Ağustos 2007 için arşiv

Dörtlü mü Fantastik yoksa Kayakçı mı?

FF2 posterMarvel’in en popüler çizgi roman kahramanlarından Fantastik Dörtlü ikinci filmiyle gecikmeli de olsa sinemalarımıza teşrif etti. Her ne kadar ilk film serinin fanlarını hiç tatmin edememiş olsa da ikinci filmde pek çok çizgi roman severin favori karakterlerinden Silver Surfer’ın (Gümüş Kayakçı) olacak olması merak duygusunu kamçılıyordu. Ama kamera arkasındaki kadro ilk filmle hemen hemen aynı olunca yine olmamış, olamamış.

Öncelikle filme adını veren Silver Surfer’ın o hüzünlü, yalnız hali filme yeterince yansıtılamamış. Zaten adamın hikayesini tüm detaylarıyla anlatmadan bunu yapmak da zordu ama madem filme adını verecek derecede önemli bir karakter olduğu düşünüldü (ki kesinlikle öyledir) keşke daha fazla zaman verilseydi bu karaktere. Kısmet Surfer’ın tek başına kahramanı olacağı filme. Ayrıca, Silver Surfer’a gereksiz bazı güçler verilmiş. İlla ki çizgi romanla aynı olmak zorunda değil elbette, yeni eklenen güçler hoş ve filmin hikayesi açısından da fena durmuyor denilebilir ama Surfer’ın karnından flashback görüntü verdiği sahnede ölüyorum sandım. Utanmasalar adamı televizyon olarak kullanacaklar. Ayrıca filmin finalinde Galactus’a kafa tutmasının tek nedeni de Sue’yu kız arkadaşına benzetmesi olmuş ki o iş de o kadar basit değil esasında. Surfer’ın bu tavrının nedeninin tüm dünya insanlarına duyduğu yakınlık olduğu unutulmuş.

Surfer dışında zaten Galactus konusunda da tamamen çuvallanmış. Hiç gösterilmemesi bir yana, Surfer’ın Galactus’u öldürdüğü gibi bir izlenim oluşuyor ki, yuh artık. Ulen Surfer kim, Galactus kim? Zaten o güçleri ona veren Galactus.

Fantastik Dörtlü’nün daimi düşmanı Dr. Doom’dan bu filmde de vazgeçilmemesi iyi de Julian McMahon’un güzel yüzünü göstereceğiz diye adamı iyileştirmeye ne gerek vardı. Bizim bildiğimiz Doom’un yüzünde maske vardır arkadaş. Onu da ancak çok zaruri durumlarda çıkarır. Tamamen ticari, belki de McMahon’la yapılan anlaşma sonucu yapılmış bir hamle.

Silver SurferBir diğer konu da filmin hitap ettiği yaş kitlesinin fazlasıyla düşük tutulmuş olması. Bu film 1986’daki Howard the Duck’tan beri PG ratingi alan ilk Marvel filmi olma özelliğini taşıyor. Zaten Thing’in geğirmesi gibi basit espirilerin direkt küçük çocuklara yönelik olduğu çok belliydi. Üstelik benim gittiğim seansta olan bir kaç küçük çocuk bile buna gülmedi. Yaş kitlesi biraz daha büyük olan ergenleri sinemaya çekme potansiyeli olan Jessica Alba ise elbette gayet güzel bir kadın ama ilk filmden beri onu bir türlü Sue Storm olarak göremiyorum. Oturmuyor benim kafamdaki Sue tipine. Üstelik doğal olmadığı çok belli sapsarı saçları ve masmavi gözleri ile güzel olmaktan çok korkutucu neredeyse bu filmde.

Hakkını yemeyelim, filmin iyi yönleri de var yine de. Bir defa, Surfer gerçekten çok güzel modellenmiş. Perdede göründüğü her anda karizması dağıtıyor ortalığı. Sesi duyulduğu anda da zaten Laurence Fishburne’un şahane seslendirmesi karizmayı iki katına çıkarıyor. Özel efektler gayet iyi. Özellikle Surfer ve Johnny’nin ilk kapışması çok başarılı ama zaten bunun da büyük bir kısmını fragmanlarda görmüştük aslında.  Yukarıda yazmış olduğum Jessica Alba konusu dışında oyuncu seçimi de gayet iyi.

Bir üçüncü film olur mu bilinmez ama en azından solo bir Silver Surfer filmi projesi olduğu konuşuluyor. Umalım ki bu kez kamera arkasında farklı isimler olsun.

Reklamlar

DVD+ kapandı

Türkiye’nin ilk ve tek DVD dergisi DVD+’nın web sitesi bir süredir erişilemez durumda idi. Ağustos ayı dergisi ile birlikte, daha önceki sayılarda verdiği DVD’lerden bir derleme ile karşımıza çıkması da derginin bazı sorunlarla karşı karşıya olduğunun göstergesi idi adeta. Kulağımıza gelen haberlere göre dergi kapanmış durumda. Hala doğru olmadığını ummak istiyorum, çünkü her ne kadar DVD’lerin teknik açıdan değerlendirilmesinde yeterli olmasa dahi, alanında bir boşluğu kapatan bir dergi idi. Giderek de iyiye gidiyordu. Ayrıca hediye olarak verdiği DVD’lerden bazıları koleksiyonlarda başucuna yerleşmişti (Requiem for A Dream, In the Mood for Love, Princess Mononoke gibi). Bir de önümüzdeki sayıda derginin forumuna katkıda bulunanlara bir sayfa ayırılacaktı, tam da bir şeyler yazmaya başlamışken o da ayrı bir hayal kırıklığı oldu.

Aynı grubun diğer bir dergisi Film+ da bu sene başında kapatılmıştı. Ardında çok sağlam bir medya grubu olmayınca kaçınılmaz son bu oluyor galiba. Yine de gelecek ay dergiyi bayilerde görüp “aslında kapanmamış” şeklinde bir yazı yazmak umudundayım hala.

WordPress’e Erişim Yasaklandı

Her ne kadar bu bir sinema haberi olmasa da, “Sinema Manyakları” wordpress üzerinden yayın yapan bir site olduğuna göre bundan bahsetmemek olmazdı. Bir takım siteler yüzünden Türkiye’den wordpress üzerindeki tüm sitelere erişim mahkeme kararı ile engellendi. Konu hakkında Why We’re Blocked in Turkey başlıklı yazıdan detaylı bilgi alınabilir. Bu tuhaf karar umuyorum ki yakın zamanda kalkacaktır. Ancak İnternet ortamında bu tip kararların işe yaramayacağı, çevresinden dolanmanın binbir yolu olduğu da bilinmeli. En basiti DNS ayarlarınızı 4.2.2.2 olarak değiştirdiğiniz zaman wordpress’e sorunsuzca girebilirsiniz. Bunu nasıl yapacaksınız, network ayarlarınızın TCP/IP özelliklerinde DNS’in otomatik olarak atanmasını seçmek yerine elle yukardaki sayıyı gireceksiniz. İşlem tamamdır.

Alternatif yollar da mevcut elbette. Mesela bu siteye http://getir.net/64w adresini kullanarak da her türlü engellemeyi aşarak girmeniz mümkün.

Smallville 7. Sezon Posteri

Bizde Cnbc-e’de yayınlanmakta olan ve 4. sezonunu bitirdiğimiz, Eylül’de de 5. sezonunun başlamasını beklediğimiz Superman’ın gençlik yıllarını anlatan Smallville dizisi, Amerika’da 7. sezonuna başlamak üzere. 27 Eylül’de başlayacak olan 7. sezonun tanıtım posteri yayınlandı. Posterdeki “New Girl” daha önceden de açıklandığı gibi Kara yani Superman’in kuzeni, bir başka deyişle Supergirl. Smallville’in büyük olasılıkla son sezonu olacak 7. sezon bölümlerini biz muhtemelen 2008 Eylül’ünde izleyeceğiz ama insan şimdiden sabırsızlanıyor.

Smallville Season 7

Ağustos Ayının Promosyon DVD’leri

Lost Highway kapakGeçtiğimiz ay gibi bu ay da promosyon olarak DVD veren dergilerin hangi filmleri verdiklerine bir göz atalım. Elbette yine vurgulamak lazım ki esas olan dergidir ve Sinema ve Altyazı gibi DVD vermeyen iyi sinema dergilerimiz de var.

DVD+: Çıktığından beri DVD arşivlerine çok iyi filmler kazandıran DVD+ bu ay eski filmlerinden derleme iki film vererek karşımıza çıkıyor. Her dergi paketinde birbirinden farklı iki DVD var. Bunlar arasında In the Mood for Love, Ali, Chaplin, Parlayan Hançerler gibi gayet güzel filmler var. Bir ara Matchpoint filmini de vereceği söylenen DVD+ sanırım yaşanan bazı sorunlardan dolayı böyle bir yola başvurdu. Her ne kadar daha önce bu DVD’leri almamış okuyucular için önemli bir hizmetse de derginin sürekli okuyucuları için, arşivlerinde aynı filmden iki adet olmasına yol açacak bir uygulama bu.

Empire: Bu ay da en iyi filmi veren dergi olarak Empire dikkati çekiyor. David Lynch’in başyapıtı Lost Highway (Kayıp Otoban). Dergi her ne kadar piyasada olan iki diskli versiyonu değil, sadece filmin yer aldığı tek disklik versiyonu verse de, insanın bilinçaltında dolaşan bu çok iyi filmi izlemeyenlerin mutlaka alması gerek. Elbette filmi defalarca, kare kare izleyip analiz etmek isteyenlerin de. Hoş onlar zaten çoktan almışlardır büyük ihtimalle ama.

Milliyet Sanat: Milliyet Sanat bir kez daha diğerlerine göre çok farklı bir filmle karşımızda. İran sinemasından Afganistan’a bir bakış. Mohsen Makhmalbaf’ın Kandahar filmi. Açıkçası bu film için Makhmalbaf’ın en iyi filmlerinden biri demek mümkün değil. 2001 yapımı film Afganistan’da o dönem yaşananların çarpıcı bir portresini oluşturuyor ama bir yanıyla da sanki dönemin politik atmosferi gereğince de konuya çok dışardan ve yüzeysel bakıyor. Halbuki usta yönetmenden çok daha içerden bir film beklenirdi.

Total Film: Bu ay Ridley Scott’ın Kingdom of Heaven’ını veriyor. Fena film olmasa da Ridley Scott ismine yaraşır bir olduğunu söylemek zor. Haçlı seferleri döneminde geçen filmin en önemli özelliği olarak, yine bir 11 Eylül sonrası dönemi filmi olarak dinlerin kardeşliğine verdiği önem gösterilebilir. Ancak filmin hikayesinde ciddi boşluklar var. Bu arada Total Film’in verdiği DVD filmin sinemalarda gösterilen versiyonunu barındırıyor. Sonradan piyasaya çıkan ve Scott’ın filme yaklaşık 50 dakika eklediği yönetmenin kurgusu için, bu versiyonun hikayedeki boşlukları doldurduğu söyleniyor. Bu yüzden sadece film için derginin alınması makul gözükmüyor. Piyasadaki yönetmenin kurgusunu almak daha uygun olabilir.

Not: Bu ay Billboard dergisi de daha önce verdiği bazı filmleri tekrar veriyor, ancak bunların VCD olduğunu ve görüntü kalitelerinin oldukça düşük olduğunu vurgulamak gerek.

Kavaklıdere Sineması Kapandı…

Bir süredir ortalıkta dolaşan söylentiler kesinlik kazandı ve geçtiğimiz Cuma günü Ankara Kavaklıdere sineması kapandı. Sadece yaz boyu sürecek bir kapatılma değil bu, söylenene göre bir daha da açılmamak üzere kapandı. Zaten Denk Ajans’ın web sitesinden ve broşürlerinden Kavaklıdere Sineması’nın adının tamamen çıkartılması da bunu gösteriyor. Yıllarca Ankaralı sinemaseverler için özellikle bir festival mekanı olarak önemli bir yeri olan bir sinemanın kapanması üzüntü verici. Tunalı Hilmi Caddesi gibi çok işlek bir cadde üzerinde olan bu sinemanın kapanmış olması aynı zamanda da düşündürücü. Kişisel olarak sinemanın bulunduğu semt, festivaller dışında çok sık gitmeme engel olsa da oralarda bir Kavaklıdere Sineması olduğunu bilmek güzeldi. Umarım Denk Ajans 1991’den beri işletmenliğini sürdürdürdüğü, 1999 yılında da Ankara Film Festivali tarafından “nitelikli sinemanın izlenmesine yaptığı katkılardan ötürü” Kitle İletişim Ödülü’ne layık görülmüş bu sinemayı kapama kararını tekrar gözden geçirir.


Sinema Manyakları, Gezici Festival'i destekliyor.

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 262.245 hits
Ağustos 2007
P S Ç P C C P
« Tem   Eyl »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.
Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: