Bu yıl 8.si düzenlenen !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali bir kaç yıldır Ankara’da da !f Ankara başlığı ile düzenleniyor. Ankara’lı sinemaseverler İstanbul’daki program kadar zengin bir program olmasa da bağımsız sinemanın seçkin örneklerini izleme fırsatı buluyorlar. Özellikle bu sezon Ankara’da hiç bir festival ya da sinema etkinliği düzenlenmediği düşünülürse, !f Ankara’nın Ankara’lı izleyicilerin uzunca bir süredir devam eden festival hasretine bir son vereceği söylenebilir. Neyse ki önümüzdeki aylarda Ankara, film etkinlikleri ve festivaller açısından zengin bir döneme girecek.
Bu yıl 26 Şubat-1 Mart tarihleri arasında düzenlenecek olan !f Ankara’da uzun metrajlı filmlerin gösterimleri Afm Cepa Sineması’nda, kısa metrajlı filmlerin gösterimleri ise Odtü-Gisam ve Türk-İngiliz Kültür Derneği’nde gerçekleştirilecek. Ayrıntılı programına web sitesinden ulaşılabilecek olan festivalde öne çıkan filmler şu şekilde sayılabilir:
– Önceki festivalde Pofuduk Koltuk filmleri ile dikkat çeken Duplass kardeşlerin yeni filmi Baghead
– Bir kaç gün önce en iyi belgesel Oscar’ı kazanan Man on Wire
– 8 Oscar’lı Slumdog Millionaire
– David Lynch’in film çekme süreci üzerine çarpıcı bir belgesel, Lynch: Behind the Curtain
– Mickey Rourke’nin geri dönüş filmi The Wrestler
– !f İstanbul’un Keş!f bölümünün galibi Parking
– Michelle Williams’ın çok başarılı bir oyunculuk sergilediği söylenen Wendy & Lucy
– Mamoru Oshii’nin yeni filmi The Sky Crawlers
– Amores Perros, 21 Gram ve Babil filmlerinin senaristi Guillermo Arriaga’nın ilk yönetmenlik denemesi The Burning Plain
– Being John Malkovich, Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi filmlerin senaristi Charlie Kaufman’ın ilk yönetmenlik denemesi Synecdoche, New York
Festival süresince ve sonrasında vakit buldukça izlediğim filmlerle ilgili yorumlarımı eklemeye çalışacağım. Ancak yukarda yer alan filmlerden bazıları sonradan gösterime gireceği için kişisel tercihlerim bir daha yakalayamayacağımı düşündüğüm, daha az adı duyulan filmlerden yana olacak.
SİYAD’ın düzenli olarak belirlediği yılın en iyi yabancı filmleri listesi açıklandı. Ancak bu liste 2007 yılı ortasına kadar sezonluk olarak açıklandığı için en son 2007’nin Haziran ayına kadar gösterime giren filmler dikkate alınmıştı. Bu yılki liste, sinemalarımızda 2007’nin ikinci yarısı ve 2008’in tümünde gösterime giren yabancı filmlerin hepsi dikkate alınarak hazırlandı. Türk sineması ödülleri verilirken birinci sıradaki filmin Kan Dökülecek (There Will Be Blood) olduğu zaten açıklanmıştı. İlk 20 sıradaki film aşağıda yer alıyor. Umalım ki kaçıranlar için bir zamanlar olduğu gibi yaz aylarında tekrar bu filmlerden oluşan toplu gösteriler düzenlensin.
Ödül sezonunun en son ve en önemli ödülü kabul edilen Oscar’lar bu gece sahiplerini buldu. Ödül töreni Hugh Jackman’ın açılışından sonra Penélope Cruz’un yardımcı kadın oyuncu ödülünü alması ile başladı. En iyi senaryo ödülleri beklendiği gibi Milk ve Slumdog Millionaire’in olurken animasyon ödülü de Wall.E’ye gitti. The Curious Case of Benjamin Button, sanat yönetmeni ve hakedilmiş birer makyaj ve görsel efekt ödülü aldı. Kostüm ödülü ise The Duchess filminin oldu. Gece devam ederken Slumdog Millionaire ikinci ödülünü de görüntü yönetmenliği dalında aldı. Heath Ledger’ın ödülünü annesi, babası ve kız kardeşinin alması ise gecenin duygusal anlarından biriydi. Ayrıca Dark Knight ses kurgusu ödülünü de aldı. Gecenin ilerleyen dakikalarında Slumdog Millionaire ödüllerine ses miksajı, kurgu, müzik ve şarkı ödüllerini de kattı. Yabancı dilde en iyi film ödülü ise Japonya’ya giderek gecenin en büyük sürprizi oldu belki de. Gecenin sonlarına doğru Danny Boyle, Slumdog Millionaire ile en iyi yönetmen ödülünü alarak filmin ödül sayısını 7’ye çıkardı. En iyi kadın oyuncu ödülü beklendiği gibi Kate Winslet’e gitti. En iyi erkek oyuncu ödülünü ise ufak bir sürprizle Sean Penn aldı. Mickey Rourke daha güçlü bir aday gibi gözüküyordu ama diğer güçlü aday da Penn idi zaten. Gecenin en sonunda ise o ana kadar 7 ödül alan Slumdog Millionaire’in en iyi film ödülünü de alarak ödül sayısını 8’e çıkarması kimseyi şaşırtmadı.
41. kez verilen SİYAD ödülleri bu gece yapılan törenle sahiplerini buldu. Yılın öne çkan filmlerinden Sonbahar en iyi film seçilirken, Üç Maymun da Nuri Bilge Ceylan’a en iyi yönetmen ödülünü getirdi. Her iki film de 4’er dalda ödül kazanarak eleştirmenler tarafından takdir gördüklerini bir kez daha gösterdiler. Ayrıca 2008’in Türkiye’de vizyona giren en iyi yabancı filmi olarak da Kan Dökülecek (There Will Be Blood) seçildi.
Bu gece verilecek olan Oscar’lardan önce yılın en kötülerine verilen Altın Ahududu Ödülleri’nin (Golden Razzies) sahipleri de açıklandı. 3 dalda ödül alan Paris Hilton ödül listesinin en dikkat çeken ismi oldu. Ayrıca neyse ki bizde gösterime girmemiş olan The Love Guru da en iyi filmle birlikte Mike Myers’a da en kötü erkek oyuncu ve en kötü senaryo ödüllerini(!) de getirdi. Tabii ki hiç kimse ödüllerini almaya gelmedi!
Geleneksel olarak Oscar’lardan bir gece önce verilen Bağımsız Ruh Ödülleri’ne (Independent Spirit Awards) 3 galibiyet ile The Wrestler damgasını vurdu. En iyi film ödülünü alan yapım tabii ki Mickey Rourke’a bir en iyi erkek oyuncu ödülü daha kazandırdı. Bu sezon aldığı ödüllerin sayısını kendisi bile hatırlamıyor olabilir. Ödül sezonunu Oscar’ı da alarak kapatması sürpriz olmayacaktır. The Wrestler’ın üçüncü ödülü ise görüntü yönetmenliği dalında geldi. Oyunculuk dalında yine Oscar’a aday isimlerden Melissa Leo, Penélope Cruz ve James Franco ödülleri topladılar. Bu isimlerden Penélope Cruz’un Oscar’ı da alması beklenebilir. Ayrıca en iyi yönetmen ödülünü de The Visitor filmi ile Tom McCarthy aldı.
Sinema dünyasının önde gelen festivallerinden sayılan Berlin Film Festivali’nin 59.su geçtiğimiz Pazar günü sona erdi. Bu yıl yarışma filmleri arasında hiç bir Türk filmi yoktu. Festivalin diğer bölümlerinde ise Reha Erdem’in Hayat Var’ı ve Atalay Daşdiken’in Mommo’su Türk sinemasını temsil ettiler.
Tiyatro, sinema ve televizyon dünyamızın ustalarından Gazanfer Özcan aramızdan ayrıldı. 27 Ocak 1931’de İstanbul’da doğan Özcan, 1962 yılında Gönül Ülkü ile evlendi. Özcan, Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu’nu kurduktan sonra çok sayıda sinema filminde de rol aldı. TRT döneminde ise Kuruntu Ailesi dizisi ile geniş kitlenin çok sevdiği bir oyuncu oldu. Televizyonda çeşitli projelerde yer aldığı dönemde sinemaya ara veren sanatçı, 2000 yılında Komiser Şekspir filmiyle yeniden sinemaya döndü. En son oynadığı sinema filmi Mahsun Kırmızıgül’ün yönetmenliğini üstlendiği Beyaz Melek filmi idi. Ayrıca 2004 yılından beri oynadığı Avrupa Yakası’ndaki Tahsin Bey rolü ile bir kuşağın daha takdirini kazanmıştı. Onu özleyeceğiz.
Oscar’lara çok az bir süre kala meslek birlikleri de 2008’in en iyilerine ödül vermeye devam ediyorlar. Amerikalı kurgucular, görüntü yönetmenleri ve sanat yönetmenleri de ödüllerini açıkladı. Bu ödüllerdeki ortak ismin Slumdog Millionaire olması herhalde kimseyi şaşırtmayacaktır.