Gezici Festival 2010 İzlenimleri – 5. Gün: Kısa İyidir 2, Taşra Paneli, Film Sosyalizm

Kısa İyidir 2:

8 filmden oluşan bu seçki festivalin Kısa İyidir bölümünün zayıf sayılabilecek seçkisiydi bana göre. Aslında yine güzel filmler vardı ama sadece güzellerdi, daha ötesi değildi. Berlin duvarının yıkılışına kendine eş arayan bir tavşanın gözünden bakan Esterhazy, ailesinin geçmişini görmek üzere yolculuğa çıkan bir genç kızı anlatan Beyrut (Deyrouth / Beiroot), bir baba oğulun ayrılmadan önce beraber geçirdiği anları anlatan Öpücük (Kus / Kiss) ve müzik tutkunu çocuğuna bu yolda yardımcı olmak isteyen bir babanın hikayesini anlatan Damarımda Kanımda (Muzica in Sange / Music in the Blood) bölümün öne çıkan filmleri olarak sıralanabilir.

Taşra Paneli:

Gezici Festival her yıl bir de sinema kitabı armağan ediyor kitaplıklarımıza. Bu yılki kitap “Taşrada Var Bir Zaman” adını taşıyordu. Ayrıca gösterilen filmler arasında da “Taşra” filmleri için ayrı bir bölüm ayrılmıştı. Bu kapsamda bir de “Taşra Paneli” düzenlendi. Bu panele ilgi de tıpkı 12 Eylül paneli gibi oldukça fazlaydı. Yine oturacak yer bulamayıp paneli ayakta takip edenlerin sayısı epey fazlaydı. Umut Tümay Arslan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen panele Tanıl Bora, Zeki Demirkubuz ve Engin Günaydın konuşmacı olarak katıldılar. 2 saat kadar süren panelde en çok konuşan isim Zeki Demirkubuz oldu. Demirkubuz temel olarak taşrada karşılaştığı kimi kötü örneklerden sözederek filmlerinde de çokça vurguladığı gibi insanın her yerde insan olduğunu, mayasında kötülük olduğunu ve taşra ya da şehir farketmediğini vurguladı. Ayrıca Türk aydınının taşraya bakışını ciddi şekilde yanlış bulduğunu, taşranın idealize edilecek ya da korkulacak bir yer olmadığını da ekledi. Türk sinemasında taşrayı doğru anlatan çok fazla bir örnek hatırlamadığını da söyleyerek yine edebiyattan kimi örnekler verdi (Demirkubuz’un özel ilgi alanı olan Rus edebiyatından özellikle).

Tanıl Bora ise temel olarak taşra ile şehrin karşılaşmalarını önemsediğini belirterek Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak filminin bu konuda iyi bir örnek olduğunu söyledi. Ayrıca taşra tanımının da sabit bir şey olmadığını söyleyerek mesela İstanbul için Ankara da dahil Türkiye’nin geri kalanının taşra olarak görüldüğünü, ama örneğin Amerikanın da tüm Türkiye’yi taşra olarak görebileceğinden bahsetti. Çok fazla konuşmayan Engin Günaydın ise çoğunlukla kendi deneyimlerinden ve bir dönem taşralı gibi gözükmemek için harcadığı çabalardan ama Vavien filmi ile taşra ile barıştığından bahsetti.

Bu arada paneldeki konuşmalar sırasında Zeki Demirkubuz’un Ocak ayında Ankara’da yeni bir film çekeceğini, filmde Engin Günaydın’ın oynayacağını ve filmde yine ucuz bir otelde geçen sahneler olacağını da öğrendik. Demirkubuz, “şöyle lüks bir otelde geçen bir sahne yazsam şahane sponsor bulacağım ama olmuyor işte” derken Ankara’da bulduğu otelin sahibinin senaryoyu istemesini ve okuduktan sonra onay vermesini de ilginç bir anekdot olarak aktardı. Otel sahibi, bunu otelinde porno film çekilmediğine emin olmak için istemiş…

Film Sosyalizm (Film Socialisme / Film Socialism):

Jean-Luc Godard’ın yeni filmi festival seyircisi tarafından büyük bir merakla bekleniyordu. Pek çok kişi merdivenlerde oturarak filmi izlemeye razı oldu. Ancak film devam ettikçe salonu terkedenler, merdivenlerde oturanlara da yer açmış oldu. Kişisel olarak sonuna kadar bekleyenlerdenim ama film hakkında bir yorum yapabilecek durumda değilim. Godard son filmlerinde seyirciden ve anlaşılma kaygısından iyice uzaklaşmıştı, bu filmde iyice ileri gitmiş. İzlediğimiz şey neydi bilemiyorum ama bilinen anlamda bir film olmadığı kesin. Godard 80 yaşında hala yenilik peşinde ki bu takdir edilmesi gereken bir durum aslında. Üstada saygımızdan entelektüel kapasitemiz bu filmi anlamaya yetmedi diyerek filmin sonunda olduğu gibi kendi adıma “NO COMMENT” demek istiyorum.

Kendim yorum yapmayacağım ancak bu film festival seyircilerinin hakkında ne düşündüğünü en merak ettiğim filmlerden biriydi. Sıkı festival takipçilerinden toparlayabildiğim yorumlar:

– Entelektüel sayıklamalar bunlar.
– Bir şizofrenin yaptığı filmi izlesek bundan farklı olmazdı.
– Ele senaryoyu, önümüze de DVD’yi alıp sahne sahne izleyip analiz etmek lazım.
– İnsanlık durumlarını çok iyi anlatırken, pek çok felsefeyi kendisine göre yoğurup yorumlamış. Festivalde sevdiğim ender filmlerden.
– Film beni zorladı ama sevdim. Pek çok kişinin farklı sonuçlar çıkarabileceği bir film.
– Gençliğimde Serseri Aşıklar’ı izlediğimde de hiç bir şey anlamamış ve ne yapıyor bu adam demiştim. Bu film de öyle oldu (ki bu yorum filmi seven ve sevmeyen birbirinden habersiz iki ayrı kişiden geldi).

Reklamlar

2 Responses to “Gezici Festival 2010 İzlenimleri – 5. Gün: Kısa İyidir 2, Taşra Paneli, Film Sosyalizm”


  1. 1 rehberantalya 28 Aralık, 2010, 15:20

    Paylaşımlarınız ve web siteniz güzel olmuş başarılatınızın devanını dişerim.


  1. 1 Sinema Manyakları « 21 Ocak, 2011, 2:46 yazısı için Geri İzleme tarafından yapılan yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




Sinema Manyakları Gezici Festivali'i destekliyor

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 251,060 hits
Aralık 2010
P S Ç P C C P
« Kas   Oca »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.

%d blogcu bunu beğendi: