Ocak 2013 için arşiv



KuirFest’te Etkinlikler de Rengarenk

madmimibanner

Bu yıl ikincisi 17 – 24 Ocak tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşecek olan Pembe Hayat KuirFest’te, film gösterimleri kadar etkinlikler de dikkat çekiyor: 19 Ocak Cumartesi günü ‘Pişman Olanlar’ın gösterimi ardından yapılacak ve cinsiyet inşası sürecini tartışmaya açacak “Cinsiyet İnşa Süreci” paneline trans aktivistler, Belgin Çelik ve Buse Kılıçkaya konuşmacı olarak katılacak; Dünyanın en muhafazakar ülkelerinden biri olan Pakistan’da geçen ‘Saklambaç’ filminin arkasından da yönetmenleri Saadat Munir ve Saad Khan ve yapımcı Christina M. Andersen’in katılımıyla Pakistan’da LGBTT grupların durumunu anlatan bir panel düzenlenecek; Alisa Lebow, Başak Ertür, Defne Tüzün ve Gözde Onaran’ın Bülent Ersoy’un ‘Yüz Karası/Şöhretin Sonu’ adlı filminden yola çıkarak yapacakları “Bülent Ersoy’un Kanunla İmtihanı” başlıklı panel ile, Bülent Ersoy üzerinden bir yakın tarih okuma denemesi yapılacak. Panellerle ilgili detaylı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. SohretinSonu BÜLENT ERSOY’UN KANUNLA İMTİHANI Yargıç: Bülent Ersoy, şimdi seninle bir yargıç gibi değil, bir büyüğün olarak konuşacağım. Londra Brunel Üniversitesi’nden Dr. Alisa Lebow, Londra Üniversitesi Birkbeck Koleji’nde Hukuk Çalışmaları alanında doktorasına devam eden Başak Ertür, Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü öğretim görevlilerinden Defne Tüzün ve İstanbul’da farklı üniversite ve kurumlarda sinema dersleri veren Gözde Onaran’ın katılımıyla düzenlenecek söyleşide Türkiye LGBTT hareketinin en göz önünde simalarından Bülent Ersoy üzerinden bir yakın tarih okuması denemesi yapılacaktır. Bülent Ersoy’un başrolünde oynadığı yarı otobiyografik Yüz Karası/Şöhretin Sonu filminin yanı sıra Ersoy’un gerçek hayatta mahkeme karşısına çıkaran davalar üzerinden kanun ile ilişkisinin de inceleneceği söyleşide Türkiye’nin kuir tarihinin kayda değer bir kesiti inceleyeceğiz. Tarih: 20.01.2013, Pazar Film Gösterimi: Yüz Karası/Şöhretin Sonu Saat: 15:30 Panel Saat: 17:00 Yer: Cer Modern Alisa Lebow New York’ta doğan Dr. Alisa Lebow, Londra Brunel Üniversitesi’nde Medya Çalışmaları Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Lebow, araştırmalarını genellikle belgeseller ve son zamanlarda belgeselde siyasi sorunlar konularında yoğunlaştırıyor. Lebow’un “The Cinema of Me” ve “First Person Jewish” kitapları birinci şahıs filmlerde kendiliğin ve öznelliğin temsili konusunun değişik boyutlarını soruşturuyor. Başak Ertür Birkbeck, Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eleştirel hukuk araştırmaları alanında doktora yapıyor. Komplo Kullanma Kılavuzu ve Müge Gürsoy Sökmen ile birlikte Barbarları Beklerken: Edward W. Said Anısına kitaplarının editörüdür. Sivil bir girişim olan Irak Dünya Mahkemesi’nin New York ve İstanbul oturumlarının düzenlenmesine katkıda bulundu. Defne Tüzün 1998 yılında Boğaziçin Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun olan Tüzün, yüksek lisansını Bilgi Üniversitesi’nde film ve televizyon üzerine yaptı; doktorasını Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi’nde tamamladı. Araştırma alanları arasında film kuramı ve eleştirisi, psikanalitik kuramlar ve anlatıbilim var. Şu an Kadir Has Üniversitesi’nde Yeni Medya Bölümü’nde tam zamanlı olarak çalışıyor. Gözde Onaran Boğaziçi Universitesi’nde Psikoloji Bölümü’nü bitirdikten sonra New York Üniversitesi’nde (NYU) Medya Çalışmaları ve Film Yapımı üzerine yüksek lisans yaptı. Bir yandan halen Amsterdam School for Cultural Analysis’de (ASCA) doktora eğitimine devam eden Onaran, bir yandan da İstanbul’da farklı üniversite ve kurumlarda sinema dersleri veriyor. 2006 yılından beri Altyazı Aylık Sinema Dergisi’nin Yayın Kurulu üyesi ve yazarıdır. CinsiyetInsaSureci CİNSİYET İNŞA SÜRECİ PANELİ Trans kadınlar bunun hakkında çok konuşur. Öyle misin, böyle mi? Şu kadın ameliyatlı mı, değil mi? Seninkini kim yaptı? Sen kime yaptıracaksın? Bunları çok konuşuruz, tabi işler yolunda giderse. Gitmezse pek bir şeyden konuşmayız. Pembe Hayat KuirFest, “Pişman Olanlar/Regretters” filminin hemen arkasından cinsiyet inşa sürecini tartışmaya açıyor. Tarih: 19.01.2013, Cumartesi Film Gösterimi: Pişman Olanlar Saat: 13:00 Panel Saat: 14:00 Yer: Goethe Institut Ankara Belgin Çelik Lambda İstanbul kurucularından, Pembe Hayat LGBTT Derneği yönetim kurulu üyesi. LGBTT hakları aktivisti, Yeşiller ve Sol gelecek partisi kurucu üyesi, hak ihlalleri raportörü. Buse Kılıçkaya Pembe Hayat LGBTT Derneği kurucu üyesi, aktivist. Pakistan'da Neler Oluyor PAKİSTAN’DA NELER OLUYOR? Dünyanın en muhafazakâr ülkelerinden biri olan Pakistan’da geçen Hide and Seek/Saklambaç filminin arkasından yönetmenleri Saadat Munir ve Saad Khan ve yapımcı Christina M. Andersen’in katılımıyla Pakistan’da LGBTT grupların durumun anlatan bir panel düzenliyoruz. Aşırı islamcı yönetimlerine rağmen umutla var olmaya çalışan LGBTT grupların tecrübelerine kulak veriyoruz. Tarih: 19.01.2013, Cumartesi Film Gösterimi: Saklambaç Saat: 16:00 Panel Saat: 17:00 Yer: Goethe Institut Ankara Christina Andersen MIX Kopenhag LGBTT Film Festivali’nde programcı ve editör olan Andersen, Kopenhag Üniversitesi’nde siyaset bilimi okudu. Saklambaç adlı belgesel filminin yapımcısı. Saadat Munir 1980’de doğan Munir, Avrasya kültürüyle büyüdü. Kopenhag ve Londra’da işletme iletişimi eğitim aldı. Yakın zamanda kurduğu “Madari Films” adlı yapım şirketiyle tarafsız bir şekilde ele alınması gereken özneler üzerinde çalışmayı amaçlıyor. Saad Khan 1989’da Pakistan’da doğan film yapımcısı, Pakistan gibi kapalı bir toplumda az çalışılan dogma, cinsellik ve kültür gibi konular üzerine derinlemesine çalışıyor.

Reklamlar

70. Altın Küre Ödülleri Sahiplerini Buldu

70. Altın Küre Ödülleri (Golden Globes) bu gece yapılan ödül töreni ile sahiplerini buldu. Sinema kategorisinde Argo öne çıktı. En iyi drama filmi ödülünü kazanan film, Oscar adayı olamamış Ben Affleck’e en iyi yönetmen ödülü de getirdi (her iki ödüle de katılmadığımı söylemeliyim). Komedi-müzikal filmi dalında ise Les Misérables ipi göğüsledi. Hugh Jackman’ın bu filmdeki rolü ile en iyi erkek oyuncu seçilmesi de ufak çaplı bir sürpriz saylabilirdi (Bradley Cooper’ın daha çok şansı var gibi görülüyordu).

Daniel Day-Lewis, Jessica Chastain, Jennifer Lawrence ve Anne Hathaway’in kazandığı ödüller ise neredeyse banko ödüllerdi (tabiri yerindeyse bilemeyeni dövüyorlardı). Django Unchained‘in en iyi yardımcı erkek oyuncu (Christoph Waltz) ve en iyi senaryo ödülleri filmin sevenlerini sevindirdi. Hatta bir ara acaba en iyi yönetmen ve film ödülleri de gelir mi diye düşündürdü ama olmadı.

Brave en iyi animasyon filmi olarak seçilirken (katılmadığım bir ödül daha, bence Frankenweenie kazanmalıydı), Amour hiç kimseyi şaşırtmadı ve en iyi yabancı film seçildi. Haneke’nin ödülünü Sylvester Stallone ve Arnold Schwarzenegger’in elinden alması gecenin enteresan anlarından biriydi. Life of Pi‘nin en iyi müzik ödülü, müziğin filmle uyumu açısından haklı bir ödüldü. Skyfall da tam bir Bond şarkısı olarak hakettiği ödülü aldı.

Televizyon kategorisine gelirsek, drama dizisi dalında Homeland‘in tartışılmaz bir üstünlüğünü görüyoruz. Geçen yılın iki Altın Küre’sinden sonra bu yıl en iyi drama dizisi, kadın oyuncu ve erkek oyuncu ödüllerini alarak bu kategoriye damgasını vurdu. Komedi dalında ise Girls dizisi ve Lena Durham öne çıktı. Tv filmi olarak Game Change‘in üstünlüğü hissediliyordu. En iyi tv filmi ve kadın oyuncu ödüllerini rahatlıkla kazandı. Ayrıca en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü de aldı.

Gecenin en etkileyici anlarından biri sinemadaki kariyeri dolayısıyla Cecil B. DeMille ödülünü alan Jodie Foster’ın muhteşem konuşmasıydı. 50 yaşında olduğunu hiç çekinmeden söyleyen, yıllardır bu mesleği yaptığını belirten Foster, ünlülerin hayatlarını kameraların önünde yaşamak zorunda olmadıklarından girip, lezbiyenlik meselesine inceden dokunup annesine gönderdiği dokunaklı övgülerle etkileyici bir konuşma yaptı. Belki de gecenin en izlenmeye değer anlarıydı.

İşte o konuşma:

Ödüllerin tam listesine geçmeden önce gecenin sunucuları Tina Fey ve Amy Poehler’ın çok iyi bir iş çıkardıklarını söylemeli. Keşke daha uzun süreleri olsa dedirttiler. Yaptıkları açılışı da paylaşalım (1:55’deki espriye özellikle dikkat):

İşte ödül listesi:

Sinema:

En İyi Film – Drama: Argo
En İyi Kadın Oyuncu – Drama: Jessica Chastain (Zero Dark Thirty)
En İyi Erkek Oyunucu – Drama: Daniel Day-Lewis (Lincoln)
En İyi Film – Komedi ya da Müzikal: Les Misérables
En İyi Kadın Oyuncu – Komedi ya da Müzikal: Jennifer Lawrence (Silver Linings Playbook)
En İyi Erkek Oyuncu – Komedi ya da Müzikal: Hugh Jackman (Les Misérables)
En İyi Yönetmen: Ben Affleck (Argo)
En İyi Animasyon: Brave
En İyi Yabancı Film: Amour
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Anne Hathaway (Les Misérables)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz (Django Unchained)
En İyi Senaryo: Quentin Tarantino (Django Unchained)
En İyi Müzik: Mychael Danna (Life of Pi)
En iyi Şarkı: “Skyfall” söz-müzik: Adele, Paul Epworth (Skyfall)
Cecil B. DeMille Ödülü: Jodie Foster

Televizyon:

En İyi Dizi – Drama: Homeland
En İyi Kadın Oyuncu – Drama Dizisi: Claire Danes (Homeland)
En İyi Erkek Oyuncu – Drama Dizisi: Damian Lewis (Homeland)
En İyi Dizi – Komedi ya da Müzikal: Girls
En İyi Kadın Oyuncu – Komedi ya da Müzikal Dizisi: Lena Dunham (Girls)
En İyi Erkek Oyuncu – Komedi ya da Müzikal Dizisi: Don Cheadle (House of Lies)
En İyi Mini Dizi ya da Tv Filmi: Game Change
En İyi Kadın Oyuncu – Mini Dizi ya da Tv Filmi: Julianne Moore (Game Change)
En İyi Erkek Oyuncu – Mini Dizi ya da Tv Filmi: Kevin Costner (Hatfields & McCoys)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – Dizi, Mini Dizi ya da Tv Filmi: Maggie Smith (Downton Abbey)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – Dizi, Mini Dizi ya da Tv Filmi: Ed Harris (Game Change)

Yılın ilk festivali: Pembe Hayat KuirFest

madmimibanner

Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans (LGBT) Dayanışma Derneği’nin düzenlediği 2. KuirFest, 17-24 Ocak 2013 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak. LGBT hakları mücadelesine sanat aracılığıyla ifade alanları yaratmayı amaçlayan festival, Türkiye ve dünya sinemasından LGBT temalı filmlerin yanı sıra, kuir teoriyi tartışmaya açacak paneller ve sıradışı partileriyle Ankaralılarla buluşmaya hazırlanıyor.

Festivalde gösterimlerin Kızılay Büyülü Fener Sineması ve Goethe Enstitüsü’nde yapılacağı KuirFest’te bilet fiyatları; öğrenci 7 TL, tam 10 TL. Biletler 10 Ocak’tan itibaren Büyülü Fener Sineması gişelerinde satışa sunulmaya başlandı.

Ankara’da ilk kez KuirFest’te

Saganak

KuirFest, sıradışı hikâyeleriyle kahkahalara boğan, ağlatan, heyecanlandıran ve isyana çağıran LGBT temalı filmleri bir araya getiriyor. Sundance’ten Berlin’e, dünyanın önemli festivallerinin programlarında yer almış bu filmler Ankara’da ilk kez seyirci karşısına çıkıyor.

Bunlardan, yılın çok sevilen lezbiyen filmi Sağanak (Cloudburst, 2011), Olympia Dukakis ve Brenda Fricker gibi iki usta oyuncuyu bir araya getiriyor. Thom Fitzgerald’ın yönettiği film, 31 yıldır birlikte yaşayan ve zamanla yaşlılığın getirdiği sorunlarla tanışan lezbiyen çift Stella ve Dot’un hikâyesini anlatıyor. Dot’un yaşlılığından kaynaklanan hastalıklar nedeniyle bakım evine kaldırılmak istenmesi ve bunun üzerine Stella’nın sevdiği kadına yıllardır alıştıkları evde bakmak istemesiyle gelişen olaylar onları hiç de istemedikleri bir çözüme götürüyor: Evlilik. Dokunaklı olduğu kadar eğlenceli bir yol filmi de olan Sağanak, Milan, Philadelphia ve San Francisco gey ve lezbiyen filmleri festivallerinde en iyi film seçilmişti.

Isik_Acik_KalsinProgramın bir diğer ‘ilişkiler filmi’ ise Amerikalı bağımsız sinemacı Ira Sachs’tan geliyor. Yılın en iyileri listesinde sıklıkla karşımıza çıkan ve Berlin’de Teddy Ödülü’nü kazanan Işık Açık Kalsın (Keep the Lights On, 2012), 1997 yılında New York’ta başlıyor ve aşık olup birlikte yaşamaya başlayan yönetmen Erik ile avukat Paul’ün uzun süren ilişkilerindeki gelgitleri önümüze seriyor. Işık Açık Kalsın, kişisel bir eşcinsel aşk hikâyesi olmasının yanı sıra, günümüz ilişkilerine, bağlanma ve bağımlılık sorunlarıyla yüzleşme fırsatı da tanıyan etkileyici bir film.

Agir_AblalarFestivalin en keyifli filmlerinden biri olan Ağır Ablalar (Heavy Girls, 2012), ömrünü aynı evde ve hatta aynı yatakta annesiyle birlikte geçirmiş Sven’in, Alzheimer belirtileri gösteren annesine bakıcı olarak gelen Daniel’e aşık olmasını ve bu iki adamın aradıkları şefkati birbirlerinde bulmalarını anlatıyor. Kısalarıyla tanınan Alman yönetmen Axel Ranisch’in ilk uzun filmi olan Ağır Ablalar, hüzünlü ve aynı zamanda neşeli, hafızalardan çıkmayacak komik ve naif bir film.

Ruj_Iziİlk filmi Urban Feel’den (1999) 12 yıl sonra kamera arkasına geçen İsrailli yönetmen Jonathan Sagall’ın ilk gösterimi Berlin’de yapılan filmi Ruj İzi (Lipstikka, 2011), Filistin sorunu ve lezbiyen aşkın iç içe geçtiği psikolojik bir öykü. Kudüs Film Festivali’nde kadın oyuncularına ödül getiren film, Batı Şeria’dan Londra’ya göç etmiş iki genç kadının geride bıraktıklarını sandıkları bir hikâyeyle 15 yıl sonra yüzleşmelerini anlatıyor. Filistin meselesine ve militarizme getirdiği yorumla Berlin’deki ilk gösteriminde övgü toplayan bu lezbiyen aşk hikâyesi, özellikle Nataly Attiya ve Moran Rosenblatt’ın oyunculuklarıyla dikkat çekiyor.

lovely manEndonezya sinemasının üretken isimlerinden Teddy Soeriaatmadja’nın yönettiğiGüzel Babam (Lovely Man, 2011), büyük bir müslüman nüfus barındıran Endonezya’da çekilen ilk trans temalı film olma özelliğini taşıyor. 19 yaşındaki dindar Jahaya’nın babasını bulmak için Cakarta’ya gelişini ve burada tanıştığı trans seks işçisi Ipuy’un babası olduğunu öğrenmesiyle birlikte ikisinin değişen hayatlarını anlatan film, Asya Film Ödülleri’nde Ipuy’u oynayan Donny Damara’ya en iyi oyuncu ödülü getirmişti. Ülkesinde fırtınalar koparan Güzel Babam, Cakarta’nın büyülü atmosferi ve gecelerine getirdiği görsel yorumla övgüyü hak ediyor.

Seks blogger’larından uzaylı lezbiyenlere

Asi_Ve_GencBloklar (Blokes, 2010) adlı kısa filmiyle adından söz ettiren Şilili yönetmen Marialy Rivas’nın ilk uzun metraj filmi Asi ve Genç (Young & Wild, 2012), her daim ilgi çekici bir tema üzerinden ilerliyor: Ergen cinselliği. Sundance’te Dünya Sinema Yazarları Ödülü’nü, San Sebastián’da da büyük ödülü alan film, tutucu Evangelist bir ailede yaşayan ve ailesinin ısrarıyla dini bir televizyon kanalında staj yapmaya başlayan Daniela’nın baskı altında daha da güçlenen cinsel arzularını internet günlüğü aracılığıyla yaşıtlarıyla paylaşmasını anlatıyor.

Uzayli_Lezbiyen_Ruh_Esini_AriyorKuirFest’in en sıradışı filmi ise dünyaya düşen bir uzaylı kadınla utangaç Jane arasındaki aşkı anlatan Uzaylı Lezbiyen Ruh Eşini Arıyor (Codependent Lesbian Space Alien Seeks Same, 2011). Madeleine Olnek’in mezuniyet filmi olan ve ilk gösterimini Sundance’te yapan film, gösterildiği festivallerde heyecanla karşılanmıştı. Bilim kurgu ve komediyi ustaca harmanlayan bu zeki komedi, Siyah Giyen Adamlar’a (Men in Black) da göz kırpıyor.

RegrettersKrakow’da ve İsveç Akademisi Ödülleri’nde en iyi belgesel film seçilen Pişman Olanlar (Regretters, 2010), 60’lı yıllarda cinsiyet değiştirme operasyonu geçiren ve bundan pişmanlık duyan Orlando Fagin ve Mikael Johansson’ın hikâyesini anlatıyor. İsveçli oyun yazarı ve belgesel sinemacı Marcus Lindeen’in yönettiği bu sıradışı film, biri doğduğu cinsiyeti çoktan değiştirmiş, diğeri hala cinsiyet geçişlilik sürecine adım atma aşamasında olan iki trans erkek üzerinden cinsiyet kimliği, baskı ve pişmanlık konularına etkileyici bir yorum getiriyor. Pek çok film festivalinin yanı sıra New York ve Moskova’da müzelerde de gösterilen Pişman Olanlar, güncel sanat meraklılarının kaçırmaması gereken bir çalışma.

Unutulmaz LGBT portreler

VitoJeffrey Schwarz’ın yönettiği, yılın en çok konuşulan belgesellerinden biri olan Vito (2011) ise, Hollywood’un ipliğini pazara çıkaran meşhur Sakıncalı Film Dolabı’nın (The Celluloid Closet) yazarı Vito Russo’nun hayatını konu alıyor. Bu kitapla birlikte Hollywood filmlerinde geylerin temsiline değinen Vito’nun, 1980’lerin her geçen gün daha da muhafazakârlaşan Amerikan toplumuna ve Reagan döneminin zalim AIDS politikalarına karşı direnişte nasıl da önemli bir figür haline geldiğini belgeliyor. Zekâ ve mizahın, yaşama gücü ve yaklaşan ölüme rağmen mücadeleyi asla bırakmayışın, geride kalanlar için bir kara muhafazakar zemine gökkuşağı bayrağını sermeye çalışmanın büyük mücadelesi… Seyirciyi derinden etkileyecek bir hayat hikâyesi…

Audre_Lorde1KuirFest’te tanışacağımız bir diğer etkileyici portre ise Amerika’da siyah feminist hareketin önemli figürlerinden biri olan lezbiyen şair ve yazar Audre Lorde’ye ait. Dagmar Schultz’un yönettiği, Lorde’nin Berlin’e konuk profesör olarak gittiği yılları konu alan Audre Lorde: Berlin Yılları, 1984 – 1992 (Audre Lorde: The Berlin Years 1984 to 1992, 2012), çokkültürlülüğe ve çoksesliliğe inanan bu kadının otoriteye karşı ürettiği sözlerinin ve çalışmalarının Berlin’de yaşayan siyah kadınların hayatlarında nasıl bir devrim yarattığını anlatıyor.

Look at Me AgainClaudia Priscilla ve Kiko Goifman’ın birlikte yönettikleri Bana Bir Daha Bak (Look At Me Again, 2011) ise, Brezilya’nın yüksek sıcaklık, yoksulluk ve aşırı erkek iktidarıyla bilinen kurak bölgelerinin ortasında değişimini sürdüren bir trans erkek olan Syllvio Luccio’nun şaşırtıcı yol hikâyesi. Pek çok paradoks ve gariplikle dolu bu hikâye, annelik ve günümüz aileleri konularını da tartışmaya açıyor.

Marina.AbramovicKuirFest’in merakla beklenen filmlerinden biri de Marina Abramoviç: Sanatçı Aramızda (Marina Abramovic: The Artist Is Present, 2011). Geçen yılın en iyi filmleri listelerinde sıkça karşımıza çıkan bu belgesel, baştan çıkarıcı ve korkusuz sanatçı Marina Abramoviç’in kırk yılı aşan sanatına tanıklık ediyor. Kendi bedenini bir araç olarak kullanan Abramoviç, hayatını tehlikeye atarak kendi sınırlarını araştırıyor, zorluyor ve izleyene meydan okuyan, şaşırtan ve duygulandıran performanslar yaratıyor. Başdöndürücü güzellikte ve sarsıcı bir hüzne sahip bu film, Berlin’in Panorama bölümünde Seyirci Ödülü’nü kazanmıştı.

Ben, Sen, O... Festival’de ayrıca Türkiye’den iki belgesel yer alıyor. Zeynep Oral’ın Adana Altın Koza Film Festivali’nde “En İyi Belgesel” seçilen filmi Ben, Sen, O… (2012) iki trans kadının hayatını izliyor ve hayatta karşılaştıkları baskı, şiddet ve adaletsizlikleri konu alıyor. Veysel Akşahin’in yönettiği Hala (2012) ise, anne ve babasını kaybettikten sonra doğduğu köye dönen eşcinsel bir kadının kendi küçük dünyasında yaşadığı mutluluğu, hayalleri, üzüntüleri ve yalnızlığı anlatıyor.

Kısaca kuir

Mila_CaosKuirFest bu sene de kısa tutkunlarının kaçırmaması gereken filmleri bir araya getiriyor. Hermafrodit bir çocuğun hikayesini anlatan Azize (La Santa), Küba’dan Mila Caos, Kanada’dan Bir Gün Benim De Prensim Gelecek (Some Day My Prince Will Come), Mix Copenhagen’ın en iyi kısa ödülünü kapan Bradley Manning’in Sırları Vardı (Bradley Mannıng Had Secrets), Cannes’dan kısa film dalında Kuir Palmiye ödüllü Bu Bir Kovboy Filmi Değil (It’s Not A Cowboy Movie), Outfest ve Austin gey ve lezbiyen film festivallerinden jüri özel ödülü almış Dol – İlk Doğum Günü (Dol – First Birthday), ödüllü kısa belgesel Harbi Memeler (Butch Tits), Melbourne Kuir Film Festivali’nde yılın en iyi Avustralya kısası seçilen Islahevi (The Wilding) ve İsrail’den Kumdaki Yengeçler (Crabs in the Sand) KuirFest’in kısa programının filmleri…

Etkinlikler de rengarenk

adsızKuirFest’te film gösterimleri kadar etkinlikler de dikkat çekiyor:18 Ocak Cuma günü Pişman Olanlar’ın gösterimi ardından yapılacak ve cinsiyet değiştirme operasyonlarını tartışmaya açacak “Cinsiyet Değiştirme Operasyonları” söyleşisine trans aktivistler, Belgin Çelik ve Buse Kılıçkaya konuşmacı olarak katılacak; Dünyanın en muhafazakar ülkelerinden biri olan Pakistan’da geçen Saklambaç filminin arkasından da yönetmenleri Saadat Munir ve Saad Khan ve yapımcı Christina M. Andersen’in katılımıyla Pakistan’da LGBTT grupların durumunu anlatan bir panel düzenlenecek; Alisa Lebow, Başak Ertür, Defne Tüzün ve Gözde Onaran’ın Bülent Ersoy’un Şöhretin Sonu adlı filminden yola çıkarak yapacakları “Bülent Ersoy’un Kanunla İmtihanı” başlıklı panel ile Bülent Ersoy üzerinden bir yakın tarih okuma denemesi yapılacak. Ayrıca birbirinden ilginç drag şovlara sahne olacak partileriyle KuirFest, Ankaralı sinemaseverlere dolu dolu bir hafta yaşatacak.

Festival programı detaylı olarak festivalin web sitesinden incelenebilir.

85. Oscar Ödülleri Aday Tahminleri

85. Oscar ödülleri için adaylar bugün (10 Ocak 2013) Türkiye saati ile 15:30’da açıklanacak. Şu ana kadar verilen belli başlı ödülleri incelemeye devam edeceğiz ancak öncesinde belli başlı kategorilerde kendi aday tahminlerimi de iletmek istedim. Oscar Boy sitesine de göndermiş olduğum aday listem şu şekilde. Ne kadarında başarılı olduğumu kısa zaman sonra göreceğiz.

Not: 14 farklı blogun aday tahminlerine http://theoscarboy.com/2013/01/
10/gold-diggers-son-aday-tahminleri/
adresinden ulaşılabilir.

EN İYİ FİLM
1. Zero Dark Thirty
2. Les Miserables
3. Django Unchained
4. Silver Linings Playbook
5. Argo
6. Moonrise Kingdom
7. Lincoln
8. The Master
9. Beasts of the Southern Wild
10. Life of Pi

EN İYİ YÖNETMEN
1. Kathryn Bigelow (Zero Dark Thirty)
2. Steven Spielberg (Lincoln)
3. Ben Affleck (Argo)
4. David O. Russel (Silver Linings Playbook)
5. Ang Lee (Life of Pi)

EN İYİ ERKEK OYUNCU
1. Daniel Day-Lewis (Lincoln)
2. Denzel Washington (Flight)
3. Bradley Cooper (Silver Linings Playbook)
4. Joaquin Phoenix (The Master)
5. Hugh Jackman (Les Misérables)

EN İYİ KADIN OYUNCU
1. Jessica Chastain (Zero Dark Thirty)
2. Jennifer Lawrence (Silver Linings Playbook)
3. Marion Cotillard (Rust and Bone)
4. Quvenzhané Wallis (Beasts of the Southern Wild)
5. Emmanuelle Riva (Amour)

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
1. Tommy Lee Jones (Lincoln)
2. Philip Seymour Hoffman (The Master)
3. Christoph Waltz (Django Unchained)
4. Alan Arkin (Argo)
5. Javier Bardem (Skyfall)

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
1. Sally Field (Lincoln)
2. Anne Hathaway (Les Misérables)
3. Helen Hunt (The Sessions)
4. Nicole Kidman (The Paperboy)
5. Amy Adams (The Master)

EN İYİ ÖZGÜN SENARYO
1. Looper
2. The Master
3. Moonrise Kingdom
4. Zero Dark Thirty
5. Amour

EN İYİ UYARLAMA SENARYO
1. Lincoln
2. Silver Linings Playbook
3. Argo
4. Beasts of the Southern Wild
5. The Perks of Being a Wallflower

National Board of Review’ın En İyisi de Zero Dark Thirty

Geçtiğimiz ay verilen ödüllere baktığımızda National Board of Review ödülleri de dikkat çekenlerden biri. Bu ödüllerde de tıpkı New York’lu eleştirmenlerin ödüllerindeki gibi Zero Dark Thirty‘nin üstünlüğünü görüyoruz. En iyi film, yönetmen ve kadın oyuncu ödüllerini alan film Amerikalı eleştirmenlerin favorisi gibi gözüküyor. Bunun yanında Silver Linings Playbook‘un en iyi erkek oyuncu ve uyarlama senaryo ödülleri ile Looper‘ın en iyi özgün senaryo ödülü bu isimleri Perşembe günü açıklanacak Oscar adayları arasında göreceğimizin işaretleri. Bu arada en iyi yabancı film olarak yine Amour seçilmiş durumda. Bu filmin adaylar arasında yer almama ihtimali yok zaten, hatta şimdiden Oscar’ı da aldı diyebiliriz.

National Board of Review ödüllerinin önemli bir özelliği sadece en iyi filmi değil onu takip eden filmleri de açıklaması. Aşağıda tam listesinin bulabileceğiniz listelerdeki filmlerin büyük bir kısmının ismini Oscar adayları arasında göreceğiz büyük ihtimalle.

En İyi Film: Zero Dark Thirty
En İyi On Film (Alfabetik Sırayla): Argo, Beasts of the Southern Wild, Django Unchained, Les Miserables, Lincoln, Looper, The Perks of Being a Wallflower, Promised Land, Silver Linings Playbook
En İyi Yabancı Film: Amour
En İyi Beş Yabancı Film (Alfabetik Sırayla): Barbara, The Intouchables, The Kid with A Bike, No, War Witch
En İyi Belgesel: Searching for Sugarman
En İyi Beş Belgesel (Alfabetik Sırayla): Ai Weiwei: Never Sorry, Detropia, The Gatekeepers, The Invisible War, Only the Young
En İyi On Bağımsız Film (Alfabetik Sırayla): Arbitrage, Bernie, Compliance, End of Watch, Hello I Must Be Going, Little Birds, Moonrise Kingdom, On the Road, Quartet, Sleepwalk with Me
En İyi Erkek Oyuncu: Bradley Cooper (Silver Linings Playbook)
En İyi Kadın Oyuncu: Jessica Chastain (Zero Dark Thirty)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Leonardo DiCaprio (Django Unchained)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Ann Dowd (Compliance)
En İyi Oyuncu Kadrosu: Les Miserables
Çıkış Yapan Erkek Oyuncu: Tom Holland (The Impossible)
Çıkış Yapan Kadın Oyuncu: Quvenzhané Wallis (Beasts of the Southern Wild)
En İyi Yönetmen: Kathryn Bigelow (Zero Dark Thirty)
En İyi Yönetmen (İlk Film): Benh Zeitlin (Beasts of the Southern Wild)
En İyi Uyarlama Senaryo: David O. Russell (Silver Linings Playbook)
Spotlight Ödülü: John Goodman (Argo, Flight, Paranorman, Trouble with the Curve)
En İyi Orijinal Senaryo: Rian Johnson (Looper)
En İyi Animasyon: Wreck-it Ralph
Özel Ödül: Ben Affleck (Argo)
Düşünce Özgürlüğü Özel Ödülü: Central Park Five, Promised Land
William K. Everson Film Tarihi Ödülü: 50 Years of Bond Films

New York’lu Eleştirmenlerin En İyisi Zero Dark Thirty

Geçtiğimiz ay verilen önemli ödüllerin üzerinden geçmeye devam ediyoruz. Geçen ay Amerika’da pek çok eleştirmen birliği de 2012’nin en iyilerini seçti. Bunların her birinin haberini vermeyeceğiz ama önemli olanları hatırlatalım.

Genellikle eleştirmen birliklerinin ödülleri New York’lu eleştirmenler ile başlıyor. Bu yıl da öyle oldu. New York’lu eleştirmenler yılın en iyisi olarak Osama Bin Laden’in yakalanması ve öldürülmesi sürecini anlatan Zero Dark Thirty fimini seçtiler. Filmin yönetmeni Kathryn Bigelow en iyi yönetmen seçilirken film aynı zamanda en iyi görüntü yönetmeni ödülünü de aldı. Üç ödül kazanan başka bir film de Lincoln oldu. Bu yıl en iyi erkek oyuncu ödülünün en büyük adaylarından biri olan Daniel Day-Lewis bu filmdeki rolü ile bu ödülü alırken, aynı filmden Sally Field en iyi yardımcı kadın oyuncu seçildi. Filmin senaryo yazarı Tony Kushner de en iyi senaryo yazarı seçildi. En iyi yabancı film ödülü ise beklendiği gibi Aşk (Amour) filminin oldu.

New York’lu eleştirmenlerinin seçtiklerinin tam listesini aşağıda bulabilirsiniz. Geçtiğimiz yıl en iyi film, yönetmen ve kadın oyuncu kategorilerinde New York’lu eleştirmenlerin seçtikleri ile Oscar’ın galiplerinin aynı olduğunu da hatırlatalım.

En İyi Film: Zero Dark Thirty
En İyi Yönetmen: Kathryn Bigelow (Zero Dark Thirty)
En İyi Erkek Oyuncu: Daniel Day-Lewis (Lincoln)
En İyi Kadın Oyuncu: Rachel Weisz (Deep Blue Sea)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Matthew McConaughey (Bernie, Magic Mike)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Sally Field (Lincoln)
En İyi Senaryo: Tony Kushner (Lincoln)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Greig Fraser (Zero Dark Thirty)
En İyi Yabancı Film: Amour
En İyi İlk Film: How To Survive a Plague
En İyi Belgesel: The Central Park Five
En İyi Animasyon: Frankenweenie

Avrupa Film Ödülleri’nin En İyisi Aşk

Geçen ay verilen önemli ödüllerden biri de Avrupa Film Ödülleri (European Film Awards) idi. Bu ödüllerde öne çıkan film tartışmasız bir şekilde Michael Haneke’nin Aşk (Amour / Love) filmi oldu. Bu başarılı film en iyi film seçilmekle kalmadı, en iyi yönetmen, erkek oyuncu ve kadın oyuncu ödüllerini de alarak önemli bir başarıya imza attı. Geçtiğimiz yılın en iyi filmlerinden Utanç (Shame) da en iyi görüntü yönetmeni ve kurgu ödüllerini kazandı. Thomas Vinterberg’in kimi festivallerde izlediğimiz, vizyonda da görmek istediğimiz filmi Onur Savaşı (Jagten / The Hunt) da önemli ödüllerden en iyi senaryo ödülünün sahibi oldu.

Ödüllerin tam listesi şu şekilde:

En İyi Film: Amour
En İyi Yönetmen: Michael Haneke (Amour)
En İyi Erkek Oyuncu: Jean-Louis Trintignant (Amour)
En İyi Kadın Oyuncu: Emmanuelle Riva (Amour)
En İyi Senaryo: Tobias Lindholm & Thomas Vinterberg (Jagten / The Hunt)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Sean Bobbitt (Shame)
En İyi Kurgu: Joe Walker (Shame)
En İyi Sanat Yönetmeni: Maria Djurkovic (Tinker Tailor Soldier Spy)
En İyi Müzik: Alberto Iglesias (Tinker Tailor Soldier Spy)
Keşif Ödülü: Kauwboy
Yılın Yapımcısı: Helena Danielsson
En İyi Belgesel: Hiver Nomade (Winter Nomads)
En İyi Animasyon: Alois Nebel
En İyi Kısa Film: Superman, Spiderman or Batman
Yaşam Boyu Başarı Ödülü: Bernardo Bertolucci
Dünya Sinemasında Avrupa Başarısı Ödülü: Helen Mirren
Seyirci Ödülü: Hasta la Vista (Come As You Are)


Sinema Manyakları, Gezici Festival'i destekliyor.

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 263.302 hits
Ocak 2013
P S Ç P C C P
« Ara   Şub »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.
Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: