Archive for the 'Haberler' Category



Son Kumsal’a Engelleme

Karadeniz sahil yolunun bölgeye verdiği zararı konu olan Son Kumsal belgeselinin İnebolu’da yapılan gösterimi, Başbakan Tayyip Erdoğan’a hakaret edildiği gerekçesiyle belediye başkanı İdris Güleç tarafından 10. dakikasından sonra engellendi.

İşine geldiği zaman fikir özgürlüğünden bahsedenlerin kendi fikirlernin dışında bir şey gördükleri zaman nasıl davrandıklarını gösteren yeni bir örnek daha. Sansürden başka bir şekilde değerlendirilemeyecek olan bu uygulama Sinema Eserleri Meslekler Birliği ve SİYAD tarafından da kınandı.

Film hakkında daha ayrıntılı bilgiye, http://www.turkishmoon.com/sonkumsal/ adresinden, konu hakkındaki Radikal gazetesinin haberine ise  bu linkten ulaşılabilir.

Sydney Pollack (1934-2008)

Sydney PollackAmerikan sinemasının önemli isimlerinden Sydney Pollack 73 yaşında aramızdan ayrıldı. Ölüm nedeninin mide kanseri olduğu açıklanan Pollack, 9 aydır bu illetle boğuşuyordu.

Kariyerine 1960’larda televizyon dizilerinin yönetmenliği ile başlayan Pollack, 60’ların ortalarından itibaren sinema filmlerine yöneldi. 80’lere kadar neredeyse her yıl bir film çekse de sonradan bu temposunu epey düşürdü. Ama bu dönemde de yapımcılığa ağırlık verdi. Bu arada yönetmenlik kariyeri ile beraber başlayan oyunculuk kariyerini de hiç aksatmadı. Oyuncu olarak hemen hemen hiç bir zaman başrol oynamadı ama önemli yardımcı rollerde gördük Pollack’ı.

Robert Redford ile iyi bir ikili oluşturduklarını da eklemek gerek. İkili 1966’dan 1990’a kadar geçen zamanda 7 filmde beraber çalıştılar ve bu filmlerin büyük çoğunluğu da döneminin önemli filmleri haline geldi.

Pollack’ın yönetmen olarak önemli filmleri arasında They Shoot Horses, Don’t They? (Atları da Vururlar), Jeremiah Johnson, The Way We Were, Three Days of the Condor (Akbabanın Üç Günü), Tootsie ve Out of Africa (Benim Afrikam) sayılabilir.

Ülkemizde 20 Haziran’da gösterime girmesi beklenen Made of Honor filminde Pollack’ın sinema dünyasına son katkısını görme şansımız olacak ve onu baş karakterin babası olarak izleyeceğiz.

Nuri Bilge Ceylan Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülünü Aldı

Nuri Bilge Ceylan ödülünü alırken
61. Cannes Film Festivali’nde Sean Penn başkanlığındaki juri ödülleri açıkları. Laurent Cantet’in Entre Les Murs filminin Altın Palmiye’yi kazandığı festivalde en iyi yönetmen ödülü de Üç Maymun filmiyle Nuri Bilge Ceylan’ın oldu. Böylece Ceylan uluslararası başarılarına bir yenisini daha eklemiş oldu ve daha önce bu ödülü alan Luis Buñuel, Ingmar Bergman, François Truffaut, Andrei Tarkovsky, Martin Scorsese, Emir Kusturica, Robert Altman, David Lynch, Michael Haneke gibi isimlerin yanına adını yazdırmış oldu.

Ödüllerin tam listesi şu şekilde:

Altın Palmiye (Palme D’or): Entre Les Murs (Laurent Cantet)
Büyük Ödül (Grand Prix): Gomorra (Matteo Garrone)
En İyi Yönetmen (Prix de la Mise en Scene): Nuri Bilge Ceylan (Üç Maymun)
En İyi Senaryo (Prix du Scenario): Jean-Pierre Dardenne & Luc Dardenne (Le Silence de Lorna)
Altın Kamera – En İyi İlk Film (Camera D’or): Hunger (SteveMcQueen)
Altın Kamera Mansiyon (Camera D’or Special Mention): Ils Mourront Tous Sauf Moi (Valeria Gai Guermanika)
Jüri Ödülü (Prix du Jury): Il Divo (Paolo Sorrentino)
En İyi Aktör (Prix d’interpretation masculine): Benicio del Toro (Che)
En İyi Aktris (Prix d’interpretation feminine): Sandra Corveloni (Linha De Passe)
Özel Ödül (Prix de Festival de Cannes): Catherine Deneuve (Un Conte de Noel), Clint Eastwood (The Exchange)
En iyi Kısa Film (Palme D’or): Metron (Marian Crisan)
Kısa Film Mansiyon (Special Mention): Jerrycan (Julius Avery)

TNT Lost’u Keserek Yayınlamaya Devam Ediyor…

Sırada yazılmayı bekleyen film festivalleri, vizyon filmleri dururken ne üzücü ki TNT’nin yaptığı ayıba değinmeye devam ediyorum. Çünkü TNT de inatla iki bölüm arka arkaya yayınladığı Lost dizisinin 2. bölümündeki Lost yazısına kadar olan kısımları kesmeye devam ediyor. http://www.tnttv.com.tr/index.php?section=contact adresindeki formdan kendilerine gönderilen uyarıları da zerre kadar dikkate almıyorlar anlaşılan. Hatta galiba bu adrese gönderilen mesajlar direk olarak çöpe gidiyor.

Bu kez uygulamayı bir örnekle netleştirmek istedim. Aşağıdaki videoda Lost dizisinin 1. sezonunun 12. bölümü olan “Whatever The Case May Be”nin giriş kısmı yer alıyor. Bu videonun ilk 4 dakika 42 saniyesi TNT’deki yayında kesildi. Şimdiye kadarki her çift sayılı bölümün giriş kısmı için de aynısı yapıldı.

Bu uygulamanın mantığını anlamak mümün olmadığı gibi hem seyirciye hem de dizide emeği geçenlere yapılan bir saygısızlık ve ayıp olduğunu ve korsana teşvik anlamına geldiğini bir kez daha vurgulamak gerekli.

16 Haziran 2008 tarihli edit: TNT 2 haftadır yukardaki uygulamadan vazgeçmiş durumda. Geç oldu ve güç oldu, düzeltilmesi için hem TNT’ye hem ABC’ye şikayet mesajları atıldı ama sonunda doğru yolu buldular. Yİne de yanlış uygulamadan vazgeçtikleri için teşekkürler.

Ankapol Sineması Kapanıyor…

Bir süredir kulaktan kulağa yayılmakta olan haber sonunda herkese duyuruldu. Ankara’da Sinetek gösterimlerinin yıllardır mekanı olmuş Ankapol Sineması çok yakında kapanıyor. Çok yakında derken gerçekten çok yakında, 17 Nisan’da günlük film gösterimleri bitiyor. Daha sonra bir ya da bir kaç Sinetek gösterimi daha olacak gibi gözüküyor. Sonra tamamen kapanacak.

Böylece Ankara’nın kalan tek büyük salonlu ve balkonlu sineması da kapanmış oluyor. Ankapol de yakın zamanda kapanan Kavaklıdere Sineması ve sessiz sedasız kapanmış gibi gözüken Megapol Sineması’nın yanına ekleniyor. Belki de sırada yenileri var.

Ankapol Sineması 1997 yılında açılmıştı. O yıllarda Tüze Grup’un seri halinde açtığı sinemalardan biri olmuştu, bir süre sonra da Sinetek gösterimleri Kızılırmak Sineması’ndan buraya taşınmıştı (kişisel olarak Tüze Grubu’nun sinemaya tüccar yaklaşımı ile bakmasından rahatsız olduğum için yıllar içinde Sinetek ve festival gösterimleri dışında bu sinemaya çok gitmediğimi itiraf etmeliyim). Yakın zamanda Tüze Grubu’nun mali olarak zor duruma düşerek sinema sektöründen çekilmesi üzerine geçtiğimiz yıl sinemayı Sinetek gösterimlerini de düzenleyen Ankara Sinema Kültürü Derneği işletmeye başlamıştı. Ama bilindiği kadarıyla mal sahibi hala Tüze Grup’tu ve hasılattan yüzde alıyordu. Sonunda da sinemayı satmaya karar verdiler anlaşılan. Yine duyduğumuz kadarıyla mekan, sinema dışında bir amaçla kullanılacak bundan sonra.

Korkarım yakın bir gelecekte alışveriş merkezleri dışında çok az sinema ayakta kalmayı başaracak. Evet bu alışveriş merkezlerindeki sinemaların bir kısmı gerçekten çok yeni teknoloji ile donanmış, ses ve görüntü kalitesi iyi olan salonlar. Bunlarda film izlemek ayrı bir keyif olabiliyor zaman zaman. Ama o sinema kokusu, sinema dokusu yok işte. Büyüklerimiz eskiden tiyatroya giderken takım elbiselerimizi giyerdik derlerdi de anlamazdık onları. Artık biz de yaş aldık herhalde ve onları daha iyi anladığımızı hissediyoruz. Eskiden biz de sinemaya giderken evden tamamen bu amaçla çıkardık, hangi filme gideceğimizi önceden belirlemiş ve günlerce belki haftalarca bunun hayalini kurmuş olurduk, sinema sadece eğlence aracı değil bir kutsal bir ritüeldi bizim için. Kimileri için bunların çoğu hala geçerli. Ama artık çoğunluk öyle değil ne yazık ki. Alışveriş yaparken bir de sinemaya gidelim diyor insanlar, afişlerine bakıp hangi filme gideceklerine o an karar veriyorlar. O karanlık gizemli salonlarda filmin büyüsüne kapılıp gitmiyor artık onlar, film sırasında konuşmak, gülüşmek neredeyse normal kabul edilir oldu.

Ama ben herşeye rağmen hala sinema sinemada izlenir diyorum, sinemanın büyüsüne inanıyorum, o kutsal mabede gitmeye devam ediyorum. Ama ben eski sinemalarımı istiyorum….

Ankara Film Festivali’nde Kazananlar Belli Oldu!

Rıza 

13-23 Mart tarihleri arasında gerçekleşen 19. Ankara Film Festivali’nde kazananlar belli oldu. Tam liste şu şekilde:

En İyi Film: Rıza
En İyi Yönetmen: Tayfun Pirselimoğlu (Rıza)
Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü: Mutluluk
Onat Kutlar Senaryo Ödülü: Fatih Akın (Yaşamın Kıyısında)
En İyi Kadın Oyuncu: Fadik Sevin Atasoy (Zeynep’in Sekiz Günü)
En İyi Erkek Oyuncu: Yetkin Dikinciler (Mavi Gözlü Dev)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Nursel Köse/ Patrycia Ziolkowska (Yaşamın Kıyısında)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Tuncel Kurtiz (Yaşamın Kıyısında)
Jüri Özel Ödülü: Nurcan Eren (Rıza)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Mirsad Heroviç (Mutluluk)
En İyi Sanat Yönetmeni: Natali Yeres (Rıza)
MESAM Özgün Müzik Ödülü: Zülfü Livaneli (Mutluluk)
En İyi Kurgu: Andrew Bird (Yaşamın Kıyısında)
Umut Veren Yönetmen: İnan Temelkuran (Made In Europe)
Umut Veren Kadın Oyuncu: Saadet Işıl Aksoy (Yumurta)
Umut Veren Erkek Oyuncu: Ferit Kaya (Mavi Gözlü Dev)
Umut Veren Senaryo: Dersu Yavuz Altun (Münferit)
En İyi Kısa Film, Kurmaca: La (Elif Nur Kerkük)
En İyi Kısa Film, Deneysel: Aynanın İçindeki Cadılar (Özgür Özcan)
En İyi Kısa Film, Canlandırma: Zlin Çorbası (Akile Nazlı Kaya)
Kısa Film, Jüri Özel Ödülü: Oyun (Serhat Furtuna)
En İyi Belgesel, Profesyonel Kategori, Birinci: Otel Odaları (Sevinç Yeşiltaş) 
                          İkinci: İbret Olsun Diye (Necati Sönmez)
                          Üçüncü: Kaybedebilme Kabiliyeti (Ender Yeşildağ)
                          Jüri Özel Ödülü: Devrimci Gençlik Köprüsü (Bahriye Kabadayı)
En İyi Belgesel, Amatör Kategori, Birinci: Buzlar Kırılınca (Caner Erzincan/Mevlüt Çiftçi)
                          İkinci: Gölün Kadınları (Emine Emel Balcı)
                          Üçüncü: Son Kumsal (Rüya Arzu Köksal)
                          Jüri Özel Ödülü: Volga Volga (Ayşegül Taşkent)

80. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu

Türkiye saati ile bu sabaha karşı 80. Oscar ödülleri de sahiplerini buldu ve bir ödül sezonu daha sona erdi. Ödül törenini izlemek için yine sabahladım ama sanki her yıl Oscar ödüllerini izlemek daha bir sıkıcı oluyor. Verilen ödüller açısından zaten Oscar’ları hiç bir zaman fazla önemsememek gerekli. Ama birilerini gönülden destekleyip onlarla sevinir, onlarla üzülürdüm eskiden (Juliette Binoche’nin kazandığı Oscar’da havalara sıçradığımı hatırlarım). Şimdi ya Oscar öncesi ödüller, kazanacak olan adayı iyice öne çıkarıyor ya da bende o eski heyecan kalmadı. Ödül töreninin kendisi için de aynı şey geçerli. Sanki törende eski görkem yok artık ya da bende bir problem var. Ama hala bir ritüel olarak sabahlamayı seviyorum.

 Mutlu sona, beklendiği gibi en iyi film, yönetmen, uyarlama senaryo ve yardımcı erkek oyuncu Oscar’larını alan No Country for Old Men ulaştı. Her iki erkek oyuncu ödülü de beklenen isimlere gitti. Kadın oyuncularda ise ufak bir sürpriz yaşandı. Marion Cotillard, evet çok iyi oynamıştı ama Fransız bir oyuncu olarak alacağına pek ihtimal vermiyordum, Tilda Swinton ise 5 aday arasında kazanacağına en az ihtimal verdiğim isimdi. Her ne kadar ben tahminlerimde pek başarılı olamasam da (tahmin yaptığım 21 dalın 11’ini bilmişim) diğer ödüllerin de az çok tahmin edilen isimlere gittiğini söylemek mümkün.

Oyuncu Oscarları

 Törene gelince, Jon Stewart’ın sunuculuğu gayet iyiydi. Ne çok uzattı ne kısa kesti. Yerinde ve güzel espiriler yaptı genellikle. Ödüllerin sunuşlarındaki metinler ise sanki önceki yıllardan kopya gibiydi. Her zamanki gibi bu sene de animasyon bir karakter sunum yaptı. İlk başlarda belki orijinal bir fikirdi ama artık çok sıkıcı bir uygulama oldu o da. Sanırım bir tek Halle Berry ve Judi Dench’in yaptığı sunum(!) akıllarda kalıcı ve orijinaldi.
Kısa belgesel sunumunu Irak’taki Amerikan askerlerine yaptırmak ise kurnazca bir fikirdi. Madem belgesellerin bir kısmı Irak’taki Amerikan müdahalesine karşı, biz de dengeyi böyle bulalım dediler herhalde.
Yılın şarkı adaylarının sunumu ise pek bir sönüktü, hele Enchanted filmini izlerken pek beğendiğim “Happy Working Song” şarkısı için hiç bir koreografi yapılmamış olması tam bir düşkırıklığı idi. Amy Adams’ı sahnenin ortasına koyup bir başına bıraktılar adeta.

Ödül töreninin en güzel anı ise en iyi şarkı ödülünü alan Glen Hansard, Markéta Irglová ikilisinden Irglová’nın teşekkür konuşması yapma çabasının müzikle kesilmesinin ardından reklam arasından sonra tekrar sahneye davet edilerek konuşma yaptırılması idi. Senelerdir izlediğim Oscar törenlerinin hiçbirinde böyle bir olay hatırlamıyorum.

Cate Blanchett

Bir de malum kim şık küm rüküş olayları var. Pek anladığım bir konu değil ama adettendir değinmeden geçmeyelim. En güzel giyinenler Marion Cotillard, hamileliklerinin güzelliğini sergileyen Cate Blanchett ve Nicole Kidman, Hilary Swank, Amy Adams ve Amy Ryan idi. Diablo Cody ise herhalde gecenin en dikkat çekici elbiselerinden birini giymişti.

Amy Ryan

Kazananların tam listesi ise şu şekilde:

En İyi Film: No Country for Old Men
En İyi Kadın Oyuncu: Marion Cotillard (La Vie en Rose)
En İyi Erkek Oyuncu: Daniel Day-Lewis (There Will Be Blood)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Tilda Swinton (Michael Clayton)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Javier Bardem (No Country for Old Men)
En İyi Yönetmen: Joel Coen & Ethan Coen (No Country for Old Men)
En İyi Orijinal Senaryo: Juno (Diablo Cody)
En İyi Uyarlama Senaryo: No Country for Old Men (Joel Coen & Ethan Coen)
En İyi Animasyon (Uzun Metraj): Ratatouille (Brad Bird)
Yabancı Dilde En İyi Film: The Counterfeiters (Avusturya)
En İyi Belgesel (Uzun): Taxi to the Dark Side
En İyi Belgesel (Kısa): Freeheld
En İyi Görüntü Yönetmeni: There Will Be Blood (Robert Elswit)
En İyi Sanat Yönetimi: Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street
En İyi Kostüm: Elizabeth: The Golden Age
En İyi Kurgu: The Bourne Ultimatum (Christopher Rouse)
En İyi Ses Miksajı: The Bourne Ultimatum
En İyi Ses Kurgusu: The Bourne Ultimatum
En İyi Makyaj: La Vie en Rose
En İyi Müzik: Atonement (Dario Marianelli)
En İyi Şarkı: Falling Slowly (Once filminden söz/müzik Glen Hansard, Markéta Irglová)
En İyi Görsel Efekt: The Golden Compass
En İyi Kısa Film (Animasyon): Peter & the Wolf
En İyi Kısa Film (Kurmaca): Le Mozart des Pickpockets

Bağımsız Ruh Ödülleri (Independent Spirit Awards) de Açıklandı

JunoOscar’lardan önce verilen son ödüller olan Bağımsız Ruh Ödülleri (Independent Spirit Awards) de sahiplerini buldu. Her ne kadar Oscar’lar ile farklı bir film yelpazesi olsa da bazı filmler Oscar’lar ile ortak. Hatta belki kazananların bazılarını yarın Oscar alırken de göreceğiz. Özellikle en iyi film dahil 3 önemli ödül alan Juno’nun senaryosunu yazan Diablo Cody yarın muhtemelen Oscar podyumuna da çıkacak. Ödül kazanan filmlerden sadece Diving Bell and the Butterfly Türkiye’de gösterime girdiği için herhangi bir yorum yapmak mümkün değil. Yine de diğer filmleri görmeden bile Diving Bell and the Butterfly’ın kazandığı yönetmen ve görüntü yönetmeni ödüllerini hakettiğini söyleyebiliriz.

Kazananların tam listesi şöyle:

En İyi Film: Juno
En İyi Kadın Oyuncu: Ellen Page (Juno)
En İyi Erkek Oyuncu: Philip Seymour Hoffman (The Savages)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Cate Blanchett (I’m Not There)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Chiwetel Ejiofor (Talk to Me)
En İyi Yönetmen: Julian Schnabel (Diving Bell and the Butterfly)
En İyi Senaryo: Tamara Jenkins (The Savages)
En İyi İlk Senaryo: Diablo Cody (Juno)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Janusz Kaminski (Diving Bell and the Butterfly)
En İyi İlk Film: The Lookout
En İyi Yabancı Film: Once
En İyi Belgesel: Crazy Love
John Cassavetes Ödülü: August Evening
Robert Altman Ödülü: I’m Not There
IFC Kurgudan Daha Gerçek (Truer Than Fiction) Ödülü: The Unforeseen
Gelecek Vaad Eden Yetenek Ödülü (Someone to Watch Award): Ramin Bahrani (Chop Shop filminin yönetimi ile)
Yapımcı Ödülü: Neil Kopp (Paranoid Park ve Old Joy)

28. Altın Ahududu Ödülleri Sahiplerini Buldu

Geleneksel olarak Oscar’lardan bir gün önce yılın en kötülerine verilen Altın Ahududu Ödülleri sahiplerini buldu. Lindsay Lohan’ın başrolünde oynadığı I Know Who Killed Me filmi, ödüllerin çoğunu kazandı (buna kazanmak denirse tabii ki). Kalanları da, ki genelde oyunculuk ödülleri oluyor, Norbit toparlamış.

I Know Who Killed Me tartışmasız kötü filmdi kabul de o kadar da değil. En azından yönetmen renk kullanımı ile bir şeyler yapmaya çalışmıştı. Sanırım Lindsay Lohan’ın son zamanlarda toparladığı kötü şöhret nedeniyle aldı bu ödülleri. Liste şöyle:

En Kötü Film: I Know Who Killed Me
En Kötü Erkek Oyuncu: Eddie Murphy (Norbit’deki Norbit rolüyle)
En Kötü Kadın Oyuncu: Lindsay Lohan (I Know Who Killed Me’deki Aubrey ve Dakota rolleri ile)
En Kötü Yardımcı Kadın Oyuncu: Eddie Murphy (Norbit’deki Rasputia rolüyle)
En Kötü Yardımcı Erkek Oyuncu: Eddie Murphy (Norbit’deki Mr. Wong rolüyle)
En Kötü İkili: Lindsay Lohan ve Lindsay Lohan (I Know Who Killed Me’deki Aubrey ve Dakota rolleri ile)
En Kötü Yeniden Çevrim ya da Çalıntı(Rip-Off için “çalıntı” dedim): I Know Who Killed Me
En Kötü Devam Filmi: Daddy Day Camp
En Kötü Yönetmen: Chris Siverston (I Know Who Killed Me)
En Kötü Senaryo: Jeffrey Hammond (I Know Who Killed Me)
Bir Korku Filmi İçin En Kötü Özür (Bu da “Worst Excuse for a Horror Movie”nin çevirisi): I Know Who Killed Me

!f İstanbul Devam Ediyor, Ankara Gösterimleri Sırada

!f İstanbul14 Şubat’ta başlayan !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, 24 Şubat’a kadar tüm hızıyla devam ediyor. Hit Filmler, Keş!f, Meksika Dalgası, Fantastik Filmler, Sesli Yaşam, Yaşama Sanatı, !f Çocuk, Gezegen/İnsan, Başka Aşk, Gökkuşağı, Nöbetçi Sinema ve !f Kısalar bölümlerinden oluşan festivalde birbirinden güzel filmler sinemaseverlerin keşfetmesini bekliyor. Pek çok seansta da salonların dolduğu ya da dolmaya yaklaştığı söyleniyor.

 İstanbul’da 7. yılını kutlayan festival, Ankara’da da 3. yılına giriyor. 28 Şubat-2 Mart arasında toplam 4 gün Afm Cepa sinemasında ve Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek gösterimler için biletler 22-24 Şubat’tan itibaren www.mybilet.com‘dan, 25 Şubat’tan itibaren de Ankara’daki AFM sinemalarından satılmaya başlayacak.

Festivalin hem İstanbul, hem Ankara programı ve filmlerle ilgili detaylı bilgi için http://www.ifistanbul.com/ adresine girilebilir.


Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 320.740 hits
Mayıs 2026
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.