Archive for the 'Ödüller/Festivaller' Category



Gezici Festival 2012 İzlenimleri – 3. Gün: Zerre, Kan Akmalı, All That Jazz, Küf, Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Yurttaş Hakkında Soruşturma

Zerre:

Zerre

Zerre bundan önce katıldığı festivallerde aldığı övgüleri hakeden bir filmmiş. Hayat mücadelesi veren bir karakterin hayatından bir kesiti çok güzel yansıtmış. Film tümüyle ana karakteri Zeynep’i merceğine almış ve onu izletiyor bize. Yanlışım yoksa onun gözükmediği hiç bir sahne yok filmde. Böyle olunca Zeynep’i canlandıran Jale Arıkan’ın üzerine ağır bir yük binmiş ama bu yükü sırtlamasını biliyor. Çok başarılı bir performans sergilemiş. İşin ilginci bir kaç gün önce izlediğimiz Şimdiki Zaman’da eksiklik olarak gördüğüm şeyler Zerre‘de de mevcut ama burada rahatsız etmedi. Ana karakterin geçmişine yönelik burada da bir şey öğrenemiyoruz, çocuğunun durumunun ya da sürekli burnunun kanamasının nedenlerini bilmiyoruz ama burada zaten öyle bir beklenti yaratılmadığı için sorun olmuyor. Filmin görsel yapısı da çok güçlü. Adındaki Zerre metaforunu çeşitli mekanlarda yakalamak mümkün.

Ufak bir eleştiri olarak filmin finali bir anda geldiğini söyleyebiliriz. Seyirciye ne oldu şimdi dedirtiyor. Adeta bir makara daha varmış da kaybolmuş gibi. Aslında bir ara filmin çok klişe bir finale doğru gittiğini hissediyordum. Böyle olmayıp açık uçlu bırakılması iyi bir seçim. Yine de biraz daha devam edebilirdi sanki ama filmin sonunda yönetmenin de dediği gibi bilinçli bir tercih bu da. Festivalde başka bir gösterimi yok ama büyük ihtimalle gösterime girecektir. O zaman kaçırmamak gereken bir film.

Kan Akmalı:

Kan Akmalı

Kan Akmalı, Neo-Nazi’ler üzerine bir belgesel. Çoğunlukla gizli kamera ile çekilmiş Neo-Nazi konser görüntülerine dayanan bir film. Bu görüntülerin çekiminin epey zor olduğu kesin. Önemli de görüntüler olunca film olayın bu yönüne fazlaca odaklanmış sanki. Halbuki gençlerin böyle bir görüşün etkisi altında kalmalarının nedenleri üzerine eğilinmesi daha iyi olabilirmiş. Yine de filmin çok kimsenin önemsemediği bir konu üzerine olması önemli. Bu arada tek kelime Almanca bilmediğim halde Ankara’ya konuk olan yönetmen Peter Ohlendorf’un akıcı konuşmasına bayıldım. Ohlendorf haber spikeri gibi seri konuştu açıkçası. Ahmet Boyacıoğlu da teklemeden çevirdi doğrusu (tabii Almanca bilmeyince anlamadım arada atladıkları oldu mu ama pek öyle bir izlenim vermedi).

All That Jazz:

All That Jazz

All That Jazz, Tuncel Kurtiz’in 20’den fazla izlediği filmlerden biriymiş. O kadar olmasa da benim de az değildir ama ilk kez sinemada izleme şansım oldu. Sinemada izlemenin ayrı bir keyif olduğunu söylemeliyim. Bazı yerlerini de biraz unutmuşum doğrusu. Hastane kısmı çok daha fazla iz bırakmış olmalı ki hem buradaki kısımları daha uzun diye hatırlıyorum ben de genel olarak filmdeki müzikal sahnelerini (ki onlar da çoğunlukla hastane kısmında zaten). All That Jazz için sahne dünyası üzerine yapılmış en iyi filmlerden biri diyebiliriz. Bob Fosse açısından da son derece kişisel bir film. Bu noktada 8 1/2 ile olan arkabalığı da önemini yitiriyor aslında. O filmi temel almış olabilir ama tamamen kendi dünyasına uyarlamış Fosse. All That Jazz, Bob Fosse’nin son filmi değil belki ama hayata bıraktığı veda mektubu olarak yorumlanabilir. Zaten öyle görkemli, keyifli ve aynı zamanda hüzünlü bir finali var ki filmi sevenler cenazemde “bye bye life” çalsın diyebilirler rahatça.

Küf:

Küf

Sabah izlediğim Zerre için aldığı övgüleri hakeden bir film demiştim, Küf de öyle. Cumartesi Anneleri’ni çağrıştıran öyküsünde yönetmen-senarist Ali Aydın tabiri yerindeyse bir Cumartesi Babası’nın hikayesini anlatıyor. Oğlu 20 yıl önce kaybolmuş olan Basri bıkıp usanmadan devlete dilekçe yazıyor ve oğlu ölmüş olsa bile en azından mezarını bulmak istiyor. Nuri Bilge Ceylan sayesinde tanıdığımız Ercan Kesal, Basri rolünün içinde yaşayarak ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu göstermiş. Bir Zamanlar Anadolu’da filmindeki rol arkadaşı Muhammet Uzuner ile olan çocuğu kaybetmiş baba-polis sahneleri de çok başarılı. Küf finali ile insanın böğrüne bir yumru bırakıp öyle bitiyor.

Uzun planlardan oluşan yapısı bazı seyircilere biraz sıkıcı gelebilir ama Ahmet Boyacıoğlu’nun dediği gibi zor bir film olsa da nihayetinde 90 dakikada bitiyor. Yine vizyona girince kaçırılmaması gereken filmlerden biri diyorum.

Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Yurttaş Hakkında Soruşturma:

Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Yurttaş Hakkında Soruşturma

Bu uzun isimli film, Tuncel Kurtiz’in seçtiklerinden biriydi. Elio Petri, 1970 yapımı bu filminde sevgilisini öldürdükten sonra cinayet mahaline her türlü delili bırakan, hatta bilinçli olarak binadan çıkarken kendini komşulara gösteren bir polisin hikayesini anlatıyor. Cinayet masasının eski şefi olan polis, bunu deliller kaçınılmaz bir şekilde kendisini gösterse bile ona dokunamayacaklarını bilerek yapıyor. Hatta bunu ispat etmek için yapıyor. Bu düşüncesinde de haksız değil.  Öyle ki, suçunu itiraf ettiğinde bile onu suçlu olduğunu ispata zorluyorlar. Elbette bu filmle Petri, faşizmin bir allegorisini yapmış. Hala etkili ve ne yazık ki bazı noktaları ile anlattıkları hala geçerli bir film. Aslında Tuncel usta filmin kendisine umut verdiğini söyledi ama benim açımdan mevcut düzenin değişebileceğine dair pek ışık vermedi doğrusu.

Gezici Festival’de Bugün: 3 Aralık Pazartesi

https://pbs.twimg.com/media/A9LMd1tCIAAwxz0.jpg:large

kızılay büyülü fener sineması – salon 1

12.15 lal gece reis çelik

türkiye, 2012, 35mm, 91’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Kristal Ayı Berlin • En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu Nürnberg • En İyi Film Würzburg • Özel Mansiyon Buster • En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü Adana • En İyi Asya- Ortadoğu Filmi Tokyo • En İyi Film, En İyi Yönetmen Brüksel • En İyi Yönetmen Malatya

Lal Gece, kaba kuvvet, cinsiyet ve silah zoruyla sahip oldukları iktidarı kanunsuzluk pahasına korumak için feodaliteden vazgeçmeyen ataerkil toplumlarda erkeklerin de kendi kurdukları düzenin birer kölesi olduğunu gösteriyor –Alin Taşçıyan

14.30 düşler diyarı benh zeitlin

abd, 2012, 35mm, 92’, ingilizce; türkçe altyazılı

ödüller Altın Kamera, Genç Bakış Ödülü, Fipresci Ödülü, Kiliseler Birliği Özel Mansiyonu Cannes • Jüri Büyük Ödülü, En İyi Görüntü Sundance • En İyi Yönetmen Seattle • İzleyici Ödülü: En İyi Film Los Angeles • Büyük Ödül, Umut Veren Yeni Yönetmen Ödülü Deauvillle

Dış dünyayla ilişkisi kesilmiş, su baskını tehdidi altındaki küçük ve fakir bir topluluk hayatta kalmak için çabalamaktadır. Hem toplumsal gerçekçi bir dram, hem büyülü bir masal, hem de uyarıcı bir ekolojik öykü. Düşler Diyarı birbirinin içine geçmiş üç güzel film.

 16.30 no pablo larraín

şili, abd, meksika, 2012, 35mm, 110’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Sanat Sineması Ödülü Cannes

Şilili diktatör Augusto Pinochet’nin 1988’de uluslararası baskı sonucu başkanlığını halk oyuna sunmasıyla ilgili gerçek bir öykü. Gael Garcia Bernal’in canlandırdığı reklamcı, muhalifler için hazırladığı kampanyayla sıradışı bir özgürlük hareketine imza atıyor. Zekice kotarılmış, komik ve sürükleyici bu politik gerilim, Şili’nin yabancı film Oscar adayı.

 18.45 araf yeşim ustaoğlu

Yönetmen Yeşim Ustaoğlu’nun katılımıyla.

türkiye, almanya, fransa, 2012 35mm, 124’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Sanat Yönetmeni, Umut Veren Kadın Oyuncu, Umut Veren Erkek Oyuncu Adana • Siyah İnci Ödülü Abu Dhabi • En İyi Kadın Oyuncu Tokyo

Ustaoğlu, bu aykırı aşk ve cinsellik öyküsünü gayet olgun bir sinemayla ve büyük ustalara yakışır dokunaklı bir sadelikle anlatıyor. Film böylece dar ilişkiler çerçevesini aşıp, hızla değişen bir topluma tutulmuş bir aynaya dönüşüyor da denebilir. –Atilla Dorsay

 21.15 orada burada antonio méndez esparza

ispanya, abd, meksika, 2012, hdcam, 110’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Nespresso Büyük Ödülü Cannes • Özgürlük Ruhu Ödülü Kudüs • En İyi Film, En İyi Yönetmen Mumbai • Altın Kurt Ödülü Montreal • Özel Mansiyon Afi Fest • En İyi Yönetmen Selanik

Meksika’daki köyüne geri dönen bir ‘illegal’ göçmen işçinin karşılaştığı sorunlara ve hem Bush hem de Obama yönetimlerinin göçmen karşıtlığının zalimliğine ilişkin abartısız fakat etkili bir çalışma.

 kızılay büyülü fener sineması – salon 3

 19.00 domuzların kralı sang-ho yeun

güney kore, 2011, dcp, 97’, canlandırma korece; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller NETPAC Ödülü, CGV Movie Collage Ödülü, En İyi Yönetmen Busan • Satoshi Kon Canlandırma Ödülü, Özel Mansiyon: En İyi İlk Film Fantasia

Çocukluk döneminde çekilen acılar ve okulda şiddet üzerine ürkütücü bir öykü. Domuzların Kralı kesinlikle çocuklara göre bir canlandırma filmi değil.

21.00 perşembeden pazara dominga sotomayor

şili, hollanda, 2012, dcp, 94’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Kaplan Ödülü Rotterdam • En İyi Film Indie Lisboa • En İyi Film Granada • En İyi Film New Horizons • En İyi Görüntü Yönetmeni Transilvania

Bir aile sabahın erken saatlerinde tüm hayatlarını derinden etkileyecek bir yolculuğa çıkar. Perşembeden Pazara, arka koltukta oturan kızın, bir yandan annesiyle babasının arasındaki ilişkinin bittiğini fark ederken diğer yandan da kendi çocukluğuna veda edip ergenliğe geçişini ustaca anlatıyor.

 alman kültür merkezi

9.30 Çocuk Filmleri: Hollanda

16.00 Larry Jordan 1

18.30 Larry Jordan 2

Gezici Festival’de Bugün: 2 Aralık Pazar

https://pbs.twimg.com/media/A9GCXJdCAAAth1F.jpg:large

kızılay büyülü fener sineması – salon 1

12.15 zerre erdem tepegöz

türkiye, 2012, hdcam, 80’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi İlk Film, En İyi Yönetmen, En İyi Sanat Yönetmeni, Siyad En İyi Film Ödülü Antalya • En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Kurgu Malatya

Zerre sinemamızda uzun zamandır duymadığımız bir sesi yeniden duyurdu. İşçi sınıfından bireylerin hikâyeleri pek anlatılmıyor… Zerre başarılı görüntü ve sanat yönetimi, iyi oyunculuğu ve Dardenne Kardeşleri hatırlatan gerçekçiliğiyle sinemamızda eksikliğini hissettiğimiz yeni bir nefes. Erdem Tepegöz’ün yeni filmlerini merakla bekleyeceğiz. –Cüneyt Cebenoyan

14.30 kan akmalı – gizlice nazilerin arasında peter ohlendorf

Yönetmen Peter Ohlendorf’un katılımıyla

Almanya’da son dönemde sekiz Türk ve bir Yunanlı’nın Neo-Nazi’lerce öldürüldüğünün ortaya çıkmasıyla yeniden güncellik kazanan aşırı sağ terör ile ilgili çarpıcı bir belgesel. Yedi yıl boyunca Avrupa’nın değişik kentlerinde Neo-Nazi konserlerinin gizli çekimlerini yapan gazetecinin kimliği güvenlik nedeniyle açıklanmıyor.

16.30 all that jazz bob fosse

abd, 1979, 35mm, 123’, ingilizce; türkçe altyazılı

Tuncel Kurtiz’in sunumuyla

ödüller En İyi Kurgu, En İyi Müzik, En İyi Sanat Yönetimi, En İyi Kostüm Oscar • Altın Palmiye Cannes • En İyi Kurgu Amerika Sinema Kurgucuları • En İyi Görüntü, En İyi Kurgu BAFTA Ödülleri • Avrupa Dışından Gelen En İyi Film Bodil Ödülleri

Yönetmeninin yarı otobiyografik özelliklerini taşıyan ama anlattıklarıyla izleyicisinin hayatla hesaplaşmasına yardımcı olan çok az film vardır. All That Jazz bunu başarabilen üç beş filmden biridir. Fosse’un başyapıtı, şov dünyasının samimiyetsizliğine vurgu yaparken yaratıcının kaybolmuşluğunun, yanlızlığının nasıl da mümkün olabileceğini gözler önüne serer. –Burak Göral

18.45 küf ali aydın

Yönetmen Ali Aydın’ın katılımıyla.

türkiye, almanya, 2012, hdcam, 94’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Geleceğin Aslanı Venedik • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü Antalya • Gümüş İskender Selanik

Küf son derece politik bir öykü anlatmasına rağmen, politik bir film olarak tanımlanabilecek bir film değil. Daha çok acı, suçluluk duygusu ve başkasının acısına duyarsızlık üzerine bir film diyebilirim. Ali Aydın sinemamız için müthiş bir kazanç.      –Cüneyt Cebenoyan

21.15 siirt’in sırrı inan temelkuran, kristen stevens

türkiye, 2012, hdcam, 89’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Jüri Özel Ödülü, Jüri Özendirme Ödülü, En İyi Kurgu Adana • En İyi Belgesel Antalya

Güreşerek kazandığı parayla 13 kişilik ailesine destek olan genç Kürt kızı Evin Türkiye şampiyonudur. Kendi küçük kentinde bir kız olarak tek başına gidip ekmek alması mümkün değilken, dünya arenasında kendi yaratacağı geleceğe ulaşabilmesi için bir maçı kazanması yeterlidir.

kızılay büyülü fener sineması – salon 3

19.00 perşembeden pazara dominga sotomayor

şili, hollanda, 2012, dcp, 94’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Kaplan Ödülü Rotterdam • En İyi Film Indie Lisboa • En İyi Film Granada • En İyi Film New Horizons • En İyi Görüntü Yönetmeni Transilvania

Bir aile sabahın erken saatlerinde tüm hayatlarını derinden etkileyecek bir yolculuğa çıkar. Perşembeden Pazara, arka koltukta oturan kızın, bir yandan annesiyle babasının arasındaki ilişkinin bittiğini fark ederken diğer yandan da kendi çocukluğuna veda edip ergenliğe geçişini ustaca anlatıyor.

21.00 her türlü kuşkunun ötesinde bir yurttaş hakkında elio petri

Tuncel Kurtiz’in sunumuyla.

italya, 1970, dcp, 112’, italyanca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Yabancı Film Oscar • Jüri Büyük Ödülü, Fipresci Ödülü Cannes • En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu David di Donatello • En İyi Film Edgar Ödülleri • En İyi Yönetmen, En İyi Öykü, En İyi Erkek Oyuncu İtalyan Ulusal Film Eleştirmenleri Sendikası • En İyi Yabancı Film Kansas City Film Eleştirmenleri Birliği Ödülleri

Bir polis metresini öldürür; cinayetin araştırılmasını da kendi yönlendirir. Güçlü karakteri ve konumu nedeniyle meslektaşları onu suçlu bulma konusunda aciz kalırlar. Bir katilin kusursuz çizilmiş anatomisi. Petri’nin faşizm karşıtı filmi iğneleyici, dokunaklı, aynı zamanda da ürkütücü.

alman kültür merkezi

10.00 YENİ MEDYA BELGESELİ ATÖLYESİ

Yoram Schaffer ve Udi Ben-Arie tarafından gerçekleştirilecek atölyede, katılımcılar farklı dijital ifade platformlarını ve interaktif film türlerini keşfedip bir yeni medya belgesel projesi tasarlayacaklar. Katılım ücretsizdir ve herkese açıktır. Katılımcıların bilgisayarlarını yanlarında getirmeleri gerekmektedir. Panel iki gün sürecektir.

16.00 PANEL: SAVAŞLA BÜYÜMEK

Bu yılki özel bölümlerimizden biri olan Savaşla Büyümek kapsamında, Uluslararası Af Örgütü, Gündem Çocuk Derneği ve Uluslararası Çocuk Merkezi’nin desteğiyle, savaş bölgelerinde büyüyen çocukların durumu tartışılacak.

Gezici Festival İzlenimleri – 2. Gün: Aşk, No, Domuzların Kralı, 2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas

Aşk:

Aşk

Haneke filmleri ile bizi öyle ya da böyle sinema salonlarındaki koltuklarımıza mıhlamaya devam ediyor. Aşk filminde yine darmadağın olduk. Aslında Aşk, Haneke’nin tanıdığımız tarzında bir film değil. Çok daha klasik bir sineması var, karakterleri de pek sıradışı sayılmaz. Ayrıca Haneke, filmlerinde genelde seyirci ile arasına bir mesafe koyardı bu kez doğrudan filmin içinde, iki yaşlı insanla beraber yaşıyoruz. Filmin konusunu hemen herkes biliyordur artık. Yaşlı bir çiftten biri hastalanınca diğerinin ona bakma çabalarını ve ölüme doğru giden zamanı izliyoruz. Çiftin arasında geçenler dışında, kızları ve hemşireler ile olan ufak diyaloglar üzerine bile uzun uzun konuşmak mümkün. Belki de festival yoğunluğu geçtikten sonra film üzerine daha detaylı yazmak gerekecek. Jean-Louis Trintignant ve Emmanuelle Riva ve Haneke’nin çok sevdiği Isabelle Huppert de çok çok iyiler. Film genel olarak çok iyi ama yine de itiraf edeyim, Haneke’nin ilk dönem filmleri ile Cache‘sini hala daha çok seviyorum sanırım.

Bu arada ülkemizdeki her festivalde kapalı gişe oynayan, biletleri çok çabuk tükenen bu filmin vizyondaki seyirci sayısını çok merak ediyorum. Sırf bilet bulamadım diye üzülenler alsa epey bir seyirci çekmesi lazım. İlgi sadece festival olunca mı oluyor göreceğiz.

Bu arada tam da bu satırları yazarken aldığım bir haber. Aşk filmi Avrupa Film Ödülleri’nde en iyi film, yönetmen, erkek oyuncu ve kadın oyuncu ödüllerini aldı. Oscar yoldadır diyorum ayrıca Emmanuelle Riva da aday olsa ne de güzel olur.

No:

No

No filminde yönetmen Pablo Larraín, Şili’de Pinochet iktidarının devam edip etmeyeceği ile ilgili yapılan referanduma çeviriyor kamerasını. Aslında bu süreçte genel olarak yaşananlardan çok Hayır kampanyasını yürütenlerin yaşadıklarına tanıklık ediyoruz. Kampanyayı bir reklamcıya teslim edince o da işi politik altyapısından biraz uzaklaştırıp Hayır oyunu bir ürün gibi pazarlamaya yöneliyor. Hatta en başlarda tanıtım için gösterdiği reklamda doğrudan kendisinin bir kola markası için yaptığı reklamdaki görüntüleri kullanıyor. Film bu süreci iyi anlatmış aslında ama belli ki referandumda Şili’nin içinden ve dışından başka faktörlerin de önemli rolleri var. Yoksa bir reklam kampanyası ile koca diktatörlüğü devirmek pek mümkün gözükmüyor. İşin o taraflarına eğilmemek bir eksiklik olmuş.

Yönetmen tüm filmi o günlerin televizyonlarında izliyoruz gibi çekmiş (hafif bozulmuş bir VHS kaset kalitesinde göüntüleri vardı). Açıkçası filmin bir bölümü böyle olsa çok sıkıntı yoktu ama pürüzsüz görüntüleri olan, eski filmleri bile restorasyonla HD kalitesinde izlediğimiz bir dönemde tüm filmin böyle olması beni rahatsız etti.

Domuzların Kralı:

Domuzların Kralı

Domuzların Kralı, şu ana kadar festivalin en büyük sürprizi oldu benim için. Festival sonunda da haftanın en iyilerinden diyeceğimden eminim. İki eski arkadaşın yıllar sonra biraraya gelip yıllar önce ortaokulda yaşadıklarını hatırlamalarını anlatan bu animasyon çok etkili. Yoğun bir şiddet içeren yapım, festival kataloğunda yazdığı gibi kesinlikle çocuklara yönelik değil. İnsanın içindeki canavarın nasıl ortaya çıkabildiği gösteren film yoğun bir sınıf çatışması da getiriyor karşımıza. Daha ortaokul çağında bu yoğun sınıf çatışması içinde olan çocukların yaşadıkları tüm hayatlarını etkiliyor. Dünyaya da gayet umutsuz bir bakış atan film kanlı canlı bir film olsaydı bir kaç sahnesinin seyri çok zor olurdu. Animasyon olarak bile bazı seyircileri rahatsız edecektir ama kesinlikle tavsiye edilir. Bu arada alışkanlıktan ortaokul diyorum ama yaklaşık 15 yaşındaki çocukların yaşadıklarından bahsediyoruz burada.

2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas:

2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas

Tuncel Kurtiz’in seçtikleri arasında olan 2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas günün sert filmlerinden sonra bir nefes aldırdı. Kendilerini artık sürdürmek zorunda oldukları hayat mücadelesi içinde bulan 68 kuşağını anlatan film gayet de politik ama suratı asık değil. Bir yandan ideallerinden uzaklaşmayan ama bir şekilde de mecburen sistemin çarkları içine girmiş olan bu insanlar yine de bir değişim yaratmaya çalışıyor. Özellikle filmdeki tarih dersleri çok ilgi çekici. Zaten filmin tümü ince göndermelerle dolu. Bir önceki filmin aksine umudu da elden bırakmıyor. Jonas’ın 2000 yılında, 25 yaşında içinde olacağı dünyanın daha iyi olacağı umut ediliyor. Şimdi doğruya doğru, Jonas’la yaşıt olan biri olarak diyebilirim ki,  temel meseleleri düşünürsek çok da bir şey değişmemiş o günden bu yana ama bu yine de ufak ufak değiştirme çabalarını bırakmak için bir neden değil. Belki de 2035 yılında 25 yaşında olacak çocukları daha iyi bir gelecek bekliyor.

Gezici Festival’de Bugün: 1 Aralık Cumartesi

https://pbs.twimg.com/media/A9A39eZCAAASsm5.jpg:large

kızılay büyülü fener sineması – salon 1 12.15

12.15 aşk michael haneke

fransa, almanya, avusturya, 2012, 35mm, 127’, fransızca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Altın Palmiye Cannes • FIPRESCI Büyük Ödülü

Haneke’nin yeni filmi ondan beklediğimiz her şeyi, hatta daha fazlasını sunuyor: büyük bir içtenlik ve zeka içeren, dokunaklı, ürkütücü ve sıra dışı bir dram. Aşk, Avusturya’nın bu yılki Yabancı Film Oscar adayı.

14.30 no pablo larraín

şili, abd, meksika, 2012, 35mm, 110’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Sanat Sineması Ödülü Cannes

Şilili diktatör Augusto Pinochet’nin 1988’de uluslararası baskı sonucu başkanlığını halk oyuna sunmasıyla ilgili gerçek bir öykü. Gael Garcia Bernal’in canlandırdığı reklamcı, muhalifler için hazırladığı kampanyayla sıradışı bir özgürlük hareketine imza atıyor. Zekice kotarılmış, komik ve sürükleyici bu politik gerilim, Şili’nin yabancı film Oscar adayı.

16.30 babamın sesi orhan eskiköy, zeynel doğan

türkiye, 2012, 35mm, 88’, kürtçe, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Film, En İyi Senaryo Adana • En İyi Senaryo İstanbul

Babamın Sesi’nde Maraş Katliamı’ndan etkilenen Kürt-Alevi bir ailenin hikâyesini anlatan Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan, gerçek ses kayıtlarından ‘gerçek’ bir film çıkarmayı başarıyor. Geride kalanların travmasını anlamaya çalıştıkları gibi ülkenin ‘kirli’ tarihi ve asimilasyon politikasını büyük sözler etmeden hikâyeleştirebiliyorlar.-Hasan Cömert

18.45 lal gece reis çelik

Yönetmen Reis Çelik’in katılımıyla

türkiye, 2012, 35mm, 91’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Kristal Ayı Berlin • En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu Nürnberg • En İyi Film Würzburg • Özel Mansiyon Buster • En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü Adana • En İyi A sya- Ortadoğu Filmi Tokyo • En İyi Film, En İyi Yönetmen Brüksel • En İyi Yönetmen Malatya

Lal Gece, kaba kuvvet, cinsiyet ve silah zoruyla sahip oldukları iktidarı kanunsuzluk pahasına korumak için feodaliteden vazgeçmeyen ataerkil toplumlarda erkeklerin de kendi kurdukları düzenin birer kölesi olduğunu gösteriyor –Alin Taşçıyan

21.15 2000 yılında 25 yaşında olacak jonas alain tanner

Tuncel Kurtiz’in sunumuyla

isviçre, fransa, 1976, 35mm, 110’, fransızca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Senaryo Amerikan Ulusal Film Eleştirmenleri Birliği Ödülleri

Jonas, 1960’larda devrim idealleri yıkılmış gençleri konu alan birçok filmin aksine, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek rüyaların arasına sıkışmayı reddeden hayat dolu karakterleri anlatan, eğlenceli bir film.

kızılay büyülü fener sineması – salon 3

19.00 domuzların kralı sang-ho yeun

güney kore, 2011, dcp, 97’, canlandırma korece; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller NETPAC Ödülü, CGV Movie Collage Ödülü, En İyi Yönetmen Busan • Satoshi Kon Canlandırma Ödülü, Özel Mansiyon: En İyi İlk Film Fantasia

Çocukluk döneminde çekilen acılar ve okulda şiddet üzerine ürkütücü bir öykü. Domuzların Kralı kesinlikle çocuklara göre bir canlandırma filmi değil.

21.00 leopar luchino visconti

italya, fransa, 1963, dcp, 185’, italyanca; türkçe altyazılı

Tuncel Kurtiz’in sunumuyla

ödüller Altın Palmiye Cannes • En İyi Yapım David di Donatello • En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Yapım Tasarımı İtalyan Ulusal Film Eleştirmenleri Sendikası • En İyi Yabancı Film, Özel Ödül Saint Jordi Ödülleri

Bugüne dek çekilmiş en iyi filmlerden biri ve Visconti’nin İtalya tarihi ile ilgili en kişisel filmi. Guiseppe di Lampedusa’nın İtalyan aristokrasisinin çöküşünü ve burjuvazinin yükselişini konu alan romanına dayanan göz kamaştırıcı bir destan.

alman kültür merkezi

10.00 YENİ MEDYA BELGESELİ ATÖLYESİ

Yoram Schaffer ve Udi Ben-Arie tarafından gerçekleştirilecek atölyede, katılımcılar farklı dijital ifade platformlarını ve interaktif film türlerini keşfedip bir yeni medya belgesel projesi tasarlayacaklar. Katılım ücretsizdir ve herkese açıktır. Katılımcıların bilgisayarlarını yanlarında getirmeleri gerekmektedir. Panel iki gün sürecektir.

14.00 savaş cadısı kim nguyen

kanada, 2012, hdcam, 90’, fransızca, ingilizce, lingala dili; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Kadın Oyuncu, Kiliseler Birliği Jürisi Özel Mansiyonu Berlin • En İyi Kurmaca Film, En İyi Kadın Oyuncu Tribeca

Montrealli sinemacı Kim Nguyen, çocuk asker yapılmak üzere isyancılar tarafından Afrika’daki köyünden kaçırılan 14 yaşındaki kız çocuğu Komona’nın dokunaklı ve yürek parçalayıcı bir portresini çiziyor. Film Kanada’nın bu yılki Yabancı Film Oscar adayı.

16.00 havai fişekler giacomo abbruzzese

fransa, 2011, hdcam, 21’, kurmaca, italyanca, arapça, fransızca; türkçe ve ingilizce altyazılı

yarın zavtra andrey gryazev

rusya, 2012, hdcam, 90’, belgesel, rusça; türkçe ve ingilizce altyazılı

Rusya’da bir tür politik performans yapan ve ünü dünyaya yayılan sanat grubu Voina’nın devlet karşıtı muzip eylemleri üzerine bir belgesel.

18.30 annemin kollarında atia jabarah al-daradji, mohamed jabarah al daradji

ırak, ingiltere, hollanda, birleşik arap emirlikleri, 2011, hdcam, 86’, arapça; türkçe ve ingilizce altyazılı

Huşam, Bağdat’ın en tehlikeli mahallesinde kendisinin kurduğu küçük yetimhanede koruma altında olan, savaştan zarar görmüş 32 çocuğun umutlarını, hayallerini ve beklentilerini gerçekleştirmek için yorulmaksızın çalışmaktadır. Ev sahibi, yetimhaneyi boşaltmaları için Huşam ve çocuklara iki hafta süre verdiğinde umutsuz bir arayış başlayacaktır.

Gezici Festival 2012 İzlenimleri – 1. Gün: Siirt’in Sırrı, Orada Burada, Şimdiki Zaman, Nashville

Siirt’in Sırrı:

Siirt'in Sırrı

Siirt’li 9 çocuklu bir aileden çıkan ve genç yaşında Avrupa Şampiyonu olan güreşçi bir kızı anlatan İnan Temelkuran ve Kristen Stevens’ın belgeseli Siirt’in Sırrı başarılı bir yapım. Konu iyi yakalanmış bir defa. Maddi durumu iyi olmayan ailelerin hem kendileri hem de çocukları için çıkışı çocuklarının spordaki başarılarında aramaları dünyanın pek çok yerinde ortak bir konu. Biraz daha bize özel bir konu olarak muhafazakar ailelerin güreş gibi bedene dayanan bir sporu yapmaları için kız çocuklarına izin vermeleri işin ayrı bir boyutu. Filmde bunlar iyi işlenmiş. Belki bölgenin politik altyapısının etkisi daha çok vurgulanabilirdi ama belli ki tercih edilmemiş.

Filmin en büyük şansı ise konunun temelini oluşturan güreşçi kızımız Evin Demirhan. Evin nasıl seçilmiş bilmiyorum (keşke İnan Temelkuran konuk olarak gelseydi de sorabilseydik) ama çok iyi bir seçim olmuş. Spordaki başarısı ayrı bir konu ama kamera karşısında çok rahat olması ve duygularını ifade etmekten kaçınmayışı filmin lehine olmuş. Filmin İngilizce adı olan Know My Name‘den yola çıkarak umalım ki gelecekte tüm Türkiye’nin hatta dünyanın tanıdığı bir isim olsun Evin.

Orada Burada:

Orada Burada

Orada Burada derdini gayet sessiz sakin ama etkili biçimde anlatan bir film. Film, ailesini uzun süre yalnız bırakmış olan Pedro’nun Amerika’da çalıştıktan sonra Meksika’ya dönüşünü anlatıyor. İki kızı ve eşi ile yaşayan amatör müzisyen Pedro dönüşünde bir grup kurmak istiyor ama türlü zorluklarla karşılaşıyor. Gitmek mi zor kalmak mı ikilemi arasında kalan karakterini iyi yansıtan film festivalin fazla adı duyulan filmlerinden değildi ama tavsiye edilir. Bu arada filmin sonunda karakterlerin isimleri ile oyuncuların isimlerinin aynı olduğunu gördük. Büyük ihtimalle film karakterlerin yaşadıklarından yola çıkarak kurulmuş bir yapım.

Şimdiki Zaman:

Şimdiki Zaman

Amerika’ya gitme hayaliyle para biriktiren ve bu süreçte boşaltılmakta olan bir apartmanda oturan ve bir kafede falcılık yapan bir genç bir kadının hikayesini anlatan Şimdiki Zaman konusundaki düşüncelerim karışık. Aslında hikayesini ve oyunculuklarını beğendim. Sadece ana karakterin değil, kendine öyle ya da böyle bir çıkış arayan diğer karakterlerin hikayeleri da başarılı. Ama filmi izlerken sürekli daha iyi olabilirmiş hissi vardı. Mesela kızın bazen fal bakarken kendi dertlerini anlatması çok belirgin verilmişti. Halbuki daha alttan alttan verilse daha iyi olurdu sanki. Bir de masada bayılma sahnesi örneğin, çok anlamlı gelmedi. Ayrıca hikayede bazı noktalar çok belirsiz kalmış. Bunun bilinçli olarak yapıldığı da belli aslında, yoksa eğer istense geçmişte neler olduğunu anlatmak çok zor olmazdı. Yine de hikayedeki boşlukları doldurmak için biraz daha detay verilse fena olmazdı.

Yine de bu yılın kadın yönetmen ve güçlü kadın karakterlerin öne çıktığı bir yıl olma özelliği devam ediyor. Yeşim Ustaoğlu, Pelin Esmer ve Belmin Söylemez arka arkaya iyi filmlerle geldiler. Zerre‘den de güçlü bir kadın karakter daha geliyor.

Nashville:

Nashville

Nashville için çok fazla bir şey demeye gerek yok, bir klasik zaten. Bir başkanlık kampanyası sırasında hem bu kampanya ile ilgili kişilerin hem de Nashville’de kimi çok ünlü, kimi şöhretin peşinde pek çok müzisyenin hikayelerini bir araya getiren bu film, Robert Altman’ı bir kez daha özlemle anmamıza vesile oldu. Bu filmi sinema perdesinde izleme fırsatını verdikleri için Gezici Festival ve Tuncel Kurtiz’e teşekkürler.

Filmde Altman’ın tüm özelliklerini görmek mümkün. Çok kalabalık bir oyuncu kadrosu, birbirine hafiften dokunan hikayeler, üzerinde özenle çalışılmış bir ses bandı gibi. Bu kadar çok hikaye içinde kaybolmadan çıkmak (filmin 25 ana karakteri olduğu söyleniyor) ancak Altman gibi bir ismin altından kalkabileceği bir iş. Bu arada yıllar önce seyrettiğim için unutmuşum, Keith Carradine’da ne cevherler varmış (filmi izlemeyenler için bakınız aşağıdaki video – ki filmin en iyi sahnelerinden biri aynı zamanda). Bu arada coutry müzik sevenlerin filmden alacağı keyfin katlanacağını söyleyelim.

Gezici Festival’de Bugün: 30 Kasım Cuma

Gezici Festival boyunca Sinema Manyakları’nda düzenli olarak festival tarafından bize iletilen basın bültenleri aracılığı ile o günün programını paylaşacağız. Festivalin Ankara ayağında izleyeceğim filmler hakkındaki görüşlerimi ise festival izlenimleri başlığı altında ayrıca paylaşacağım (yetiştirebilirsem bunu da her günün ardından yapmaya çalışacağım). Buyrun ilk günün programına:

Gezici Festival - 30 Kasım Cuma

kızılay büyülü fener sineması – salon 1

12.15 all that jazz bob fosse

Tuncel Kurtiz’in sunumuyla

abd, 1979, 35mm, 123’, ingilizce; türkçe altyazılı

ödüller En İyi Kurgu, En İyi Müzik, En İyi Sanat Yönetimi, En İyi Kostüm Oscar • Altın Palmiye Cannes • En İyi Kurgu Amerika Sinema Kurgucuları • En İyi Görüntü, En İyi Kurgu BAFTA Ödülleri • Avrupa Dışından Gelen En İyi Film Bodil Ödülleri

Yönetmeninin yarı otobiyografik özelliklerini taşıyan ama anlattıklarıyla izleyicisinin hayatla hesaplaşmasına yardımcı olan çok az film vardır. All That Jazz bunu başarabilen üç beş filmden biridir. Fosse’un başyapıtı, şov dünyasının samimiyetsizliğine vurgu yaparken yaratıcının kaybolmuşluğunun, yanlızlığının nasıl da mümkün olabileceğini gözler önüne serer. –Burak Göral

14.30 siirt’in sırrı inan temelkuran, kristen stevens

türkiye, 2012, hdcam, 89’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Jüri Özel Ödülü, Jüri Özendirme Ödülü, En İyi Kurgu Adana • En İyi Belgesel Antalya

Güreşerek kazandığı parayla 13 kişilik ailesine destek olan genç Kürt kızı Evin Türkiye şampiyonudur. Kendi küçük kentinde bir kız olarak tek başına gidip ekmek alması mümkün değilken, dünya arenasında kendi yaratacağı geleceğe ulaşabilmesi için bir maçı kazanması yeterlidir.

16.30 orada burada antonio méndez esparza

ispanya, abd, meksika, 2012, hdcam, 110’, ispanyolca; türkçe ve ingilizce altyazılı

ödüller Nespresso Büyük Ödülü Cannes • Özgürlük Ruhu Ödülü Kudüs • En İyi Film, En İyi Yönetmen Mumbai • Altın Kurt Ödülü Montreal • Özel Mansiyon Afi Fest • En İyi Yönetmen Selanik

Meksika’daki köyüne geri dönen bir ‘illegal’ göçmen işçinin karşılaştığı sorunlara ve hem Bush hem de Obama yönetimlerinin göçmen karşıtlığının zalimliğine ilişkin abartısız fakat etkili bir çalışma.

18.45 zerre erdem tepegöz

Yönetmen Erdem Tepegöz ve yapımcı Kağan Daldal’ın katılımıyla

türkiye, 2012, hdcam, 80’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi İlk Film, En İyi Yönetmen, En İyi Sanat Yönetmeni, Siyad En İyi Film Ödülü Antalya • En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Kurgu Malatya

Zerre sinemamızda uzun zamandır duymadığımız bir sesi yeniden duyurdu. İşçi sınıfından bireylerin hikâyeleri pek anlatılmıyor… Zerre başarılı görüntü ve sanat yönetimi, iyi oyunculuğu ve Dardenne Kardeşleri hatırlatan gerçekçiliğiyle sinemamızda eksikliğini hissettiğimiz yeni bir nefes. Erdem Tepegöz’ün yeni filmlerini merakla bekleyeceğiz. –Cüneyt Cebenoyan

21.15 küf ali aydın

türkiye, almanya, 2012, hdcam, 94’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller Geleceğin Aslanı Venedik • E n İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü Antalya • Gümüş İskender Selanik

Küf son derece politik bir öykü anlatmasına rağmen, politik bir film olarak tanımlanabilecek bir film değil. Daha çok acı, suçluluk duygusu ve başkasının acısına duyarsızlık üzerine bir film diyebilirim. Ali Aydın sinemamız için müthiş bir kazanç. –Cüneyt Cebenoyan

kızılay büyülü fener sineması – salon 3

19.00 şimdiki zaman belmin söylemez

türkiye, 2012, dcp, 110’, türkçe; ingilizce altyazılı

ödüller En İyi Kadın Oyuncu İstanbul • Yılmaz Güney Ödülü, Film Yön Jürisi Özel Ödülü, Siyad En İyi Film Ödülü Adana

‘Bir kadın hikâyesi’ anlatan Belmin Söylemez, kaybolmuş bir ruhun kendini yeniden tanımlamaya çalışması diye yorumlayabileceğimiz yapısıyla bizi etkilemeyi başaran filmiyle hedefine ulaşırken, yarattığı atmosfere ilk andan finale kadar sadık kalıyor. Hikâyesini ‘fal’ yardımıyla dillendiren Söylemez, başkalarının fincanlarında kendi falına bakan genç bir kadının dünyasına sokuyor bizi. –Murat Özer

21.00 nashville robert altman

abd, 1975, dcp, 159’, ingilizce; türkçe altyazılı

ödüller En İyi Müzik Oscar • En İyi Film Müziği BAFTA • Avrupa Dışından Gelen En İyi Film Bodil Ödülleri En İyi Yönetmen Cartagena • En İyi Yabancı Film David di Donatello • En İyi Özgün Şarkı Altın Küre • En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Kansas City Film Eleştirmenleri Birliği Ödülleri • En İyi Senaryo Los Angeles Film Eleştirmenleri Derneği Ödülleri • En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Amerikan Ulusal Eleştirmenler Birliği • En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Amerikan Ulusal Film Eleştirmenleri Birliği Ödülleri • En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu New York Film Eleştirmenleri Birliği Ödülleri

Nashville Robert Altman’ın sinemadaki zaferi ve 1970’lerde yapılan en iyi filmlerden biri. Robert Altman’ın şaşırtıcı bir taşlama olan bu başyapıtı, Amerika’nın politik manzarası hakkında farklı şeyler söylüyor.. Bunu yaparken de büyüleyici bir teknik başarıya ulaşıyor ve pop kültürü içindeki, seks, para, şöhret ve güç peşinde koşan insanların çok başarılı karakter incelemelerini gerçekleştiriyor.

Gezici Festival 18. Yolculuğuna Başlıyor

Ankara Sinema Derneği tarafından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenecek 18. Gezici Festival, 11 günlük yolculuğuna 30 Kasım’da başlıyor. Festival her yıl olduğu gibi Ankara’dan başlayacak, 30 Kasım–6 Aralık’taki gösterimlerin ardından 7-10 Aralık tarihleri arasında geçtiğimiz yıl da festivale ev sahipliği yapan Sinop’a, Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi ve Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla  konuk olacak. Festivalde, 27 ülkeden 29 uzun ve 36 kısa olmak üzere toplam 65 film gösterilecek.

Türkiye Sineması’ndan yönetmenlerle buluşma

Ülkemizde bu yıl çekilen uzun metrajlı filmlerden derlenen Türkiye Sineması 2012 bölümünde yer alan filmlerin yönetmenleri festivalde yapılacak galalarda izleyicilerle bir araya gelecek. Gezici Festival’in ilk konuğu 30 Kasım’da, Antalya’da En İyi İlk Film ve En İyi Yönetmen de dahil dört ödül kazanan Zerre filminin senarist ve yönetmeni Erdem Tepegöz ve yapımcısı Kağan Daldal olacak.

1 Aralık’ta, Berlin’de Kristal Ayı kazanan Lal Gece filminin gösterimi sonrası yönetmeni Reis Çelik; Altın Koza’dan En İyi Film ve Senaryo ödülleriyle dönen Babamın Sesi’nin gösterimindensonra da filmin senarist ve yönetmenlerinden Orhan Eskiköy izleyicilerle buluşacak.

Gezici Festival, 2 Aralık’ta, Venedik Film Festivali’nde Geleceğin Aslanı ödülünü alan Küf’ün yönetmeni Ali Aydın’ı, 3 Aralık’ta Adana, Abu Dabi ve Tokyo’dan ödüllerle dönen Araf’ın senarist ve yönetmeni Yeşim Ustaoğlu’nu konuk edecek. 4 Aralık’ta ise Anadolu’yu ve doğanın döngüsünü şiirsel bir dille anlatan Devir filminin gösterimi sonrası yönetmen Derviş Zaim izleyicilerle buluşacak.

Zeki Demirkubuz, son filmi Yeraltı’nın 5 ve 6 Aralık’taki gösterimlerinden sonra izleyicilerin sorularını yanıtlayacak. Festivalin Ankara’daki son gününde ise, İstanbul ve Adana’da ödüller alan Şimdiki Zaman filminin yönetmeni ve senaristi Belmin Söylemez ile senaryo yazarı ve yapımcısı Haşmet Topaloğlu festival izleyicisiyle bir araya gelecek.

Özel konuklar: Tuncel Kurtiz ve Peter Ohlendorf

Gezici Festival bu yıl Tuncel Kurtiz’in ‘Bir Daha, Bir Daha’ İzlediği Filmler başlığı altında Avrupa ve Amerika sinemasından klasikleri, Türkiye Sineması’nın bu usta isminin gösterim öncesi sunumlarıyla izleyicilerle buluşturacak. Kurtiz, 30 Kasım Cuma günü Bob Fosse’un yönettiği müzikal All That Jazz ve Robert Altman imzalı Nashville, 1 Aralık’ta İsviçreli yönetmen Alain Tanner ve İngiliz yazar John Berger’i bir araya getiren 2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas ve Luchino Visconti’nin yönettiği Leopar, 2 Aralık’ta ise All That Jazz ve Elio Petri’nin Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Yurttaş Hakkında Soruşturma adlı filmlerini sunacak.

Alman belgeselci Peter Ohlendorf, yedi yıl boyunca Avrupa’nın çeşitli şehirlerindeki Neonazi konserlerinde gizli çekim yapan bir gazetecinin adımlarını yeniden izlediği ve konser mekanlarıyla çekim kayıtlarını bir araya getirdiği belgeseli Kan Akmalı – Gizlice Nazilerin Arasında’nın 2 Aralık’taki gösterimi sonrası izleyicilerin sorularını yanıtlayacak.

Deneysel Canlandırmanın öncülerinden Amerikan sinemacı Larry Jordan’ın bir uzun metrajlı ve sekiz kısa filmi Büyülenmenin Ötesi: Larry Jordan Toplu Gösterimi’nde festival izleyicisiyle buluşacak. 3 Aralık’ta Alman Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak gerçekleşecek gösterimler, bu bölümün kuratörü Kitty Aal tarafından sunulacak.

Gezici Festival’de atölyeler ve savaş paneli

Gezici Festival, Ankaralı sinemaseverlere kendi belgesellerini, küçük izleyicilere ise ilk canlandırmalarını yaratma fırsatını sunacak. İsrail’den gelecek belgesel yönetmeni ve yapımcısı Yoram Schaffer ile Tel Aviv Üniversitesi, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden Udi Ben-Arie tarafından gerçekleştirilecek Yeni Medya Belgeseli Atölyesi’nde ‘yeni medya’ araçlarının belgesel sinemada kullanımı interaktif olarak ele alınacak. Atölye, 1-2 Aralık tarihlerinde Alman Kültür Merkezi’nde katılıma açık ve ücretsiz olacak. Stop Motion Canlandırma Atölyesi‘nde küçük sinemacılar ilk canlandırmalarını üretecekler.

Montrealli sinemacı Kim Nguyen’in filmi Savaş Cadısı ve Iraklı iki kardeş Atia ve Mohamed Jabarah Al Daradji’nin yönettikleri Annemin Kollarında’nın gösterileceği Savaşla Büyümek bölümü, bu önemli konuyu bir panelle de tartışmaya açacak. 2 Aralık’ta Alman Kültür Merkezi’nde düzenlenecek panel, Uluslararası Af Örgütü’nden Volkan Görendağ, Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman, Uluslararası Çocuk Merkezi’nden Adem Arkadaş ve İstanbul’da yaşayan bağımsız gazeteci Frederike Geerdink’in katılımlarıyla gerçekleşecek.

Dünya sinemasından ödüllü filmler

Dünya Sineması seçkisinde önemli festivallerde gösterilen ödüllü filmler izleyiciyle buluşacak. Cannes Film Festivali Eleştirmenler Haftası’nda Büyük Ödülü kazanan ABD-İspanya ortak yapımı, Antonio Méndez Esparza’nın yönettiği Orada Burada, Balkan ülkelerinde rekor izleyici çeken Sırbistan yapımı, Srđan Dragojević’in yönetmenliğini yaptığı Onur Yürüyüşü ve Cannes’da gösterilen Güney Kore animasyonu Domuzların Kralı bu bölümde gösterilecek filmler arasında bulunuyor.

Güney Amerika sinemasından son dönem örnekler de Gezici Festival’in Dünya Sineması bölümünde yer alıyor. Şilili yönetmen Dominga Sotomayor’ın Rotterdam, New Horizons, Transilvania ve Granada festivallerinden ödüllerle dönen filmi Perşembeden Pazara’da bir ailenin dönüşümünü; Sebastián Lelio’nun Locarno’da ödül alan Kaplanın Yılı’nda 2010 Şili depreminin etkilerini; Perulu yönetmen Adrián Saba’nın ilk uzun metrajlı filmi Temizlikçi’de ise yalnız bir adamla küçük bir çocuğun sıra dışı arkadaşlığını izleyeceksiniz.

Çocuk filmleri, kısalar ve Üretim Hatası

Gezici Festival, Çocuk Filmleri: Hollanda bölümünde küçük izleyicilere Hollandalı iki yönetmen Frodo Kuipers ve Arjan Wilschut’un canlandırmalarından oluşan bir seçki sunacak. Kısa İyidir bölümünde ise, dünyanın çeşitli ülkelerinden festivale başvuran 1000’den fazla film arasından seçilen filmler festival izleyicisiyle buluşacak.

Carmen Losmann’ın ilk uzun metrajlı belgeseli Öğün, Çalış, Güven, Rus yönetmen Andrey Gryazev’in belgeseli Yarın ve iki kısa belgeselden oluşan Üretim Hatası bölümü; kurumsal iş hayatını, üretim sistemlerini, polisi, otoriteyi, genelde de Batı uygarlığının 21. yüzyılda geldiği noktayı sorgulayacak.

Festival duyuruları, program, filmler ve etkinlikleri Gezici Festival’in web sitesi, Facebook sayfası ve Twitter hesabından takip edebilir, fotoğrafları Flickr hesabından indirebilir, fragmanları Vimeo hesabından izleyebilirsiniz.

28. Bağımsız Ruh Ödüllerinin Adayları Belli Oldu

Her yıl bu dönemlerde yılın en iyi filmleri ile ilgili listeler yapılmaya ödüller verilmeye başlanır ve Oscar’lar verilene kadar sürecek bir ödül sezonu yaşarız. Bu yıl da Bağımsız Ruh Ödülleri’nin (Independent Spirit Awards) adaylarının açıklanması ile ödül sezonunun startının verildiğini söyleyebiliriz.

Listenin başını Toronto’da aldığı ödül ile Oscar sezonunda adının duyulacağını bir kaç ay önceden belli eden Silver Linings Playbook çekiyor. 5 dalda aday olan bu David O. Russell filmi, sadece adaylık sayısı ile değil aday olduğu dallarla da dikkat çekiyor (film, yönetmen, senaryo, kadın oyuncu ve erkek oyuncu). Genç yaşında popüler filmlerle bağımsız filmler arasındaki dengeyi iyi tutturan Jennifer Lawrence bu filmle ödül sezonunda bolca karşımıza çıkacak gibi gözüküyor.

Wes Anderson’un şahane filmi Moonrise Kingdom da film, yönetmen, senaryo, yardımcı erkek oyuncu (Bruce Willis) ve görüntü yönetmeni adaylıkları ile 5 adaylığa sahip bir diğer film. Ödül sezonunda adını sıkça duyacağımız bir başka film olan Beasts of the Southern Wild da film, yönetmen ve kadın oyuncu adaylıkları ile iddiasını gösteriyor.

Adaylıklara baktığımızda bizim için önemli bir film daha dikkat çekiyor elbette. Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmi en iyi yabancı film dalında aday. Hatta Haneke’nin Amour filmi ile birlikte bu kategorideki en güçlü iki adaydan biri olduğu söylenebilir. Aday listesindeki ilginç bir nokta da Matthew McConaughey’nin iki farklı filmle en iyi erkek oyuncu ve en iyi yardımcı erkek oyuncu kategorilerinde aday olması.

Genellikle Bağımsız Ruh Ödülleri’ndeki filmlerin hepsini sinemalarımızda izleme fırsatımız olmuyor. Yine de şimdiye kadar listede yer alan filmlerden Moonrise Kingdom, Ruby Sparks, Killer Joe, Magic Mike, End of Watch ve elbette Bir Zamanlar Anadolu’da filmlerini sinemalarımızda izleme fırsatı bulmuş olmamız bir mutluluk. Silver Linings PlaybookBeasts of the Southern Wild ve Amour da yakın zamanda sinemalarımızda olacak. Ayrıca kendi adıma Return ve War Witch filmlerini de çeşitli festivallerde izlediğimi belirtmeliyim.

Son bir not olarak 30 Kasım’da başlayacak olan Gezici Festival’de listedeki filmlerden Beasts of the Southern Wild, Amour ve War Witch‘in de gösterileceğini hatırlatalım. Aşağıda adayların tam listesini bulabileceğiniz Bağımsız Ruh Ödülleri 23 Şubat 2013 tarihinde sahiplerini bulacak.

En İyi Film:
Beasts of the Southern Wild
Bernie
Keep the Lights On
Moonrise Kingdom
Silver Linings Playbook

En İyi Yönetmen:
Wes Anderson (Moonrise Kingdom)
Julia Loktev (The Loneliest Planet)
David O. Russell (Silver Linings Playbook)
Ira Sachs (Keep the Lights On)
Benh Zeitlin (Beasts of the Southern Wild)

En İyi Senaryo:
Wes Anderson & Roman Coppola (Moonrise Kingdom)
Zoe Kazan (Ruby Sparks)
Martin McDonagh (Seven Psychopaths)
David O. Russell (Silver Linings Playbook)
Ira Sachs (Keep the Lights On)

En İyi İlk Film:
Fill the Void
Gimme the Loot
Safety Not Guaranteed
Sound of My Voice
The Perks of Being a Wallflower

En İyi İlk Senaryo:
Rama Burshtein (Fill the Void)
Derek Connolly (Safety Not Guaranteed)
Christopher Ford (Robot & Frank)
Rashida Jones & Will McCormack (Celeste and Jesse Forever)
Jonathan Lisecki (Gayby)

John Cassavetes Ödülü:
($500,000 altında bütçe ile yapılan filmlere veriliyor)
Breakfast with Curtis
Middle of Nowhere
Mosquita y Mari
Starlet
The Color Wheel

En İyi Kadın Oyuncu:
Linda Cardellini (Return)
Emayatzy Corinealdi (Middle of Nowhere)
Jennifer Lawrence (Silver Linings Playbook)
Quvenzhané Wallis (Beasts of the Southern Wild)
Mary Elizabeth Winstead (Smashed)

En İyi Erkek Oyuncu:
Jack Black (Bernie)
Bradley Cooper (Silver Linings Playbook)
John Hawkes (The Sessions)
Thure Lindhardt (Keep the Lights On)
Matthew McConaughey (Killer Joe)
Wendell Pierce (Four)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:
Rosemarie DeWitt (Your Sister’s Sister)
Ann Dowd (Compliance)
Helen Hunt (The Sessions)
Brit Marling (Sound of My Voice)
Lorraine Toussaint (Middle of Nowhere)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:
Matthew McConaughey (Magic Mike)
David Oyelowo (Middle of Nowhere)
Michael Péna (End of Watch)
Sam Rockwell (Seven Psychopaths)
Bruce Willis (Moonrise Kingdom)

En İyi Görüntü Yönetmeni:
Yoni Brook (Valley of Saints)
Lol Crawley (Here)
Ben Richardson (Beasts of the Southern Wild)
Roman Vasyanov (End of Watch)
Robert Yeoman (Moonrise Kingdom)

En İyi Belgesel:
How to Survive a Plague
Marina Abramović: The Artist is Present
The Central Park Five
The Invisible War
The Waiting Room

En İyi Yabancı Film:
Amour (Fransa)
Once Upon A Time in Anatolia (Türkiye)
Rust And Bone (Fransa/Belçika)
Sister (İsviçre)
War Witch (Kongo Cumhuriyeti)

Robert Altman Ödülü:

Starlet ekibi (Sean Baker (yönetmen), Julia Kim (kast yönetmeni), Dree Hemingway, Besedka Johnson, Karren Karagulian, Stella Maeve, James Ransone)

Piaget Yapımcı Ödülü:
Nobody Walks (Alicia Van Couvering)
Prince Avalanche (Derrick Tseng)
Stones in the Sun (Mynette Louie)

Gelecek Vaad Eden Yetenek Ödülü (Someone to Watch Award):
David Fenster (Pincus)
Adam Leon (Gimme the Loot)
Rebecca Thomas (Electrick Children)

Kurgudan Daha Gerçek (Truer Than Fiction) Ödülü:
Lucien Castaing-Taylor ve Véréna Paravel (Leviathan)
Peter Nicks (The Waiting Room)
Jason Tippet & Elizabeth Mims (Only the Young)

Gezici Festival’de Atölyeler ve Savaş Paneli

18. Gezici Festival, Ankaralı sinemaseverlere kendi belgesellerini, küçük izleyicilere ise ilk canlandırmalarını yaratma fırsatını sunuyor. Yeni Medya Belgeseli Atölyesi’nde ‘yeni medya’ araçlarının belgesel sinemada kullanımı interaktif olarak ele alınırken, Stop Motion Canlandırma Atölyesi‘nde küçük sinemacılar ilk canlandırmalarını üretecekler. Savaşla Büyümek bölümü ise, film gösterimleriyle beraber bir panelle de bu önemli konuyu tartışmaya açacak.

Yeni Medya Belgeseli Atölyesi

Gezici Festival, Yeni Medya (İnteraktif) Belgeseli Atölyesi ile katılımcıları farklı dijital ifade platformlarını ve interaktif film türlerini keşfetmeye davet ediyor. İki gün sürecek atölyede fikir geliştirilmesinden tasarıma bir yeni medya belgesel projesinin tüm aşamaları ele alınacak ve katılımcılar kendi projelerini geliştirme fırsatını yakalayacaklar.

İsrail’den gelecek belgesel yönetmeni ve yapımcısı Yoram Schaffer ile Tel Aviv Üniversitesi, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden Udi Ben-Arie tarafından 1-2 Aralık tarihlerinde, 10.00–13.00 arasında Alman Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek atölye katılıma açık ve ücretsiz olacak.

Panel: Savaşla Büyümek

Montrealli sinemacı Kim Nguyen’in Berlin ve Tribeca’dan En İyi Kadın Oyuncu ödülleriyle dönen Savaş Cadısı ve Iraklı iki kardeş Atia ve Mohamed Jabarah Al Daradji’nin yönettikleri, Asya Pasifik Sinema Ödülleri’nde En İyi Belgesel ödülünü alan Annemin Kollarında’nın gösterileceği Savaşla Büyümek bölümü, bu önemli konuyu bir panelle de tartışmaya açacak.

2 Aralık Pazar günü saat 16:00’da, Alman Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak gerçekleşecek panel, Uluslararası Af Örgütü’nden Volkan Görendağ, Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman, Uluslararası Çocuk Merkezi’nden Adem Arkadaş ve İstanbul’da yaşayan bağımsız gazeteci Frederike Geerdink’in katılımlarıyla gerçekleşecek.

Küçüklere Canlandırma Atölyesi

Hollanda Büyükelçiliği’nin katkılarıyla, Hollandalı canlandırma sanatçıları bir kez daha Gezici Festival’de çocuklarla buluşacak. Jenny van den Broeke ve Mieke Driessen’ninAnkara’da düzenleyecekleri Stop Motion Canlandırma Atölyesi’nde küçük sinemacılar ilk filmlerini üretecekler.

Ankara Sinema Derneği tarafından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenecek Gezici Festival 30 Kasım–10 Aralık 2012 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak. Festival her yıl olduğu gibi Ankara’dan başlayacak, 30 Kasım–6 Aralık’taki gösterimlerin ardından 7-10 Aralık tarihleri arasında geçtiğimiz sene de festivale ev sahipliği yapan Sinop’a, Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi ve Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla  konuk olacak.

Festival duyuruları, program, filmler ve etkinlikleri Gezici Festival’in web sitesi, Facebook sayfası ve Twitter hesabından takip edebilir, fotoğrafları Flickr hesabından indirebilir, fragmanları Vimeo hesabından izleyebilirsiniz.


Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 320.011 hits
Mart 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.