Bu yılki Gezici Festival’in ilk gününde bir grup kısa film ve çocukları merkezine alarak hikayelerini oluşturmuş iki film izledim:
Kısa İyidir-Avrupa Panaroması-1: Gezici Festival’in kısa filmlere verdiği önemi malum. Yine iyi bir seçki olduğu gibi, festivalin adeti olduğu üzere tüm kısa filmler de 35mm. baskılardan gösteriliyor. Bu sene bir kötü taraf var ne yazık ki. Kısa film gösterimleri sinemada değil Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin küçük perdesinde yapılıyor. Bu olumsuzluğu gözardı edersek festivalin ilk gününde yine başarılı 8 kısa film izledik. Her biri ile ilgili yorum yazmak zor olacak ama kendi adıma öncelikle balık tutmanın yöntemlerini anlatacakmış gibi başlayan ama bir anda bir işkence nasıl yapılır kılavuzuna dönüşen, Eric Ledune’nin Kullanma Kılavuzu (Do-It-Yourself) ve geçtiğimiz yılın Oscar adaylarından Helmer ve Oğlu filmleri festivalin ilerleyen duraklarında karşınıza çıkarsa kaçırmayın derim.
Almanya Sıfır Yılı (Germania Anno Zero): Festivalin Haneke’nin seçtikleri bölümünde yer alan Almanya Sıfır Yılı, bir filmin çekildikten 60 yıl sonra bile ne kadar etkili olabileceğinin canlı bir örneği. 2. Dünya Savaşı sonrası yıkıntılarla dolu bir Almanya’yı küçük bir çocuğun gözünden anlatan film Rosselini’nin Yeni Gerçekçilik akımının her türlü özelliğini taşıyor ve karşımıza iç acıtan bir Almanya resmi getiriyor. Filmin sinema tarihine geçmiş finali ise hala insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Festivalin kaçırılmaması gereken filmlerinden biri.
O meşhur final sahnesi aşağıdaki videoda yer alıyor. Ama dediğim gibi sinemada izleme fırsatını kaçırmayın siz yine de.
Küçük Oyunlar (Sztuczki): Festivalin yeni filmlerinden Küçük Oyunlar, günümüz Polonya’sından yine küçük bir çocuğun gözünden bir hikaye getiriyor karşımıza. Babası o daha çok küçükken evi terk edip gitmiş olan Stefek çocukken belki hepimizin yaptığı gibi bazı ufak hareketleri tekrarlarsa istediği şeylerin olacağına inanmaktadır. Mesela ellerini sürekli yumruk halinde tutarsa ablasının işe gireceği gibi. Ama en büyük isteği hiç tanımadığı babasının eve dönmesidir. Yönetmen ve senaryo yazarı Andrzej Jakimowski bu hikayeyi gayet sıcak ve eğlenceli bir şekilde karşımıza çıkarıyor. Çok büyük iddiası olmayan ama izlendğine de asla pişman olunmayacak bir film.
Sonunda Ankara’da da festival mevsimi açıldı. Ankara’nın taze festivallerinden Film+ Güz Film Festivali 4 yaşına bastı ve dün gece (25 Ekim 2007) açılış filmi Ölenin Arkasından Konuşulmaz (La Caja) ile başladı. 8 Kasım’a kadar sürecek olan festivaledeki tüm gösterimler Ankapol Sineması’nda yapılacak. Festival programı incelendiğinde gerçekten başarılı bir seçki yapılmış olduğu görülüyor. Burada filmleri sıralamakla ve daha önce izlediğim ve önerdiğim filmleri belirtmekle yetineyim ve filmler ve gösterim programı hakkında daha detaylı bilginin
İstanbul’da bu hafta içinde devam etmekte olan festivallerden biri de 5. Uluslararası İstanbul Çocuk Filmleri Festivali. 23 Ekim’de başlayan festival 8 Kasım’a kadar sürecek. Neredeyse 3 haftalık bu sürede küçük sinemaseverler için pek güzel filmler seçilmiş. Seçilen filmlerle ilgili güzel de bir uygulama yapılmış. Filmler yaş gruplarına göre 6 farklı gruba ayrılmış. Bu sayede anne babalar, çocuklarını rahatlıkla yaşlarına uygun filmlere götürebilecekler. Eminim ki filmler arasında büyüklerin de zevkle izleyeceği filmler bulunmaktadır. Bilgi için: