Ankara Film Festivali 2011 İzlenimleri – 7.Gün: Hücre 211, Başka Bir Evren, Bellamy, Teslimiyet

Hücre 211 (Celda 211 / Cell 211):

Bir hapishanede gardiyan olarak çalışmaya başlayacak olan Juan, ilk işgününden bir gün önce çalışacağı yeri tanımak için hapishaneye gider. Bu sırada başına bir kaza gelir ve doktoru beklemek üzere boş hücrelerden birine alınır. Tam da bu sırada hapishanede büyik bir isyan çıkar. Mahkumlar henüz Juan’ı tanımamaktadır. Juan’ın aklına hemen yeni bir mahkum gibi davranmak gelir. İsyanın başındaki Malamadre’nin sempatisini kazanınca işi daha da kolaylaşır. Zamanla mahkumları daha iyi tanıyan Juan onların kimi isteklerine hak vermeye başlar.

Hücre 211 pek çok yönden iyi bir film. Sadece bir hapishane isyanının ortasında kalan gardiyanın durumunun yarattığı gerilim, mahkumlar ile ilişkileri, sakladığı gizemin ortaya çıkıp çıkmayacağı merakı bile filmi iyi bir film yapmaya yetecek bir malzeme aslında. İşin içinde bir de Juan’ın evde onu bekleyen hamile karısı da var ki o da hikayenin kırılma noktalarından birini oluşturuyor. Bunun yanında mahkumlara yapılan kötü muamele, İspanya’da adi suçlularla ETA mensupları arasındaki farklar da filmin önemli temalarını oluşturarak zenginleştiriyor. İsyanı çıkaran adi mahkumların rehine olarak ETA üyesi olan başka mahkumları tutmaları ve hapishane yönetimini onlara zarar vermekle tehdit etmeleri kendi içinde iginç bir durum gerçekten.

Bir de oyunculuk faktörü var ki filmin düzeyini iyice yukarı çekiyor. Yeni gardiyan Juan olarak Alberto Ammann da hiç fena değil ama isyanın başındaki mahkum olarak Luis Tosar tam anlamıyla devleşiyor. Senelerdir pek çok İspanyol filminde izlediğimiz Tosar’ın zaten aksadığını hatırladığım hiç bir filmi yok, üstelik hemen her filminde de birbirinden o kadar farklı karakterler canlandırıyor ki. Belki dünya çapında vatandaşı Javier Bardem kadar ünlü olamadı ama İspanyol sinemasının son dönem en iyi oyuncularından biri. Bu film ile İspanyol Oscarları sayılan Goya ödüllerinde en iyi erkek oyuncu ödülünü alarak Goya sayısını üçe çıkardı (filmin toplam 8 Goya ödülü kazandığını da ekleyelim).

Hücre 211, Hollywood’un yeniden yapım haklarını aldığı filmlerden biri. Bu durumdaki diğer filmler için kurduğumuz cümleyi burada da kurabiliriz. Amerikan versiyonu gelmeden orijinalini mutlaka izlemeli.

Başka Bir Evren:

Başka Bir Evren bölümünde Ankara Film Festivali’nin seçtiği kısa animasyon filmleri gösterilmekte. Bu yıl da 15 filmlik güzel bir seçki vardı. Yine ön plana çıkan bir kaç filmin adını analım:

Her şeyin kurallara uygun olarak yapılmasını isteyen, rutinlerden en ufak bir şekilde farklı bir noktaya kayılmasına tahammül edemeyen bir baba, onun her dediğini yapan karısı ve büyük oğlu ile asi bir ruh taşıyan küçük oğlunun bir aile pikniği hikayesini anlatan Kusursuz Peter (Der Präzise Peter / Precise Peter) son derece eğlenceli bir filmdi. Ben Petrus (Ego Sum Petrus / I Am Petrus) bir yazarın yaratıcılık sorununu başarılı bir kolaj tekniği ile gözler önüne seriyordu. Yapışkan Kader (Chroniques de la Poiss  / Sticky Ends) başının üzerindeki uğursuz kabarcıklarla her gittiği yere bu uğursuzluğu taşıyan bir yarı insan yarı balık bir varlığı, anlatırken Satranç (Sakk / Chess) da yüz yıl önceki bir satranç maçı fotoğrafının arka planında nelerin saklı olabileceğini gösteriyordu. Diğer filmlerin önemli bir kısmı da izlemeye değerdi.

Bellamy (Inspector Bellamy):

Festivalin Anısına bölümünün son konuğu Claude Chabrol’un son filmi Bellamy idi. Chabrol bu son filminde ilk kez Gérard Depardieu ile çalışmış. İkisi de Fransız sinemasının en önemli isimlerinden olan Chabrol ve Depardieu’nun bundan önce hiç beraber çalışmamış olmaları ilginç.

Filmde Gérard Depardieu, filme adını veren dedektif Bellamy’yi canlandırıyor. Eşi ile beraber tatilde olan Bellamy, suç dünyasından bir süre uzak kalmak istemektedir. Ama sürekli olarak onunla konuşmak isteyen gizemli bir adam vardır ortada. Bir yandan da Bellamy’nin erkek kardeşi de onları ziyarete gelir. Bellamy girişi ile roman uyarlaması bir polisiye izlenimi yaratıyor. Ancak kısa zamanda anlıyorsunuz ki Chabrol’un niyeti bir polisiye çekmekten çok insan ilişkilerine odaklanmak. Yoksa gizemli adamın ortaya çıkardığı polisiye hikaye o kadar da önemli değil. Asıl odak noktası Bellamy’nin karısı ve erkek kardeşi ile olan ilişkileri. Böyle olunca klasik bir polisiye sinema bekleyenlerin sıkılacağı bir film olabilir ama filme kaptırınca gayet güzel bir şekilde ilerliyor.

Böyle bir filmde oyuncuların katkısı da yadsınamaz. Özellikle Gérard Depardieu rolünü içine sindirmiş adeta. Bir süredir onu çok iyi rollerde görmüyorduk. Bu filmle bir kez daha neden Fransız sinemasının en büyük aktörlerinden biri olduğunu gösteriyor. Son derece doğal, abartıdan uzak bir oyunculuk sergilemiş. Kimilerine bu gösterişsiz hali sönük gelebilir ama asıl zor olan da o sadeliği yakalamak aslında.

Bellamy iyi bir film ama yine de Chabrol ustanın çok daha iyi filmleri olduğunu kabul etmek zorundayız. Ama ona bir veda olarak izlenmesi gereken ve pişman da etmeyecek bir film.

Teslimiyet (Underkastelsen / Submission):

Teslimiyet, dünyamızdaki kimyasal maddelerin hayatımızda ne denli yer aldığına dair tedirgin edici bir belgesel. İsveç’in önemli belgesel yönetmenlerinden Stefan Jarl, pek çok farklı amaçla kullanılmakta olan kimyasalların insanlara ne tip etkileri olabileceğini araştırıyor bu filminde. Bunun için öncelikle kendi vücudundan yola çıkıyor. Yapılan detaylı tahliller sonucunda Jarl’ın vücudunda seneler boyu birikmiş onlarca, hatta yüzlerce doğal olmayan kimyasal bulunuyor. Hatta İsveç’te 1970’lerde yasaklanmış DDT tarzı kimyasallar bile halen vücudunda. Yaşından dolayı (70 yaşında kendisi) vücudunda genç bir insandan daha fazla kimyasal bulunduğunu düşünen Jarl, 30’lu yaşlardaki bir arkadaşından da aynı testleri yaptırmasını istiyor. O sıralarda anne olmaya hazırlanan İsveç’in popüler oyuncularından Eva Röse da bu isteği kabul ediyor ve benzer tahlilleri yaptırıyor. Sonuçta onun vücudunda daha az kimyasal olduğu bir gerçek ama yine de önemli ölçüde bulunmakta.

Belgeselin asıl tedirgin edici tarafı ise yeni doğmuş bir çocukta bile annesi yolu ile aldığı pek çok doğal olmayan kimyasalın bulunuyor olması. Hatta anne sütü gibi bebeğin mutlaka ihtiyacı olan bir besinle bile çeşitli kimyasallar alınıyor. Filmde görüşüne başvurulan bilim adamlarının çarpıcı tespitlerinden biri, daha çok çocuk doğurmuş annelerin vücutlarında biriken kimyasalların giderek azalıyor olması. Çünkü anne her çocuğuna vücudundaki kimyasallardan bir kısmını bırakıyor. Bir anne için daha doğururken çocuğuna bir takım zararlı maddeleri geçirdiğini bilmek hoş olmasa gerek. Zaten bunları yavaş yavaş öğrenmeye başlayan Eva Röse da bir süre sonra belgesele dahil olmak istemediğine, önlemesi mümkün olmayan bazı şeyleri bilmese daha rahat edeceğine karar veriyor.

Bilim adamlarının çarpıcı bir diğer tesbiti de kimyasalların “kokteyl etkisi” üzerine çok az çalışma yapılmış olması. Çeşitli maddelerin insan sağlığı üzerinde teker teker yaptığı etkiler iyi-kötü araştırılmış durumda. Ancak kimyasalların bir araya gelince oluşturduğu “koktely etkisi” adı verilen etkiler üzerine yapılan çalışma sayısı çok az. İnsan vücudunda hiç bir kimyasal tek başına durmadığı için asıl önemli olan etki de bu aslında. Pek çok bilim adamı belki de 30-40 yıl sonra yasaklanacak kimi kimyasalları halen rahatça kullandığımız yönünde fikir belirtiyorlar.

Tüm bunları izleyince insanın cam bir fanusa kapanıp orada yaşayası geliyor. Üstelik İsveç gibi bu konulara çok önem veren bir ülkede durumlar bu şekildeyse insan hayatının çok ucuz olduğu Türkiye’de nasıl bir ortamda yaşadığımızı düşünmek bile istemiyorum.

Reklamlar

0 Responses to “Ankara Film Festivali 2011 İzlenimleri – 7.Gün: Hücre 211, Başka Bir Evren, Bellamy, Teslimiyet”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




Sinema Manyakları Gezici Festivali'i destekliyor

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 249,656 hits
Nisan 2011
P S Ç P C C P
« Mar   May »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.

%d blogcu bunu beğendi: