Altın Koza 2014 İzlenimleri – 3. Gün: Stratos, Düşmanın Yolu, Toz Ruhu

Stratos (To Mikro Psari):

Stratos (To Mikro Psari)

Sadece Altın Koza’da değil, son yıllarda festivallerde ve sinemalarda izlediğimiz Avrupa’dan gelen filmlerin önemli bir kısmının bir şekilde ekonomik krizi konu etmeleri bir tesadüf değil. Yunan yapımı Stratos da bir kiralık katilin bile ek iş olarak fırında çalışabileceğini gösteriyor (cümleyi tersten de kurabiliriz, ek iş olarak kiralık katillik yapan bir fırın işçisi gibi). Aslında Stratos kendi mütevazı hayatında çok paraya ihtiyaç duymuyor, fırın işçiliğinden kazandığı para ona yetecek gibi. Ama hapiste hayatını kurtaran arkadaşına yardım etmek onun için bir onur meselesi. Aslında onun için adam öldürmek de fırında çalışmaktan çok farklı değil. Gençliğinde duygularına yenik düşüp cinayet işlemiş belki ama bugün işimi yaparım, gerisine karışmam modunda. Çevresinde yakınlık hissedip duygularını gösterdiği tek kişi de komşularının küçük kızı. Ne zaman ki komşuları ile ilgili bir mesele ortaya çıkıyor, işte o zaman inisiyatif alıyor.

Bu tip yalnız katil hikâyeleri kaçınılmaz olarak Melville’in Le Samouraï’sini akla getiriyor. Ortak nokta olarak bu filmin de atmosfer ağırlıklı olduğu söylenebilir. Yönetmen Yannis Economides bir aksiyon filmi yapmaktan ziyade sessiz ve derinden gelişen bir film yapmayı tercih etmiş. Pek çok sahneye eşlik eden, sadece ufak gitar dokunuşlarından oluşan müzik de bu atmosferi oluşturmakta etkili. Festivalin çok adı duyulmayan ama iyi filmlerinden. Vizyona girebileceğini zannetmiyorum ama başka festivallerde karşınıza çıkarsa bir şans verin derim.

Düşmanın Yolu (Two Men in Town):

Düşmanın Yolu (Two Men in Town)

Düşmanın Yolu, yönetmen Rachid Bouchareb’a tamam fena film yapmamışsın ama elinde böyle bir oyuncu kadrosu varken çıka çıka bu mu çıktı dedirtiyor. Aslında konu ilgi çekici. 18 yıl sonra hapisten şartlı tahliyeyle çıkan bir adam yardımcısını öldürdüğü şerifle ve eski arkadaşlarıyla karşı karşıya geliyor. Hapisteyken Müslümanlığı seçmiş olan William, gençliğinde yaptığı hatalardan ders almış gibi görünüyor ama kimi zaman yeniden o öfke patlamalarını yaşayabileceğine dair sinyaller de veriyor. Bu arada bankada tanıştığı bir kadınla bir gönül ilişkisi de kurmaya çalışıyor yavaş yavaş. Ama geçmişi onu rahat bırakmıyor işte.

Bu kısa özet sonrası filmden beklediğiniz hemen her şey tek tek gerçekleşiyor. Yönetmen zaten finali en baştan gösterdiği için filmi şimdi ne olacak şeklinde bir merak duygusundan çok karakter nasıl bu noktaya geldi sorusu üzerinden ilerletmek istediği açık. Bunun için de karakterlerin ilgi çekici olması gerek. Biri hariç olamıyor. O biri de Brenda Blethyn’ın “bizim emekli komşu Ayşe teyze” fiziği ve havasıyla canlandırdığı şartlı tahliye memuru Emily. Onun kendi hayat hikâyesiyle ilgili çok fazla bir şey öğrenmesek de tatlı sert tavrı, ülkenin bir köşesinde ailesinden uzak yaşayan bağımsız bir kadın olması onu ilgi çekici bir karakter yapıyor. Başrolde Forest Whitaker, Müslümanlığı seçmesine fazlaca vurgu yapılan karakterinde fena sayılmaz ama onun için kolay bir rol zaten. Filmin en fecisi ise normalde çok sevdiğim bir oyuncu olan Harvey Keitel. Artık film sırasında çok mu sıkıldı, yönetmenle mi atıştı bilinmez, zaten az sahnem var, bitse de gitsem modunda.

Toz Ruhu:

Toz Ruhu

Toz Ruhu, kısa filmleriyle çok sevdiğimiz, yıllar önce Ankara sinemalarında aynı salonlarda onlarca film izlediğimiz Nesimi Yetik’in nicedir beklediğimiz ilk uzun metrajlı filmi. Benim için Altın Koza’nın en merak ettiğim filmiydi belki de. Neyse ki karşımıza iyi bir film çıktı.

Film bir erkek gündelikçi olan, kendi deyimiyle hobi olarak da fantezi müzik yapan Metin’in hayatından bir kesit sunuyor. Filmin öncelikle dikkat çeken noktası Tansu Biçer’in büyük bir başarıyla canlandırdığı bu karakter zaten. Karakter en ufak ayrıntılarıyla ince ince çizilmiş. Film ilerledikçe giderek içimizde yaşayan tanıdığımız bir karakter olmaya başlıyor. Diğer karakterler ile konuşmalarından, geçmişine dair kimi detayları da yakalamak mümkün. Örneğin müziğin zaten onun için bir hobinin çok ötesinde olduğunu hissediyoruz ama film ilerledikçe onun İstanbul’a gelmesinin nedeninin aslında müzik olduğunu öğreniyoruz.

Metin karakteri filmde çok baskın bir yer tutuyor, hatta onun olmadığı hiçbir sahne yok belki de ama yan karakterler de aşağı kalmıyor. Özellikle İstanbul’a acemi birliğine gelen yeğen rolünde Aytaç Uşun çok başarılı. Aslında tüm oyuncular ile ilgili benzer cümleleri kurmak mümkün. Metin’in hayatına şöyle bir giren tüm karakterler, yaşadıkları yerler, tarzları, giyinişleri ben bu adamı/kadını tanıyorum dedirtecek kadar gerçek. Hadi bir eleştiri yapmış olayım, bir tek Settar Tanrıöğen’ın karakteri fazlaca Saldıray Abi’nin tekrarı gibiydi.

Teknik açıdan filmin düşük bir bütçeyle çekildiği anlaşılıyor. Çok kusursuz bir ses ve görüntüsü yok belki ama bu da doğallığı arttırıyor. Sadece ses konusunda zaman zaman ufak nesnelerin seslerinin diğer sesleri bastıracak kadar yüksek duyulduğunu söyleyebilirim. Ancak yönetmen filmden önce salonun ses ve görüntüsünden şikâyetçi olduğunu söylemişti. Bir miktar sorunlu olarak izlemiş olabiliriz.

Film sonrası yapılan eleştirilere bakıldığı zaman karakter çalışmasının çok iyi olduğu konusunda hemen herkes hemfikir gibi gözüküyor. Filmin başarılı olup olmadığı ile ilgili ayrı düşülen nokta bu karakterin nasıl bir hikâyede yer aldığı konusu. Ama belli ki Nesimi, sadece karakterin hayatından bir kesit ortaya koymaya çalışmış. Filmi geleneksel bir senaryo yapısından bilerek uzak tutmuş. Bu durum kabul edilerek izlendiğinde ortada başarılı bir film var kanımca.

Reklamlar

0 Responses to “Altın Koza 2014 İzlenimleri – 3. Gün: Stratos, Düşmanın Yolu, Toz Ruhu”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




Sinema Manyakları Gezici Festivali'i destekliyor

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 249,989 hits
Eylül 2014
P S Ç P C C P
« Haz   Eki »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.

%d blogcu bunu beğendi: