!f Ankara 2011 İzlenimleri – 4. Gün: Doğalgazülke, Siyah İktidar Karışık Kasedi 1967-1975, Hayaletler, Lemmy, Mars, Amer

Doğalgazülke (GasLand):

Bu çarpıcı belgesel filmin yönetmeni Josh Fox bir gün bir doğalgaz şirketinden arazisinde gaz çıkartmak için bir teklif alır. Bunun üzerine konuyu araştırmaya başlar ve ortaya bu belgesel çıkar. Fox, Amerika’nın çeşitli bölgelerini gezerek doğalgaz çıkarılmakta olan arazilerin durumların inceliyor. Pek çoğunda ölen hayvanlar, suya karışan zehirli maddeler ve çeşitli hastalıklarla karşılaşıyor. En çarpıcı olaylardan biri ise musluk suyuna çakmak ile yaklaştığınızda suyun alev alması. Fox aynı zamanda farklı doğalgaz şirketlerine de ulaşmaya çalışıyor ama çoğunlukla hiç cevap alamıyor. Kendisi ile konuşmayı kabul edenler ise tatmin edici bir görüşmeye yanaşmıyorlar.

Doğalgazülke çarpıcı bir belgesel ama Fox’un gittiği pek çok arazide benzer sorunlar olduğunu görüyoruz. Bu da bir süre sonra belgeselin kendisini tekrarlamasına yol açıyor. Bir de arazilerini sorgusuz sualsiz doğalgaz şirketlerine kiralayan insanların başına gelenler üzücü olsa da insan evlerinin yanı başına doğalgaz çıkarılmasına izin verirken biraz daha sorgulayıcı olunması gerektiğini düşünüyor. Bu konuya da hiç değinilmemiş belgeselde. Neyse ki Fox’un kendisi sorgulayıcı olmuş ve bu belgeseli ortaya çıkarmış. Umalım ki hem Amerika’da hem de dünyanın geri kalanında etkili olur.

Siyah İktidar Karışık Kasedi 1967-1975 (The Black Power Mixtape 1967-1975):

Siyah İktidar Karışık Kasedi 1967-1975, yapım yılı 2011 olan çok yeni bir belgesel. Ama ilginç bir tarafı var, içindeki görüntülerin hepsi 1967 ile 1975 yılında çekilen görüntülerden oluşuyor. Üstelik görüntü kaynakları da çok fazla yayılmış değil. O yıllarda Amerika’daki Siyah İktidar hareketini yakından takip eden İsveçli bir grup gazetecinin çektiği görüntülerden oluşuyor bu film. Öncelikle bu harekete Amerika’nın dışından bir bakış gerçekten ilginç bir bakış açısı oluşturuyor. Ancak film sadece eski görüntüleri harmanlamakla yetinmiyor. Ayrıca o dönem Siyah İktidar hareketinin yanında olmuş ya da bugünden o günlere sempati ile bakan kimi sanatçılar ve bilim adamlarının bu görüntülere ait yorumlarını da dinliyoruz zaman zaman (DVD’lerde sıkça gördüğümüz bir filmi yönetmenin ya da oyuncuların yorumları eşliğinde izlemek gibi düşünülebilir). Halen etkilerinin sürdüğü söylenebilecek bir dönemi farklı bir bakış açısı ile görmemizi sağlayan ilginç bir belgesel.

Hayaletler (Skeletons):

Takım elbiseleri ile yollara düşmüş iki arkadaş: Davis ve Bennett. Belli ki bir iş için çağrıldıkları bir eve gitmekteler. Yolda da Rasputin ile ilgili akıllara zarar bir muhabbete girerler. Hedeflerine ulaştıklarında ise bu ikilinin işinin doğaüstü bir takım olaylarla ilgili olduğunu görüyoruz. İşlerini son derece ciddiyetle yapan bu ikilinin şarlatan mı olduğu yoksa gerçekten doğaüstü güçlere sahip olup olmadıkları başta bir soru işareti olsa da çok kısa zamanda gerçekten doğaüstü bir şeyler yaptıklarını ve insanların gizli saklı sırlarını ortaya çıkarabildiklerini görüyoruz. Bir gün patronlarından onları çok daha iyi yerlere taşıyabilecek bir iş teklifi geliyor. Kaybolan bir adamı bulmak üzere yola çıkan ikili, adamın egzantirik karısı ve uzun zamandır konuşmayan kızı ile birlikte tuhaf bir hikayeye doğru yol alıyorlar.

Hayaletler tam anlamıyla bir İngiliz filmi. İngiliz mizahı çok başarılı bir şekilde filme yedirilmiş. Belki öyle her anıyla kahkahalar attıran bir film değil ama son derece zeki bir mizahı ve sürekli gülümseten bir yapısı var. Ana karakterleri canlandıran Ed Gaughan ve Adrew Buckley’nin fiziksel olarak birbirine tezat oluşturan görüntüleri de mizahın bir unsuru oluyor. Ayrıca neredeyse hiç özel efekt kullanmadan gayet eli yüzü düzgün bir doğaüstü hikaye anlatmanın mümkün olduğunu da gösteren bir film. Sonunda geleneksel aileyi kutsayan bir yapıya sapması eleştirilebilir ama yine de başarılı bir film.

Lemmy:

Motörhead her zaman çok ön planda olan ya da listelerde bir numaraya oynayan bir grup değil belki ama rock/metal müzik seven herkesin aklının bir köşesinde olan bir grup. Grubun her şeyi olan Lemmy Kilmister ise her zaman dikkat çekici bir kişilik. Bu filmde “sex, drugs and rock’n roll” mitinin adeta yaşayan bir örneği olan Lemmy’nin hayatına bir bakış atıyoruz. Çoğunluğu Lemmy ve onun hayaranı olan müzisyenler ve oyuncularla yapılan söyleşilere dayanan film, Lemmy üzerine bilmediğimiz bilgiler verirken aynı zamanda çok eğlenceli bir film olmayı da başarıyor. Lemmy bir rock starı olsa da müzik marketlerde tek başına CD alışverişi yapabilecek ya da bir bara oturup kafasına göre takılabilecek, ara sıra hayranları yanına geldiği zaman da onlarla hiç gocunmadan fotoğraf çektirebilecek kadar da hayatın içinde bir kişilik. Evi yüzlerce, belki de binlerce koleksiyon eşyası ile dolu, özel ilgi alanı olan 2. Dünya Savaşı ile ilgili sağlam ansiklopedik bilgileri var. Hayatı boyunca uyuşturucunun pek çok çeşidini denemiş olan Lemmy bir tek eroine bulaşmamış. Hatta ergenlik çağına geldiğinde oğlunu önüne çekip şöyle bir konuşma yapmış: “Bak evlat, eroin tehlikelidir, kullanma. Amfetamin iyidir, ona takıl.”

Bu ve benzeri bilgileri keyifli bir belgesel eşliğinde öğrenmek isteyenlere önerilir. Ama Motörhead’i ve Lemmy’yi sevmeyenler için pek uygun bir yapım değil elbette.

Mars:

Bağımsız yönetmenlerin çektiği bilim-kurgu filmlerinden ilginç ve başarılı sonuçlar çıkabiliyor. Farklı bir animasyon tekniği ile çekilmiş olan Mars da başarılı olabilecek bir film gibi gözüküyordu. Ancak Amerika’nın Mars’a gönderdiği 3 astronotun hikayesine odaklanan film başlarda ümit verse de ilerledikçe kendini geliştiremiyor. Tam bir kovboy olan Amerikan Başkanı ya da Mars yolculuğunu tam bir televizyon şovuna dönüştüren iki sunucu üzerinden çeşitli eleştiriler de yapılmaya çalışılmış ama o konuda da çok doyurucu olunamamış. Yine de bu karakterler için filmin en eğlenceli ve akılda kalıcı karakterleri denebilir. Ancak son tahlilde bilim-kurgu sinemasına özel bir ilgisi olmayanlara önerebileceğim bir film olmadı.

Amer:

İtalyan sinemasının eski ustaları bir süredir eski formlarında değiller. Özellikle Dario Argento’dan ne zamandır başarılı bir film bekliyoruz. Ama Belçika’dan gelen Amer filmi bize o tadı bir kez daha hissettiriyor. Görüntü ve kurgu anlayışı ile müzik kullanımı tam bir İtalyan korku filmi havası veriyor Amer‘e. Başrole genç bir kadını koyması da bir başka ortak nokta. Ancak burada izi sürülen manyak bir katil ya da bir takım şeytani güçler yok ortada. Son derece az diyalog kullanılmış olan bu filmde Ana adlı bir kadının hayatının belli dönemlerine göz atıyoruz. İlk olarak çocuk olarak gördüğümüz Ana, küçük yaşında büyükbabasının ölümü ve anne-babasının sevişmesine tanık olarak ölüm ve cinsellik gibi hayatın en temel iki gerçeği ile karşılaşıyor ve bu olayları çocukluğun büyük hayalgücü ile bambaşka bir hale sokuyor. Ergen Ana ise annesi ile çıktığı bir gezide erkekler üzerindeki gücünün farkına varıyor ve ilk kez kendi cinselliği ile yüzleşiyor. Bu arada annesinin de onun cinselliğini baskı altında tutmaya çalıştığını görüyoruz. Ana’yı artık yetişkin bir kadın olarak gördüğümüz son bölümde ise artık ıssız kalmış bir eve dönen Ana bu kez de yıllar boyunca geliştirdiği canavar erkek simgesi ile yüzleşiyor.

Amer bir korku filmi gibi dursa da aslında bir kadının büyüme ve kendi cinselliğini bulma hikayesini anlatıyor. Bu ve benzeri konuları anlatan pek çok film izledik belki ama Amer bunu gerçekten de farklı bir şekilde yapıyor. Az diyalog kullanılmasının ve bildik anlamda bir hikaye yapısının olmamasının seyircinin bir kısmını sıktığı hissediliyordu ancak gerçekten başarılı bir yapımdı bana göre.

Reklamlar

0 Responses to “!f Ankara 2011 İzlenimleri – 4. Gün: Doğalgazülke, Siyah İktidar Karışık Kasedi 1967-1975, Hayaletler, Lemmy, Mars, Amer”



  1. Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




Sinema Manyakları Gezici Festivali'i destekliyor

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 250,455 hits
Mart 2011
P S Ç P C C P
« Şub   Nis »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.

%d blogcu bunu beğendi: