Mart 2009 için arşiv



!f Ankara 2009 İzlenimleri – Hit Filmler: Wendy & Lucy, Gökyüzü Savaşçıları

!f festivali Ankara’ya “Hit Filmler” bölümünden genişçe bir seçkiyle geldi. Bu bölümdeki toplam 13 filmden 9 tanesi Ankara’da da gösterildi. Ancak bu filmlerin bir kısmı zaten gösterime gireceği için bu bölümden sadece 2 film seçtim. Yine de gösterime girip girmeyeceği tam olarak belli olmayan ama Pinema’nın Türkiye haklarını almış göründüğü Synecdoche, New York ve The Burning Plain filmlerinde aklımın kaldığını, Pinema’nın bu filmleri gösterime sokmayıp sadece DVD’sini çıkarması halinde kendilerine sitemlerimi ileteceğimi söylemeliyim.

Wendy & Lucy:

Amerikan bağımsız sinemasının son yıllarda öne çıkan yönetmenlerinden Kelly Reichardt yeni filminde evinden uzaklarda köpeği ile birlikte Alaska yollarına düşmüş bir genç kızın bir kaç güne sığan hikayesini anlatıyor. Bu yolculuk sırasında arabasının bozulması sonucunda Oregon’da sıkışıp kalan Wendy, cebinde de çok az parası olunca ne arabasını tamir ettirebiliyor, ne geri dönebiliyor ne de yoluna devam edebiliyor. Üstelik bir marketten yiyecek çalarken yakalanması üzerine kısa bir süre hapse girince yolculukta kendisine eşlik eden Lucy’yi de kaybediyor. Zaten filmin büyük bir kısmında da Wendy’nin Lucy’yi arama çabasını izliyoruz.

Bağımsız sinema kavramının belirsizleştiği bu günlerde Wendy & Lucy, başrolünde Michelle Williams gibi tanınmış bir oyuncunun yer almasına karşın tam anlamıyla bağımsız bir film. Aslında Williams’ın zaten sık sık bağımsız sinema örneklerinde yer aldığını da unutmamak lazım. Filmde Reichardt, sürekli olarak Wendy’yi izleyen kamerası ile sessiz, sakin bir anlatım tutturmuş ve çok gerçek bir film ortaya çıkarmış. Filmi fazlalıklardan tümüyle arındırarak seyirciye Wendy’nin hayatından bir kaç günü sunuyor sadece. Onun hakkında neredeyse Oregon’da karşılaştığı güvenlik görevlisi kadar bilgimiz oluyor. Ne onun neden evinden ayrıldığını, ailesi ile arasının neden bozuk olduğunu biliyoruz ne de gelecekte onu nelerin beklediğini. Sadece hayattan bir kesit ve filmin gücü de burada.

Gökyüzü Savaşçıları (Sukai Kurora / The Sky Crawlers):

Özellikle Ghost in the Shell’in yönetmeni olarak tanınan Mamoru Oshii geçtiğimiz yılki festivalde Yemek Kuyruğundakilerin Acayip Öyküleri filmi ile ufak çaplı bir hayal kırıklığı yaşatmıştı. Bu yıl usta yönetmen, Gökyüzü Savaşçıları ile tekrar eski formunu yakalamakta olduğunun işaretlerini verdi. Film girişinde ve ilk yarım saatinde Top Gun’ın animasyon versiyonu gibi bir izlenim verse de giderek derinleşiyor ve farklı sulara yelken açıyor. Aslında en baştan beri yeni karakterin bir şeyleri hatırlıyor gibi olması ile zaten ipuçları veriliyor ama hikayenin gelişmesi biraz zaman alıyor. Ama sonuçta Oshii, bir savaş filmi iskeleti üzerinde insan olma durumuna, hafızaya ve varoluşa dair bir film yapmayı başarıyor. Hatta kimi zaman Ghost in the Shell ve Blade Runner’ın temaları ile ortak alanlara giriyor. Ancak süresinin biraz uzun olması ve animasyon tekniğinin zaman zaman günümüzden geride kalması nedeniyle seyirciyi zaman zaman sıkabildiğini de eklemek gerek. Ama Mamoru Oshii severim diyenin izlemesi gerek.

Bir de ufak not. Filmin en sonunda, yazılar da bittikten sonra epeyce uzun süren bir sahne daha var ve bu sahne filmin sonucunu değiştirebilecek bir sahne.

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (8 Mart 2009)

SİYAD’ın bu haftaki listesine tek yeni giriş Gran Torino. Bu filmin 9. sıradan listeye girmesi ile ilk 10’da Sahtekar (Changeling) ile birlikte iki adet Clint Eastwood filmi olmuş oldu. Bu arada Vicky Cristina Barcelona da bir kez daha liste dışında kaldı. Bu hafta gösterime giren filmlerden Watchmen‘in 2.72 gibi bir ortalama ile listenin hafifçe dışında kaldığını da ekleyelim. Ocak ayında olsa, bu ortalama ile listeye girermiş. Haftaya gösterime girecek olan filmlerden Teldeki Adam’ın (Man on Wire) da listeye girmesi beklenebilir.

 

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

1

Sonbahar

3.62

2

2

Beşir’le Vals (Vals im Bashir)

3.36

3

3

Süt

3.15

4

4

Hayallerin Peşinde (Revolutionary Road)

3.14

5

5

Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi (The Curious Case of Benjamin Button)

2.96

6

6

Sahtekar (Changeling)

2.94

7

7

Frost/Nixon

2.9

8

8

Pandora’nın Kutusu

2.89

9

Gran Torino

2.89

10

9

Bolt

2.78

Bergman Filmleri Ankara’da

Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali ile İsveç Büyükelçiliği’nin ortaklaşa düzenlediği “Bergman ve Kadınlar” festivali 5-12 Mart tarihleri arasında Ankara’da Kızılırmak Sineması’nda yapılacak. Bilet fiyatlarının 6 Lira olacağı festivalde Bergman filmleri 35 mm’lik kopyalarla gösterilecek. Ingmar Bergman’ın ilk dönem filmleri dışında kimi başyapıtlarının da gösterileceği program şu şekilde:

5 Mart 2009 Perşembe 19:00 Açılış
20:00 Bekleyen Kadınlar (Kvinnors Väntan / Waiting Women)
6 Mart 2009 Cuma 19:00 Monika’yla Geçen Yaz (Sommaren med Monika / Summer with Monika)
21:00 Kadın Düşleri (Kvinnodröm / Dreams)
7 Mart 2009 Cumartesi 19:00 Persona
21:00 Yaşamın Eşiğinde (Nära Livet / Brink of Life)
8 Mart 2009 Pazar 19:00 Çığlıklar ve Fısıltılar (Viskningar och Rop / Cries and Whispers)
21:00 Bekleyen Kadınlar (Kvinnors Väntan / Waiting Women)
9 Mart 2009 Pazartesi 19:00 Bütün Bu Kadınlardan Söz Etmeden (För att Inte Tala om Alla Dessa Kvinnor / Now About These Women)
21:00 Güz Sonatı (Höstsonaten / Autumn Sonata)
10 Mart 2009 Salı 19:00 Yaşamın Eşiğinde (Nära Livet / Brink of Life)
21:00 Monika’yla Geçen Yaz (Sommaren med Monika / Summer with Monika)
11 Mart 2009 Çarşamba 19:00 Güz Sonatı (Höstsonaten / Autumn Sonata)
21:00 Persona
12 Mart 2009 Perşembe 19:00 Bütün Bu Kadınlardan Söz Etmeden (För att Inte Tala om Alla Dessa Kvinnor / Now About These Women)
21:00 Çığlıklar ve Fısıltılar (Viskningar och Rop / Cries and Whispers)

!f Ankara 2009 İzlenimleri – Keş!f: Park Etmek, Jen’in Öyküsü

!f festivalinin geçen yıl başlattığı bölümlerden biri olan Keş!f bölümünde kariyerlerin başındaki umut vaat eden yönetmenlerin dikkat çekici filmleri gösteriliyor. Aynı zamanda bu bölümdeki filmler arasında düzenlenen yarışma da festivalin tek yarışması olarak dikkat çekiyor.

Park Etmek (Ting Che / Parking):

Yarışmalı bu bölümün büyük ödülünü kazanan Park Etmek, ne mutlu ki henüz ödül alan film belli olmadan yapılan programda Ankara’da gösterime girecek filmler arasında yer almıştı. Serra Yılmaz, Dario Argento, Jose Rivera, Molly Hassel ve Thomas Sotinel’den oluşan festival jürisi tarafından hakkında, “Bağlılık ve özgürlük arayışı üzerine karanlık ve dokunaklı bir meditasyon. Anneler günü üzerine bir daha asla aynı şekilde düşünemeyeceksiniz.” şeklinde bir yorum yapılarak ödül verilen film gerçekten festivalin en başarılı filmleri arasında yer alıyordu. Bir anneler gününde evine pasta götürmek için arabasını park eden bir adamın sürekli olarak arabasının kitlenmesi sonucu o bölgeden bir yere ayrılamayıp evine geri dönemeyişi üzerinde şekillenen film, bu çaba sırasında karşılaşılan farklı karakterler ve sıradışı olaylarla dikkat çekiyordu. Kimi zaman absürd bir komedi filmi havasına bürünmesine karşın genelde hüzünlü bir hava tutturan film bir yerlerde rastlanırsa kaçırılmaması gereken filmlerden biri.

Jen’in Öyküsü (Story of Jen):

Henüz 15 yaşında bir kız Jen. 30 yaşlarında olan annesi ile birlikte Kanada’nın sessiz sedasız kasabalarından birinde yaşıyor. Babası yakın zamanda intihar etmiş, evlerine de kendilerine bakacak bir erkek olarak Ian gelmiş. Ian’ın babasının en yakın arkadaşı ya da üvey kardeşi olduğuna dair rivayetler olsa da kim olduğu tam olarak da belli değil. Kocası yeni ölmüş üstelik zaten çok genç yaşta hamile kalmış bir kadının evinde kalan bekar bir erkek elbette kasabada söylentileri hareketlendiriyor. Evde bir de ergenlik çağında, kendi arzularını yeni keşfetmeye başlayan, belki o arzulardan da tam olarak emin olamayan bir kız olunca olaylar farklı bir boyut kazanıyor.

Filmin hikayesini bu şekilde anlatınca çok orijinal bir hikayesi olmadığı görülebilir. Zaten filmin amacı da hikayesi ile seyirciyi şaşırtmak değil. Film daha çok duru ve ekonomik yönetmenliği ve özellikle filmin çekildiği mekanları büyük bir başarı ile beyazperdeye yansıtan görüntü yönetmenliği çalışması ile dikkat çekiyor. Ayrıca anne kızı oynayan ve aslında aralarında sadece 10 yaş olan Marina Hands ve Laurence Leboeuf’un başarılı oyunculuklarına değinmeden de geçmemek gerek.

Yeşilçam Ödülleri Üç Maymun’un

Dün gece verilen Yeşilçam Ödülleri’ne Üç Maymun damgasını vurdu. 6 dalda ödül alan Üç Maymun’un dışında Sonbahar da en iyi ilk film ve en iyi erkek oyuncu ödüllerini aldı. Doğrusu geçen yıl festivallerde ve eleştirmen ödüllerinde bazılarının deyişiyle “kimsenin izlemediği sanat filmleri” öne çıkınca, Türkiye’nin Oscar’ları olmaya soyunan ve popüler sinemanın iyi örneklerini onurlandırmak için düzenleniyor gibi gözüken bu ödüllerde Üç Maymun’u ön plana çıkarması aklın yolu bir dedirtti. Aslında kişisel olarak popüler sinemaya daha bir yakın durduğu için bu ödüllerde Issız Adam’ın öne çıkmasını bekliyordum.

En İyi Film: Üç Maymun
En İyi Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan (Üç Maymun)
Turkcell İlk Film: Sonbahar
En İyi Erkek Oyuncu: Onur Saylak (Sonbahar)
En İyi Kadın Oyuncu: Hatice Aslan (Üç Maymun)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Altan Erkekli (O… Çocukları)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Yıldız Kültür (Issız Adam)
En İyi Senaryo: Ebru Ceylan/ Ercan Kesal/ Nuri Bilge Ceylan (Üç Maymun)
En İyi Müzik: Aria Müzik (Issız Adam)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Gökhan Tiryaki (Üç Maymun)
Genç Yetenek: Ahmet Rıfat Şungar (Üç Maymun)

!f İstanbul, !f Ankara ve Geç Kalanları Almama Meselesi

Geçtiğimiz hafta sonu biten !f Ankara Bağımsız Filmler Festivali’nde izlediğim filmlerle ilgili görüşlerimi hafta içinde yazacağım. Ancak öncelikle festivalin son günü yaşadığım ve beni üzen bir durumdan söz etmek istedim.

!f festivalinin baştan beri seansa geç gelenleri içeri almamak gibi bir prensibi var. Reklamlardan sonra yaklaşık bir dakika boyunca ışıklar açılıyor ya da film öncesi reklam yoksa film yaklaşık 5 dakika geç başlatılıyor ve film başladıktan sonra bileti olsa da içeri kimse alınmıyor. Temelde, prensip olarak takdir ettiğim, benim de savunduğum ve hatta mümkünse tüm festivallerde ve vizyon filmlerinde de uygulanmasını destekliyeceğim bir uygulama bu. Ancak bu durumda festival programının da seyircilerin arka arkaya iki seansta bir filmden diğer filme girmesine olanak sağlayacak şekilde yapılması gerekiyor. Ne de olsa pek çok sinemasever festival programlarını arka arkaya 3-4 filme gidecek şekilde yapıyor.

Doğrusu ben de festival öncesi arka arkaya iki senasta farklı salonlarda birbirleri ile kısa bir süre çakışan filmlere bilet almış idim. Festival öncesi yetkilerle görüştüğüm takdirde, programdan kaynaklanan bir durum olduğu için anlayış gösterileceğini ummuştum. Festival öncesinde konu hakkında e-posta gönderdiğim, öncesinde çakışma durumundan görevlileri haberdar ettiğim ve anlayış gösterilmesini istediğim halde ne yazık ki olmadı ve bu nedenle izlemek istediğim ve elimde de biletim olan Sita Blues Söylüyor isimli filmi izleyememiş oldum, üstelik filme girememek yeteri ceza değilmiş gibi bilet de elimde kaldı.

Söz konusu kurala katıldığımı tekrar belirterek bir dahaki festivalde bu gibi durumlara özen gösterilen bir program hazırlanması dileğiyle konu hakkında festival öncesinde, festival yönetimine gönderdiğim mesajı buradan paylaşmak istedim:
———————————————————————————
Sayın yetkili,
 
Bu seneki !f Ankara programı ile ilgili bir eleştiri ve bir isteğim olacak.
 
Festivallerde pek çok sinemasever programlarını bir filmden çıkıp diğer filme girecek şekilde yapıyor. Bu yüzden programların da bu durum gözönüne alınarak ayarlanmalı. !f Ankara’nın bundan önceki yıllardaki programlarında buna özen gösterildiğini ve hiç bir sorun yaşamadan farklı salonlardaki birbirini takip eden filmlere gidebildiğimi hatırlıyorum. Ancak bu yıl programın bir kaç yerinde bir salondaki filmden sonra diğer salondaki filme gitmek istediğiniz zaman bir filmin sonu ile diğer filmin başının çakıştığını görüyorsunuz.
 
Bu yıl için hazırladığım programdaki bu tip durumları aşağıda listeliyorum:
 
28 Şubat Cumartesi:
15:30 – Nothing Else Matters – Salon 3 – Süre: 100 dakika
17:00 – Beautiful Losers – Salon 4
her iki filmde de eşit süreli reklam olması durumunda çakışma süresi: 10 dakika
Not: Burada şöyle bir sıkıntı daha var. 3. salonda bir önceki film, 13:30’da başlayan Parking ve 112 dakika. 10 dakika reklam olması durumunda Nothing Else Matters’ın başlangıcı zaten 15:30’u geçmiş olacak.
 
1 Mart Pazar:
13:30 – The Good, The Bad, The Weird – Salon 3 – Süre: 125 dakika
15:30 – Sita Sings the Blues – Salon 4
her iki filmde de eşit süreli reklam olması durumunda çakışma süresi: 5 dakika
 
Söz konusu 4 filme de bilet almış durumdayım. Normalde filmlerin son jeneriği bitmeden salondan ayrılmam ancak bu iki durum için ilk filmin yazıları başladığında salondan ayrılıp diğerine girdiğimde ikinci filmlerde kaçıracağım süreyi göze almıştım. Ancak geç gelenlerin salona alınmayacağı söyleniyor.
 
Bu durumun programın hazırlanışı sonucu ortaya çıkan bir hata olduğu düşünülürse bir çözüm üretilmeli diye düşünüyorum.  Akılma gelen alternatif çözüm yolları şunlar:
– Söz konusu seanslar için bir önceki filmlere girenlerin salona geç girmesine izin verilir (kimseyi üzmeyecek bir çözüm olduğunu sanıyorum, kendi adıma yerim ortalarda olsa da geç girmem durumunda insanları rahatsız etmeden kenarlarda bir yere oturacağımı söyleyebilirim)
– İlk filmler reklamsız olarak başlar (reklamların yaklaşık 10 dakika süreceğini düşünüerek sorunu çözebilir ama bu durumda da ilk filme bir önceki filmden çıkanlar yetişemeyebilir)
– İkinci sıradaki filmlerin başlaması için diğer salondaki filmin bitmesi ve o salondan gelecek seyircinin gelnesi beklenir (sürekli diğer salonu takip etmek zor olabilir.)
 
Umarım istediğim ve planladığım filmleri izlememe engel olacak bir durum oluşmaz.
 
Saygılarımla.

 ———————————————————————————

Not 1: Görüldüğü gibi mesajda iki defa bu tip bir durumla karşılaşacağımı belirtmiştim. Bu çakışma durumlarının ilkinde nasıl olduysa ya hiç kimse görmeden kaçabildiğim için ya da gören kişi anlayış gösterdiği için filme girebildim (aslında bir kişinin gördüğünden hemen hemen eminim ama burada kendisini zor durumda bırakmak istemem). Sadece Pazar günü olan çakışmada filme girememe durumunu yaşadım.

Not 2: Festival öncesi bir kaç film için davetiye edindiğimi de söylemeden geçersem haksızlık etmiş olurum. Bu davetiyeler için yardımcı olan herkese de teşekkür ederim.

Sinema Manyakları, Beyazperde.com’a göre En İyi Yerli Sinema Bloglarından

Türkiye’nin en çok okunan sinema sitesi beyazperde.com, hazırlamış olduğu “En İyi Yerli Sinema Blogları” dosyasına Sinema Manyakları’nı da dahil etti ve blog ile ilgili olarak bir de röportaj yaptı. Kendilerine teşekkürlerimi sunuyor, röportaj sırasında aklıma gelmeyen diğer bloglardan ise özür dilemeyi bir borç biliyorum. İlgili dosyaya ve röportaja, http://beyazperde.mynet.com/sinemasaldetay.asp?id=4255 adresinden ulaşılabilir.

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (1 Mart 2009)

SİYAD’ın bu haftaki listesine Hayallerin Peşinde (Revolutionary Road), 4. sıradan giriş yapmış. Listeye girmesi beklenen bir filmdi zaten. Ancak 8 Oscar’lı Slumdog Millionaire’in listeye girecek puanı elde edememiş olması şaşırtıcı olarak görülebilir. Listeden çıkan filmler ise 3 aylık sürelerini dolduran Sınıf (Entre Les Murs) ve Lorna’nın Sessizliği (Le Silence De Lorna) olmuş. Bu filmler çıkınca Bolt da tekrar listeye girmiş. Önümüzdeki hafta listeye girmesi beklenebilecek olan filmler Gran Torino ve eğer yönetmen Zack Snyder bir çizgi roman başyapıtını mahvetmediyse Watchmen olabilir.

 

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

1

Sonbahar

3.62

2

2

Beşir’le Vals (Vals im Bashir)

3.36

3

3

Süt

3.15

4

Hayallerin Peşinde (Revolutionary Road)

3.1

5

5

Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi (The Curious Case of Benjamin Button)

2.96

6

7

Sahtekar (Changeling)

2.94

7

8

Frost/Nixon

2.9

8

9

Pandora’nın Kutusu

2.89

9

Bolt

2.78

10

10

Barselona, Barselona (Vicky Cristina Barcelona)

2.76


Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 294.641 hits
Mart 2009
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.

%d blogcu bunu beğendi: