Archive Page 38

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (14-21 Ağustos 2011)

SİYAD’ın son iki haftaki listesinde herhangi bir değişiklik olmamış. Aşırıcılar (Kari-gurashi No Arietti / Arrietty), Ömrümüzden Bir Sene (Another Year) ve Bir Ayrılık (Jodaieiye Nader az Simin / A Separation) filmleri ilk üçteki yerlerini koruyorlar. Bayram haftasında yeni gösterime giren filmlerden Yeryüzündeki Son Aşk (Perfect Sense) listeye girmeye aday görünüyor.

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

1

Aşırıcılar (Kari-gurashi No Arietti / Arrietty)

3.5

2

2

Ömrümüzden Bir Sene (Another Year)

3.46

3

3

Bir Ayrılık (Jodaieiye Nader az Simin / A Separation)

3.25

4

4

Yağmuru Bile (Tambien la Lluvia / Even the Rain)

3.22

5

5

Şeytanı Gördüm (I Saw the Devil)

3.1

6

6

Aşk ve Küller (Blue Valentine)

3

7

7

Kadının Fendi (Made in Dagenham)

2.89

8

8

Serseriler (Neds)

2.88

9

9

Ruhlar Bölgesi (Insidious)

2.83

10

10

Üç (Drei / Three)

2.78

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (7 Ağustos 2011)

Geçen hafta SİYAD’ın 7 Ağustos listesinde değişiklikler olabileceğini öngörmüştük ama bu hafta yeni bir giriş olmamış. Sadece birinci ve ikinci sıradaki filmlerin yerleri değişmiş. Mike Leigh’in Ömrümüzden Bir Sene (Another Year) filmi ikinci sıraya gerilerken, Aşırıcılar (Kari-gurashi No Arietti / Arrietty) ikinci sıradan birinci sıraya yükselmiş. Ayrıca son sıradaki Üç (Drei / Three) filminin ortalamasının da biraz yükseldiğini görüyoruz.

Önümüzdeki hafta gösterime giren filmlerden listeyi zorlayabilecek bir film gözükmüyor. Muhtemelen bezner bir tablo ile karşılaşacağız.

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

2

Aşırıcılar (Kari-gurashi No Arietti / Arrietty)

3.5

2

1

Ömrümüzden Bir Sene (Another Year)

3.46

3

3

Bir Ayrılık (Jodaieiye Nader az Simin / A Separation)

3.25

4

4

Yağmuru Bile (Tambien la Lluvia / Even the Rain)

3.22

5

5

Şeytanı Gördüm (I Saw the Devil)

3.1

6

6

Aşk ve Küller (Blue Valentine)

3

7

7

Kadının Fendi (Made in Dagenham)

2.89

8

8

Serseriler (Neds)

2.88

9

9

Ruhlar Bölgesi (Insidious)

2.83

10

10

Üç (Drei / Three)

2.78

63. Emmy Ödülleri’nin Adayları Açıklandı

Geçtiğimiz haftalarda 63. Emmy Ödülleri’nin adayları açıklandı. Biraz geç olsa da 18 Eylül 2011’de sahiplerini bulacak ödüllerin adaylarına bir göz atmadan geçmeyelim dedik. En çok adaylık alan yapımlara bakıldığında her dalda ödüle kimlerin yakın olduğu da anlaşılıyor aslında. Mini Dizi ya da Tv Filmi dalında 21 adaylık alan Mildred Pierce, tüm dallardaki en çok adaylığa sahip yapım aynı zamanda. Drama dizisi dalında Mad Men‘in üstünlüğü devam ediyor. Ancak 19 adaylık alan bu başarılı dizinin hemen ardından 18 adaylıkla Boardwalk Empire geliyor. Komedi dizilerinde ise 17 adaylıkla Modern Family‘nin ağırlığı hissediliyor.

Kategorilere ayrı ayrı göz attığımızda drama dizisi dalında Mad Men 4. yılında 4. Emmy’sini alırsa kimseyi şaşırtmayacak. Boardwalk Empire da güçlü bir aday elbette.

Drama Dizisi dalındaki en iyi erkek oyuncu adaylıklarında ilginç bir durum görüyoruz. Bu dalın iddialı adaylarından Hugh Laurie yedinci, Jon Hamm altıncı, Michael C. Hall beşinci, Steve Buscemi ise dördüncü Emmy adaylıklarını almalarına karşın hiçbiri henüz bu ödülü kazanamaış. Son üç yılın Emmy ödülü sahibi Bryan Cranston’ın yokluğunda (Breaking Bad‘in yayın periyodu nedeniyle aday olma şansı yoktu) bu isimlerden biri ilk Emmy ödülünü alacak gibi gözüküyor. Bu isim de muhtemelen Jon Hamm olacak ama kişisel tercihim Michael C. Hall olur.

Drama dizilerindeki kadın oyuncularda ise artık Mad Men ile Elisabeth Moss hakettiği ödülü alsa pek güzel olur. Ama karşısında Kathy Bates gibi güçlü bir aday var. Üstelik şimdiye kadar dokuz kez aday olup hiç Emmy alamamış bir isim.

Komedi dizilerine baktığımızda Modern Family‘nin Emmy’ye ulaşması süpriz olmayacak. Bu daldaki kadın oyuncu adaylarından her birinin şansı olsa da henüz Emmy alamamış Amy Poehler’ın ödülü alacağını tahmin ediyorum. Erkek oyuncularda ise bir başka Emmy kazanamamış oyuncu olan Steve Carell’in The Office‘e veda ettiği bu yıl eli boş dönmeyeceğini tahmin ediyorum.

Mini Dizi ya da Tv Filmi dalında Mildred Pierce‘ın belirgin bir üstünlüğü olduğunu söylemiştik. Bu daldaki en iyi yapım ödülünü kimseye kaptırmayacağı gibi Kate Winslet’in ödül koleksiyonuna bir de Emmy katacaktır. Bu daldaki erkek oyuncu dalında tahmin yapmak zor ancak Laurance Fishburne’ün şansı olduğu söylenebilir.

18 Eylül gecesi kimlerin kazandığı belli olacak olan Emmy ödüllerinde çok sayıda kategori var. Tam liste için http://www.emmys.com/nominations adresine bakılabilir. Ana kategorilerdeki adaylıklar ise şu şekilde:

En İyi Komedi Dizisi:
The Big Bang Theory
Glee
Modern Family
The Office
Parks and Recreation
30 Rock

En İyi Drama Dizisi:
Boardwalk Empire
Dexter
Friday Night Lights
Game of Thrones
The Good Wife
Mad Men

En İyi Mini Dizi ya da Televizyon Filmi:
Cinema Verite
Downton Abbey
The Kennedys
Mildred Pierce
The Pillars of the Earth
Too Big to Fail

En İyi Erkek Oyuncu (Komedi Dizisi):
Alec Baldwin (30 Rock)
Steve Carell (The Office)
Louis C.K. (Louie)
Johnny Galecki (The Big Bang Theory)
Matt LeBlanc (Episodes)
Jim Parsons (The Big Bang Theory)

En İyi Erkek Oyuncu (Drama Dizisi):
Steve Buscemi (Boardwalk Empire)
Kyle Chandler (Friday Night Lights)
Michael C. Hall (Dexter)
Jon Hamm (Mad Men)
Hugh Laurie (House M.D.)
Timothy Olyphant (Justified)

En İyi Erkek Oyuncu (Mini Dizi ya da Tv Filmi):
Idris Elba (Luther)
Laurence Fishburne (Thurgood)
William Hurt (Too Big to Fail)
Greg Kinnear (The Kennedys)
Barry Pepper (The Kennedys)
Édgar Ramírez (Carlos)

En İyi Kadın Oyuncu (Komedi Dizisi):
Edie Falco (Nurse Jackie)
Tina Fey (30 Rock)
Laura Linney (The Big C)
Melissa McCarthy (Mike & Molly)
Martha Plimpton (Raising Hope)
Amy Poehler (Parks and Recreation)

En İyi Kadın Oyuncu (Drama Dizisi):
Kathy Bates (Harry’s Law)
Connie Britton (Friday Night Lights)
Mireille Enos (The Killing)
Mariska Hargitay (Law & Order: Special Victims Unit)
Julianna Margulies (The Good Wife)
Elisabeth Moss (Mad Men)

En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi ya da Tv Filmi):
Taraji P. Henson Taken from Me: The Tiffany Rubin Story)
Diane Lane (Cinema Verite)
Jean Marsh (Upstairs Downstairs)
Elizabeth McGovern (Downton Abbey)
Kate Winslet (Mildred Pierce)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Komedi Dizisi):
Ty Burrell (Modern Family)
Chris Colfer (Glee)
Jon Cryer (Two and a Half Men)
Jesse Tyler Ferguson (Modern Family)
Ed O’Neill (Modern Family)
Eric Stonestreet (Modern Family)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Drama Dizisi):
Andre Braugher (Men of a Certain Age)
Josh Charles (The Good Wife)
Alan Cumming (The Good Wife)
Peter Dinklage (Game of Thrones)
Walton Goggins (Justified)
John Slattery (Mad Men)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Mini Dizi ya da Tv Filmi):
Paul Giamatti (Too Big to Fail)
Brían F. O’Byrne (Mildred Pierce)
Guy Pearce (Mildred Pierce)
Tom Wilkinson (The Kennedys)
James Woods (Too Big to Fail)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Komedi Dizisi):
Julie Bowen (Modern Family)
Jane Krakowski (30 Rock)
Jane Lynch (Glee)
Sofía Vergara (Modern Family)
Betty White (Hot in Cleveland)
Kristen Wiig (Saturday Night Live)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Drama Dizisi):
Christine Baranski (The Good Wife)
Michelle Forbes (The Killing)
Christina Hendricks (Mad Men)
Kelly Macdonald (Boardwalk Empire)
Margo Martindale (Justified)
Archie Panjabi (The Good Wife)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Mini Dizi ya da Tv Filmi):
Eileen Atkins (Upstairs Downstairs)
Melissa Leo (Mildred Pierce)
Maggie Smith (Downton Abbey)
Mare Winningham (Mildred Pierce)
Evan Rachel Wood (Mildred Pierce)

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (31 Temmuz 2011)

Temmuz’un son haftasında SİYAD’ın son üç ayın en iyileri listesine bir kaç hafta önce gösterime girmiş olan Aşk ve Küller (Blue Valentine) altıncı sıradan giriş yapıyor. Aslında filmin ortalaması bundan önceki haftalarda da yüksekti ancak listeye girmek için en az 5 SİYAD üyesinin oy vermesi gerekiyordu. Bundan önceki haftalarda bu sayı dörtte kalmıştı. Gösterime girdiğinden beri listenin üst sıralarında yer alan Pina ise üç aylık süresini doldurduğu için listeden çıktı.

Önümüzdeki hafta gösterime girecek filmlerden İmkansızın Şarkısı (Noruwei No Mori / Norwegian Wood) büyük ihtimalle listeye girecektir. Şirinler (The Smurfs) ve yurtdışında beklenmedik derecede iyi eleştiriler alan Maymunlar Cehennemi: Başlangıç (Rise of the Planet of the Apes) da listeyi zorlayabilir.

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

1

Ömrümüzden Bir Sene (Another Year)

3.46

2

2

Aşırıcılar (Kari-gurashi No Arietti / Arrietty)

3.4

3

3

Bir Ayrılık (Jodaieiye Nader az Simin / A Separation)

3.25

4

4

Yağmuru Bile (Tambien la Lluvia / Even the Rain)

3.22

5

6

Şeytanı Gördüm (I Saw the Devil)

3.1

6

Aşk ve Küller (Blue Valentine)

3

7

7

Kadının Fendi (Made in Dagenham)

2.89

8

8

Serseriler (Neds)

2.88

9

9

Ruhlar Bölgesi (Insidious)

2.83

10

10

Üç (Drei / Three)

2.75

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (24 Temmuz 2011)

SİYAD’ın 24 Temmuz haftası listesinde üç yeni giriş görüyoruz. Studio Ghibli’nin yeni animasyonu Aşırıcılar (Kari-gurashi No Arietti / Arrietty) ikinci sıradan, Yağmuru Bile (Tambien la Lluvia / Even the Rain) dördüncü sıradan, Üç (Drei / Three) ise onuncu sıradan listeye giriyor. İstila (Monsters) üç aylık süresi dolduğu için, Mutluluğun Peşinde (Rabbit Hole) ve X-Men: Birinci Sınıf (X-Men: First Class) filmleri ise ortalamaları düşük kaldığı içinlisteden çıkıyor.

Önümüzdeki haftanın listesinde ise çok önemli bir değişiklik beklenmiyor.

Not: SİYAD 17 Temmuz listesini açıklamadığı için bu haftanın listesi, iki hafta önceki ile karşılaştırılmıştır.

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

1

Ömrümüzden Bir Sene (Another Year)

3.46

2

Aşırıcılar (Kari-gurashi No Arietti / Arrietty)

3.4

3

2

Bir Ayrılık (Jodaieiye Nader az Simin / A Separation)

3.25

4

Yağmuru Bile (Tambien la Lluvia / Even the Rain)

3.22

5

3

Pina

3.15

6

4

Şeytanı Gördüm (I Saw the Devil)

3.1

7

6

Kadının Fendi (Made in Dagenham)

2.89

8

7

Serseriler (Neds)

2.88

9

8

Ruhlar Bölgesi (Insidious)

2.83

10

Üç (Drei / Three)

2.75

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (10 Temmuz 2011)

SİYAD’ın 10 Temmuz haftası listesine Serseriler (Neds) filmi yedinci sıradan giriş yapmış. Bir Ayrılık (Jodaieiye Nader az Simin) filminin bir sıra yukarı çıkması ve Rio‘nun üç ayını doldurup liste dışına çıkması dışında listede göze çarpan bir farklılık yok.

Gelecek haftanın listesinde Harry Potter serisinin finalini ve Yağmuru Bile (Even the Rain) filmini görebiliriz.

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

1

Ömrümüzden Bir Sene (Another Year)

3.46

2

3

Bir Ayrılık (Jodaieiye Nader az Simin)

3.2

3

2

Pina

3.15

4

4

Şeytanı Gördüm (I Saw the Devil)

3.1

5

5

İstila (Monsters)

3

6

7

Kadının Fendi (Made in Dagenham)

2.89

7

Serseriler (Neds)

2.88

8

8

Ruhlar Bölgesi (Insidious)

2.83

9

9

Mutluluğun Peşinde (Rabbit Hole)

2.73

10

10

X-Men: Birinci Sınıf (X-Men: First Class)

2.7

Vizyon Takibi: Küçük Beyaz Yalanlar, Koğuş, Sevimli Cüceler, İhanet, Kaledeki Yalnızlık

Küçük Beyaz Yalanlar (Les Petits Mouchoirs / Little White Lies):

Bir arkadaş grubunun bir araya gelip ilişkilerini sorgulaması, hayatlarınındaki kimi sırları açığa çıkarmaları hikayesi belki pek çok ülkenin sinemasında zaman zaman karşımıza çıkmıştır ama eskiden beri bu konuyu anlatmada Fransızların ayrı bir becerisi vardır. Oyunculuğu ile de tanıdığımız Guillaume Canet, yönetmenliğini üstlendiği bu filmde bu geleneği takip ettiğini gösteriyor.

Hikaye, filmde çok kısa bir süre görmemize rağmen adı ilk sıralarda yazılan Jean Dujardin’in canlandırdığı Ludo’nun bir gece klübünden çıkıp motoruna atlaması sonrasında yaptığı kaza ile başlıyor. Sonrasında hastanede onu ziyarete gelen arkadaşlarını görüyoruz. Belli ki kazanın öncesinde her sene yaptıkları gibi beraberce bir tatile çıkmayı planlıyorlarmış. Arkadaşları hastanede yatan Ludo’ya çok yardımcı olamayacakalarını düşünerek tatil planlarını değiştirmemeye karar veriyorlar. Tatil sonrası nasılsa iyileşmiş olur diyorlar. Tatil öncesinde karakterlere genel bir bakış attıktan sonra gittikleri tatilde hepsini çok daha yakından tanıyoruz.

Filmin oyuncu kadrosu beklenebileceği gibi oldukça geniş. Fransız sinemasının son döneminin önemli ve popüler oyuncularının hemen hepsi kadroda. Bu yüzden 2.5 saati aşkın süresine rağmen Fransa’da gişe şampiyonu olmasına şaşmamalı. Film bu uzun süresine rağmen çok fazla karakter barındırdığı ve bunların pek çoğunun hikayesine hatırı sayılır bir zaman ayırdığı için sıkıcı bir hal almıyor. Hatta bu süresine rağmen karakterlerin eşleri ve sevgileri çok fazla işlenmemiş karakterler olarak kalıyorlar. Filme yapabileceğim az sayıdaki eleştiriden biri bu zaten. Bir başka eleştirim de finali beklendik ve kolay bir şekilde yapması. Tüm hikayeleri toparlamak için büyük bir olaya ihtiyacı olduğunu düşünen Canet bu olayı filmin özetini okuyunca ilk akla gelen finalden seçiyor.

Bir kaç zayıf noktasına karşın iyi bir popüler filmle karşı karşıyayız. İzlenmeli.

Koğuş (The Ward):

John Carpenter’dan uzun süredir yeni bir film izlemiyorduk. Üstadın 10 yıl aradan sonra yeniden kamera arkasına geçtiğini görmek sevindirici. Koğuş filminin girişinde genç bir kzıın bir çiftlik evini ateşe verip karşınında oturup onu izlediğini görüyoruz. Sonra polisler onu yakalıyor ve bir akıl hastanesine kapatılıyor. Burada 4 kızın daha yaşadığı bir koğuşa kapatılıyor. Hastanenin diğer bölümlerinden tecrit edilmiş bu koğuşta görünen o ki ya çok tehlikeli ya da çok hasta hastalar bulunuyor. Ancak kızların hiçbirinden o kadar büyük bir tehlike hissedilmiyor. Adının Kristen olduğunu öğrendiğimiz kız koğuşa geldiğinde ona verilen odanın eskiden Tammy adında bir kıza ait olduğu da dikkat çekiyor. Acaba Tammy’e ne olmuştur? Bu gizem üzerinden yürüyen film ilerledikçe araya bir de hayalet unsuru katıyor, sürpriz bir finalle de nihayetleniyor.

Her ne kadar zaman zaman usta dokunuşlarını hissettirse de Carpenter uzun bir aradan sonra çektiği bu filmde 15-20 yıl öncesinin korku/gerilim filmi kalıplarını kullanıyor. Böyle olunca da onlarcasını izlediğimiz benzerlerine bir fark atamıyor. Sürpriz finalin gerçekten sürpriz olduğu söylenebilir (en azından kendi adıma ben tahmin edememiştim). Ancak yine 15-20 yıl öncesinde çok daha fazla etki yaratabilecek olan bu final benzerlerini başka filmlerde de gördüğümüz için bugünden bakınca eskimiş gözüküyor. Ayrıca bu tip finallerin filmi bir kez daha izleme isteği vermesi ve düşündüğünüzde baştan beri zekice bir senaryo ile desteklendiğinin görülmesi beklenir. Bunlar da yok ne yazık ki.

Koğuş için türün en iyi yönetmenlerinden saydığım Carpenter’ın vasat filmlerinden biri demekten fazlası gelmiyor ne yazık ki elimden.

Sevimli Cüceler (Gnomeo & Juliet):

Shakespeare’in Romeo ve Juliet oyunu onlarca defa sinemaya uyarlanmıştır. Direkt olarak uyarlama olmasa da Romeo ve Juliet‘ten esinlenen filmler de düşünülürse bu sayı çok rahatlıkla yüzlere çıkacaktır. Sevimli Cüceler orijinal isminden itibaren bu eserden uyarlandığını, en azından çıkış noktasının burası olduğunu gösteriyor. Hatta filmin açılışı bile tıpkı oyunun açılışı gibi bir anlatıcının konu hakkında bilgi vermesi şeklinde oluyor. Elbette ki çocuklara yönelik bir animasyon ile karşı karşıya olduğumuz için filmimiz Shakespeare’nin trajedileri arasında yer alan bu oyundan çok farklı noktalara gidiyor. Finalin aynı olamayacağı en baştan biliniyor mesela. Ama ana konsept aynı. Birbirine ezelden beri düşman olan hatta düşmanlıklarının nedenini bile unutmuşa benzeyen iki ailenin önde gelen isimlerinin oğulları ve kızları birbirine aşık oluyor ve bu imkansız aşk çevresinde olaylar gelişiyor.

Sevimli Cüceler‘in Shakespeare ile tek bağlantısı Romeo ve Juliet oyunu değil aslında. Film içinde sürekli olarak ona referans veriliyor ve bir noktada onun heykeli de bir karakter olarak filmin içine sokuluyor. Bu yanıyla genel olarak filmin hitap ettiği izleyicinin yaş grubu epey küçük olsa da büyüklere de izleyip keyif alacakları bir malzeme sunulmuş oluyor. Zaten filmdeki kilden cüceler de son derece sevimli. Sırf onları izlemek bile keyifli.

Üç boyut olayını da fena kullanmayan film, her ne kadar Pixar ve Dreamworks’ün filmlerinin seviyeni yakalayamasa da keyifle izleniyor.

İhanet (Partir):

İngiltere’den Fransa’ya geldiğinde kendisine çok yardım eden bir adama aşık olan Suzanne (Kristin Scott Thomas) yıllar geçince o adamla evlenmiş, üst sınıfa dahil olmuş, iki de çocukları olmuştur. Kocası Samuel (Yvan Attal) ona her konuda yardımcı iyi bir adamdır, mutlu bir evlilikleri vardır. Acaba gerçekten öyle midir? Evlerinde inşaat işçisi olarak çalışmaya başlayan İspanyol Ivan (Sergi López) her şeyi değiştirecektir. Aslında gerçekten kocasını seven Suzanne bir anda Ivan’a aşık olur ve onunla cinselliği de doyasıya yaşadıkları tutkulu bir aşk yaşamaya başlarlar. Ayrılmak istediğini kocasına açtığında ise o medeni, uygar adam bir anda bir değişim geçirir ve artık kendisini sevmeyen bir kadını ne pahasına olursa olsun yanında tutmak ister. Bunun için artık Ivan ile yaşamaya başlayan karısının tüm gelir kaynaklarını keser, bağlantılarını kullanarak hem onun hem de Ivan’ın iş bulamamasını sağlar, böylece karısını tekrar alt sınıf üyesi olarak yaşamaya zorlar. Ama olaylar hiç umduğu gibi gelişmeyecektir.

Üst sınıftan bir kadının alt sınıftan bir adama aşık olması temasıyla, yakın zamanda izlediğimiz Benim Adım Aşk (I Am Love) filmini akla getiren İhanet, tıpkı o film gibi baş kadın oyuncusunun performansı ile ön plana çıkıyor. Son zamanlarda sıklıkla Fransız filmlerinde gördüğümüz İngiliz oyuncu Kristin Scott Thomas karakterini tüm nüansları ile yaşatıyor. Onun sayesinde üst sınıftan bir kadının bir işçiye nasıl aşık olabildiğini anlayabiliyoruz. Fiziksel çekim bir yana o durumdaki bir kadının gerçekten aşık olup tüm ailesini geride bırakmak noktasına gelebileceğine inanmak o kadar kolay değil gerçekten. Ama hem senaryo, hem oyunculuk bu konuda açık vermiyor. Bunun yanında terkedilmeyi kendine yediremeyen koca rolünde Yvan Attal ve sevgili rolünde de Sergi López de iyi birer oyuncu olduklarını bir kez daha gösteriyorlar.

Kaledeki Yalnızlık:

Yaz aylarında gösterime giren ender Türk filmlerinden olan Kaledeki Yalnızlık odağına bir kaleciyi alıyor. Artık futbol hayatının sonuna yaklaşmış olan Nurettin (Numan Çakır) tüm hayatı boyunca kalecilik yapmış ama ufak takımlardandan bir türlü kurtulamamaıştır. Gençliğinde çok önemli bir transfer fırsatını ise talihsiz bir kaza elinden almıştır. Ne yazık ki aynı kaza eşinin de ölümüne yol açmıştır. O gün bu gün oğlu ile birlikte yaşayan Nurettin’in hayatındaki en büyük amaç oğluna iyi bir gelecek sağlayabilmektir ama iyi bir ilişkileri de yoktur. Rutin bir şekilde giden hayatları Almanya’dan karısının kızkardeşinin ziyarete gelmesi ve sezon sonundaki maç için yapılan bir şike teklifi ile değişir.

Yan rollerin başarılı oyuncusu Volga Sorgu bu ilk yönetmenlik denemesinde hayatın kıyısında kalmış isimleri konu ediyor. Başta Nurettin olmak üzere hemen tüm karakterlerimiz bir şekilde “yırtamamış” kişiler. Hoş bunun için çok çaba harcadıkları da söylenemez. Arka sokaklarda geçen ve hayatın içinden gelen böyle bir hikaye anlatıyorsanız oyunculukların ve atmosferin çok doğal ve gerçekçi olması gerekir. Burada ne yazık ki film bir miktar aksıyor. Başrollerdeki oyunculuklarda çok fazla bir sorun olmasa da fimin tümüne yayılınca çoğu karakterin aslında oynadığı hissediliyor. Filmin genel atmosferinde de böyle bir sıkıntı var. Halbuki Volga Sorgu kendi oyunculuğunda bunu çok iyi şekilde başaran bir isim. Demek ki tüm filme yayılınca çok başarılı olunamamış.

Yine de iddiasız ama belli bir düzeyi tutturan bir film olarak izlenebilir.

The Dark Knight Rises’ın İlk Posteri

Christopher Nolan’ın üçüncü Batman filmi olan The Dark Knight Rises‘ın ilk posteri yayınlandı. 20 Temmuz 2012’de gösterime girmesi beklenen filmde Christian Bale, Gary Oldman, Morgan Freeman ve Michael Caine önceki filmlerdeki rollerini tekrarlarken, Anne Hathaway, Joseph Gordon-Levitt, Tom Hardy ve Marion Cotillard da kadroya yeni eklenen isimler.

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (3 Temmuz 2011)

SİYAD’ın bu haftaki listesine geçen hafta da tahmin ettiğimiz gibi Bir Ayrılık (A Separation) filmi giriş yapıyor. Üstelik üçüncü sıradan. Bu filmin listeye girmesi diğer filmleri birer sıra kaydırmış ve geçen hafta onuncu sırada yer alan Super 8 filminin liste dışında kalmasına neden olmuş. Zaten listenin geri kalanında yer alan filmlerin ortalamalarında herhangi bir değişiklik yok.

Gelecek hafta gösterime girecek filmlerden listeyi zorlayabilecek bir yapım gözükmüyor. Muhtemelen benzer bir liste ile karşılaşacağız.

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

1

Ömrümüzden Bir Sene (Another Year)

3.46

2

2

Pina

3.15

3

Bir Ayrılık (A Separation)

3.14

4

3

Şeytanı Gördüm (I Saw the Devil)

3.1

5

4

İstila (Monsters)

3

6

5

Rio

2.9

7

6

Kadının Fendi (Made in Dagenham)

2.89

8

7

Ruhlar Bölgesi (Insidious)

2.83

9

8

Mutluluğun Peşinde (Rabbit Hole)

2.73

10

9

X-Men: Birinci Sınıf (X-Men: First Class)

2.7

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (26 Haziran 2011)

SİYAD’ın 26 Haziran haftası listesine iki yeni giriş görüyoruz. Gerçek bir hikayeden alınan Kadının Fendi (Made in Dagenham) altıncı sıradan, gerçekten tedirgin edici bir korku filmi olan Ruhlar Bölgesi (Insidious) da yedinci sıradan listeye giriyor. Bu iki filmin listeye girişi ile Daha İyi Bir Dünyada (Haevnen / In a Better World) ve Aşkın Büyüsü (Water for Elephants) filmleri liste dışı kalmış oluyor.

Önümüzdeki hafta gösterime girecek filmlerden Bir Ayrılık (A Seperation) filminin listeye girmesi beklenebilir.

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

1

Ömrümüzden Bir Sene (Another Year)

3.46

2

2

Pina

3.15

3

3

Şeytanı Gördüm (I Saw the Devil)

3.1

4

4

Istila (Monsters)

3

5

5

Rio

2.9

6

Kadının Fendi (Made in Dagenham)

2.89

7

Ruhlar Bölgesi (Insidious)

2.83

8

6

Mutluluğun Peşinde (Rabbit Hole)

2.73

9

7

X-Men: Birinci Sınıf (X-Men: First Class)

2.7

10

8

Super 8

2.67


Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 320.530 hits
Nisan 2026
P S Ç P C C P
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.