmi Oyun’da (Play) fakir kız-zengin oğlan hikâyesine yeni bir soluk getiriyor. 2005 yapımı filmde, hayatları kaybolan bir çantayla kesişen bir hizmetçi ve karısı tarafından terkedilmiş bir mimarın öyküsü perdeye taşınıyor.

Sebastián Lelio’dan iki film

Gezici Festival izleyicileri, geçen yıldan Kaplanın Yılı ile hatırlayacakları Sebastián Lelio’nun iki filmini birden izleme fırsatı bulacaklar. Bu bölümde gösterilecek dokuz ödüllü, 2005 yapımı Kutsal Aile (The Sacred Family) Şilili zengin bir ailenin çöküşünü anlatıyor. Filmde, egoist ve başarılı bir baba, sorumsuz bir anne ve babasının kuklası bir oğulun ilişkilerinin bir hafta sonu, oğullarının kız arkadaşının ziyaretiyle bitmek bilmeyen bir karışıklığın içine düşmesini izleyeceksiniz.

Gezici Festival’de izleyeceğiniz Lelio’nun bir diğer filmi Dünya Sineması bölümünde gösterilecek. Berlin Film Festivali’nden En İyi Kadın Oyuncu başta olmak üzere ödüllerle dönen Şili’nin bu yılki Oscar adayı Gloria, yaşam enerjisiyle dolu, 58 yaşında bir kadının yaşlılık ve yalnızlıkla savaşmasını trajikomik bir şekilde anlatıyor. Gloria’nın bekar partilerinden hayal kırıklığına ve yeniden bir ilişkiye uzanan yolculuğu, Şili’nin politik tarihinin arka planda olduğu bir hikâyeyle anlatılıyor. Bu bölümde uzun metrajlı filmlerle birlikte Şili sinemasından kısa filmler de izleyiciyle buluşacak.

Ankara Sinema Derneği tarafından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenecek Gezici Festival, 19. yolculuğuna Edremit Belediyesi’nin katkılarıyla 27 Kasım’da Tuncel Kurtiz’in memleketi Edremit’te başlayacak. 29 Kasım–5 Aralık’taki Ankara gösterimlerin ardından 6-9 Aralık tarihleri arasında, son iki yıl festivale ev sahipliği yapan Sinop’a, Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi ve Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla konuk olacak. Ankara’daki gösterimler Kızılay Büyülü Fener Sineması, Alman Kültür Merkezi ve Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek.

Festival duyuruları, program, filmler ve etkinlikleri Gezici Festival’in web sitesiFacebook sayfası ve Twitter hesabından takip edebilir, fotoğrafları Flickr hesabından indirebilir, fragmanları Vimeo hesabından izleyebilirsiniz.

26. Avrupa Film Ödülleri’nin Adayları Belli Oldu

Yılsonunun yaklaşması ile ödül sezonu da yavaş yavaş açılıyor. 26. Avrupa Film Ödülleri’nin (European Film Awards / EFA) adayları belli oldu bile. Her ne kadar adayların çoğu henüz vizyonda görmediğimiz filmlerden oluşsa da çeşitli festivallerden aşina olduğumuz, en azından adlarını duyduğumuz filmler.

Daha birkaç hafta önce Filmekimi’nde izlediğimiz The Broken Circle Breakdown filmi 5 adaylıkla en çok adaylık kazanan film. The Broken Circle Breakdown benim de sevdiğim bir filmdi. Özellikle filmin kadın oyuncusu Veerle Baetens’in adaylığına çok sevindim. Umarım bu adaylık sayısı Oscar’larda yabancı dilde en iyi film kategorisinde de ilk 5’e kalmasını sağlar.

Açıklanan adaylıkların Altın Palmiye’li Mavi En Sıcak Renktir (Blue Is the Warmest Color / La vie d’Adele: Chapitres 1&2) için bir hayal kırıklığı olduğu söylenebilir. Bu güzel film, sadece en iyi film ve en iyi yönetmen kategorilerinde aday olabilmiş. Filmin iki başrol oyuncusuna, özellikle Adèle Exarchopoulos’a adaylık gelmemesi ilginç. Ayrıca en iyi senaryo adaylığı da gayet uygun olabilirdi.

François Ozon’un son dönemdeki en iyi filmi Evde (In the House / Dans la Maison) da her ne kadar en iyi film adayı olamasa da Ozon’a en iyi yönetmen ve senaryo adaylıkları getirmesinin yanı sıra en iyi erkek oyuncu kategorisinde de adaylık kazanmış.

Yakın zamanda Gezici Festival’de izleme fırsatı bulacağımız Paolo Sorrentino filmi, La Grande Bellezza (The Great Beauty) de aldığı 4 adaylıkla dikkat çekiyor. En iyi film adaylığı da bunlar arasında.

Bu yıl Avrupa Film Ödülleri’nde yeni bir kategori olarak en iyi komedi filmi kategorisi de var. Bu kategorinin galibinin de Almodovar’ın gerçekten çok eğlenceli filmi Aklımı Oynatacağım (Los Amantes Pasajeros / I’m So Excited!) olması beklenebilir. Bu kategorideki adaylardan birinin gayet sıradan, hatta düpedüz kötü bir film olan Sadece Aşk (Den skaldede frisør / Love Is All You Need) olmasının beni epey şaşırttığını da eklemeden geçemeyeceğim.

7 Aralık 2013’de sahiplerini bulacak 26. Avrupa Film Ödülleri adayların toplu listesi şu şekilde:

En İyi Film:
The Best Offer
Blancanieves
La vie d’Adele: Chapitres 1&2 (Blue Is the Warmest Color)
The Broken Circle Breakdown
La Grande Bellezza (The Great Beauty)
Oh Boy!

En İyi Komedi Filmi:
Los Amantes Pasajeros (I’m So Excited!)
Benvenute Presidente! (Welcome Mr. President!)
Den scalded frisør (Love Is All You Need)
Svecenikova Djeca (The Priest’s Children)

En İyi Yönetmen:
Pablo Berger (Blancanieves)
Felix van Groeningen (The Broken Circle Breakdown)
Abdellatif Kechiche (La vie d’Adele: Chapitres 1&2 / Blue Is the Warmest Color)
François Ozon (Dans la Maison / In the House)
Paolo Sorrentino (La Grande Bellezza / The Great Beauty)
Giuseppe Tornatore (The Best Offer)

En İyi Erkek Oyuncu:
Jude Law (Anna Karenina)
Johan Heldenbergh (The Broken Circle Breakdown)
Fabrice Luchini (Dans la Maison / In the House)
Toni Servillo (La Grande Bellezza / The Great Beauty)
Tom Schilling (Oh Boy!)

En İyi Kadın Oyuncu:
Keira Knightley (Anna Karenina)
Veerle Baetens (The Broken Circle Breakdown)
Barbara Sukowa (Hannah Arendt)
Naomi Watts (The Impossible)
Luminita Gheorghiu (Pozitia copilului / Child’s Pose)

En İyi Senaryo:
Tom Stoppard (Anna Karenina)
Giuseppe Tornatore (The Best Offer)
Carl Joos ve Felix van Groeningen (The Broken Circle Breakdown)
François Ozon (Dans la Maison / In the House)
Paolo Sorrentino ve Umberto Contarello (La Grande Bellezza / The Great Beauty)

Keşif Ödülü:
Call Girl
Äta sova dö (Eat Sleep Die)
Miele
Oh Boy!
La Plaga (The Plague)

En İyi Belgesel:
The Act of Killing
L’image Manquante (The Missing Image)
L’escale (Stop-Over)

En İyi Animasyon:
The Congress
Jasmine
Pinocchio

En İyi Kısa Film:
Butter Lamp (La Lampe au Beurre de yak)
Cut
Death of a Shadow (Dood van een Schaduw)
Houses with Small Windows
Jump (Skok)
Letter
Morning
Mystery (Misterio)
Nuclear Waste (Yaderni Wydhody)
Orbit Ever After
A Story for the Modlins
Sunday 3 (Sonntag 3)
Though I Know the River is Dry
The Waves (As Ondas)
Zima

Bu yıl Avrupa Film Ödülleri’nde bir yeniliğe gidilerek bazı ödüllerin sahipleri şimdiden açıklanmış. Açıklanan ödüller ise şu şekilde:

En İyi Kurgu: Cristian Travaglioli (La Grande Bellezza / The Great Beauty)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Asaf Sudry (Lemale et Ha’halal / Fill the Void)
En İyi Sanat Yönetmeni: Sarah Greenwood (Anna Karenina)
En İyi Kostüm: Paco Delgado (Blancanieves)
En İyi Müzik: Ennio Morricone (The Best Offer)
En İyi Ses Tasarımı: Matz Müller ve Erik Mischijew (Paradies: Glaube / Paradise: Faith)

Köken Ergun Gezici Festival’de

Gezici Festival, dünya ve Türkiye sinemasından son dönem uzun metrajlı filmlerle birlikte izleyicilere alternatif sinema örnekleri sunmaya hazırlanıyor. Berlin Film Festivali’nde kısa belgeseli Aşura ile ödül kazanan Köken Ergun’un Video İşleriDeneysel Sinema: Avusturya – Türkiye ve dünya sinemasından kısa film örnekleri izleyebileceğiniz Kısa İyidir, Gezici Festival izleyicisine sinemanın farklı yüzlerini gösterecek.

Dünyada video ve performans alanındaki eserleriyle tanınan ve 2010 yılı boyunca Caferilerin yoğunluklu yaşadığı, İstanbul’un Zeynebiye Mahallesi sakinleri ile yakın işbirliği içinde çalışarak, Aşura günü oynanacak olan tiyatronun provalarını ve diğer hazırlıkları anlattığı kısa belgeseli Aşura ile bu yıl Berlin Film Festivali’nde yarışarak Özel Mansiyon’a layık görülen Köken Ergun’un, daha önce Oberhausen, Rotterdam, Sydney ve Zagreb Film Festivallerinde gösterilen video işleri Türkiye’de ilk kez toplu olarak izleyiciyle buluşacak. Bu bölümde gösterilecek video işleri arasında Binibining Vaadedilmiş Topraklar,  TANKLOVE, Ben Askerim, İsimsiz, WEDDING ve 2007 yılında Rotterdam Film Festivali’nde En İyi Kısa Film Ödülü’nü kazanan Bayrak ile merakla beklenen Aşura bulunuyor.

Video işlerinde alt-kültürlerin ritüel ve törenlerine odaklanan Ergun, Binibining Vaadelmiş Topraklar‘da İsrail’de çalışan Filipinli kadınların kendi aralarında düzenlediği güzellik yarışmasına bakıyor. WEDDING’de Almanya’da elliden fazla Türk düğününde çektiği görüntülerle kurmaca bir düğün yaratıyor. İsimsiz’de ise, Türkiye’deki başörtüsü yasağına şaşırtıcı bir şekilde cevap veriyor.

Ergun’un diğer üç çalışması, resmi ideolojiyi ve ulusalcılığı sorguluyor. TANKLOVE’da, askerin ve ordunun görünmez olduğu bir Danimarka köyüne dev bir tankın gelişini gösterirken Sincan’daki tanklara gönderme yapıyor. Bayrak’ta bir bayram kutlamasında küçük zihinlere yüklenen resmi ideolojilere bakarken, Ben Askerim’de askerliğin ve asker olmanın kurgulanışını gene bir tören üzerinden sorguluyor. Festivale konuk olacak Ergun’un çalışmalarını, Ankaralılar, SALT Ulus’ta 5 Aralık’ta açılışı yapılacak bir sergi ile de daha yakından tanıma fırsatı bulacaklar.

Deneysel sinema: Avusturya – Türkiye

Türkiye’de deneysel sinemanın ilk örneklerinin ortaya çıkmasının 50. yılında, Türkiye’den ve deneysel sinema denilince ilk akla gelen ülke olan Avusturya’dan kısa filmler, bu bölümde izleyiciyle buluşacak.

Ozan Adam’ın Bir Olayın İnfazı Aleyhine Tutanağın İki Adı ve Kırık Plaklarla Dolu Bir BavulOğuzhan Akalın’ın (Kafes)Dilek Aydın’ın Şehri Terk EdinNurşen Bakır’ın PartizanlarEge Berensel’in GerisayımGürcan Keltek’in Fazlamesai ve Zeyno Pekünlü’nün Erkek Erkeğe filmlerinin gösterileceği bu bölümde sinemaseverleri Türkiye deneysel sineması için milat kabul edilebilecek bir film bekliyor. Filmleri günyüzüne çıkmayan yönetmen Alp Zeki Heper’in 1963’te Fransa’da çektiği kısa filmi Şafak.

Avusturya deneysellerinde ise Avusturya avangart sinemasının önemli isimlerinden Peter Tscherkassky’nin Mutlu Son ve Uzay, Lisl Ponger’in Pasajlar, multimedya işleriyle tanınan Virgil Widrich’in Fotokopi DükkânıSiegfried A. Fruhauf’un Ayna Mekaniği ve Gustav Deutsch’un Dünyanın Aynası Sinema 1 filmleri yer alacak. Bulunan eski filmlerin yeniden kurgulanarak mutlu bir hikâyeye dönüşmesi, göç öykülerinden oluşan hayali bir yirminci yüzyıl haritasının yaratılması ve dehşete kapılan bir kadının görüntüsünün perdeyi istila etmesi bu bölümde anlatılan hikâyeler arasında.

Dünyanın çeşitli ülkelerinden festivale başvuran 1000’e yakın film arasından seçilen kısa filmler, Kısa İyidir bölümünde izleyicileri farklı ülkelerin yenilikçi sinemasıyla tanıştıracak. Bu bölümde ABD, Almanya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İsveç, İsviçre, Ürdün, Portekiz, Romanya ve Sırbistan’dan kısa filmler izleyicilerle buluşacak.

Bu bölümde gösterilecek filmler arasında Jonas Meier’in yönettiği Alis GökteMaria Fredriksson’ın yönettiği Kahve VaktiMerlin Flügel’in yönettiği Yankı, Ulu Braun’un yönettiği Orman, Eliška Chytková’nın yönettiği Güneş, Ahmad Saleh’in yönettiği Ev, Hisko Hulsing’in yönettiği Hurdalık, Amelie Harrault’nun yönettiği Montparnasse’li Kiki, Gabriel Gauchet’nin yönettiği İnsan Müsveddeleri, Nir Nadler’in yönettiği İki Kişilik Ülke, Sam ve Fred Guillaume’un yönettikleri Ayının Gecesi, Rachel Mayeri’nin yönettiği Şempanzeler için Sinema: Maymunların Aile Yaşamı, Ana Nedeljkovic ve Nikola Majdak Jr’ın yönettikleri Tavşan Ülkesi, Philipp Scholz’un yönettiği Steffi Bunu Beğendi, Jochen Kuhn’un yönettiği Pazar 3, Sam Baixauli’nin yönettiği Kelime Hazinesi, Talkhon Hamzavi’nin yönettiği Parvaneh, João Nicolau’nun yönettiği Gambozinos ve Sylvia Borges’in yönettiği Sana Gidelim mi? bulunuyor.

Ankara Sinema Derneği tarafından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenecek Gezici Festival, 19. yolculuğuna Edremit Belediyesi’nin katkılarıyla 27 Kasım’da Tuncel Kurtiz’in memleketi Edremit’te başlayacak. 29 Kasım–5 Aralık’taki Ankara gösterimlerin ardından 6-9 Aralık tarihleri arasında, son iki yıl festivale ev sahipliği yapan Sinop’a, Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi ve Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla konuk olacak. Ankara’daki gösterimler Kızılay Büyülü Fener Sineması, Alman Kültür Merkezi ve Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek.

Festival duyuruları, program, filmler ve etkinlikleri Gezici Festival’in web sitesiFacebook sayfası ve Twitter hesabından takip edebilir, fotoğrafları Flickr hesabından indirebilir, fragmanları Vimeo hesabından izleyebilirsiniz.

Gezici Festival 19. Yolculuğuna Hazırlanıyor

Ankara Sinema Derneği tarafından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenecek Gezici Festival, 19. yolculuğuna hazırlanıyor. 27 Kasım–9 Aralık 2013 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak olan festival, bu yıl ilk gösterimlerini 27 Kasım’da Edremit’te gerçekleştirecek. Gezici Festival, 29 Kasım-5 Aralık’taki Ankara  gösterimlerinin ardından, 6-9 Aralık tarihleri arasında son iki yıl coşkulu bir şekilde festivale ev sahipliği yapan Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi ve Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla Sinop’a konuk olacak. 

Gezici Festival bu yıl izleyicilerine sürpriz bir açılışla merhaba diyecek. Gezici Festival’in ilk yıllarından itibaren önemli bir destekçisi olan, geçen yıl “bir daha, bir daha” izlediği filmleri kendisiyle birlikte izleme fırsatı bulduğumuz sevgili Tuncel Kurtiz, bu yıl da özel bir bölümle aramızda olacak. Ülkemizde bu yıl çekilen uzun metrajlı filmlerden derlenen Türkiye Sineması 2013 bölümünde yer alan filmlerin yönetmen ve oyuncuları festivalde yapılacak galalarda izleyicilerle bir araya gelecek. Bölümün merakla beklenen filmleri Ankaralı izleyiciyle ilk kez buluşacak.

Gezici Festival, bir kez daha Berlin, Cannes ve Sundance gibi önemli festivallerde gösterilen ve ilgi çeken filmlerden oluşan bir Dünya Sineması seçkisini izleyicilerine sunmaya hazırlanıyor. Bu bölümde ABD’den Fransa ve Lübnan’a, Meksika’dan Kore ve Şili’ye, farklı ülkelerin sinemalarından çarpıcı örnekleri izleme fırsatı bulacaksınız. Gezici Festival izleyicisinin daha önceki yıllardan yakından tanıdığı Şilili yönetmenlerin filmleri Bir Ülke: Şili bölümünde gösterilecek.

Ne Yapmalı? bölümü izleyiciye özgürlük ve demokrasi mücadelesinin yöntemlerini düşünmeye davet edecek. Baskı ve sömürünün olmadığı bir dünya nasıl mümkün olabilir? Bunun için işe nereden başlamak gerekiyor? Bu seçkide yer alan filmler, kolektif mücadelelerden bireysel kahramanlara “Ne Yapmalı?” sorusuna yanıt getiren örnekler üzerinde duracak. Bölüm kapsamında düzenlenecek olan panelde farklı örgütlenme tarzları, demokrasinin temsili ya da katılımcı halleri, kente özgü eylemlilikler ve benzeri soruların yanıtları, filmlerin esinlediği hayallerin ışığıyla birlikte aranacak.

Gezici Festival programında bu yıl, farklı kurgu ve seçkileriyle dikkat çekecek üç özel bölüm bulunuyor. Şiir, roman ve öyküleriyle tanınan, Türkiye edebiyatının önemli isimlerinden;  Barış Bıçakçı’nın Gezici Festival izleyicisi için seçtiği iki sürpriz film Barış Bıçakçı: İki Film Arasındaki En Kısa Mesafe bölümünde gösterilecek. Barış Bıçakçı, seçtiği iki filmle, insanlık hallerine, ergenlikten yetişkinliğe geçişe, kaybedilenlere, taşra yalnızlığına yeni bir gözle bakmaya çağırıyor ve iki filmin arasındaki en kısa mesafeyi sorgulatıyor.

Köken Ergun’un Video İşleri bölümünde, dünyada video ve performans alanlarındaki eserleriyle tanınan ve kısa belgeseli Aşura ile bu yıl Berlin Film Festivali’nde ödül kazanan Ergun’un, daha önce Oberhausen, Rotterdam, Sidney ve Zagreb Film Festivallerinde gösterilen video işleri toplu olarak Türkiye’de ilk kez izleyiciyle buluşacak. Festivale konuk olacak Ergun’un çalışmalarını Ankaralılar sürpriz bir sergi ile de daha yakından tanıma fırsatı bulacaklar.

Türkiye’de deneysel sinemanın ilk örneklerinin ortaya çıkmasının 50. yılında Türkiye’den ve deneysel sinema denilince ilk akla gelen ülke olan Avusturya’dan kısa filmler Deneysel Sinema: Avusturya-Türkiye bölümünde izleyiciyle buluşacak.

Artık gelenekselleşen Kısa İyidir ve Çocuk Filmleri bölümleriyle beraber, küçük izleyiciler için bir canlandırma atölyesi de Gezici Festival programının parçası olacak.

İlk yılından bu yana Gezici Festival’i yalnız bırakmayan ve her yıl festivale birbirinden özgün ve eğlenceli afişler sunan Behiç Ak, bu yıl da hazırladığı afişle Gezici Festival’in parçası olacak.

Festival duyuruları, program, filmler ve etkinlikleri Gezici Festival’in web sitesi, Facebook sayfası ve Twitter hesabından takip edebilir, fotoğrafları Flickr hesabından indirebilir, fragmanları Vimeo hesabından izlenebilir. 

Başka Sinema Nedir, Neler Bekliyoruz?

Bir süredir İnternet’te Başka Sinema adı altında bir oluşumun adını duyuyoruz. Konuyu takip edenler ne olduğu konusunda artık bilgi sahibi oldular. Henüz duymamış olanlara bir de buradan haber olarak verelim. Arkasından da ben de bu yeni oluşum hakkında ilk görüşlerimi ve izlenimlerimi paylaşayım. Önce işin haber tarafı:

——————————

1 Kasım 2013’de izleyicisi ile buluşacak Başka Sinema’da festivallerde izlemeye alıştığımız filmleri farklı bir programla sinemalarda izleme fırsatı bulacağız. Bağımsız filmlerin dağıtımcısı M3 Film ve Kariyo & Ababay Vakfı işbirliğiyle hayata geçirilen Başka Sinema, sinemaseverlerin sabırsızlıkla bekledikleri bağımsız filmleri yıl boyunca erişilebilir kılacak.

İzleyicisine, aynı salonda günde en az üç film sunacak olan Başka Sinema’da filmler bir haftada vizyondan kalkmayacak ve filmler 110 dakikadan uzun değilse ara verilmeyecek. Sürpriz film geceleri, kısa filmler, fragman seansları, gala gösterimleri, seanslardan sonra film ekibiyle sohbetler, izleyicinin katkısıyla yaratılacak etkinlikler, hep seyretmek istediğiniz ama kaçırdığınız filmler Başka Sinema’da izleyicilerini bekliyor.

İlk aşamada Beyoğlu Beyoğlu, Altunizade Capitol, Kadıköy Rexx ve Ankara Büyülü Fener sinemalarında başlayacak olan Başka Sinema’nın ilerleyen aylarda daha fazla ile yayılmasını umuyoruz.

Kasım ayının programında Sen Aydınlatırsın Geceyi, Frances Ha, Mavi En Sıcak Renktir, Hayatboyu ve Byzantium bulunan Başka Sinema kapsamında önümüzdeki aylarda Yozgat Blues, Genç ve Güzel, Geçmiş, Sen Şarkılarını Söyle, Sadece Aşıklar Hayatta Kalır, Le Capital ve Mavi Dalga filmleri de izleyicileri ile buluşacak.

Başka Sinema ile ilgili bilgilere http://www.baskasinema.com/ adresinden ulaşılabileceği gibi Facebook ve Twitter hesaplarından da film ve etkinlik programları takip edilebilir.

——————————

Başka Sinema’nın basın bülteninden derlediğim cümlelerle verdiğimiz bu haberden sonra birkaç maddede görüşlerimi ve Başka Sinema’nın gerçekten başka sinema olabilmesi için gerekenleri toparlamaya çalışayım.

– Genellikle festivalde görmeye alıştığımız ya da vizyona girdiğinde sadece bir ya da iki hafta vizyonda kaldığı için o hafta yakalamak için uğraştığımız, o hafta başka bir işimiz varsa yakalayamadığımız filmleri önceden belli seanslar ile 3-4 haftaya yayılmış şekilde görmek çok güzel.

– Filmlerin, Başka Sinema’nın olduğu tüm sinemalarda ortak seansları olması iyi bir uygulama. Özellikle yeni başlayacak filmlerin İstanbul ve Ankara’da aynı anda başlaması çok olumlu. Bu tip bazı filmler Ankara’ya 3-4 hafta geç geldiğinde ya izlemek isteyen izleyiciler başka yöntemlerle zaten izlemiş oluyordu ya da o hafta basında filmin adını görmüş olan kimi izleyiciler çoktan filmi unutmuş oluyor ve seyirci sayısı düşüyordu (mesela Holy Motors Ankara’ya geldiğinde izlemeyen bir ben kalmıştım galiba).

– Bir önceki maddede İstanbul ve Ankara dedik. Başka Sinema’nın gerçekten başka sinema olması için kesinlikle farklı illere de yayılması gerekli. İlk aşamada bir festival kültürü olan İzmir, Adana ve Antalya gibi iller düşünülebilir. Mutlaka düşünülen bir konudur. Sanırım ilk birkaç ayda mevcut sinemalardaki talep, yaygınlaşıp yaygınlaşmayacağı konusunda etkili olacaktır.

– Başka Sinema için seçilen filmler konusuna gelelim. Yukarda yazdıklarım ve başka kaynaklardan gördüğümüz kadarıyla programdaki filmlerin neredeyse hepsi çeşitli festivallerde zaten İstanbul ve Ankara’da gösterilmiş filmler. Bu filmlerin potansiyel izleyici kitlesinden önemli bir kısmının zaten izlediğini düşünebiliriz. Elbette izlemeyen ve bir kez daha izlemek isteyen (ki ben bazılarını gerçekten ikinci kez izleyeceğim) de hatırı sayılır sayıda kişi vardır ama ilk kez Başka Sinema’da izleyeceğimiz kimi filmler de olmalı.

– Basın bülteninde ve projenin mimarları ile yapılan söyleşilerde Başka Sinema’da klasik filmler izleyebileceğimize dair sinyaller var. Bu da olursa gerçekten başka sinema ile karşı karşıya gelmiş oluruz. Ama bu konuda da belli bir tarza bağlı kalmamak lazım. Eski filmlerin bu tip bir gösterim ağında gösterilme şartları nelerdir bilmiyorum ama klasik filmler denince festival çizgisine bağlı kalınıp Tarkovsky, Bergman, Godard gibi isimlerle sınırlı kalınmamalı (yanlış anlaşılmasın onlar da mutlaka gerekli). Ama bir Cumartesi gecesi Rocky Horror Picture Show’u izlemek, Ghost in the Shell’i ya da Suspiria’yı sinema perdesinde görmek Başka Sinema’yı başka sinema yapacak hamleler olur.

– Proje M3 Film’in bir projesi olduğu için şimdi yazacağım madde biraz zor olabilir ama yine de yazayım. Sadece M3 Film’in değil diğer bağımsız dağıtımcıların filmleri de belli bir anlaşma ile bu ağa dâhil olsa pek güzel olur.

– Film sonrası yapılacak söyleşiler. Bunlar da olacak belli ki. İstanbul için çok daha rahat elbette ama Ankara da ihmal edilmemeli (elbette yayınlaşırsa diğer iller de). Ayrıca söyleşiler sadece film ekibinin katılımı ile sınırlı olmamalı. Eleştirmenler ve akademisyenlerle film okumaları da gayet şık olacaktır.

Şu ilk aşamada Başka Sinema’ya tam destek veriyoruz ve umutluyuz ama yukarda yazdıklarım da olursa gerçekten bambaşka bir deneyim olur. Şimdiden projede emeği geçen herkese yolları açık olsun diyorum.

ODTÜ Film Festivali Başlıyor

ODTÜ Sinema Topluluğu tarafından düzenlenen ODTÜ Film Festivali ’13½ bugün (21 Ekim 2013) başlıyor. Programda güzel filmler ve söyleşiler var. İzlediğim filmler arasından özellikle Tepenin Ardı ve Gişe Memuru filmlerini tavsiye ederim. İzlemediğim filmler arasında da Man Bites Dog ve Laurence Anyways izlenmesi gereken filmlerden. Ayrıca geçen yıl Altın Portakal’ın tartışmalı yarışma filmlerinden olan Derin Düşünce de eğer yanlışım yoksa Ankara’da ilk kez ODTÜ Film Festivali’nde gösterilecek.

Gösterim programı aşağıdaki yer alıyor. Daha detaylı bilgiye festivalin Facebook sayfasından ulaşmak mümkün.

Sonbahar Habercisi Filmekimi 11-13 Ekim’de Ankara’da

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından İstanbul’da 12. kez gerçekleştirilen Filmekimi bu yıl da Vodafone FreeZone sponsorluğunda düzenlenecek. Geçen yıllarda olduğu gibi sinema keyfini Türkiye’nin farklı kentlerine taşıyacak Filmekimi, 11-13 Ekim tarihlerinde Büyülü Fener Kızılay Sineması’nda Ankaralı sinemaseverlerle buluşacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Vodafone FreeZone sponsorluğunda yapılacak Filmekimi, aralarında usta yönetmenlerin son yapıtlarının da bulunduğu çoğu ödüllü filmleri izleyicilerin karşısına çıkaracak. Zengin programıyla Filmekimi, Coen Kardeşler, Ari Folman, Jim Jarmusch, Abdellatif Kechiche, Kim Ki-duk, François Ozon, Onur Ünlü gibi saygın yönetmenlerin son filmlerini izleyicilerle buluşturacak.

Sinemanın en iyi ve en güncel örneklerini Türkiye’nin dört bir yanına eriştirmeyi hedefleyen Filmekimi kapsamında İstanbul ve Ankara’nın yanı sıra Bursa, İzmir, Trabzon, Diyarbakır ve Gaziantep’te de gösterimler düzenlenecek. Filmekimi’nin İstanbul ayağı 28 Eylül-6 Ekim’de Atlas, Beyoğlu ve City’s, Bursa ayağı 28-30 Eylül’de Cinetech Korupark, İzmir ayağı 4-6 Ekim’de Karaca, Ankara ayağı 11-13 Ekim’de Büyülü Fener Kızılay, Trabzon ayağı 11-13 Ekim’de Varlıbaş AVM Atapark Avşar, Diyarbakır ayağı 25-27 Ekim’de Ninova Prestige ve Gaziantep ayağı 25-27 Ekim’de Sinepark Nakıp Ali sinemalarında düzenlenecek.

Filmekimi’nin 11-13 Ekim tarihlerinde düzenlenecek Ankara ayağının broşürleri, Büyülü Fener Kızılay Sineması’ndan ve İKSV’den temin edilebilir. Filmekimi’nin İstanbul ve diğer şehirlerde yapılacak gösterimlerinin biletleri, 21 Eylül Cumartesi günü 10.30’dan itibaren, Biletix satış kanalları ile Atlas ve Beyoğlu sinemalarında kurulacak gişelerden satın alınabilecek. Filmekimi’nin Ankara ayağının biletleri ayrıca 10 Ekim gününden itibaren, Büyülü Fener Kızılay Sineması’ndan temin edilebilecek. Filmekimi Ankara biletleri tam 11, indirimli 9 TL.

Filmekimi’nin sponsoru Vodafone FreeZone, sinema kampanyasını Filmekimi’nde de sürdürecek. Vodafone FreeZone’lu sinemaseverler, Filmekimi’nde bir bilet aldıklarında aynı seans için bir bilet de hediye kazanacaklar. Kampanyalı bilet satışları 21 Eylül Cumartesi gününden itibaren ana gişelere ek olarak biletix.com adresi üzerinden yapılacak. Ayrıntılı bilgi www.vodafonefreezone.com sitesinde yer alıyor.

Filmekimi gösterimleri 11.00, 13.30, 16.00, 19.00 ve 21.30’da yapılacak. Filmekimi’nin medya sponsorluğunu CNBC-e, Radikal ve Radyo Eksen üstleniyor. Filmekimi’nin afişlerini ve tanıtım kampanyasını bu yıl da Alametifarika yaptı.

Filmekimi Ankara programı şu şekilde:

11 Ekim Cuma:
11:00 – Son Şans
13:30 – Pislikler
16:00 – Ilo Ilo
19:00 – Sen Şarkılarını Söyle
21:30 – Mavi En Sıcak Renktir

12 Ekim Cumartesi:
11:00 – Kırık Çember
13:30 – Bir Hurdacının Hayatı
16:00 – The Canyons
19:00 – Kim Ki-Duk’tan Moebius
21:30 – Sen Aydınlatırsın Geceyi

13 Ekim Pazar:
11:00 – Bükreş’e Gece Çöktüğünde ya da Metabolizma
13:30 – Sefertası
16:00 – Genç ve Güzel
19:00 – Sadece Aşıklar Hayatta Kalır
21:30 – Benim Babam, Benim Oğlum

Filmekimi Ankara programında neler var?

  • The Lunchbox / Sefertası / Ritesh Batra

Cannes Film Festivali’nde insancıllığı ve duygusal yaklaşımı sayesinde en çok konuşulan filmlerden biri olan Lunchbox / Sefertası, mucizevi olduğu kadar gerçekçi bir aşk hikâyesini klişelere kapılmadan anlatıyor. Eleştirmenler Haftası bölümünde gösterilen Lunchbox / Sefertası, Cannes’da yalnızca eleştirmenlerin gözdesi olmakla kalmadı, İzleyici Seçimi ödülüne de layık görüldü.

  • Inside Llewyn Davis / Sen Şarkılarını Söyle / Ethan Coen & Joel Coen

Coen Kardeşler’in merakla beklenen son filmi Inside Llewyn Davis / Sen Şarkılarını Söyle, Türkiye’de ilk kez Filmekimi’nde gösterilecek. Bu yılki Cannes Film Festivali’nde Büyük Ödül’ü alan film, genç bir şarkıcının 1961 yılında New York’ta folk müzik dünyasında tutunma mücadelesini anlatıyor. Oscar Isaac’e, 2010 yılında An Education / Aşk Dersi filmindeki rolüyle Oscar’a aday gösterilen genç oyuncu Carey Mulligan ile Trouble with the Curve / Hayatımın Atışı ve The Social Network / Sosyal Ağ gibi filmlerdeki performansıyla beğeni toplayan ünlü müzisyen Justin Timberlake eşlik ediyor. 1950’lerin Bob Dylan öncesi “folk dirilişi”nden ilham alan filmde şarkıları oyuncular Oscar Isaac, Carey Mulligan ve Justin Timberlake seslendiriyor.

  • Ilo Ilo / Anthony Chen

Cannes Film Festivali’nde ödül kazanan ilk Singapur filmi olan Anthony Chen’in bu ilk uzun metrajlı çalışması, Singapurlu Lim ailesiyle daha iyi bir yaşam peşinde bu ülkeye göçmen gelen Filipinli yeni hizmetçileri Teresa arasındaki dokunaklı ilişkiyi mercek altına yatırıyor. Screen Daily dergisinin “küçük bir mücevher” sözleriyle övdüğü Ilo Ilo, Cannes Film Festivali’nde en iyi ilk filme verilen Altın Kamera’yı kazandı. Ilo Ilo’nun esin kaynağı, yönetmen Chen’in çocukluk anıları. Ilo Ilo, Singapur tarafından Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar’a aday gösterildi.

  • Bastards / Pislikler / Claire Denis

2011 yılında İstanbul Film Festivali’nde Uluslararası Altın Lale yarışması jürisinin başkanlığını üstlenen Claire Denis’nin son filmi, insanı hipnotize eden, derin, karanlık, kendi içinde dönüp duran bir intikam hikâyesi anlatıyor. Akira Kurosawa’nın Warui yatsu hodo yoku nemuru / Kötüler Rahat Uyur filminden yola çıkan Bastards / Pislikler, ilk gösterimini Cannes Film Festivalinin Belirli Bir Bakış bölümünde yaptı. Filmin müzikleri yine, daha önce festivalde özel bir konser veren Tindesrticks’e ait; başrolü daha önce birçok kez ödül kazanan Vincent Lindon üsteniyor.

  • The Congress / Son Şans / Ari Folman

Cannes Film Festivali’nin Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünün açılış filmi olan Son Şans, Stanislaw Lem’in kült bilimkurgu romanı Gelecekbilim Kongresi’nin serbest bir uyarlaması. Beşir’le Vals adlı canlandırma filmiyle Oscar’a aday gösterilen Ari Folman’ın yönetmenliğini yaptığı, hem gerçekçi hem fantezi bir canlandırma olan filmin oyuncu kadrosunda Robin Wright’a Harvey Keitel, Paul Giamatti ve Jon Hamm eşlik ediyor. Filmde Robin Wright, sinemasal kimliği taranarak filmlerde kullanılan bir oyuncu olarak kendini canlandırıyor.

  • Only Lovers Left Alive / Sadece Aşklar Hayatta Kalır / Jim Jarmusch

Cannes’da ilk gösterimini yapan Only Lovers Left Alive / Sadece Aşklar Hayatta Kalır hem eleştirmenler hem de izleyiciler tarafından Dead Man / Ölü Adam’dan bu yana Jim Jarmusch’un çektiği en iyi film olarak harika övgüler aldı. Detroit’ten Tanca kentine ve sadece gece saatlerinde geçen filmini Jarmusch “bir gizli vampir aşk hikâyesi” olarak tanımlıyor. Jarmusch’tan beklendiği üzere fetişlerle dolu bu çağdaş romantik dram, yüzyıllardır birlikte olan Adem ve Havva adında bir vampir çifti izliyor. Filmin oyuncu kadrosu da en az öyküsü kadar ilgi çekici: Tilda Swinton, Tom Hiddleston, Mia Wasikowska, Anton Yelchin ve Jeffrey Wright’a John Hurt de eşlik ediyor. Jim Jarmusch’un bir önceki filmi The Limits of Control / Kontrolün Limitleri, 2009 İstanbul Film Festivali’nde gösterilmişti.

  • Blue Is The Warmest Colour / Mavi En Sıcak Renktir / Abdellatif Kechiche

Mavi renge bambaşka bir anlam yükleyen Abdellatif Kechiche’in son filmi, ilk kez gösterildiği Cannes Film Festivali’nde hem eleştirmenler hem de izleyiciler tarafından büyük ilgi görerek festivalin büyük ödülü Altın Palmiye’yi kazandı. Başkanlığını Steven Spielberg’in yürüttüğü jüri, yönetmen Abdellatif Kechiche’le birlikte başrol oyuncuları Adele Exarchopoulos ile Lea Seydoux’yu da Altın Palmiye’ye layık gördü. Cinselliğe çekincesiz yaklaşımı ve gerçekçiliğiyle sansür ve sanat tartışmalarına yol açan Mavi En Sıcak Renktir, iki genç kızın yıllara yayılan birliktelikleri üzerinden yaşamı ve aşkı sorguluyor. Film, Julie Maroh’nun Le bleu est une couleur chaude adlı romanından sinemaya uyarlandı. Yönetmen Kechiche’in 2008’de Balıklı Bulgur, 2011’de Siyah Venüs adlı filmleri İstanbul Film Festivali’nde gösterilmişti.

  • Moebius / Kim Ki-duk’tan Moebius / Kim Ki-duk

İçerdiği şiddet dozu yüksek sahneler yüzünden ülkesi Kore’de sansür tartışmaları yaratan ve zar zor gösterim izni koparan Moebius, yönetmeni Kim Ki-duk’un geçen yıl Pieta / Acı ile Altın Aslan’ı kazandığı Venedik Film Festivali’nde ilk kez izleyici karşısına çıktı. Bir ailenin parçalanmasını cinsel arzular üzerinden ele alan Moebius, arzularına teslim olan bir baba, babasını kıskanan bir oğul ve ikisinin de trajik bir sona sürüklenmesine neden olan bir anneyi izliyor. Kim Ki-duk’tan Moebius’ta hiç konuşma yok.

  • Like Father, Like Son / Benim Babam, Benim Oğlum / Hirokazu Koreeda

Japonya’nın en tanınmış yönetmenlerinden Hirokazu Kore-eda, Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü’ne layık görülen son filminde yine aile ve çocuk temasına geri dönüyor. Üçüncü kez Cannes’da yarışan Kore-eda’nın son filmi, bu festivalde 1987’den bu yana Jüri Ödülü kazanan ilk Japon filmi. Doğumdan altı yıl sonra bebeklerinin hastanede karıştığını fark eden iki aileyi izleyen filmin başrolünde Japonya’nın şöhretli şarkıcılarından Masaharu Fukuyama var. Filmin çıkış noktası, Japonya’da 1970’lerde hastane doğumlarının artmasıyla yaşanan benzer karışıklıklar olmuş.

  • Young & Beautiful / Genç ve Güzel / François Ozon

En son İstanbul Film Festivali’nde ve ardından vizyonda izlediğimiz Evde ile formunu hiç kaybetmediğine tanık olduğumuz François Ozon, Mayıs ayında Cannes Film Festivali’nde prömiyerini gerçekleştiren Young & Beautiful / Genç ve Güzel ile Altın Palmiye için yarıştı. “4 mevsim ve 4 şarkı boyunca 17 yaşındaki bir kızın çağdaş portresi” olarak tanımladığı son filminde Ozon, Buñuel’in meşhur Gündüz Güzeli filmini çağrıştıran bir öyküyü ele alıyor ve cinsel uyanışını bir fahişe olarak yaşamayı tercih eden bir genç kızın bir yıllık değişim sürecini mercek altına alıyor.

  • When Evening Falls on Bucharest or Metabolism / Bükreş’e Gece Çöktüğünde ya da Metabolizma / Corneliu Porumboiu

Romanya’nın önde gelen “Yeni Dalga” yönetmenlerinden Corneliu Porumboiu, dünyanın halini absürt bir nüktedanlıkla ele aldığı Bükreş’in Doğusu ve Polis, (s.) filmlerinin ardından üçüncü uzun metrajı When Evening Falls on Bucharest or Metabolism / Bükreş’e Gece Çöktüğünde ya da Metabolizma ile bu kez sinema dünyasına dalıyor. İlk uluslararası gösterimini Locarno Film Festivali’nde yapan ve yönetmenin alametifarikası plan sekanslardan oluşan filmin çıkış noktası Romanya’da sinemaya verilen devlet desteği için getirilen yeni şartlar olmuş.

  • The Canyons / Paul Schrader

“Amerikan Sapığı” ve “Kural Ötesi” romanları sinemaya aktarılan roman yazarı Bret Easton Ellis’in bu kez senaryosunu yazdığı The Canyons ilk uluslararası gösterimini Venedik Film Festivali’nde yaptıktan sonra İstanbul’da gösteriliyor. Yönetmenliğini İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü’nü alan Paul Schrader’in üstlendiği bu çağdaş ve erotik Hollywood kara filmi, cinsel saplantılar ve kariyer hırsına kapılmış, 20’lerinde bir grup gencin komplolar, paranoya ve nihayetinde şiddetle örülü hızlı yaşamlarını izliyor. Ünlü yönetmen Gus Van Sant’ın da küçük bir rol aldığı filmin mikro bütçesinin çoğu, internet üzerinden kitle fonlamasıyla gerçekleştirildi.

  • An Episode In The Life Of An Iron Picker / Bir Hurdacının Hayatı / Danis Tanovic

Nisan ayında 32. İstanbul Film Festivali’nde İstanbul’daki sinefillerle buluşan An Episode in the Life of an Iron Picker / Bir Hurdacının Hayatı, Filmekimi ile Türkiye’yi geziyor. Berlin’de Gümüş Ayı’yı kazanan, Danis Tanovic’in filmi, hurda demir toplayarak hayatını zorlukla kazanan Nazif’in öyküsünü anlatıyor. 2001 yılında No Man’s Land / Tarafsız Bölge filmiyle Oscar’ın sahibi olan Danis Tanovic’in filminde kendilerini oynayan amatör oyuncularından Nazif Mujic, Berlin’de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandı. Bir Hurdacının Hayatı Nisan ayında yapılan 32. İstanbul Film Festivali kapsamındaki FACE İnsan Hakları Yarışması’nda Özel Mansiyon kazandı.

  • Sen Aydınlatırsın Geceyi / Onur Ünlü

Sen Aydınlatırsın Geceyi, ticari dağıtıma girmediği için Filmekimi programında yer alıyor. 32. İstanbul Film Festivalinde Ulusal Yarışma’da Altın Lale Ödülüne layık görülen filmin oyuncu kadrosunda Ali Atay, Demet Evgar, Ercan Kesal, Ezgi Mola, Nadir Sarıbacak, Ahmet Mümtaz Taylan, Tansu Biçer, Derya Alabora gibi ünlü isimler yer alıyor. Küçük bir Anadolu kasabasında, süper güçlere sahip sıradan insanların sıradan sıkıntılarını ele alan Sen Aydınlatırsın Geceyi, festivalde FIPRESCI, En İyi Senaryo, En İyi Kurgu ödüllerine de layık görülmüştü.

  • The Broken Circle Breakdown / Kırık Çember / Felix Van Groeningen

İlk kez şubat ayında Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde izleyici karşısına çıkan, baştan sona tutku ve müzik dolu bu melodram, 2010’da İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale’yi kazanan Çölde Kutup Ayısı filminin de yönetmeni olan Felix van Groeningen tarafından aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanmış. Kırık Çember, Tribeca Film Festivali’nde En İyi Senaryo ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerine layık görüldü. Film, ikisi de bluegrass müzisyeni olan bir çiftin, çocuklarının ağır hastalığıyla zorlanan ilişkilerini izliyor.

Karnaval Filminin Yönetmen ve Oyuncuları Ankara’da

27 Eylül’de gösterime giren Can Kılcıoğlu’nun ilk uzun metrajlı filmi Karnaval‘ın yönetmen ve oyuncularının katılacağı Ankara gösterimi 1 Ekim Salı Kızılırmak Sineması’nda gerçekleşecek. 20:00 seansının ardından yönetmen Can Kılcıoğlu, oyuncular Tülin Özen ve Serdar Orçin seyircilerin sorularını yanıtlayacak.

Can Kılcıoğlu’nun yazıp yönettiği filmin Türkiye prömiyeri geçtiğimiz Nisan ayında yapılan 32. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin ulusal yarışma bölümünde gerçekleştirilmişti.

Evden eve dolaşıp halı yıkama makinesi satmayan çalışan Ali Sinan ile düğün sarayında pastacılık yapan Demet’in aşk hikayesini eğlenceli bir dille anlatan Karnaval’ın başrollerinde son dönemin dikkat çeken oyuncularından Serdar Orçin ve Tülin Özen yer alıyor. Onlara İpek Bilgin, Sait Genay, Vedat Erincin gibi usta isimlerin yanı sıra, Evren Duyal, Yavuz Pekman, Sarp Aydınoğlu, Sercan Gidişoğlu, Pınar Gök ve Alayça Öztürk gibi genç oyuncular eşlik ediyorlar.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün ve İzmir Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle gerçekleştirilen filmin tüm çekimleri geçtiğimiz sene Temmuz ayında İzmir’de yapıldı.

Karnaval, 27 Eylül’de M3 Film’in dağıtımıyla vizyona girdi.

Karnaval Resmi Facebook Sayfası: www.facebook.com/karnavalfilmi
Karnaval Resmi Twitter Sayfası www.twitter.com/KarnavalFilm

Tayfa Kitapkafe’de ‘Türk Sineması ve Arabesk’ kitabı konuşulacak

Ankara’da gerçekleştirdiği sinema etkinlikleriyle dikkatleri çeken Tayfa Kitapkafe, sonbahar dönemine film gösterimi ve söyleşiyle başlıyor. Derviş Zaim’in unutulmaz filmi Tabutta Rövaşata gösteriminin ardından, yazar Ahsen Yalvaç’la ilk kitabı “Türk Sineması ve Arabesk” üzerine söyleşi gerçekleşecektir.

Yazar Ahsen Yalvaç’ın Agora Kitaplığı’ndan çıkan ‘Türk Sineması ve Arabesk’ kitabı üzerine gerçekleşecek söyleşide, yenilikçi Türkiye sinemasının ‘Tabutta Rövaşata’, ‘Üçüncü Sayfa’, ‘Kasaba’ ve ‘Güneşe Yolculuk’ filmleri üzerine yoğunlaşılacak, bir ‘şehir sanatı’ olan sinemada,  yine şehrin doğurduğu bir popüler kültür olarak ‘arabesk’in nasıl işlendiğini ve günümüz toplumunun kültürel dokusunda bu öğelerin nasıl yer ettiği tartışılacak. Kitapta yer alan filmlerden biri olan Derviş Zaim’in yönettiği ‘Tabutta Rövaşata’ söyleşi öncesi seyirciyle buluşacak.

Film Gösterimi ve Söyleşi – 27 Eylül Cuma
19:00 – Tabutta Rövaşata (Yönetmen: Derviş Zaim, 1996)
20:30 – ‘Türk Sineması ve Arabesk’ kitabı üzerine söyleşi

Konuk: Ahsen Yalvaç
Moderatör: Sinan Yusufoğlu
Film gösterimi ve söyleşi ücretsizdir!

Adres:
Tayfa Kitapkafe
Selanik Cad. 82/32 Kızılay-Ankara
Tel: 0312 424 11 99

65. Emmy Ödülleri Sahiplerini Buldu

65. Emmy Ödülleri bu gece yapılan ödül töreni ile sahiplerini buldu. Epey sıkıcı geçen gecenin galipleri Breaking Bad, Modern Family ve Behind the Candelabra oldular. Aslında ödüller hemen her kategoride çok fazla dağılmış gözüküyor. Sadece mini dizi-tv filmi kategorisinde Behind the Candelabra‘nın belirgin üstünlüğü olduğunu söyleyebiliriz.

Öncelikle bu yılki ödül töreninin son derece sönük geçtiğini vurgulamalıyız. Neil Patrick Harris son derece başarılı bir sunucu olsa da bu yılki espriler ve yayın akışı gayet sıradandı. Ödüllerde kimi sürprizler vardı ama ödül sunumlarında ya da konuşmalarında da çok fazla dikkat çeken bir şey olmayınca bu yılki Emmy ödülleri son yılların en sıkıcı ödül töreniydi belki de. Bunun yanında ödül töreninin izlenme oranlarının da son 7 yılın en yüksek oranı olduğunu da vurgulamak gerek.

Drama dizisi alanında bu haftalarda son bölümleri yayınlanmakta olan ve geniş bir hayran kitlesi olan Breaking Bad en iyi dizi ödülünü kazandı ve hayranlarını sevindirdi (ki ben de onlardanım). Ancak bu ödül dışında sadece Anna Gunn’a en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü kazandırdı. Dizinin çok iyi ve gösterişli performanslar sunan oyuncuları yanında biraz geri planda kalsa da dizinin başından sonuna kadar çok kilit bir karakteri tam da gerektiği gibi canlandıran Anna Gunn’un bu ödülü de sevindiriciydi. Ancak Bryan Cranston’un en iyi erkek oyuncu seçilmemesi pek çok kişiyi hayal kırıklığına uğrattı. Her ne kadar ödülü kazanan Jeff Daniels da The Newsroom ile başarılı bir performans sunsa da Cranston, Hamm ve Spacey üçlüsünün önünde bu ödülü alması ilginçti. Son yılların öne çıkan dizilerinden Homeland ise bu yıl sadece Claire Danes’e kazandırdığı en iyi kadın oyuncu ve senaryo ödülü ile yetindi. Yıllardır Oscar’lardan eli boş dönen David Fincher ise House of Cards‘ın yönetmenliği ile bir Emmy kazanmayı bildi.

Komedi dizisi kategorisinde de geçen yılların Modern Family çılgınlığı bitmişe benziyor. Her ne kadar en iyi dizi seçilseler de bunun yanına sadece en iyi yönetmen ödülünü ekleyebildiler. Buna karşın Jim Parsons rüzgarı dinmişe benzemiyor. Parsons, güçlü rakiplerine karşın The Big Bang Theory ile üçüncü kez Emmy ödülünü kazandı. Julia Louis-Dreyfus’un yeni dizisi Veep de ilk sezonu ile 2 Emmy alarak iyi bir başlangıç yaptı. 30 Rock ise final sezonunu en iyi senaryo ödülü ile kapatmış oldu.

Mini dizi ya da televizyon filmi kategorisinde Behind the Candelabra‘nın ağırlığını hissettireceği zaten beklenen bir sonuçtu. Bu dalın en iyisi seçilmekle kalmadı, aynı zamanda Michael Douglas’a ve Steven Soderbergh’e de en iyi erkek oyuncu ve en iyi yönetmen ödülleri de kazandırdı (bu arada Fincher ve Soderbergh gibi sinema ile ön plana çıkan iki ismin Emmy’de en iyi yönetmen seçilmeleri de ilginç bir not). Behind the Candelabra sinema filmi olarak çekilseydi Oscar’larda şansı ne olurdu acaba? Bu kategoride en iyi senaryo ödülünün The Hour’a gitmesi bir sürpriz olarak değerlendirilebilir.

İşte gecenin ödül kazanan isimleri:
Not: Bizi çok ilgilendirmeyen reality, yarışma türü programların ödüllerini koymadım listeye. Meraklısı zaten bulacaktır.

En İyi Komedi Dizisi: Modern Family
En İyi Drama Dizisi: Breaking Bad
En İyi Mini Dizi ya da Televizyon Filmi: Behind the Candelabra
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi Dizisi): Jim Parsons (The Big Bang Theory)
En İyi Erkek Oyuncu (Drama Dizisi): Jeff Daniels (The Newsroom)
En İyi Erkek Oyuncu (Mini Dizi ya da Tv Filmi): Michael Douglas (Behind the Candelabra)
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi Dizisi): Julia Louis-Dreyfus (Veep)
En İyi Kadın Oyuncu (Drama Dizisi): Claire Danes (Homeland)
En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi ya da Tv Filmi): Laura Linney (The Big C)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Komedi Dizisi): Tony Hale (Veep)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Drama Dizisi): Bobby Cannavale (Boardwalk Empire)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Mini Dizi ya da Tv Filmi): James Cromwell (American Horror Story)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Komedi Dizisi): Merritt Wever (Nurse Jackie)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Drama Dizisi): Anna Gunn (Breaking Bad)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Mini Dizi ya da Tv Filmi): Ellen Burstyn (Political Animals)
En İyi Yönetmen (Komedi Dizisi): 
Gail Mancuso (Modern Family – Arrested bölümü ile)
En İyi Yönetmen (Drama Dizisi): David Fincher (House of Cards – Chapter 1 bölümü ile)
En İyi Yönetmen (Mini Dizi ya da Tv Filmi): Steven Soderbergh (Behind the Candelabra)
En İyi Senaryo (Komedi Dizisi): 
Tina Fey, Tracey Wigfield (30 Rock – Last Lunch bölümü ile)
En İyi Senaryo (Drama Dizisi): Henry Bromell (Homeland – Q & A bölümü ile)
En İyi Senaryo (Mini Dizi ya da Tv Filmi): Abi Morgan (The Hour)


Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 320.704 hits
Mayıs 2026
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.