Archive for the 'Basın Bültenleri' Category



Canlandıranlar Festivali Başlıyor

Dünyanın her köşesinden canlandırma sinema örneklerini İstanbul’a taşıyan Canlandıranlar Festivali, 24 Nisan’da Garajistanbul’da gerçekleşecek Açılış Partisi’yle kapılarını açıyor. Açılışta 2012 yılında Canlandıranlar Yetenek Kampı’nda üretilen filmlerin galası yapılacak ve 2013 yılında üretilmek üzere seçilen projeler anons edilecek. Gala gösteriminde geçtiğimiz yılların ödüllü filmleri de izleyiciyle buluşacak. Parti açılışı saat 20:00’da. DJ’ler: DJ Batu, DJ EATT ve DJ Kerem Tekinalp.
Özel Konuklar Canlandıranlar Derneği tarafından, Puruli Kültür Sanat işbirliğiyle düzenlenecek Canlandıranlar Festivali, 24-28 Nisan 2013 tarihleri arasında İstanbul’da, 16-19 Mayıs 2013 tarihleri arasında ise Ankara’da programını canlandırmaseverlerin beğenisine sunacak. Film gösterimleri, söyleşiler, sektör buluşmaları, canlandırma atölyeleri, sunumlar ve panelin gerçekleşeceği Festival, İstanbul’da üç önemli konuk ağırlayacak.
Işın Kılıcının Yaratıcısı Nelson Shin İstanbul’da
Her yıl bir canlandırma ustasına odaklanacak Canlandıranlar Festivali’nin ilk konuğu, Star Wars serisindeki “ışın kılıcı”nın yaratıcısı, The Transformers: The Movie ve Empress Chung filmlerinin yönetmeni, The Simpsons Movie’nin yapımcısı Nelson Shin. Hafızalarımıza kazınmış pek çok çizgi film karakterine hayat veren Shin; Simpsons, Batman: The Animated Series, X-Men, Tazmania, Tiny Toons, Animaniacs, G.I. Joe gibi televizyon dizilerinin yapımcısı AKOM Stüdyosu’nun kurucusu ve CEO’su. Canlandıranlar Festivali’nin konuğu olarak 24-28 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da olacak canlandırma gurusu, 25 Nisan Perşembe günü saat 19:00’da İstanbul Modern’de Bir Hayat Hikayesi – Tam Macera adlı bir konuşma gerçekleştirecek. Shin 26 Nisan 2013 Cuma günü ise bağımsız canlandırmacılar ve canlandırma stüdyolarıyla Reklamcılar Derneği’nde gerçekleşecek PRODAY’de bir araya gelecek. Shin, yerli stüdyolar ile tanıştıktan sonra onlarla kendi iş deneyimlerini paylaşacak.
Bordo ve Vesna Dovniković
Bordo adıyla bilinen Hırvat canlandırma ustası, karikatürist, ilüstratör, tasarımcı ve yazar Borivoj Dovniković’e ait bir retrospektif, Nelson Shin’in Festival için hazırladığı özel seçkilerden biri. Yugoslav canlandırma sinemasının öncülerinden Bordo’nun 1965 – 1989 yılları arasında çektiği 8 kısa canlandırma film Festival’de gösterilecek. 60 yılı aşkın kariyeri boyunca dünyanın önemli festivallerinden pek çok ödül almış seksen üç yaşındaki Bordo, İstanbullu’larla birlikte filmlerini izlemek üzere Festival’in konuğu olacak. Bordo ile birlikte ASIFA’nın genel sekreteri, ASIFA Hırvatistan’ın başkanı ve Zagreb’de düzenlenen World Festival of Animated Films’in başkan yardımcısı Vesna Dovniković de Festival’i takip etmek ve 26 Nisan’da Bahçeşehir Üniversitesi Karaköy Binası’nda “Animasyon Nereye?” başlıklı bir sunum gerçekleştirmek üzere İstanbul’da olacak.
20 Ülkeden 86 Canlandırma
Farklı tekniklerle çekilmiş 20 ülkeden 86 canlandırma film Festival programında izleyiciyle buluşacak. Nelson Shin’in yönetmeni olduğu, The Transformers: More than Meets the Eye sloganı ile belleklerimizde yer eden, ünlü yönetmen Orson Welles’in Unicron karakterini seslendirdiği The Transformers: The Movie ile yine Shin’in yönetmeni ve yapımcısı olduğu Empress Chung isimli bağımsız uzun metraj animasyon filmi ve Shin’in kariyerinin ilk yıllarında çizer olarak çalıştığı Pembe Panter Kısaları’ndan çok özel bir seçki Festival’de sinemaseverlerle buluşacak.ABD, Brezilya, Bulgaristan, Çin, Hırvatistan, Mısır, Polonya, Portekiz, Rusya ve Yunanistan canlandırma sinemasından, son iki yılın en iyi on altı kısa filmi ASIFA’nın En İyileri başlığı altında izleyiciyle buluşacak.  Seçkide Veljko Popovic ve Svjetlan Junaković’in Benim Yolum Moj Put, Stelios Polychronakis’in Köy To Horio, Dmitry Geller’in Kedi Gömen Fareler Gördüm Ya videl kak mishy kota horonili gibi bol ödüllü filmleri bulunuyor.ASIFA Kore başlığı altında ise Nelson Shin’in seçtiği, son dönemin en iyi Kore canlandırmaları izlenebilecek. 9 filmlik bu seçkide farklı tekniklerle çekilmiş canlandırmalar seyircilere renkli bir dünyanın kapılarını aralayacak.
John Halas Filmleri: Türkiye’de ilk kez Canlandıranlar Festivali’nde
İlk uzun metrajlı İngiliz canlandırması kabul edilen ve en az romanı kadar beğenilen Animal Farm’ın yönetmeni olarak bilinen John Halas’ın yönetmen, senarist veya yapımcısı olduğu 10 kısa filmlik bir retrospektif Festival programında yer alıyor.
Nâzım Hikmet’ten Canlandırma Filmler İlk Kez Seyirci Karşısında
Senaryosu Nâzım Hikmet tarafından yazılan “Sevdalı Bulut” ve “Hanene Huzur Dolsun” adlı iki canlandırma filmin yer aldığı “Nâzım Hikmet’ten Canlandırma Filmler”  kuşkusuz festivalin en çok merak edilen bölümlerinden biri olacak. 1959 ve 1962 yıllarında çekilmiş bu filmleri günışığına çıkaran M. Melih Güneş ve çizgi filmci, karikatürist Tan Oral, Nâzım Hikmet’in 111. doğum yıldönümüne adanan bu çok özel gösterim öncesi filmlerin yaratım süreci üzerine bir konuşma yapacak.
Yetenek Kampı Filmleri ve Türkiye’den Canlandırmalar
Ulusal ve uluslararası festivallerde otuzdan fazla ödül toplayan Canlandıranlar Yetenek Kampı Filmleri, Türkiye’de canlandırma tarihine toplu bir bakış niteliği taşıyan Türkiye’den Canlandırmalar başlıkları altında pek çok canlandırma film de festival programında yer alıyor.A.B.D. Büyükelçiliği ve Kore Kültür Merkezi’nin katkılarıyla gerçekleşecek Canlandıranlar Festivali’nin tanıtım sponsorluğunu Bahçeşehir Üniversitesi, TV sponsorluğunu Cnbc-e ve e2, radyo sponsorluğunu Radyo Vizyon üstleniyor. Arkapencere.com, Bant-Mag, Kültür Mafyası, Kültür Sanat Haritası ve Level dergi sponsoru olarak Festival’e destek verirken, beyazperde.com, bugunbugece.com, eksisinema.com, grizine.com ve otekisinema.com ise internet sponsorluğunu üstleniyor.Tüm gösterimler ücretsiz Dokuz başlık altında gösterilecek 86 canlandırma film  İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde ücretsiz olarak izlenebilecek.
Program ve etkinlikler hakkında ayrıntılı bilgiye festivalin web sitesinden ulaşabilir, Facebook ve Twitter hesaplarından duyuruları takip edebilirsiniz.

İranlı ‘Akbari Kardeşler’ Uçan Süpürge’de

İran sinemasının en üretken kadınlarından Mania Akbari bir kez daha, ama bu sefer yepyeni filmlerini Ankaralı sinemaseverlerle buluşturuyor. Ablasının film çekme sürecini öykülediği filmiyle başkentin yolunu tutan Roya Akbari de ablası Mania ile birlikte 16.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde!

Ülkesinde sinemacılara zulmeden, onları hapse atan ve üretimlerini engelleyen rejim yüzünden ülkesini terk etmek zorunda kalan Mania Akbari, çalışmalarını yurt dışında sürdürüyor.

İran’ı terk etmek zorunda kalan yönetmen

Yönetmenin “Tahran’dan Londra’ya”nın hikayesi oldukça etkileyici. Meme kanserini yenen yönetmen gerçek yaşamından kesitler taşıyan filmi önce “Memesi Olmayan Kadınlar” adıyla çekmeye başlar, ancak İran’daki baskılar nedeniyle filmi tamamlayamadan ülkesinden ayrılmak zorunda kalır. Orada kendini kapana kısılmış hisseder; filmini seyirciyle buluşturabileceğinden de emin değildir. sanat için sürekli ihtiyatlı olmayı gerektiren bir rejimde başka türlü düşünmesi de pek mümkün olmaz. Soluğu Londra’da alır. Filmin geri kalanını burada çekecektir. Ve filmin adını “Tahran’dan Londra’ya” olarak değiştirir.

Savaş bir kanserdir

Yönetmenin “Benim Ülkemde Erkeklerin Memesi Var” adlı video çalışması da mayısta Uçan Süpürge’de gösterilecek.

Mania Akbari 2007 yılında kansere yakalandı ve bir memesini kaybetti. Yönettiği ve başrolünü oynadığı, kanserle mücadelesini anlattığı “10+4” filmi şimdi onun gerçeği olmuştu. Aynı yıl, Devastation (Tahribat) projesi için kendi bedenini çıplakken görüntüledi. Bu oldukça riskliydi, hayatını tehlikeye atmak demekti; sergi İran’da yasaklandı. Ama Akbari bedenini bir araç gibi kullanarak gizli gizli videolar çekmeye devam etti. 2012’de İran’ı terk etti. Gizli saklı iş yapmayı sürdürdü ve ortaya bu kısa video çıktı. Yönetmen için bu video İran, ABD ve İsrail’deki siyasi duruma ve ortadoğudaki savaşa bir tepki niteliğinde. Bu çalışmada kanser, savaşı sembolize ediyor ve tahrip edici etkisi, sadece müziğin eşlik ettiği kişisel bir hikaye üzerinden betimleniyor. O müzik parçası ise İran-Irak savaşından beri katliamların simgesi olmuş Ahangran’ın sesinden yayılıyor.

Ablasının izinde

Mania Akbari’nin kendisi gibi yönetmen olan kız kardeşi Roya Akbari de bir filmiyle festival seyircisine merhaba diyor. Roya Akbari “Mania’nın Dansı” adlı filminde ablasının türlü engellere rağmen sinemayı bırakmadığını, film çekme süreçlerinde karşılaştığı zorlukları ve onun bir kadın olarak mücadelesini anlatıyor.

Nazım Hikmet’ten Canlandırma Filmler Canlandıranlar Festivali’nde İlk Kez Seyirci Karşısında

20. yüzyılın en büyük şairlerinden Nâzım  Hikmet’in senaryolarını yazdığı Hanene Huzur Dolsun ve Sevdalı Bulut filmleri Canlandıranlar Festivali’nde ilk kez izleyiciyle buluşuyor.

Nâzım  Hikmet’in hayatının son yıllarında, SSCB’de yaşarken senaryosunu yazdığı ve üretim sürecine dahil olduğu bu kısa canlandırma filmler, şairin 111. doğum yıldönümü ve 50. ölüm yıldönümü olan 2013 yılında M. Melih Güneş’in araştırması sonucu 50 yılın ardından gün yüzüne çıktı. Rus canlandırma sanatçıları Victor Nikitin ve Igor Nikolayev’in yönettikleri 1962 yapımı Hanene Huzur Dolsun (Mir Domu Tvoemu) ve Anatoly Karanovich ve Roman Kachanov’un yönettiği  1959 yapımı Sevdalı Bulut (Vlyublennoe Oblako) filmleri 24 – 28 Nisan’da İstanbul’da İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde, 16 – 19 Mayıs’ta ise Ankara’da Kore Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek Canlandıranlar Festivali’nde, Nazım Hikmet’ten Canlandırma Filmler başlığında ilk kez seyirci karşısına çıkacak.

24 Nisan’da Garajistanbul’daki açılış partisi ve Canlandıranlar Yetenek Kampı filmlerinin galası ile başlayacak Canlandıranlar Festivali, 28 Nisan’a dek İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde gerçekleşecek gösterimler, söyleşiler ve panellerle devam edecek. 16-19 Mayıs tarihleri arasında ise Ankara’ya konuk olacak.

Sevdalı Bulut: Nâzım’ın büyük aşkı Vera ile tanışmasına vesile olan film

Nâzım Hikmet’in aynı adlı masalından uyarladığı Sevdalı Bulut filmi, onun büyük aşkı, son eşi Vera Tulyakova ile tanışmasına da vesile olmuştu. Nâzım o sıralar Moskova’da yaşamakta, Vera ise çizgi film stüdyosu Soyuzmultfilm’de redaktör olarak çalışmaktadır. Vera bir Arnavut masalından çocuklara yönelik bir film yapmakla görevlendirilir ve bunun için Nâzım’ın danışmanlığını rica eder. Nâzım Vera’ya danışmanlık yapmak yerine yepyeni bir senaryo teklifinde bulunur ve ertesi gün elinde Sevdalı Bulut çizgi filminin senaryosuyla stüdyoya gelir. Vera ile Nâzım’ın büyük aşkı işte böyle başlar.

Hanene Huzur Dolsun 


Hem çocuklara hem büyüklere yönelik bir canlandırma film olan Hanene Huzur Dolsun, M. Melih Güneş’in ifadesiyle “Nazım Hikmet’in barış mücadelesinde yaptığı en önemli işlerden biri”dir. Bir yüzyıl boyunca insanın var ettiği her şeyi yok eden savaşa, yine insanların el birliği ile dur denebileceğini anlatır.

Her iki filmi gün yüzüne çıkaran M. Melih Güneş, çizgi filmci ve karikatürist Tan Oral ile İstanbul’da, Anadolu Üniversitesi Çizgi Film Bölüm Başkanı Fethi Kaba ve İletişim Yayınları editörü, yazar ve senarist Levent Cantek ile Ankara’da, gösterimlerin ardından gerçekleşecek sunumlara konuk olacak. Sunumların moderatörlüğünü Berna Gençalp üstlenecek.

Türkiye’den Canlandırmalar

Canlandırma sinemasının en güzel örneklerini Nisan’da İstanbul’a Mayıs’ta ise Ankara’ya taşıyacak Canlandıranlar Festivali’nde A.B.D., Hırvatistan, Tunus, Portekiz, Mısır, Çin, Brezilya, Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, Polonya, Güney Kore ve İngiltere’nin yanı sıra Türkiye’den filmler de perdeye yansıyacak.

Festival’in Türkiye’den canlandırmalara odaklandığı bölümde farklı dönemlerden farklı teknikler kullanılarak üretilmiş on beş film bulunuyor. Tan Oral’ın 1970 yapımı sansürlü filmi Sansür ve Meral ve Cemal Erez’in iktidar ve iktidardakilerin öyküsünü anlattığı Satranç’ın yanı sıra, 2000’li yılların genç ve başarılı canlandırmacıları Ayçe Kartal, Akile Nazlı Kaya, Denizcan Yüzgül, Gökhan Okur, Turgut Akaçık ve Ahmet Şerif Yıldırım’ın filmleri Türkiye’de canlandırma sinemasına toplu bir bakış atmak isteyenleri bekliyor olacak. Bu bölümdeki filmlerden Turgut Akaçık’ın yönettiği Osman, ilk kez Canlandıranlar Festivali’nde izleyici karşısına çıkacak.

Canlandıranlar Derneği tarafından, Puruli Kültür Sanat’ın işbirliğiyle gerçekleştirilen Canlandıranlar Festivali’ni 24 – 28 Nisan’da İstanbul’da İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde, 16 – 19 Mayıs’ta ise Ankara’da Kore Kültür Merkezi’nde ücretsiz takip edebilirsiniz.

Festival programı ve etkinlikler hakkında ayrıntılı bilgiye Festival’in web sitesinden ulaşabilir, Facebook ve Twitter hesaplarından duyuruları takip edebilirsiniz.

Dizilerden Uçup Beyazperdeye Konacaklar

16. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 9 Mayıs’ta başlıyor. Festivalde bu yıl Türkiye’den kadın yönetmenlerin filmlerinin gösterileceği özel bir seçki var. Bu filmlerde kimleri izleyeceğiz diye merak edenlere:

Olgun Şimşek ‘Gözetleme Kulesi’nde

Sinema filmleri ve televizyon dizilerinden tanıdığımız, komediler de dramlarda da rolünün altından ustalıkla kalkan Olgun Şimşek, ödüllü yönetmen Pelin Esmer’in bu yıl sinemamızda fırtına gibi esen filmi “Gözetleme Kulesi”nden bize bakacak.

Sezin Akbaşoğulları hiç de ‘Yabancı’ değil

Son olarak Ankara polisiyesi Behzat Ç.’de karşımıza çıkan Sezin Akbaşoğulları, Filiz Alpgezmen’in yepyeni filmi “Yabancı” ile beyazperdede. Farklı kadın rollerini başarıyla canlandıran oyuncu bu filmde devleşiyor.

Ozan Bilen ‘Şimdiki Zaman’da

Yıllar önce ‘Uçurtmayı Vurmasınlar’ adlı filmde annesiyle cezaevinde kalan beş yaşındaki Barış rolüyle hatırladığımız Ozan Bilen, büyüdü ve yeniden sinema filmlerinde rol almaya başladı. Festivalde kaçırılmayacak filmlerden, Belmin Söylemez imzalı “Şimdiki Zaman”da Ozan Bilen’i izleyeceğiz. Bakalım tanıyabilecek miyiz?

Özcan Deniz ‘Araf’ta

Şarkıcılıktan sinemaya geçen ve çok izlenen filmlere yönetmen olarak da imza atan Özcan Deniz, sinemamızın ustalarından Yeşim Ustaoğlu’nun son filmi “Araf”la yeniden karşımızda.

Feride Çetin bu kez ‘Aziz Ayşe’

Perihan Mağden’in romanından beyazperdeye aktarılan ‘İki Genç Kız’da asi Behiye rolüyle akıllarda yer eden Feride Çetin, Elfe Uluç’un “Aziz Ayşe” filminde yine aykırı bir rolde. Feride Çetin’i sinemaya izlemeyi sevenler festivali kaçırmamalı.

Şenay Aydın da festival perdesinde

Zorluklarla dolu yaşam öyküsüyle büyüleyen genç bir oyuncu… Sinemamızın geleceğine yön verecek yeteneklerden Şenay Aydın, yine müthiş bir filmde unutulmayacak bir rolle festival seyircisini selamlamaya hazırlanıyor.

16. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 9-16 Mayıs tarihleri arasında seyircilerine 47 ülkeden 100 filmle tadına doyulmaz bir hafta yaşatacak. Festival Kızılırmak Sineması, Goethe Institut ve sekiz üniversitede film gösterimleri, söyleşiler ve sürpriz etkinliklerle Ankaralıları uçmaya davet ediyor.

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali Ankara’da Başlıyor

İlk defa İsveç’te gerçekleştirilen, 2008’den bu yana da İstanbul’da düzenlenen “Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’ne bu sefer Ankara ev sahipliği yapacak. Festival 11-14 Nisan tarihlerinde Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek ve tüm filmler  ücretsiz olarak gösterilecek.

2009’dan bu yana iklim meselesine dikkatleri çeken ve bir çok başarıya imza atmış olan 350 Ankara grubunun  öncülüğünde düzenlenen festival, 11-14 Nisan tarihleri arasında Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek.

Festival; günümüzde çokça kullanılan sürdürülebilirlik kavramına ışık tutuyor. Afganistan’dan Kenya’ya, Çin’den Amerika’ya dünyanın her köşesinden hikayelerin anlatıldığı belgesellerden oluşan festival programında toplamda 24 film seyirciyle buluşacak. Festivalde ayrıca “sürdürülebirlilik” konusuna farklı pencerelerden bakan, konularında uzman konuşmacıların yer aldığı bir dizi söyleşi de gerçekleştirilecek.

Tüm Filmler Ücretsiz!

11 Nisan Perşembe günü 19:00’da Çankaya Belediyesi Başkanı Bülent Tanık ve İspanya’nın Ankara Büyükelçisi  Cristobal Gonzalez-Aller Jurado’nin  katılımıyla açılışı yapılacak olan festivalde film gösterimleri dışında ayrıca konserler, dans performansları ve  AFSAD işbirliği ile bir fotograf sergisi de yapılacak. Festival programında gösterilecek tüm filmler ve etkinlinler ücretsizdir.

“Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali”; bilim çevrelerinin dünya için geri dönülmez bir noktaya hızla yaklaşıldığını dile getirdiği bir dönemde anlattığı başarılı mücadelelerle bir umut ışığı niteliğinde.

Festival programı ve ayrıntılı bilgi için: http://350ankara.org/festival/

Tayfa Film Günleri’nde Çizgi Hayatlar

TAYFA Film Günleri Nisan ayında animasyon türünün başarılı örnekleriyle devam ediyor.

Gösterimler ücretsizdir.

1 Nisan Pzt. 20:00 – Ateş Böceklerinin Mezarı
8 Nisan Pzt. 20:00 – Hayata Uyanmak
15 Nisan Pzt. 20:00 – Mary and Max
22 Nisan Pzt. 20:00 – Sihirbaz
29 Nisan Pzt. 20:00 – Aşırıcılar

Nisan Program Ayrıntıları;

1 Nisan Pazartesi 20:00

Hotaru no haka – ATEŞ BÖCEKLERİNİN MEZARI
Yönetmen: Isao Takahata
1988, 93 dk.

2. Dünya Savaşı, Japonya. Savaşın sonu yaklaşmaktadır ve bir tren istasyonunun dışında genç bir adam görürüz. “İşte burası öldüğüm yer.”

2. Dünya Savaşı devam etmektedir. 14 yaşındaki Seita ve 4 yaşındaki kız kardeşi Setsuko, babaları donanmayla birlikte savaşa gittiği için anneleri ile birlikte yaşamaktadırlar. Bir Amerikan hava saldırısı sırasında anneleri ölür ve teyzeleri tarafından evlat edinilirler. Teyzelerinin evinde gördükleri muameleden rahatsız olan kardeşler, kendi başlarına yaşam savaşı vermeye başlarlar. Bu süreçte açlık, önyargı ve kendi gururları ile mücadele eden kardeşler kendi savaşlarını verecektir.

8 Nisan Pazartesi 20:00

Waking Life – HAYATA UYANMAK
Yönetmen: Richard Linklater
2001, 99 dk.

Genç bir adam, rüyaların gerçek dünyadan ayrıldığı yeri aramaktadır. Düş, uyanmak, gerçeklik gibi konular üzerine farklı düşünen insanlarla konuşur. Farklı yaşam deneyimleri, dünya görüşleri, rüyalara değişik bakış açıları sunacaktır. Bu ise gündelik yaşamdaki pek çok felsefi konu üzerine düşünmeye iter izleyiciyi.

15 Nisan Pazartesi 20:00

Mary and Max
Yönetmen: Adam Elliot
2009, 80 dk.

Melbourne’un arka mahallerinden birinde yaşayan, 8 yaşındaki yalnız ve tombul Mary Dinkle ve New York’un karmaşasında yaşayan 44 yaşındaki obez Aspergers Syndrome arasında sıradaşı bir dostluk yeşerir. Aradan geçen 20 yıla, iki kıta arasındaki mesafeye ve yaşamlarındaki iniş çıkışlara rağmen, Mary ile Max arasındaki arkadaşlık devam eder…

22 Nisan Pazartesi 20:00

L’illisioniste – SİHİRBAZ
Yönetmen: Sylvain Chomet
2010. 80 dk.

İlizyonist, nesli tükenmekte olan bir sahne eğlendiricisi. Yükselmekte olan bir rock yıldızı grubu tarafından sahnesi ele geçirilir ve bahçe – kafe partilerine eskisi gibi gösteri için davet de alamayınca başka ülkelere gitmeye karar verir. İskoçya kıyısında bir kasaba barında şovunu sergilerken karşılaştığı Alice adlı masum genç kız, onun yaşamını sonsuza dek değişecektir.

29 Nisan Pazartesi 20:00

Kari-gurashi no Arietti – AŞIRICILAR
Yönetmen: Hiromasa Yonebayashi
2010. 94dk

Hikâye, Borrower adı verilen, sadece 10 cm boyunda olan ve normal boyutlardaki sıradan insan evlerinin yer döşemelerinin altında yaşayan bir grup ufak insan etrafında şekilleniyor. Olaylar, 12 yaşındaki Sho’nun, annesinin çocukluğunu geçirdiği eve gelmesiyle başlıyor.

Tüm gösterimler ücretsizdir.

Adres;
Tayfa Kitapkafe

Selanik Cad. 82 / 32 (Selanik ile Kızılırmak sokaklarının kesişiminde)

Tayfa Söyleşileri’nin konuğu Uğur Vardan, Murat Özer ve Murat Erşahin

Açıldığı günden bu yana önemli kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan Tayfa Kitapkafe’de düzenlenen Tayfa Söyleşileri Mart ayında sinemaseverleri 2000’ler Türkiye Sineması üzerine düşünmeye davet ediyor. Mart ayının konukları sinema yazarları Uğur Vardan, Murat Özer ve Murat Erşahin. Söyleşinin moderatörlüğünü Sinan Yusufoğlu yapacak.

Tayfa Kitapkafe ve Ankara Uluslararası Film Festivali işbirliği ile düzenlenen söyleşide, 2000’ler Türkiye Sineması ve Türkiye’de sinema yazarlığı gibi konular konuşulacak.

Ücretsiz gerçekleşecek etkinlik 19:30’da başlayacak.
2000’ler Türkiye Sineması

Konuşmacılar: Uğur Vardan, Murat Özer, Murat Erşahin
Moderatör: Sinan Yusufoğlu

22 Mart Cuma – 19:30

Tayfa Kitapkafe;
Selanik Caddesi. 82/32 Kızılay

24. Ankara Film Festivali’nde Bugün: 22 Mart Cuma

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından Halkbank’ın ana sponsorluğunda ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen 24. Ankara Uluslararası Film Festivali sona doğru yaklaşırken festival heyecanı sürüyor. “Ulusal Uzun Yarışma Filmleri”nden Erden Kıral’ın yönettiği Yük ve Zeynel Doğan, Orhan Eskiköy’ün yönettikleri Babamın Sesi filmleri Cuma günü jüri üyeleri ve seyirciyle buluşuyor.

“İki Dil Bir Bavul” filmiyle anadil meselesini etkileyici bir biçimde perdeye taşıyan Özgür Doğan , Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan’ın yeni filmleri “Babamın Sesi”, Maraş Katliamı’nın travmasını atlatamamış bir anne ve oğulun hikayesine ortak ediyor seyirciyi. Geçmişin hayaletleri ve sesleri üzerinden güçlü bir filme dönüşen “Babamın Sesi”, 14:30 seansında Kızılırmak Sinemaları’nda.

Usta yönetmen Erden Kıral’ın son filmi “Yük”, bir cinayet işledikten sonra madene saklanan bir adamın hikayesini etkileyici bir sinema diliyle perdeye taşıyor. Pişmanlık, ölüm ve aşk üzerinden halüsinatif bir filme dönüşen Yük, filmin oyuncusu Tülin Özen ve yapımcı Afer Özgürel’in katılımıyla 17:00 seansında Kızılırmak Sinemaları’nda.

Festival kapsamında 22 Mart’ta “Ulusal Belgesel Film Yarışması” ve “Ulusal Kısa Film Yarışması”ndan filmler yönetmenlerinin katılımıyla, jüri üyeleri ve sinemaseverlerle buluşacak. Gösterimler Kızılırmak Sinemaları’ndan takip edilebilir.

Günün son filmi Daniel Schmid Retrospektifi’nde yer alan “Tosca’nın Öpücüğü” filmi 21:30 seansında Kızılırmak Sinemaları’nda.

Festival biletleri Kızılırmak Sinemaları gişeleri ve Mybilet’ten temin edilebilir.

Ankara Film Festivali’ni sosyal medyada takip etmek için:

facebook.com/AUFFestivali  / twitter.com/AnkaraFF

24. Ankara Film Festivali’nde Bugün: 18 Mart Pazartesi

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından Halkbank’ın ana sponsorluğunda ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen 24. Ankara Uluslararası Film Festivali dördüncü gününde iki yönetmeni ağırlıyor. Yıldızların Konumu filmiyle  Leonard Retel Helmrich ve Çölcü filmiyle Shamil Aliyev Ankara’daki gösterimlere katılıyor. Günün öne çıkan diğer filmleri ise Erden Kıral’ın son filmi Yük ve Zeynel Doğan-Orhan Eskiköy’ün yönettikleri Babamın Sesi.


Festival Pazartesi günü Dünya Sineması’ndan iki yönetmeni ağırlıyor. Yönetmen Leonard Retel Helmrich’in 20 yıldır Cakarta’nın gecekondu bölgesinde yaşayan bir aileyi gözlemlediği bol ödüllü etkileyici belgeseli “Yıldızların Konumu” yönetmenin katılımıyla 12:00 seansında; Azeri yönetmen Shamil Alivey’in bozkırda yaşayan bir adamın hikayesini anlattığı şiirsel filmi Çölcü ise yönetmenin katılımıyla 19:30 seansında Kızılırmak Sinemaları’nda.

Festivalin yarışma bölümünde yer alan iki film Pazartesi günü seyirciyle buluşuyor. Usta yönetmen Erden Kıral’ın son filmi “Yük”, bir cinayet işledikten sonra madene saklanan bir adamın hikayesini etkileyici bir sinemayla perdeye taşıyor. Pişmanlık, ölüm ve aşk üzerinden halüsinatif bir filme dönüşen Yük, 14:30’da Kızılırmak Sinemaları’nda.  İki Dil Bir Bavul’la anadil meselesini etkileyici bir biçimde anlatan Özgür Doğan , Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan’ın yeni filmleri “Babamın Sesi”, Maraş Katliamı’nın travmasını atlatamamış bir anne ve oğulun hikayesine ortak ediyor seyirciyi. Geçmişin hayaletleri ve sesleri üzerinden güçlü bir filme dönüşen “Babamın Sesi”, 17:00 seansında Kızılırmak Sinemaları’nda.

Festivalin “Dünya Sineması” bölümünde yer alan, Ulrike Ottinger’in yönettiği “Kar Altında”, Japon taşrasına götürüyor seyirciyi. Zamanın farklı bir ritimde yaşandığı karlar altındaki Echigo’da hayalle gerçek birbirine girer. “Kar Altında” 19:30 seansında Kızılırmak Sinemaları’nda.

İsviçreli usta yönetmen Daniel Schmid’in retrospektifinde yer alan “Toscanın Öpücüğü” 17:00 seansında; “Beresina- İsviçre’nin Son Günleri” ise 21:30 seansında izlenebilir.

Festivalin “Ulusal Belgesel Film Gösterimleri” Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde 12:00 seansından 18:00 seansına kadar ücretsiz olarak takip edilebilir.

Festivale dair ayrıntılı bilgi için: www.filmfestankara.org.tr

Ankara Film Festivali’ni sosyal medyada takip etmek için:

facebook.com/AUFFestivali  / twitter.com/AnkaraFF

24. Ankara Film Festivali’nde Bugün: 15 Mart Cuma

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından Halkbank’ın ana sponsorluğunda ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen 24. Ankara Uluslararası Film Festivali 15 Mart’tan itibaren dolu dolu bir program ve etkinliklerle sinemaseverlere merhaba diyor. Festivalin ilk gününde Daniel Schmid Retrospektifi ve yönetmenlerin katılımıyla “Doğu İmgeleri” bölümünden filmler yer alırken; “50. Yılında Çek Yeni Dalgası” söyleşisi de dikkat çekiyor.

Festival Kızılırmak Sinemaları, Goethe Institut ve Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde perdelerini açarak sinemaseverlere merhaba diyor. Festival, Sinema Avrupa bölümünde İsviçre Sineması’na damgasını vurmuş usta yönetmen Daniel Schmid’in retrospektifine yer veriyor. Retrospektifi anlama kılavuzu işlevi görecek olan bir belgesel de bu kapsamda seyirciyle buluşacak. Benny Jaberg ve Pascal Hofmann’ın yönettikleri “Daniel Schmid – Düşünen Kedi” belgeseli, İsviçre’nin en sıradışı sanatçılarından biri olmak üzere yetişen, yoğun ölçüde hayalperest bir erkek çocuğun kalbine yapılan esrarengiz bir yolculuğa çıkarıyor seyirciyi. Doğuştan bir hikaye anlatıcısı olan Daniel Schmid, 1949’larda, ileride sahnesi olacak, konukları da karakterleri haline gelecek, eski bir otelde yetişir. Fassbinder, von Praunheim ve Schroeter’in yanında film, tiyatro ve opera yönetecek hale gelecektir. Bu zekice belgesel, bir çocuğun, ifade sanatını keşfettiğinde mucizevi şeylerin olabileceğini ispatlamaktadır. “Daniel Schmid – Düşünen Kedi” belgeseli 12:00 seansında Kızılırmak Sineması’nda.

Daniel Schmid retrospektifinde yer alan 1976 yapımı “Meleklerin Gölgesi”, Fassbinder’in Almanya’da anti-semitik olduğu gerekçesiyle şiddetli saldırılara maruz kalan oyunu Çöp, Şehir ve Ölüm’e dayanır. Fassbinder, Almanların geçmişten dolayı oyundan daha da suçlu olduklarında ısrarcı olur. Schmid tarafından oldukça stilize formda filme alındığından, oyuna karşı olan protestolar da bitmez. Alman sinemasının en önemli yönetmenlerinden Rainer Werner Fassbinder’in senaristleri arasında olduğu “Meleklerin Gölgesi” 14:30’da Kızılırmak Sineması’nda.

Festival bu yıl “Doğu İmgeleri” ana temasıyla kültürel boyuta vurgu yapmak için ‘Doğu’yu mercek altına alıyor ve Türkiye’de hemen hiç bilinmeyen ülke sinemalarından on filmlik bir seçki oluşturuyor. Başta orta ve yakın doğu olmak üzere programda bir çok ülke sinemasına yer veriyor. Ariana Delawari’nin yönettiği “Eve Geldik”, Afgan Amerikalı müzisyen Ariana Delawari aracılığıyla Afganistan’ı anlatır. Sovyetlerin Afganistan’ı işgal ettiği yıl Los Angeles’ta doğan Ariana’nın evi mültecilerle, Afgan müziğiyle ve babasının Afganistan’a adanmışlığıyla doludur. 11 Eylül sonrası, yeniden inşasına yardım etmek için ebeveynleri Kabil’e taşınırlar. Ariana, babasının anavatanını fotoğraflar, film ve müzik aracılığıyla belgeleyerek, L.A. ve Kabil arasında on yıl geçirir. Film yönetmen Ariana Delawari’nin katılımıyla 17:00 seansında Kızılırmak Sineması’nda.

Bu bölümde yer alan bir diğer film “Che Guevara Lübnan’da Öldü”, Lübnan iç savaşı zemininde kültürlerarası bir aşk hikayesini anlatıyor. Filmin yönetmeni, kocasının Lübnan iç savaşı sırasındaki rolünü araştıracağı, adamın geçmişte nasıl biri olduğunu bulmaya çalışacağı bir yolculuğa çıkar. Ziad, çok genç yaşta Lübnan Komünist Partisi’nin askeri gücüne katılmış ve Lübnan iç savaşı esnasındaki en etkin komutanlardan biri olmuştur. Film yönetmen Christina Foerch Saab’ın katılımıyla 19:30 seansında Kızılırmak Sineması’nda.

İranlı yönetmen Farid Mirkhani’nin “Kumun Hassas Anı”, iki bölüm üzerine kurduğu hikayesiyle ölüm üzerine seyircisini düşündürüyor. İlk bölümde dedesiyle yaşayan Alma’nın hikayesi anlatılırken; ikinci bölümde bir mezar kazıcısının bakış açısı yansıtılıyor. Film yönetmen Farid Mirkhani’nin katılımıyla  21:30 seasında Kızılırmak Sineması’nda.

15 Mart’ta film gösterimlerinin yanı sıra bir de etkinlik gerçekleşecektir. “50. Yılında Çek Yeni Dalgası” söyleşisi. Festival programında önemli filmlerle yer alan, sinema tarihine yön veren akımlardan biri olan  “Çek Yeni Dalgası” üzerine sinema tarihçisi Gökhan Erkılıç kapsamlı bir sunum ve söyleşi gerçekleştirecektir. Katılımın ücretsiz olduğu etkinlik 15:30’da Goethe Institut’de gerçekleşecek.

Festivalin “Ulusal Uzun Yarışması”nda yarışacak olan  Emin Alper’in yönettiği yılın bol ödüllü filmi “Tepenin Ardı” ve Belmin Söylemez’in yönettiği “Şimdiki Zaman” 15 Mart’ta Kızılırmak Sineması’nda gösterilecek filmler arasında.


Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 319.328 hits
Şubat 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
232425262728  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.