23 Mar 2012 için arşiv

23. Ankara Film Festivali Twitter Günlükleri – 7. Gün

Budala Almayer, Chantal Akerman’ın Joseph Conrad’ın romanından uyarladığı bir film. Akerman’ın iyi ama zor filmler yaptığını hatırlattı. Malezyalı genç bir kadın, onun Fransız babası, onunla ilişkileri, aynı zamanda adamın servet arayışı rüya gibi bir filmle anlatılmış. Rüya gibi derken, doğanın içinde uzun uzun ve yavaş yavaş salınan kamerası, tüm diyaloglar, oyunculuklar bu hissi veriyor. Açılış ve final sahneleri de dikkat çekiciydi. Ama iki saatlik süresinde zaman zaman sıkıldığımı da itiraf etmeliyim.

Kısa Sınır Tanımaz bölümün 3. seçkisinde 6 film izledik. İyi bir seçkiydi. Özellikle dikkatimi çekenler Silgi ve Cansız oldu. Silgi, şehre yayılan ve silgiyle temizlenerek kurtulanabilecek bir salgını, Cansız, gerçek bir şehirde yaşayan animasyon karakteri anlatmış. Birleşmiş Milletler toplantısında her şey güzel giderken bir anda işin savaşa dönmesini anlatan İran animasyonunun yönetmeni konuktu. Ne yazık ki Adem’in Çocukları adlı filmin gösteriminde ses seviyesi çok düşük kaldı. Yönetmen filmin tekrar gösterilmesini istedi ama olmadı. Söyleşi sırasında da 9 dakikalık filmin en ince detayları irdelendi, genelde söyleşilerde soru sormayan seyircinin burada coşmasına şaştım.

Festival boyunca yaptğım en yanlış seçim Tektipleşme bölümündeki Güzellik adlı belgeseldi galiba. Güzellik kavramı ve estetik ameliyat çılgınlığı sorgulayan bir film ummuştum,çıktığımda burnumu yaptırsam mı diye düşünüyordum (mesela yani). Aslında bu seansta Özgür Adamlar’a gidecektim ama gösterime girecek duyumu alınca fikrimi değiştirdim. Vizyona girmezse iki elim yakalarında.

Çifter Adım, François Augéras adlı sanatçının yaşamından, yarattığı gizemlerden yola çıkan enteresan bir filmdi. İşi Afrika’daki gündelik yaşama getiren, konuyu reenkarnasyona bağlayan filmin çok içine giremediğimi söyleyebilirim. Doğruya doğru, hafifçe uyuklamış olabilirim 🙂 Daha da doğrusu zorlanınca kasmadım kendimi yoksa sonraki filmde dalar giderim diye korktum.

Festivalin benim için kapanış filmi, büyük bir heyecanla beklediğim Torino Atı. 7 gün boyunca yorulmuşken bu zor filmle bitmeye korkuyordum. Korkum tamamen yersizmiş. Öyle bir filmi çıktı ki karşıma, gözlerimi perdeden alamadan, nefes bile alamadan izledim. 146 dakika, sadece 30 plan ve hipnotize edici bir film.Bir baba-kız ve atın 6 gün boyunca tekrar eden rutinleri bu kadar etkileyici olabilir. Zor bir yaşamdan zifiri karanlık bir dünyaya yolculuk. İnsanoğlunun kendini tüketmesi anlatılmış adeta. Béla Tarr, bu son filmim demiş, saygımız sonsuz ama keşke fikrini değiştirse. Olmadı onun görüntü yönetmeni Fred Kelemen’i de severiz. Kelemen de yönetmen olarak en son 2005’de film çekmiş, bari o bir şeyler yapmaya devam etse. Bu arada gözlerimi ayırmadan izledim dedim ama film aşağı kayınca dışarı çıkıp söylemek de yine bana düştü. Bunu anlamıyorum arkadaş, hadi içerde festivalden kimse yok diyelim, kapıya yakın bir Allahın kulu çıkıp söylese ya. Ben salonun ortasından bir sürü kişiyi rahatsız ederek çıkıp uyarmasam insanlar yarım saat öyle izlemeye devam edecek miydi merak ediyorum.

23. Ankara Film Festivali Twitter Günlükleri –6. Gün

İz: İz, son dönem çokça örneğini izlediğimiz Kürt sineması diyebileceğimiz türün iyi bir örneği. Köyünden göçmüş yaşlı bir kadının son isteğini yerine getirmeye çalışan oğlu ve torununun hikayesi özellikle ikinci yarısıyla etkili. Dağlardaki çekimlere belli ki çok özenilmiş. Finalde olayı Kürt sorunundan öteye taşıması da güzel ve çarpıcı bir dokunuştu. Filmle ilgili en büyük eleştirim bazı oyuncuların donuk oyunları ve filmin girişinde açılan hikayelerin orada kalması.

Ulusal Belgesel Film Yarışması (Öğrenci Filmleri): Sonraki 2 seansta öğrenci belgeselleri yarışmasındaki 7 filmi izledim. Yalan olmasın, 6 günün yorgunluğu bir miktar uyuklama olarak yansıdı. Yalnızlığın İki Yüzü, bir adada tek başlarına yaşayan bir ana-kızı anlatan hikayesi ile dikkatimi çekti. Konunun ele alınışı da iyiydi. Metro Müzisyenleri ele aldığı konu itibariyle eğlenceli bir belgeseldi ama söyleşiler topluluğundan çok öteye gidemiyordu. Canbaz, yüksek gerilim hatlarında çalışan işçilerin hikayesiydi ve ortalama bir belgesel sayılabilirdi. Bence bu bölümdeki en iyi yapım Toruk idi.Odun kömürü yapmak için çalışan işçilerin aylar boyu ailecek bu işle uğraşmaları güzel anlatılmış. Üzerinde özenle çalışılmış bir iş olduğu belliydi. Bakalım jüri benim gibi düşünecek mi? Büyükaşık’lar, Cneydo ve Dışarıdakiler’in uyuklama kurbanı olduğunu söylemeliyim, takip ettiğim kadarı ile değerlendirmem haksızlık olur.

Esma: Esma, Mısır’da AIDS hastalarına bakış ve yaşadıkları sorunlar ile ilgili fena sayılmayacak bir filmdi. Ama belli ki bir sosyal sorumluluk projesi düşüncesiyle çekilmiş, fazlaca mesaj kaygılı ve öğreten adam modundaydı. Ama yönetmen demek ki böyle bir ihtiyaç olduğunu düşünmüş, çok eleştiremiyorum, gerçekte yaşanan hikayede olayın bitişi düşünülürse haklı da. Dün Kahire 678’de polis olarak gördüğümüz aktör burada da karşımıza çıktı. Adının Maged El Kedwany olduğunu not ettim ve takibe aldım.

Hayal ve Görüntü: Images, Altman’ın çok bilinmeyen bir filmi, vasat çıkabilir diyordum ama o da şahane bir filmmiş (filmden çıkan 20-30 kişi böyle düşünmüyor). Gerçekle hayal arasındaki sürekli zemini kaydıran yapısı, aynalar, camlar ve bunlardan yansıyan görüntülerle kurulmuş görselliği etkiledi. Tüm film boyunca tek kişinin sanrılarını mı izledik, gerçek nerede başlayıp bitti, çok tartışılır. Güzelliği de burada. İki süper ayrıntı: 1-Film boyunca okunan kitap başroldeki Susannah York’un kendi kitabı. 2-Filmdeki karakterlerin adları oyuncuların kendi adları ama herkes bir diğerinin adını kullanmış. IMDB sağolsun bunu filmde farketmemiştim. Örnek: Susannah York’un filmdeki adı Cathryn, Cathryn Harrison’ın filmdeki adı Susannah. Bu ayrıntı filmin yapısına o kadar denk düşüyor ki.


Sinema Manyakları, Gezici Festival'i destekliyor.

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 264.430 hits
Mart 2012
P S Ç P C C P
« Şub   May »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.

%d blogcu bunu beğendi: