Kasım 2011 için arşiv

KuirFest 2011 İzlenimleri – 1. Gün: Erkek Gibi Ölmek

Erkek Gibi Ölmek (Morrer Como Um Homem / To Die Like a Man):

Erkek Gibi Ölmek filmi artık yaşlanmakta olan bir drag-queen olan Tonia’nın öyküsünü getiriyor karşımıza. Bir zamanlar çalıştığı gece klübünün dolup taşmasına sebep olan Tonia’nın artık çok fazla takipçisi yoktur. Seyirciler sahnede daha gençleri görmek istemektedir. Tonia bu durumdan dolayı kötü bir durumdayken hayatında bir de genç sevgilisi vardır. Ancak film ilerledikçe görürüz ki bu genç çok dengesiz bir kişiliktir ve Tonia’nın bu aşkı kendisine zarar verebilecek bir noktaya doğru gitmektedir. Hikayeye bir de Tonia’nın yılalrdır görmediği oğlu dahil olur ve olayları iyice karıştırır. Tüm bunların yanında Tonia bir de cinsiyet değiştirmek için ameliyat olmayı düşünmektedir (filmin başlarında doktorun operasyonu anlatmak için bir kağıt parçasından penis yapıp onu katlayarak vajinaya çevirmesi filmin başarılı sahnelerinden biriydi).

Doğrusunu söylemek gerekirse Erkek Gibi Ölmek gayet başarılı bulduğum bir film olarak başladı. Tonia’nın durumu, arkadaşı, sevgilisi ve oğlu ile ilişkileri başarılı bir şekilde veriliyordu. Filmin en başında iki askerin göründüğü sahnenin filme ilgisinin kurulması da başarılıydı. Ancak zamanla filme ilgim azalmaya başladı. Özellikle ormanda geçen kimi sahneler fazla uzun geldi bana. 133 dakikalık film biraz daha kısa tutulsa ortaya daha iyi bir yapım çıkabilirmiş.

Başroldeki Fernando Santos’un performansından bahsetmeden geçmemek gerekli. Tonia karakteri abartılı oynamaya çok yatkınken son derece dengeli bir oyunculuk tarzı benimsemiş. Böyle olunca filmin ayaklarının yere basmasına da yardımcı olmuş.

Reklamlar

Lütfi Ömer Akad (1916-2011)

Bugün bir Türk sinemasından bahsediyorsak bunu sinemamızın ilk kuşak usatalarına borçlıyuz. İşte Ömer Lütfi Akad da bu ustaların en önemlilerinden biriydi ve o güne kadar tiyatro etkisinde kalmış olan sinemamızın kendi dilini oluşturmasında önemli katkıları olmuştu. Ustayı geçtiğimiz gün 95 yaşında kaybettik.

Akad sinemaya 1947 yılında yarım kalan Damga filminin eksik sahnelerini çekerek adım attı. 1949 yılında daha ilk filmiyle Vurun Kahpeye gibi zor bir projenin altına giren usta bu işten başarıyla çıkmayı bilerek Türk sinemasının önemli eserlerinden birine imzasını attı. Akad’ın ilk dönemine baktığımızda Ayhan Işık ile çokça çalıştığını görüyoruz. İngiliz Kemal, Kanun Namına, Öldüren Şehir ve Katil bu dönemin önemli filmleri arasındaydı. Özellikle Kanun Namına, Türk sinemasında belki de ilk defa kamerayı sokakağa indirerek ayrı bir görsel yapı kuruyordu.

60’larada ise Lütfi Akad’ın Yılmaz Güney ile beraber yaptığı çalışmalarına tanık oluyoruz. Hudutların Kanunu ve Kızılırmak Karakoyun filmlerinin bazı açılardan halen aşılamadığını söyleyebiliriz. Akad aynı dönemde Vesikalı Yarim ile Türk sinemasının bir başka klasiğine daha imza atıyordu.

Akad, belki de o dönem sinemanın geldiği nokta nedeniyle 70’lerde sinemaya erken denebilecek bir yaşta veda ediyordu. Ama sinemaya veda filmleri bir üçleme olarak planladığı Gelin, Düğün ve Diyet filmleriydi. Üç filmin de başrolünü Hülya Koçyiğit’e veren Akad, bu üçleme ile sinemaya veda ederken arkasında başyapıt olarak anılabilecek üç film bırakıyordu.

Türk sineması dendiğinde her zaman adından sözedilecek olan Lütfi Ömer Akad’ı saygıyla anıyoruz.

KuirFest Başladı

Bu yıl ilk defa düzenlenen KuirFest bugün Ankara Büyülü Fener sinemasında yapılan açılış töreni ile başladı. Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans (LGBT) Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen festivalin film gösterimleri 18-24 Kasım 2011 tarihleri arasında yine Ankara Büyülü Fener Sineması’ndan gerçekleştirilecek.  Bunun dışında festivalde farklı etkinlikler, söyleşiler ve atölye çalışmaları da gerçekleştirilecek.

Festival şu bölümlerden oluşuyor:

Ğ: Bu yılki Antalya Altın Portakal’da öne çıkan Nar ve Zenne filmlerinin Ankara’da ilk gösterimleri bu bölümde olacak.

kÜLT: Kuir sinema tarihinin önemli filmleri bu bölümde. Türkiye’den Dönersen Islık Çal ve Köçek, dünya sinemasından ise Zehir (Poison) ve Bir Aşk Şarkısı (Un Chant D’Amour / A Song of Love).

Gökkuşağının Altında: Bu bölüm kuir sinemanın son yıllarda çekilmiş örneklerini karşımıza getiriyor. Hemen hepsi bol ödüllü olan bu filmlerden Tomboy ve 3 (Drei) özellikle öne çıkıyor.

L-Tarih: Bu bölümde 19. yüzyılda yaşamış lezbiyen şair Anne Lister’in hayatına dair iki film yer alıyor.

Biz Bir Aileyiz: Aile kurumunu sorgulayan iki belgeselin yer aldığı bir bölüm.

KuirBelgesel: Belgesellere ayrılmış bir bölüm daha.

Kanada’dan Kuir Bakış: Kanada’da düzenlenen Reelout 12 festivalinin yaptığı bu seçkide 4 adet orta ve kısa metraj film gösterilecek.

TranScreen Seçkisi: Bu bölüm de Amsterdam’da düzenlenen TranScreen Film Festivali’nin düzenlediği bir seçki. Seçkide 11 kısa film yer alıyor.

KuirKısa: Bu bölümde de 4 kısa film yer alıyor.

Festival hakkında daha detaylı bilgi http://festival.pembehayat.org/ adresinden alınabilir. KuirFest’i de elden geldiğince takip edecek ve izlediğim filmlerle ilgili yorumlarımı buradan paylaşıyor olacağım.


Sinema Manyakları, Gezici Festival'i destekliyor.

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 262.591 hits
Kasım 2011
P S Ç P C C P
« Eki   Ara »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.
Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: