Archive for the 'Ödüller/Festivaller' Category



Bergman Filmleri Ankara’da

Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali ile İsveç Büyükelçiliği’nin ortaklaşa düzenlediği “Bergman ve Kadınlar” festivali 5-12 Mart tarihleri arasında Ankara’da Kızılırmak Sineması’nda yapılacak. Bilet fiyatlarının 6 Lira olacağı festivalde Bergman filmleri 35 mm’lik kopyalarla gösterilecek. Ingmar Bergman’ın ilk dönem filmleri dışında kimi başyapıtlarının da gösterileceği program şu şekilde:

5 Mart 2009 Perşembe 19:00 Açılış
20:00 Bekleyen Kadınlar (Kvinnors Väntan / Waiting Women)
6 Mart 2009 Cuma 19:00 Monika’yla Geçen Yaz (Sommaren med Monika / Summer with Monika)
21:00 Kadın Düşleri (Kvinnodröm / Dreams)
7 Mart 2009 Cumartesi 19:00 Persona
21:00 Yaşamın Eşiğinde (Nära Livet / Brink of Life)
8 Mart 2009 Pazar 19:00 Çığlıklar ve Fısıltılar (Viskningar och Rop / Cries and Whispers)
21:00 Bekleyen Kadınlar (Kvinnors Väntan / Waiting Women)
9 Mart 2009 Pazartesi 19:00 Bütün Bu Kadınlardan Söz Etmeden (För att Inte Tala om Alla Dessa Kvinnor / Now About These Women)
21:00 Güz Sonatı (Höstsonaten / Autumn Sonata)
10 Mart 2009 Salı 19:00 Yaşamın Eşiğinde (Nära Livet / Brink of Life)
21:00 Monika’yla Geçen Yaz (Sommaren med Monika / Summer with Monika)
11 Mart 2009 Çarşamba 19:00 Güz Sonatı (Höstsonaten / Autumn Sonata)
21:00 Persona
12 Mart 2009 Perşembe 19:00 Bütün Bu Kadınlardan Söz Etmeden (För att Inte Tala om Alla Dessa Kvinnor / Now About These Women)
21:00 Çığlıklar ve Fısıltılar (Viskningar och Rop / Cries and Whispers)

!f Ankara 2009 İzlenimleri – Keş!f: Park Etmek, Jen’in Öyküsü

!f festivalinin geçen yıl başlattığı bölümlerden biri olan Keş!f bölümünde kariyerlerin başındaki umut vaat eden yönetmenlerin dikkat çekici filmleri gösteriliyor. Aynı zamanda bu bölümdeki filmler arasında düzenlenen yarışma da festivalin tek yarışması olarak dikkat çekiyor.

Park Etmek (Ting Che / Parking):

Yarışmalı bu bölümün büyük ödülünü kazanan Park Etmek, ne mutlu ki henüz ödül alan film belli olmadan yapılan programda Ankara’da gösterime girecek filmler arasında yer almıştı. Serra Yılmaz, Dario Argento, Jose Rivera, Molly Hassel ve Thomas Sotinel’den oluşan festival jürisi tarafından hakkında, “Bağlılık ve özgürlük arayışı üzerine karanlık ve dokunaklı bir meditasyon. Anneler günü üzerine bir daha asla aynı şekilde düşünemeyeceksiniz.” şeklinde bir yorum yapılarak ödül verilen film gerçekten festivalin en başarılı filmleri arasında yer alıyordu. Bir anneler gününde evine pasta götürmek için arabasını park eden bir adamın sürekli olarak arabasının kitlenmesi sonucu o bölgeden bir yere ayrılamayıp evine geri dönemeyişi üzerinde şekillenen film, bu çaba sırasında karşılaşılan farklı karakterler ve sıradışı olaylarla dikkat çekiyordu. Kimi zaman absürd bir komedi filmi havasına bürünmesine karşın genelde hüzünlü bir hava tutturan film bir yerlerde rastlanırsa kaçırılmaması gereken filmlerden biri.

Jen’in Öyküsü (Story of Jen):

Henüz 15 yaşında bir kız Jen. 30 yaşlarında olan annesi ile birlikte Kanada’nın sessiz sedasız kasabalarından birinde yaşıyor. Babası yakın zamanda intihar etmiş, evlerine de kendilerine bakacak bir erkek olarak Ian gelmiş. Ian’ın babasının en yakın arkadaşı ya da üvey kardeşi olduğuna dair rivayetler olsa da kim olduğu tam olarak da belli değil. Kocası yeni ölmüş üstelik zaten çok genç yaşta hamile kalmış bir kadının evinde kalan bekar bir erkek elbette kasabada söylentileri hareketlendiriyor. Evde bir de ergenlik çağında, kendi arzularını yeni keşfetmeye başlayan, belki o arzulardan da tam olarak emin olamayan bir kız olunca olaylar farklı bir boyut kazanıyor.

Filmin hikayesini bu şekilde anlatınca çok orijinal bir hikayesi olmadığı görülebilir. Zaten filmin amacı da hikayesi ile seyirciyi şaşırtmak değil. Film daha çok duru ve ekonomik yönetmenliği ve özellikle filmin çekildiği mekanları büyük bir başarı ile beyazperdeye yansıtan görüntü yönetmenliği çalışması ile dikkat çekiyor. Ayrıca anne kızı oynayan ve aslında aralarında sadece 10 yaş olan Marina Hands ve Laurence Leboeuf’un başarılı oyunculuklarına değinmeden de geçmemek gerek.

Yeşilçam Ödülleri Üç Maymun’un

Dün gece verilen Yeşilçam Ödülleri’ne Üç Maymun damgasını vurdu. 6 dalda ödül alan Üç Maymun’un dışında Sonbahar da en iyi ilk film ve en iyi erkek oyuncu ödüllerini aldı. Doğrusu geçen yıl festivallerde ve eleştirmen ödüllerinde bazılarının deyişiyle “kimsenin izlemediği sanat filmleri” öne çıkınca, Türkiye’nin Oscar’ları olmaya soyunan ve popüler sinemanın iyi örneklerini onurlandırmak için düzenleniyor gibi gözüken bu ödüllerde Üç Maymun’u ön plana çıkarması aklın yolu bir dedirtti. Aslında kişisel olarak popüler sinemaya daha bir yakın durduğu için bu ödüllerde Issız Adam’ın öne çıkmasını bekliyordum.

En İyi Film: Üç Maymun
En İyi Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan (Üç Maymun)
Turkcell İlk Film: Sonbahar
En İyi Erkek Oyuncu: Onur Saylak (Sonbahar)
En İyi Kadın Oyuncu: Hatice Aslan (Üç Maymun)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Altan Erkekli (O… Çocukları)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Yıldız Kültür (Issız Adam)
En İyi Senaryo: Ebru Ceylan/ Ercan Kesal/ Nuri Bilge Ceylan (Üç Maymun)
En İyi Müzik: Aria Müzik (Issız Adam)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Gökhan Tiryaki (Üç Maymun)
Genç Yetenek: Ahmet Rıfat Şungar (Üç Maymun)

!f İstanbul, !f Ankara ve Geç Kalanları Almama Meselesi

Geçtiğimiz hafta sonu biten !f Ankara Bağımsız Filmler Festivali’nde izlediğim filmlerle ilgili görüşlerimi hafta içinde yazacağım. Ancak öncelikle festivalin son günü yaşadığım ve beni üzen bir durumdan söz etmek istedim.

!f festivalinin baştan beri seansa geç gelenleri içeri almamak gibi bir prensibi var. Reklamlardan sonra yaklaşık bir dakika boyunca ışıklar açılıyor ya da film öncesi reklam yoksa film yaklaşık 5 dakika geç başlatılıyor ve film başladıktan sonra bileti olsa da içeri kimse alınmıyor. Temelde, prensip olarak takdir ettiğim, benim de savunduğum ve hatta mümkünse tüm festivallerde ve vizyon filmlerinde de uygulanmasını destekliyeceğim bir uygulama bu. Ancak bu durumda festival programının da seyircilerin arka arkaya iki seansta bir filmden diğer filme girmesine olanak sağlayacak şekilde yapılması gerekiyor. Ne de olsa pek çok sinemasever festival programlarını arka arkaya 3-4 filme gidecek şekilde yapıyor.

Doğrusu ben de festival öncesi arka arkaya iki senasta farklı salonlarda birbirleri ile kısa bir süre çakışan filmlere bilet almış idim. Festival öncesi yetkilerle görüştüğüm takdirde, programdan kaynaklanan bir durum olduğu için anlayış gösterileceğini ummuştum. Festival öncesinde konu hakkında e-posta gönderdiğim, öncesinde çakışma durumundan görevlileri haberdar ettiğim ve anlayış gösterilmesini istediğim halde ne yazık ki olmadı ve bu nedenle izlemek istediğim ve elimde de biletim olan Sita Blues Söylüyor isimli filmi izleyememiş oldum, üstelik filme girememek yeteri ceza değilmiş gibi bilet de elimde kaldı.

Söz konusu kurala katıldığımı tekrar belirterek bir dahaki festivalde bu gibi durumlara özen gösterilen bir program hazırlanması dileğiyle konu hakkında festival öncesinde, festival yönetimine gönderdiğim mesajı buradan paylaşmak istedim:
———————————————————————————
Sayın yetkili,
 
Bu seneki !f Ankara programı ile ilgili bir eleştiri ve bir isteğim olacak.
 
Festivallerde pek çok sinemasever programlarını bir filmden çıkıp diğer filme girecek şekilde yapıyor. Bu yüzden programların da bu durum gözönüne alınarak ayarlanmalı. !f Ankara’nın bundan önceki yıllardaki programlarında buna özen gösterildiğini ve hiç bir sorun yaşamadan farklı salonlardaki birbirini takip eden filmlere gidebildiğimi hatırlıyorum. Ancak bu yıl programın bir kaç yerinde bir salondaki filmden sonra diğer salondaki filme gitmek istediğiniz zaman bir filmin sonu ile diğer filmin başının çakıştığını görüyorsunuz.
 
Bu yıl için hazırladığım programdaki bu tip durumları aşağıda listeliyorum:
 
28 Şubat Cumartesi:
15:30 – Nothing Else Matters – Salon 3 – Süre: 100 dakika
17:00 – Beautiful Losers – Salon 4
her iki filmde de eşit süreli reklam olması durumunda çakışma süresi: 10 dakika
Not: Burada şöyle bir sıkıntı daha var. 3. salonda bir önceki film, 13:30’da başlayan Parking ve 112 dakika. 10 dakika reklam olması durumunda Nothing Else Matters’ın başlangıcı zaten 15:30’u geçmiş olacak.
 
1 Mart Pazar:
13:30 – The Good, The Bad, The Weird – Salon 3 – Süre: 125 dakika
15:30 – Sita Sings the Blues – Salon 4
her iki filmde de eşit süreli reklam olması durumunda çakışma süresi: 5 dakika
 
Söz konusu 4 filme de bilet almış durumdayım. Normalde filmlerin son jeneriği bitmeden salondan ayrılmam ancak bu iki durum için ilk filmin yazıları başladığında salondan ayrılıp diğerine girdiğimde ikinci filmlerde kaçıracağım süreyi göze almıştım. Ancak geç gelenlerin salona alınmayacağı söyleniyor.
 
Bu durumun programın hazırlanışı sonucu ortaya çıkan bir hata olduğu düşünülürse bir çözüm üretilmeli diye düşünüyorum.  Akılma gelen alternatif çözüm yolları şunlar:
– Söz konusu seanslar için bir önceki filmlere girenlerin salona geç girmesine izin verilir (kimseyi üzmeyecek bir çözüm olduğunu sanıyorum, kendi adıma yerim ortalarda olsa da geç girmem durumunda insanları rahatsız etmeden kenarlarda bir yere oturacağımı söyleyebilirim)
– İlk filmler reklamsız olarak başlar (reklamların yaklaşık 10 dakika süreceğini düşünüerek sorunu çözebilir ama bu durumda da ilk filme bir önceki filmden çıkanlar yetişemeyebilir)
– İkinci sıradaki filmlerin başlaması için diğer salondaki filmin bitmesi ve o salondan gelecek seyircinin gelnesi beklenir (sürekli diğer salonu takip etmek zor olabilir.)
 
Umarım istediğim ve planladığım filmleri izlememe engel olacak bir durum oluşmaz.
 
Saygılarımla.

 ———————————————————————————

Not 1: Görüldüğü gibi mesajda iki defa bu tip bir durumla karşılaşacağımı belirtmiştim. Bu çakışma durumlarının ilkinde nasıl olduysa ya hiç kimse görmeden kaçabildiğim için ya da gören kişi anlayış gösterdiği için filme girebildim (aslında bir kişinin gördüğünden hemen hemen eminim ama burada kendisini zor durumda bırakmak istemem). Sadece Pazar günü olan çakışmada filme girememe durumunu yaşadım.

Not 2: Festival öncesi bir kaç film için davetiye edindiğimi de söylemeden geçersem haksızlık etmiş olurum. Bu davetiyeler için yardımcı olan herkese de teşekkür ederim.

SİYAD: Son Üç Ayın Top 10 Listesi (1 Mart 2009)

SİYAD’ın bu haftaki listesine Hayallerin Peşinde (Revolutionary Road), 4. sıradan giriş yapmış. Listeye girmesi beklenen bir filmdi zaten. Ancak 8 Oscar’lı Slumdog Millionaire’in listeye girecek puanı elde edememiş olması şaşırtıcı olarak görülebilir. Listeden çıkan filmler ise 3 aylık sürelerini dolduran Sınıf (Entre Les Murs) ve Lorna’nın Sessizliği (Le Silence De Lorna) olmuş. Bu filmler çıkınca Bolt da tekrar listeye girmiş. Önümüzdeki hafta listeye girmesi beklenebilecek olan filmler Gran Torino ve eğer yönetmen Zack Snyder bir çizgi roman başyapıtını mahvetmediyse Watchmen olabilir.

 

Sıra

Geçen Haftaki Sıra

Film Adı

Ortalama Notu
(4 üzerinden)

1

1

Sonbahar

3.62

2

2

Beşir’le Vals (Vals im Bashir)

3.36

3

3

Süt

3.15

4

Hayallerin Peşinde (Revolutionary Road)

3.1

5

5

Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi (The Curious Case of Benjamin Button)

2.96

6

7

Sahtekar (Changeling)

2.94

7

8

Frost/Nixon

2.9

8

9

Pandora’nın Kutusu

2.89

9

Bolt

2.78

10

10

Barselona, Barselona (Vicky Cristina Barcelona)

2.76

!f Ankara 2009 Gösterimleri Başlıyor

Bu yıl 8.si düzenlenen !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali bir kaç yıldır Ankara’da da !f Ankara başlığı ile düzenleniyor. Ankara’lı sinemaseverler İstanbul’daki program kadar zengin bir program olmasa da bağımsız sinemanın seçkin örneklerini izleme fırsatı buluyorlar. Özellikle bu sezon Ankara’da hiç bir festival ya da sinema etkinliği düzenlenmediği düşünülürse, !f Ankara’nın Ankara’lı izleyicilerin uzunca bir süredir devam eden festival hasretine bir son vereceği söylenebilir. Neyse ki önümüzdeki aylarda Ankara, film etkinlikleri ve festivaller açısından zengin bir döneme girecek.

Bu yıl 26 Şubat-1 Mart tarihleri arasında düzenlenecek olan !f Ankara’da uzun metrajlı filmlerin gösterimleri Afm Cepa Sineması’nda, kısa metrajlı filmlerin gösterimleri ise Odtü-Gisam ve Türk-İngiliz Kültür Derneği’nde gerçekleştirilecek. Ayrıntılı programına web sitesinden ulaşılabilecek olan festivalde öne çıkan filmler şu şekilde sayılabilir:

– Önceki festivalde Pofuduk Koltuk filmleri ile dikkat çeken Duplass kardeşlerin yeni filmi Baghead
– Bir kaç gün önce en iyi belgesel Oscar’ı kazanan Man on Wire
– 8 Oscar’lı Slumdog Millionaire
– David Lynch’in film çekme süreci üzerine çarpıcı bir belgesel, Lynch: Behind the Curtain
– Mickey Rourke’nin geri dönüş filmi The Wrestler
– !f İstanbul’un Keş!f bölümünün galibi Parking
– Michelle Williams’ın çok başarılı bir oyunculuk sergilediği söylenen Wendy & Lucy
– Mamoru Oshii’nin yeni filmi The Sky Crawlers
– Amores Perros, 21 Gram ve Babil filmlerinin senaristi Guillermo Arriaga’nın ilk yönetmenlik denemesi The Burning Plain
– Being John Malkovich, Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi filmlerin senaristi Charlie Kaufman’ın ilk yönetmenlik denemesi Synecdoche, New York

Festival süresince ve sonrasında vakit buldukça izlediğim filmlerle ilgili yorumlarımı eklemeye çalışacağım. Ancak yukarda yer alan filmlerden bazıları sonradan gösterime gireceği için kişisel tercihlerim bir daha yakalayamayacağımı düşündüğüm, daha az adı duyulan filmlerden yana olacak.

SİYAD En İyi Yabancı Filmler Listesini Açıkladı

SİYAD’ın düzenli olarak belirlediği yılın en iyi yabancı filmleri listesi açıklandı. Ancak bu liste 2007 yılı ortasına kadar sezonluk olarak açıklandığı için en son 2007’nin Haziran ayına kadar gösterime giren filmler dikkate alınmıştı. Bu yılki liste, sinemalarımızda 2007’nin ikinci yarısı ve 2008’in tümünde gösterime giren yabancı filmlerin hepsi dikkate alınarak hazırlandı. Türk sineması ödülleri verilirken birinci sıradaki filmin Kan Dökülecek (There Will Be Blood) olduğu zaten açıklanmıştı. İlk 20 sıradaki film aşağıda yer alıyor. Umalım ki kaçıranlar için bir zamanlar olduğu gibi yaz aylarında tekrar bu filmlerden oluşan toplu gösteriler düzenlensin.

1-Kan Dökülecek (There Will Be Blood)
2-İhtiyarlara Yer Yok (No Country For Old Men)
3-4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün (4 Luni, 3 Saptamani Si 2 Zile)
4-Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikasti (The Assasination Of Jesse James By The Coward Robert Ford)
5-Persepolis
6-İşte Özgür Dünya (It’s A Free World…)
7-Aleksandra (Alexandra)
8-Gomorra
9-Sürgün (Izgnanie)
10-Kara Şövalye (The Dark Knight)
11- Sınıf (Entre Les Murs)
12-Yaratık (Gwoemul)
13-Ölüm Geçirmez (Death Proof)
14-Kırmızı Balon’un Yolculuğu (Le Voyage Du Ballon Rouge)
15-Şark Vaatleri (Eastern Promises)
16-Beni Orada Arama (I’m Not There.)
17-Kefaret (Atonement)
18-Fidel’in Yüzünden (La Faute A Fidel)
19-Vol.İ (Wall.E)
20-Kelebek Ve Dalgıç (Le Schandraphe Et Le Papillon)

Bu dönem içinde gösterime girmiş filmler arasında SİYAD üyelerinden oy alabilmiş tüm filmlerin sıralı listesine ve puan dağılımına SİYAD’ın web sitesinden ulaşabilirsiniz.

Bu arada ben de 2007 ve 2008 için yabancı filmler için kişisel top 10 listelerimi buradan paylaşmak istedim.

2007 listesi (bu liste 2007’nin tümünü kapsadığı için SİYAD’ın değerlendirmesinde olmayan filmler de içermektedir):

1- Pan’ın Labirenti (Pan’s Labyrinth)
2- Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikasti (The Assassination Of Jesse James By The Coward Robert Ford)
3- Başkalarının Hayatı (Das Leben der Anderen)
4- Küçük Gün Işığım (Little Miss Sunshine)
5- Kefaret (Atonement)
6- Tutku Oyunları (Little Children)
7- Iwo Jima’dan Mektuplar (Letters From Iwo Jima)
8- Kaynak (The Fountain)
9-  Yaratık (The Host/Gwoemul)
10- Uygunsuz Gerçek (An Inconvenient Truth)

2008 listesi:

1- Kan Dökülecek (There Will Be Blood)
2- İhtiyarlara Yer Yok (No Country For Old Men)
3- Kelebek Ve Dalgıç (Le Scaphandre Et Le Papillon / Diving Bell And The Butterfly)
4- 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün (4 Luni, 3 Saptamini Si 2 Zile / 4 Months, 3 Weeks, 2 Days)
5- Vol.İ (Wall-E)
6- Kara Şövalye (The Dark Knight)
7- Utanç (Buda As Sharm Foru Rikht / Buddha Collapsed Out Of Shame)
8- Fidel’in Yüzünden (La Faute A Fidel / Blame It On Fidel)
9- Yasak Bölge (La Zona)
10- Shine A Light

Oscarlar Sahiplerini Buldu

Ödül sezonunun en son ve en önemli ödülü kabul edilen Oscar’lar bu gece sahiplerini buldu. Ödül töreni Hugh Jackman’ın açılışından sonra Penélope Cruz’un yardımcı kadın oyuncu ödülünü alması ile başladı. En iyi senaryo ödülleri beklendiği gibi Milk ve Slumdog Millionaire’in olurken animasyon ödülü de Wall.E’ye gitti. The Curious Case of Benjamin Button, sanat yönetmeni ve hakedilmiş birer makyaj ve görsel efekt ödülü aldı. Kostüm ödülü ise The Duchess filminin oldu. Gece devam ederken Slumdog Millionaire ikinci ödülünü de görüntü yönetmenliği dalında aldı. Heath Ledger’ın ödülünü annesi, babası ve kız kardeşinin alması ise gecenin duygusal anlarından biriydi. Ayrıca Dark Knight ses kurgusu ödülünü de aldı. Gecenin ilerleyen dakikalarında Slumdog Millionaire ödüllerine ses miksajı, kurgu, müzik ve şarkı ödüllerini de kattı. Yabancı dilde en iyi film ödülü ise Japonya’ya giderek gecenin en büyük sürprizi oldu belki de. Gecenin sonlarına doğru Danny Boyle, Slumdog Millionaire ile en iyi yönetmen ödülünü alarak filmin ödül sayısını 7’ye çıkardı. En iyi kadın oyuncu ödülü beklendiği gibi Kate Winslet’e gitti. En iyi erkek oyuncu ödülünü ise ufak bir sürprizle Sean Penn aldı. Mickey Rourke daha güçlü bir aday gibi gözüküyordu ama diğer güçlü aday da Penn idi zaten. Gecenin en sonunda ise o ana kadar 7 ödül alan Slumdog Millionaire’in en iyi film ödülünü de alarak ödül sayısını 8’e çıkarması kimseyi şaşırtmadı.

Bu arada geçen hafta yaptığım tahminlerde 24 daldaki ödüllerden 17’sini tutturduğumu da bir not olarak ekleyeyim.

Ödül listesi şu şekilde:

En İyi Film: Slumdog Millionaire
En İyi Erkek Oyuncu: Sean Penn (Milk)
En İyi Kadın Oyuncu: Kate Winslet (The Reader)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Heath Ledger (The Dark Knight)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Penélope Cruz (Vicky Cristina Barcelona)
En İyi Yönetmen: Danny Boyle (Slumdog Millionaire)
En İyi Özgün Senaryo: Dustin Lance Black (Milk)
En İyi Uyarlama Senaryo: Simon Beaufoy (Slumdog Millionaire)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Anthony Dod Mantle (Slumdog Millionaire)
En İyi Kurgu: Chris Dickens (Slumdog Millionaire)
En İyi Sanat Yönetmeni: Donald Graham Burt, Victor J. Zolfo (The Curious Case of Benjamin Button)
En İyi Kostüm: Michael O’Connor (The Duchess)
En İyi Makyaj: Greg Cannom (The Curious Case of Benjamin Button)
En İyi Müzik: A.R. Rahman (Slumdog Millionaire)
En İyi Şarkı: “Jai Ho” Müzik: A.R. Rahman Söz: Gulzar (Slumdog Millionaire)
En İyi Ses Miksajı: Ian Tapp, Richard Pryke, Resul Pookutty (Slumdog Millionaire)
En İyi Ses Kurgusu: Richard King (The Dark Knight)
En İyi Görsel Efekt: Eric Barba, Steve Preeg, Burt Dalton, Craig Barron (The Curious Case of Benjamin Button)
En İyi Animasyon (Uzun): WALL·E
Yabancı Dilde En İyi Film: Okuribito / Departures – Japonya
En iyi Belgesel (Uzun): Man on Wire
En İyi Belgesel (Kısa): Smile Pinki
En İyi Animasyon (Kısa): La Maison en Petits Cubes
En İyi Kısa Film: Spielzeugland / Toyland
Jean Hersholt İnsancıllık Ödülü: Jerry Lewis

41. SİYAD Ödüllerini Sonbahar ve Üç Maymun Paylaştı

41. kez verilen SİYAD ödülleri bu gece yapılan törenle sahiplerini buldu. Yılın öne çkan filmlerinden Sonbahar en iyi film seçilirken, Üç Maymun da Nuri Bilge Ceylan’a en iyi yönetmen ödülünü getirdi. Her iki film de 4’er dalda ödül kazanarak eleştirmenler tarafından takdir gördüklerini bir kez daha gösterdiler. Ayrıca 2008’in Türkiye’de vizyona giren en iyi yabancı filmi olarak da Kan Dökülecek (There Will Be Blood) seçildi.

Ödüllerin listesi şu şekilde (hangi filmin kaç oy aldığına dair ayrıntılı listeye SİYAD’ın web sitesinden ulaşılabilir.):

En İyi Film: Sonbahar
En İyi Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan (Üç Maymun)
En İyi Kadın Oyuncu Performansı: Hatice Aslan (Üç Maymun)
En İyi Erkek Oyuncu Performansı: Onur Saylak (Sonbahar)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı: Tülin Özen (Vicdan)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı: Ahmet Rıfat Şungar (Üç Maymun)
En İyi Senaryo: Özcan Alper (Sonbahar)
En İyi Görüntü Yönetimi: Feza Çaldıran (Sonbahar)
En İyi Müzik: Demir Demirkan (Devrim Arabaları)
En İyi Kurgu: Ayhan Ergürsel, Bora Gökşingöl, Nuri Bilge Ceylan (Üç Maymun)
En İyi Sanat Yönetimi: Natali Yeres (Rıza)
En İyi Belgesel: Devrimci Gençlik Köprüsü (Yönetmen: Bahriye Kabadayı)
En İyi Kısa Film: Unus Mundus (Yönetmen: Senem Tüzen)
En İyi Yabancı Film: Kan Dökülecek (There Will Be Blood)

En İyilerden Önce En Kötüler de Belirlendi

Bu gece verilecek olan Oscar’lardan önce yılın en kötülerine verilen Altın Ahududu Ödülleri’nin (Golden Razzies) sahipleri de açıklandı. 3 dalda ödül alan Paris Hilton ödül listesinin en dikkat çeken ismi oldu. Ayrıca neyse ki bizde gösterime girmemiş olan The Love Guru da en iyi filmle birlikte Mike Myers’a da en kötü erkek oyuncu ve en kötü senaryo ödüllerini(!) de getirdi. Tabii ki hiç kimse ödüllerini almaya gelmedi!

En Kötü Film: The Love Guru
En Kötü Erkek Oyuncu: Mike Myers (The Love Guru)
En Kötü Kadın Oyuncu: Paris Hilton (The Hottie And The Nottie)
En Kötü Yardımcı Erkek Oyuncu: Pierce Brosnan (Mamma Mia!)
En Kötü Yardımcı Kadın Oyuncu: Paris Hilton (Repo: The Genetic Opera)
En Kötü İkili: Paris Hilton ve Christine Lakin ya da Joel David Moore (Hottie & The Nottie)
En Kötü Devam Filmi, Yeniden Yapım ya da Çalıntı: Indiana Jones and The Kingdom of The Crystal Skull
En Kötü Yönetmen: Uwe Boll (1968: Tunnel Rats, In The Name Of The King ve Postal)
En Kötü Senaryo: Mike Myers ve Graham Gordy (The Love Guru)
En Kötü Kariyer: Uwe Boll


Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 320.095 hits
Mart 2026
P S Ç P C C P
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.