Mart 2010 için arşiv



21. Ankara Film Festivali Başladı

21. Ankara Film Festivali geçtiğimiz gün yapılan açılış töreni ile başladı. Gösterimler de dün start aldı. Bu yılki gösterimler Batı Sineması, Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Goethe Enstitüsü’nde yapılacak. Ayrıca film gösterimleri dışında bu yıl geçtiğimiz yıllarla kıyaslayınca çok daha fazla yan etkinlik de var. Özellikle Festilab başlığı altındaki atölye çalışmaları geleceğin sinemacıları açısından çok faydalı olabilir.

Festivalin öne çıkan filmlerini kısaca sıralayalım (ama tabii ki program yaparken bunlarla yetinmemek, hiç bilinmedik filmlere de şans tanımak ve elbette kısa film ve belgeselleri de unutmamak lazım):

– Henüz gösterime girmeyen ama geçtiğimiz yıl pek çok festivalde önemli ödüller kazanmış bir Türk filmi olan Köprüdekiler
– 80 darbesi sonrası Diyarbakır Cezaevi’nin durumunu anlatan 5 No’lu Cezaevi
– Festivalin özel bir bölüm ayrıdığı Brezilya sinemasından çok ödüllü bir film, Estamira
– Usta işi bölümünde Takeshi Kitano, Michael Haneke, Costa-Gavras, Peter Greenaway gibi isimlerin yeni filmleri
– Akira Kurosowa, Luis Bunuel ve Eric Rohmer gibi artık aramızda olmayan ustalardan 2’şer film (ki görülmüş olsa bile sinemada izleme fırsatı kaçırılmamalı)
– !f Ankara’nın programından son anda çıkarılan Ölümcül Kar (Død snø / Dead Snow)
– İktidar ve İsyan bölümünde her ne kadar daha önce görmüş olma ihtimali yüksek olsa da her biri birer klasik sayılan Eğer… (If…), Rosa Luxemburg, Kızıl İlahi, Baader Meinhof Yargılanıyor gibi filmler
– Dünyanın Her Köşesinden bölümünde ise çoğunun adını pek duymamış olsak da keşfetmeye değer bir dizi film

Bu yıl da festivali takip edip yorumlarımı buradan paylaşmaya çalışacağım. Filmler, gösterim programı ve yan etkinlikler ile ilgili detaylı bilgi festivalin web sayfasından alınabilir.

!f Ankara 2010 İzlenimleri – 4. Gün: Herkes Gibi, Hızlı Silahşör Murugun, Yaman Tilki, Uzaklara Gidelim, Yeraltı Peygamberi

!f Ankara biteli 1.5 hafta kadar oldu ancak son gün izlediğim filmlerle ilgili izlenimlerim eksik kalmıştı. Bugün başlayan Ankara Film Festivali izlenimleri öncesi onları da tamamlamış olayım.

Herkes Gibi (Alle Anderen / Everyone Else):
Herkes Gibi, Chris ve Gitti çiftinin bir yaz tatili boyunca yaşadıklarını konu ediyor. Tatil boyunca çiftin başına olağandışı herhangi bir şey gelmiyor. Bir çift tatilde neler yaparlarsa onları yapıyor. Plaja gidiyorlar, gece eğlenmeye çıkıyorlar, sevişiyorlar, gıcık komşularından köşe bucak kaçıyorlar vs. vs. Bir yandan da ilişkilerini sorguluyorlar. Filmin esas odaklandığı alan da bu zaten. Bir çiftin ilişkilerini sorgulaması. Bunu yaparken de hem sinemasal olarak hem de oyunculuk olarak abartıdan uzak, doğal bir anlatım seçilmiş.

Ama bu da oyunculara çok yük bindiren filmlerden biri. Tüm film boyunca bu çiftin ikisinin birden gözükmediği sahne yok gibi. Üstelik tüm film boyunca bir kaç sahne dışında onların dışında hiç kimse gözükmüyor zaten. Her ikisi de ama özellikle Berlin’de bu rolü ile en iyi kadın oyuncu seçilen Birgit Minichmayr, son derece başarılı (bu arada bu oyuncuyu nereden tanıyorum acaba derken İnternet’te yaptığım araştırmada farkettim ki daha iki gün önce aynı festivalde Kemik Adam filminde izlemişiz kendisini. Ayrıca izlediğimiz epey filmde de irili ufaklı pek çok rolde görmüşüz onu).

Festivalin “Erkeklik Halleri” bölümünde yer alan bu film bir ilişkideki erkeğin davranışlarını masaya yatırırken kadının davranışları da en az onunki kadar didik didik ediyor. Bu türde gayet başarılı bir film Herkes Gibi.

Hızlı Silahşör Murugun (Quick Gun Murugun):
Hızlı Silahşör Murugun karakteri 1994 yılında bir televizyon kanalı için yaratılmış bir karakter. Yıllar içinde gayet popüler olan bu karakter geçtiğimiz yıl kendi filmine de sahip olmuş. Vejeteryen olup et lokantası sahibi kötü karaktere karşı bir mücadeleye girişen Murugun karakterinin hikayesi çılgın ve komik bir hikaye. Pek çok filme gönderme de içeren eğlenceli ve komik bir film bu. Keyifle vakit geçimek için ideal ancak bu tip bilinçli olarak kült olsun diye çekilen filmler o kadar hoşuma gitmiyor. Halbuki gayet ciddi olarak çekilip sonradan kült hale dönüşen filmler çok daha çekici oluyor. Murugun böyle bir film değil. Bu yüzden sadece eğlenceli bir film olarak kaldı bende.

Yaman Tilki (Fantastic Mr. Fox):
Wes Anderson animasyon çekmiş ama hiç şaşırmayın, karşımızda yine bir Wes Anderson filmi var. Ki zaten bir çocuk kitabından uyarlanmasına karşın senaryoyu da Anderson ve Noah Baumbach beraberce yazmışlar. Hikaye karısına verdiği söz nedeniyle yıllardır namuslu bir hayat süren bir tilkinin arkadaşlarıyla beraber üç kötü çiftçinin çiftliklerinden onların ürünlerini çalması ile başlayıp çiftçilerle bölgedeki hayvanlar arasında bir çekişmeye dönüşüyor. Kesinlikle çocukların da gayet keyif alacağı eğlenceli bir film ama aynı zamanda tam da Wes Anderson’dan bekleneceği gibi tuhaf üyeleri olan bir aile komedisi aynı zamanda. Hatta tıpkı Steve Zissou’da olduğu gibi sadece aile komedisi değil, arkadaşları ile birlikte farklı bir aile yapısı da sunuyor karşımıza bu yaman tilki. Bu arada özellikle sonlara doğru hayvanların yaşadıkları yerler, tüm filmdeki espri yapısı, kullanılan müzikler, karakterleri perdenin ortasında konumlayan çekimler falan hep bir Wes Anderson filmi. İzleyiniz, izlettiriniz.

Bu film gösterime de girecek büyük ihtimalle. Umalım ki sadece Türkçe dublajlı girmez. Tüm seslendirmeler şahane çünkü.

Uzaklara Gidelim (Away We Go):
Sam Mendes çok sevdiğim bir yönetmen. Hemen hemen hiç bir filmi ile beni hayal kırıklığına uğratmadı şu ana kadar. Görsel yanı çok güçlü olan filmler yapsa da insanı anlatıyor genellikle. Jarhead ve Road to Perdition gibi daha geniş ölçekteki filmlerinde bile böyle. Genelde de filmleri arasında 3 yıl oluyor. Bu kez bizi fazla bekletmedi ve Away We Go ile karşımızda. Bu kez çok daha mütavazi bir film bu. Henüz evlenmemiş ama çocuk bekleyen sevimli bir çifti anlatıyor film (bu arada filmin girişinde adamın kadının hamile olduğunu anlama şekli bir filmde kadının hamile olduğunu belirtmenin en orijinal yollarından biriydi). İsminden de tahmin edilebilir, bir yol filmi Away We Go. Çiftimiz çocuk doğduktan sonra yaşayacakları yeri belirlemek için dolaştıkça birbirinden ilginç tiplerle karşılaşıyorlar ve karşılaştıkları kişiler onların ilişkilerinde de belirleyici rol oynuyor. Karakterlerin filme girdikleri sahne bazen çok ilginçtir ya, Maggie Gyllenhaal’un girişi gerçekten bu konuda ilk 10 arasına girebilir.

Sonuç olarak çok iyi bir film Away We Go ama kamera arkasında önceki filmlerinde yıllar geçince ilişkilerin geldiği noktayı deşen Mendes olunca bu filmdeki sevimli çift 10 yıl sonra birbirinin boğazına sarılır mı diye de düşünmeden edemiyor insan.

Yeraltı Peygamberi (Un Prophète):
Bazen fazla beklenti hayal kırıklığı yaratıyor. Un Prophète için hayal kırıklığı demek yanlış olur aslında. İyi bir film kesinlikle, izlenmeyi de hakediyor ama aldığı övgülerden ve ödüllerden dolayı beklentim epey yükselmişti. O beklentiyi tam olarak karşılayamadı.

Film sıradan bir suçlunun hapse girmesi ile başlıyor. Malik isimli bu genç (ki film için en büyük övgüm bu roldeki Tahar Rahim’e olabilir) hem şansıyla, hem de zekası ve cesareti ile hapiste giderek yükseliyor ve bambaşka bir adam oluyor. Bu yükselme süreci detaylı olarak, ince ince anlatılmış. Bu anlamda ikinci övgüm de filmin senaryosuna gidebilir. Ama yönetmenlikte o kadar büyük bir pırıltı görmedim doğrusu.

82. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu

82. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu. Gecenin galibi en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi özgün senaryo ödülleri de dahil olmak üzere 6 Oscar alan The Hurt Locker oldu. En büyük rakibi sayılan Avatar ise teknik dallarda 3 ödülle yetinmek zorunda kaldı. Tüm oyuncu ödülleri de beklendiği gibi Jeff Bridges, Sandra Bullock, Christoph Waltz ve Mo’Nique’e gitti.

Gecenin üzerinden şöyle bir geçelim. Ödül töreni sürpriz bir şekilde Neil Patrick Harris’in şarkı ve dans gösterisi ile başladı. Steve Martin ve Alec Baldwin’in gayet başarılı girişinden sonra gecenin ilk ödülü beklendiği gibi Inglourious Basterds ile Christoph Waltz’a gitti. Yardımcı erkek oyuncu olarak başka bir isim düşünülmüyordu zaten. Animasyon ve şarkı dallarında da zafer beklendiği gibi Up ve Crazy Heart filmlerinin oldu. Benim tahminim Inglourious Basterds olsa da en iyi özgün senaryo ödülünün The Hurt Locker’a gitmesi de ihtimal dahilindeydi. Bu ödülün The Hurt Locker’ın daha büyük ödülleri de alacağının ilk göstergesi olduğu söylenebilir.

Precious filminin en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü alacağı kesindi ama uyarlama senaryo ödülü de alması ufak bir sürpriz sayılabilir. Arka arkaya verilen teknik ödüllerden sanat yönetmeni ve görüntü yönetmeni ödüllerini Avatar, ses kurgusu ve ses miksajı ödüllerini ise The Hurt Locker alarak bu iki rakibin herhangi birinin tüm ödülleri toparlayıp gidemeyeceğini gösterdi. Müzik ödülünü Up’ın, görsel efekt ödülünü ise Avatar’ın alması kimseyi şaşırtmadı. En iyi film yolundaki önemli ödüllerden biri olan kurgu ödülü ise The Hurt Locker’a gitti.

En önemli ödüllere gelirken en iyi belgesel ödülünü The Cove’un alması bekleniyordu ama yabancı dilde en iyi film ödülünün Arjantin’den El secreto de sus ojos filmine gitmesi şaşırtıcı oldu. En azından benim için. Çoğunlukla Das Weisse Band ya da Un Prophète filmlerinden birinin bu ödülü alması bekleniyordu.

En iyi erkek oyuncu ödülü beklendiği gibi Jeff Bridges’e, en iyi kadın oyuncu ödülü ise Sandra Bullock’a gitti. En iyi yönetmen ödülünü açıklamak üzere sahneye Barbra Streisand çıktığında ödülün Kathryn Bigelow’a gideceğine töreni düzenleyenlerin de inandığı anlaşıldı, akademi üyeleri de onları şaşırtmadılar. Ama hala en iyi film çok kesin değildi. O da The Hurt Locker’a giderek Avatar’ın bu kadar büyütülmesinden rahatsız olan benim gibileri gayet mutlu etti.

Bu yıl onur ödüllerinin ayrı bir geceye alınmış olması dikkat çekiciydi. Bu arada ödüller verilirken bunun bir yarışma olmadığını belirtmek üzere “and the Oscar goes to” denirdi, bu yıl genellikle “the winner is” denildiği dikkatimi çekti.

İşte ödüllerin tam listesi:

En İyi Film: The Hurt Locker
En İyi Yönetmen: Kathryn Bigelow (The Hurt Locker)
En İyi Erkek Oyuncu: Jeff Bridges (Crazy Heart)
En İyi Kadın Oyuncu: Sandra Bullock (The Blind Side)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz (Inglourious Basterds)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Mo’Nique (Precious: Based on the Novel Push by Sapphire)
En İyi Özgün Senaryo: Mark Boal (The Hurt Locker)
En İyi Uyarlama Senaryo: Geoffrey Fletcher (Precious: Based on the Novel Push by Sapphire)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Mauro Fiore (Avatar)
En İyi Kurgu: Bob Murawski, Chris Innis (The Hurt Locker)
En İyi Sanat Yönetmeni: Rick Carter, Robert Stromberg (Avatar)
En İyi Kostüm: Sandy Powell (The Young Victoria)
En İyi Makyaj: Star Trek
En İyi Müzik: Michael Giacchino (Up)
En İyi Şarkı: “The Weary Kind” Söz-Müzik: Ryan Bingham, T Bone Burnett (Crazy Heart)
En İyi Ses Miksajı: The Hurt Locker
En İyi Ses Kurgusu: The Hurt Locker
En İyi Görsel Efekt: Avatar
En İyi Animasyon (Uzun): Up
Yabancı Dilde En İyi Film: El secreto de sus ojos – Arjantin
En iyi Belgesel (Uzun): The Cove
En İyi Belgesel (Kısa): Music by Prudence
En İyi Animasyon (Kısa): Logorama
En İyi Kısa Film: The New Tenants

Yılın En Kötüsü Transformers 2

Bu yıl 30. kez verilen ve geleneksel olarak Oscarlardan bir gün önce açıklanan Altın Ahududu Ödülleri (Razzie Awards ya da Golden Razzies) de sahiplerini buldu. Transformers 2 en kötü film, en kötü yönetmen ve en kötü senaryo ödüllerini(!) kimselere bırakmadı. Sandra Bullock da bu geceki muhtemel Oscar’ı öncesinde en kötü kadın oyuncu ve en kötü çift dallarında iki adet Ahududu aldı.

Ayrıca bu yıl 2000’lerin ilk 10 yılının en kötüleri de seçildi. Battlefield Earth 10 yılın en kötüsü seçilirken Eddie Murphy ve Paris Hilton da en kötü oyuncular oldular.

Kazananlar (ya da kaybedenler) şöyle:

En Kötü Film: Transformers: Revenge of the Fallen
En Kötü Erkek Oyuncu: Jonas kardeşlerin her biri (Jonas Brothers: The 3-D Concert Experience)
En Kötü Kadın Oyuncu: Sandra Bullock (All About Steve)
En Kötü Çift: Sandra Bullock ve Bradley Cooper (All About Steve)
En Kötü Yardımcı Kadın Oyuncu: Sienna Miller (G.I. Joe)
En Kötü Yardımcı Erkek Oyuncu: Billy Ray Cyrus (Hannah Montana: The Movie)
En Kötü Yeniden Yapım ya da Devam Filmi: Land of the Lost
En Kötü Yönetmen: Michael Bay (Transformers: Revenge of the Fallen)
En Kötü Senaryo: Ehren Kruger & Roberto Orci & Alex Kurtzman (Transformers: Revenge Of The Fallen)

10 Yılın En Kötü Filmi: Battlefield Earth
10 Yılın En Kötü Erkek Oyuncusu: Eddie Murphy (Adventures of Pluto Nash, I Spy, Imagine That, Meet Dave, Norbit, Showtime)
10 Yılın En Kötü Kadın Oyuncusu: Paris Hilton (The Hottie & The Nottie, House of Whacks, Repo: The Genetic Opera)

25. Bağımsız Ruh Ödülleri (Independent Spirit Awards) Sahiplerini Buldu

Her yıl Oscarlardan bir gün önce verilen Bağımsız Ruh Ödülleri (Independent Spirit Awards), 25. kez yılın en iyi bağımsız filmlerini ödüllendirdi. Gecenin galibi en iyi film ve en iyi yönetmen ödüllerinin de içinde olduğu 5 ödülle Precious oldu. Ödül alanlardan en az iki ismi (Jeff Bridges ve Mo’Nique) bu gece Oscar alırken de göreceğiz muhtemelen. Oscar’larda adı bile geçmeyen (500) Days of Summer’ın burada en iyi senaryo ödülü alması da sevindirici idi. En sürpriz ödül de herhalde en iyi yabancı film seçilen An Education oldu. Başta Un Prophète olmak üzere karşısında çok güçlü adaylar vardı oysaki.

İşte tüm liste:

En İyi Film: Precious
En İyi Yönetmen: Lee Daniels (Precious)
En İyi İlk Film: Crazy Heart
John Cassavetes Ödülü: Humpday
En İyi Senaryo: Scott Neustader & Michael H. Weber ((500) Days of Summer)
En İyi İlk Senaryo: Geoffrey Fletcher (Precious)
En İyi Kadın Oyuncu: Gabby Sidibe (Precious)
En İyi Erkek Oyuncu: Jeff Bridges (Crazy Heart)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Mo’Nique (Precious)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Woody Harrelson (The Messenger)
En İyi Yabancı Film: An Education
En İyi Belgesel: Anvil!
En İyi Görüntü Yönetmeni: Roger Deakins (A Serious Man)
Robert Altman Ödülü: A Serious Man ekibi (Ethan Coen & Joel Coen (yönetmen/yazar/yapımcı), Ellen Chenoweth & Rachel Tenner (kast yönetmeni), Richard Kind, Sari Lennick, Jessica McManus, Fred Melamed, Michael Stuhlbarg, Aaron Wolff (oyuncular))
Piaget Yapımcı Ödülü: Karin Chien (The Exploding Girl, Santa Mesa)
Acura Gelecek Vaad Eden Yetenek Ödülü (Someone to Watch Award): Kyle Patrick Alvarez (Easier with Practice)
Kurgudan Daha Gerçek (Truer Than Fiction) Ödülü: Bill Ross ve Turner Ross (45365)

Oscar Tahminleri – 2010

Oscarların açıklanmasına 2 gün kala tahminlerimi buradan da paylaşmak istedim. Aşağıda tüm liste bulunuyor. Bu tahminlerin nedenleri ile birlikte daha detaylı bir analiz yazısını Gölge E-Dergi’nin Mart 2010 sayısında bulabilirsiniz.

En İyi Film: Avatar
En İyi Erkek Oyuncu: Jeff Bridges (Crazy Heart)
En İyi Kadın Oyuncu: Sandra Bullock (The Blind Side)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz (Inglourious Basterds)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Mo’Nique (Precious: Based on the Novel Push by Sapphire)
En İyi Yönetmen: Kathryn Bigelow (The Hurt Locker)
En İyi Özgün Senaryo: Quentin Tarantino (Inglourious Basterds)
En İyi Uyarlama Senaryo: Jason Reitman, Sheldon Turner (Up in the Air)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Mauro Fiore (Avatar)
En İyi Kurgu: Bob Murawski, Chris Innis (The Hurt Locker)
En İyi Sanat Yönetmeni: Rick Carter, Robert Stromberg (Avatar)
En İyi Kostüm: Colleen Atwood (Nine)
En İyi Makyaj: Star Trek
En İyi Müzik: Michael Giacchino (Up)
En İyi Şarkı: “The Weary Kind” Söz-Müzik: Ryan Bingham, T Bone Burnett (Crazy Heart)
En İyi Ses Miksajı: Avatar
En İyi Ses Kurgusu: Avatar
En İyi Görsel Efekt: Avatar
En İyi Animasyon (Uzun): Up
Yabancı Dilde En İyi Film: Das weisse Band / The White Ribbon – Almanya
En iyi Belgesel (Uzun): The Cove
En İyi Belgesel (Kısa): – Yorumsuz –
En İyi Animasyon (Kısa): Wallace and Gromit in ‘A Matter of Loaf and Death’
En İyi Kısa Film: – Yorumsuz –


Sinema Manyakları, Gezici Festival'i destekliyor.

Kategoriler

Arşiv

Twitter’da ben…

Blog Stats

  • 266.742 hits
Mart 2010
P S Ç P C C P
« Şub   Nis »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.

%d blogcu bunu beğendi: