Archive Page 64

En İyilerden Önce En Kötüler de Belirlendi

Bu gece verilecek olan Oscar’lardan önce yılın en kötülerine verilen Altın Ahududu Ödülleri’nin (Golden Razzies) sahipleri de açıklandı. 3 dalda ödül alan Paris Hilton ödül listesinin en dikkat çeken ismi oldu. Ayrıca neyse ki bizde gösterime girmemiş olan The Love Guru da en iyi filmle birlikte Mike Myers’a da en kötü erkek oyuncu ve en kötü senaryo ödüllerini(!) de getirdi. Tabii ki hiç kimse ödüllerini almaya gelmedi!

En Kötü Film: The Love Guru
En Kötü Erkek Oyuncu: Mike Myers (The Love Guru)
En Kötü Kadın Oyuncu: Paris Hilton (The Hottie And The Nottie)
En Kötü Yardımcı Erkek Oyuncu: Pierce Brosnan (Mamma Mia!)
En Kötü Yardımcı Kadın Oyuncu: Paris Hilton (Repo: The Genetic Opera)
En Kötü İkili: Paris Hilton ve Christine Lakin ya da Joel David Moore (Hottie & The Nottie)
En Kötü Devam Filmi, Yeniden Yapım ya da Çalıntı: Indiana Jones and The Kingdom of The Crystal Skull
En Kötü Yönetmen: Uwe Boll (1968: Tunnel Rats, In The Name Of The King ve Postal)
En Kötü Senaryo: Mike Myers ve Graham Gordy (The Love Guru)
En Kötü Kariyer: Uwe Boll

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (22 Şubat 2009)

SİYAD’ın bu haftaki listesi yine durağan. Bu hafta gösterime giren filmlerden yeni bir giriş yok. Zaten bu hafta listeye girmesi beklenebilecek bir film de yoktu. Frost/Nixon‘ın ortalamasının biraz düşmesi dışında tek değişiklik Gomorra‘nın 3 aylık süresini doldurup listeden çıkması ve Vicky Cristina Barcelona‘nın tekrar listeye girmesi. Böylece Sonbahar, Beşir’le Vals ve Süt hala ilk 3’ü oluşturmaya devam ediyorlar. Ancak önümüzdeki hafta başta Slumdog Millionaire olmak üzere Hayallerin Peşinde (Revolutionary Road) ve Gölgesizler gibi listeyi etkileyebilecek filmlerin gösterime girmesi ile epey değişmiş bir liste ile karşılaşabiliriz.

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

1

Sonbahar

3.62

2

2

Beşir’le Vals (Vals im Bashir)

3.38

3

3

Süt

3.15

4

4

Sınıf (Entre Les Murs)

3.1

5

5

Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi (The Curious Case of Benjamin Button)

3.09

6

6

Lorna’nın Sessizliği (Le Silence De Lorna)

3.06

7

9

Sahtekar (Changeling)

3

8

7

Frost/Nixon

2.95

9

10

Pandora’nın Kutusu

2.89

10

Barselona, Barselona (Vicky Cristina Barcelona)

2.79

24. Bağımsız Ruh Ödülleri (Independent Spirit Awards) Sahiplerini Buldu

Geleneksel olarak Oscar’lardan bir gece önce verilen Bağımsız Ruh Ödülleri’ne (Independent Spirit Awards) 3 galibiyet ile The Wrestler damgasını vurdu. En iyi film ödülünü alan yapım tabii ki Mickey Rourke’a bir en iyi erkek oyuncu ödülü daha kazandırdı. Bu sezon aldığı ödüllerin sayısını kendisi bile hatırlamıyor olabilir. Ödül sezonunu Oscar’ı da alarak kapatması sürpriz olmayacaktır. The Wrestler’ın üçüncü ödülü ise görüntü yönetmenliği dalında geldi. Oyunculuk dalında yine Oscar’a aday isimlerden Melissa Leo, Penélope Cruz ve James Franco ödülleri topladılar. Bu isimlerden Penélope Cruz’un Oscar’ı da alması beklenebilir. Ayrıca en iyi yönetmen ödülünü de The Visitor filmi ile Tom McCarthy aldı.

Tam liste şu şekilde:

En İyi Film: The Wrestler
En İyi Yönetmen: Tom McCarthy (The Visitor)
En İyi İlk Film: Synecdoche, New York
John Cassavetes Ödülü: In Search of a Midnight Kiss
En İyi Senaryo: Woody Allen (Vicky Cristina Barcelona)
En İyi İlk Senaryo: Dustin Lance Black (Milk)
En İyi Kadın Oyuncu: Melissa Leo (Frozen River)
En İyi Erkek Oyuncu:Mickey Rourke (The Wrestler)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Penélope Cruz (Vicky Cristina Barcelona)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: James Franco (Milk)
En İyi Yabancı Film: Entre Les Murs/The Class (Laurent Cantet)
En İyi Belgesel: Man on Wire (James Marsh)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Maryse Alberti (The Wrestler)
Robert Altman Ödülü: Synecdoche, New York ekibi (Charlie Kaufman (yönetmen), Jeanne McCarthy (kast yönetmeni), Hope Davis, Philip Seymour Hoffman, Jennifer Jason Leigh, Catherine Keener, Samantha Morton, Tom Noonan, Emily Watson, Dianne Wiest, Michelle Williams)
Piaget Yapımcı Ödülü: Heather Rae (Frozen River)
Acura Gelecek Vaad Eden Yetenek Ödülü (Someone to Watch Award): Lynn Shelton (My Effortless Brilliance)
Lacoste Kurgudan Daha Gerçek (Truer Than Fiction) Ödülü: Margaret Brown (The Order of Myths)

Oscar Tahminleri – 2009

Oscarların açıklanmasına bir kaç gün kala ben de kendi Oscar tahminlerimi buradan da paylaşmak istedim. Gölge E-dergi’nin Şubat 2009 sayısında bu tahminler nedenleri ile beraber yer almıştı. Daha detaylı bir analiz isteyenler o yazıya da göz gezdirebilirler. Ancak söz konusu yazıdaki tahminler 26 Ocak 2009’da yapılmıştı. Geçen zaman içinde bazı tahminlerim değişti. Bunlar da aşağıdaki listede (*) işareti ile belirtildi.

Tahminlerim şu şekilde:

En İyi Film: Slumdog Millionaire
En İyi Erkek Oyuncu: Sean Penn (Milk)
En İyi Kadın Oyuncu: Kate Winslet (The Reader)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:Heath Ledger (The Dark Knight)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Penélope Cruz (Vicky Cristina Barcelona)
En İyi Yönetmen: Danny Boyle (Slumdog Millionaire)
En İyi Özgün Senaryo: Dustin Lance Black (Milk) (*)
En İyi Uyarlama Senaryo: Simon Beaufoy (Slumdog Millionaire)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Anthony Dod Mantle (Slumdog Millionaire) (*)
En İyi Kurgu: Chris Dickens (Slumdog Millionaire)
En İyi Sanat Yönetmeni: Michael Carlin, Rebecca Alleway (The Duchess)
En İyi Kostüm: Catherine Martin (Australia)
En İyi Makyaj: Greg Cannom (The Curious Case of Benjamin Button)
En İyi Müzik: A.R. Rahman (Slumdog Millionaire)
En İyi Şarkı: “Jai Ho” Müzik: A.R. Rahman Söz: Gulzar (Slumdog Millionaire)
En İyi Ses Miksajı: Tom Myers, Michael Semanick, Ben Burtt (WALL·E)
En İyi Ses Kurgusu: Ben Burtt ve Matthew Wood (WALL·E)
En İyi Görsel Efekt: Eric Barba, Steve Preeg, Burt Dalton, Craig Barron (The Curious Case of Benjamin Button) (*)
En İyi Animasyon (Uzun): WALL·E
Yabancı Dilde En İyi Film: Vals Im Bashir / Waltz with Bashir – İsrail
En iyi Belgesel (Uzun): Man on Wire
En İyi Belgesel (Kısa): The Witness – From the Balcony of Room 306
En İyi Animasyon (Kısa): Presto
En İyi Kısa Film: Spielzeugland / Toyland

Bakalım 23 Şubat sabahı bu tahminlerden kaç tanesi tutmuş olacak.

59. Berlin Film Festivali Sona Erdi

Sinema dünyasının önde gelen festivallerinden sayılan Berlin Film Festivali’nin 59.su geçtiğimiz Pazar günü sona erdi. Bu yıl yarışma filmleri arasında hiç bir Türk filmi yoktu. Festivalin diğer bölümlerinde ise Reha Erdem’in Hayat Var’ı ve Atalay Daşdiken’in Mommo’su Türk sinemasını temsil ettiler.

Yarışma filmleri arasında Sally Potter, Stephen Frears, Francois Ozon, Bertrand Tavernier, Lukas Moodysson, Andrej Wajda ve Chen Kaige gibi isimlerin en yeni filmleri yer alıyordu. Ünlü oyuncu Tilda Swinton’ın başkanlığını yaptığı ve Isabel Coixet, Gaston Kaboré, Henning Mankell, Christoph Schlingensief, Wayne Wang ve Alice Waters’tan oluşan jürinin verdiği ödüller şu şekilde:

Altın Ayı: La teta asustada/The Milk Of Sorrow
Gümüş Ayı: Alle Anderen/Everyone Else ve Gigante
Gümüş Ayı (En İyi Yönetmen): Asghar Farhadi (Darbareye Elly/About Elly)
Gümüş Ayı (En İyi Kadın Oyuncu): Birgit Minichmayr (Alle Anderen/Everyone Else)
Gümüş Ayı (En İyi Erkek Oyuncu): Sotigui Kouyate (London River)
Gümüş Ayı (Üstün Sanatsal Katkı): Gábor Erdély ve Tamás Székely (Katalin Varga filminin ses tasarımcıları)
Gümüş Ayı (En İyi Senaryo): Oren Moverman ve Alessandro Camon (The Messenger)
Alfred Bauer Ödülü: Gigante ve Tatarak

Gazanfer Özcan (1931-2009)

Tiyatro, sinema ve televizyon dünyamızın ustalarından Gazanfer Özcan aramızdan ayrıldı. 27 Ocak 1931’de İstanbul’da doğan Özcan, 1962 yılında Gönül Ülkü ile evlendi. Özcan, Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu’nu kurduktan sonra çok sayıda sinema filminde de rol aldı. TRT döneminde ise Kuruntu Ailesi dizisi ile geniş kitlenin çok sevdiği bir oyuncu oldu. Televizyonda çeşitli projelerde yer aldığı dönemde sinemaya ara veren sanatçı, 2000 yılında Komiser Şekspir filmiyle yeniden sinemaya döndü. En son oynadığı sinema filmi Mahsun Kırmızıgül’ün yönetmenliğini üstlendiği Beyaz Melek filmi idi. Ayrıca 2004 yılından beri oynadığı Avrupa Yakası’ndaki Tahsin Bey rolü ile bir kuşağın daha takdirini kazanmıştı. Onu özleyeceğiz.

Görüntü Yönetmenleri, Sanat Yönetmenleri ve Kurgucular da Yılın En İyilerini Belirledi

Oscar’lara çok az bir süre kala meslek birlikleri de 2008’in en iyilerine ödül vermeye devam ediyorlar. Amerikalı kurgucular, görüntü yönetmenleri ve sanat yönetmenleri de ödüllerini açıkladı. Bu ödüllerdeki ortak ismin Slumdog Millionaire olması herhalde kimseyi şaşırtmayacaktır.

Art Directors Guild (Sanat Yönetmenleri Sendikası) Ödülleri:
Dönem Filminde En İyi Sanat Yönetimi: The Curious Case Of Benjamin Button (Donald Graham Burt)
Fantazi Filminde En İyi Sanat Yönetimi: The Dark Knight (Nathan Crowley)
Günümüzde Geçen Bir Filmde En İyi Sanat Yönetimi: Slumdog Millionaire (Mark Digby)
Sanat yönetmenlerinin televizyon dalındaki ödülleri ise Mad Men, Little Britain U.S.A., John Adams ve Weeds yapımlarına gitti.

American Cinema Editors (Amerikan Kurgucular Birliği) Ödülleri:
Drama Filminde En İyi Kurgu: Slumdog Millionaire (Chris Dickens)
Müzikal-Komedi Filminde En İyi Kurgu: Wall-E (Stephen Schaffer)
Belgesel Filmde En İyi Kurgu: Man on Wire (Jinx Godfrey)
Kurgucuların televizyon dalındaki tercihleri ise 30 Rock, Breaking Bad, True Blood, Recount ve 24: Redemption oldu.

American Society of Cinematographers (Amerikan Görüntü Yönetmenleri Birliği) ise uzun metrajlı film dalında yine Slumdog Millionaire ve onun görüntü yönetmeni Anthony Dod Mantle’ı yılın en iyisi olarak gösterirken, televizyon dalındaki ödülleri de CSI ve Eleventh Hour yapımlarına gitti. Ayrıca The Dark Knight’ın yönetmeni Christopher Nolan’a da bu filmin girişini ve çeşitli sahnelerini IMAX kameralar ile çekme tercihinden dolayı bir özel ödül verildi.

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (15 Şubat 2009)

SİYAD’ın bu haftaki listesinde beklendiği gibi pek bir değişiklik yok. Geçen hafta da belirttiğimiz gibi Recep İvedik ve Gelinlerin Savaşı gibi filmlerin listeye girme şansı pek yoktu zaten. Bu haftanın değişiklikleri, Benjamin Button‘un ortalamasının biraz düşerek bir sıra kaybetmiş olması ve üç aylık süresini dolduran [REC]‘in listeden çıkması. [REC]‘in listeden çıkması ile onun yerine de yeniden Pandora’nın Kutusu listeye girmiş. Birinci ise gösterime girdiği ilk haftadan beri yerini koruyan Sonbahar. Önümüzdeki hafta da ufukta listeyi değiştirebilecek bir film görünmüyor. Muhtemelen benzer bir liste ile karşılaşacağız.

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

1

Sonbahar

3.62

2

2

Beşir’le Vals (Vals im Bashir)

3.38

3

3

Süt

3.15

4

5

Sınıf (Entre Les Murs)

3.1

5

4

Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi (The Curious Case of Benjamin Button)

3.09

6

6

Lorna’nın Sessizliği (Le Silence De Lorna)

3.06

7

7

Frost/Nixon

3

8

8

Gomorra (Gomorrah)

3

9

10

Sahtekar (Changeling)

3

10

Pandora’nın Kutusu

2.89

Vizyon Takibi: Şüphe, Gerçek Masallar, Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi

Şüphe (Doubt):

Bu yılki bütün ödül törenlerinde oyunculuk adaylıkları ile dikkat çeken Şüphe, sonunda sinemalarımızda da gösterime girdi. 1960’ların başlarında katolik kilisesine bağlı bir okulda bir rahibin okulun ilk ve tek zenci öğrencisine tacizde bulunup bulunmadığı şüphesinin etrafında gelişen film, bir tiyatro oyunu uyarlaması. Yönetmen ve senaryo yazarı John Patrick Shanley, aynı zamanda oyunun da yazarı. Zaten belli ki konuya çok hakim. Tüm film boyunca daha filmin başında hakkında konuşulan, tüm filmin ana teması olan ve zaten filmin adı da olan şüphe, tüm karakterlerin olduğu gibi seyircinin de kafasını kurcalıyor. Seyirci olarak sürekli farklı karakterlere hak veriyor, kime inanacağınızı bilemiyorsunuz. Zaten film bittiğinde de gerçeğin ne olduğu konusu tam olarak netleşmiyor. Her ne kadar ne olduğu konusunda bir tarafa yönelik güçlü bir ağırlık olsa da o şüphe hiç bir zaman eksik olmuyor.

Şüphe, bir film olarak pek çok erdem içerse de en çok öne çıkan yönü oyuncuları. Gerçekten de sadece bir sahnede yer alan Viola Davis bile o kadar iyi bir oyunculuk çıkarıyor ki görmek lazım. Hatta sırf o sahne için bile film tekrar tekrar izlenebilir. Seyirciyi alt üst eden bir sahne çünkü. Philip Seymour Hoffman iyi yürekli ve dışa dönük rahip ile tacizci rahip arasında gidip gelen oyununda hemen her zaman yaptığı gibi abartmadan oynamanın dersini veriyor adeta. Her zaman şahane Meryl Streep için ise biraz abartılı oynadığına dair bir yorum yapılabilir ama film ilerledikçe görülüyor ki öğrencilerin kendisinden korkmasını sağlamak için onlara kendisini bu şekilde gösteren bir karakteri oynuyor aslında. Zaten Hoffman ve Streep’in karşılıklı döktürdükleri her bir sahne de görülmeye değer bir hal alıyor.

Bunun yanında Shanley’nin ırkçılık, eşcinsellik, azınlık olma, kuşak çatılması, hoşgörüsüzlük gibi pek çok konuya incelikle değindiğini de hatırlatalım.

Gerçek Masallar (Bedtime Stories):

Adam Sandler izleyici kitlesi belli bir oyuncu. Zamam zaman Punch-Drunk Love gibi farklı denemeler yapsa da filmlerinin büyük çoğunluğunun tarzı birbirine benziyor. Gerçek Masallar yine Adam Sandler hayranlarını memnun edebilecek ama diğerlerine çok da hitap etmeyecek bir film. Belki Sandler’in bu kez çocuklara daha çok yanaştığı da söylenebilir. Doğrusu gerçek Masallar’ın fragmanı Sandler’ı tümüyle masallar dünyasında göreceğimiz izlenimini veriyordu. Oysa söz konusu masal sahneleri o kadar da çok değil. Filmin hikayesini daha önce onlarca kez izledik. Hayatına giren bir ya da birden çok çocuğun hayata karşı gözlerini açması ile birlikte tüm hayatı değişen ve hem iş hem aşk hayatını düzene sokan bir “loser”ın hikayesi karşımızdaki. Masal sahneleri sadece bir hoşluk olarak kalıyor. Filmdeki en eğlenceli anların fena halde bilgisayar efekti kullanılarak yaratılmış olan minik deney faresi Bugsy’nin gözüktüğü sahneler olduğunu söylediğimizde filmin başarısı ya da başarısızlığı daha iyi anlaşılacaktır.

Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi (The Curious Case of Benjamin Button):

Son zamanların en çok öne çıkan filmlerinden biri daha sinemalarımıza geldi sonunda. David Fincher’in yeni bir film çekmesi sinemaseverleri heyecanlandıran bir durum zaten. Se7en ve Fight Club gibi en iyi 2 filminde beraber çalıştığı Brad Pitt ile tekrar çalışması da ayrı bir merak katıyordu. Filmin yaşlı olarak doğan, giderek gençleşen bir adamın hikayesi gibi çok ilginç bir konuyu anlatması bu merakı daha da arttırırken 13 Oscar adaylığı da işin tuzu biberi oldu.

Filmi izleyince gördük ki ortada gerçekten iyi bir film var. İlgi çekici bir hikaye, birinci sınıf bir yönetmenlik, her David Fincher filminde olduğu gibi şahane bir görsel yapı. Hepsi yerli yerinde. Brad Pitt hala onu yakışıklı çocuk olarak görenlere inat iyi bir oyuncu olduğunu kanıtlıyor, Cate Blanchett’in ise zaten artık bunu kanıtlamasına gerek bile yok. Bir kez daha hem oyunculuğu, hem güzelliği ile kendisine aşık ettiriyor. Ama filmde bir şeyler eksik ki her şeye rağmen hala Fincher’ın en iyi filmleri olarak Se7en ve Fight Club’ı görmeye devam ediyorum. Belki film fazla hesaplı, belki de hikayeden çok daha faklı boyutlar bekleniyordu ama sonuçta bir şeyler eksik.

Film yurtdışında gösterime girdikten sonra senaryo yazarı Eric Roth’un önceki senaryolarından Forrest Gump ile benzerlikler taşıdığı söylenmiş hatta Oscar’a aday olduğunda, Roth bu senaryo ile zaten daha önce Oscar almıştı denmişti. Bu eleştirilerin doğru olduğunu söylemek mümkün. Benjamin ve Forrest’ın annesi ve sevgilisi ile olan ilişkileri, dünyayı dolaşarak önemli tarihsel olaylara tanık olmaları gibi durumlar benzeşiyor gerçekten. Neyse ki bu filmde Benjamin tarihi  kişiliklerle karşı karşıya gelmiyor. Yoksa iyiden iyiye benzeşirlerdi.

Senaryo açısından sorunlu, yönetmenlik açısından kusursuz bir sahneyi de anmadan geçmeyelim. Tesadüflerin ve ufak ayrıntıların insan hayatını ne kadar fazla değiştirebileceği ile ilgili bir sahne var filme. Sürprizi bozmamak için ne olduğunu açık etmeyelim, ne de olsa izlerken hangi sahne olduğu anlaşılacaktır. Tüm filmi Benjamin’in günlüğü ve sevgilisi Daisy’nin anıları üzerinden takip ettiğimiz düşünülürse, söz konusu sahnedeki ayrıntıların her ikisi tarafından da bilinmesinin mümkün olmadığı görülecektir. Ama tek başına bir sahne olarak bakıldığı zaman o kadar başarılı ki bu tutarsızlık göze çarpmıyor. Bu tip, bir karakterin anıları üzerinden takip ettiğimiz filmlerde sıklıkla karşılaştığımız bir durum bu aslında. Halbuki tam da bu filmde bu konuda çok güzel bir dokunuş vardı. Benjamin’in adını hatırlamadığı biri öldüğünde onun mezar taşı üzerinde de adını göremiyorduk.

Filmin en önemli başarılarından biri de makyaj ve görsel efekt başarısı. Özellikle görsel efektlerin genellikle bilim-kurgu ya da aksiyon filmlerinde yoğunlukla kullanıldığı düşünülür ama burada seyircinin gözüne sokmadan o kadar yoğun ve bir o kadar da başarılı bir görsel efekt kullanımı var ki Oscar’ı almazsa ayıp olur. Bu iki unsurun başarısı ile geçen yıllar içinde farklı hallerini gördüğümüz Brad Pitt ve Cate Blanchett’in gerçekte şu anda hangi yaşlarda olduklarından emin olmak bile mümkün değil.

Son olarak her ne kadar 166 dakika gibi uzunca bir süresi olsa da Benjamin’in son derece dramatik olabilecek, vücut olarak çocuk zihin olarak yaşlı olduğu yıllara daha fazla zaman ayrılmasının filmi bir üst seviyeye çıkartabileceğini düşündüğümü de eklemeliyim.

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (8 Şubat 2009)

Geçtiğimiz hafta da tahmin ettiğimiz gibi SİYAD’ın bu haftaki listesine Beşir’le Vals ve Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi filmleri giriş yaptılar. Beşir’le Vals, 2 sıradan, Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi ise 4. sıradan giriş yaparken  listeden çıkan filmler ise Pandora’nın Kutusu ve 3 aylık süresini dolduran Son Buluşma olmuş. Listedeki önemli bir değişiklik de Sahtekar‘ın 3. sıradan 10. sıraya inmesi. Aslında ortalamasında ufak bir düşüş var, bu düşüş de onu 3 ortalamalı filmler arasına alıyor. Gelecek hafta gösterime girecek olan Recep İvedik 2 ve Gelinlerin Savaşı gibi filmlerin listeye girmesi pek mümkün gözükmediğine göre şimdiden önümüzdeki haftanın listesinde fazla bir değişiklik olmayacağını söyleyebiliriz.

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

1

Sonbahar

3.62

2

Beşir’le Vals (Vals im Bashir)

3.42

3

2

Süt

3.15

4

Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi (The Curious Case of Benjamin Button)

3.14

5

4

Sınıf (Entre Les Murs)

3.1

6

5

Lorna’nın Sessizliği (Le Silence De Lorna)

3.06

7

9

Frost/Nixon

3

8

8

Gomorra (Gomorrah)

3

9

6

Rec: Ölüm Çığlığı ([REC])

3

10

3

Sahtekar (Changeling)

3


Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 320.609 hits
Nisan 2026
P S Ç P C C P
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.