'Haberler' kategorisi için arşiv



National Board of Review’ın En İyisi Hugo

Ankara’da festivaller üst üste gelince sinema haberlerinden biraz uzak kaldık. Ama önümüzdeki hafta Altın Küre ödüllerinin adayları açıklanmadan önce biraz gecikmeli de olsa geçtiğimiz haftalarda verilen ödüllere bakmaya devam edelim.

Eleştirmen birliklerinin verdiği ödüller adasında önemli bir yeri olan National Board of Review ödüllerinde en iyi film olarak Martin Scorsese’nin bence de çok çok başarılı filmi Hugo en iyi film olarak seçildi. Scorsese de aynı zamanda en iyi yönetmen seçildi. Bakalım önümüzdeki diğer ödüllerde Hugo adını daha sık duyacak mıyız?

George Clooney ve Tilda Swinton’un en iyi oyuncu seçildikleri ödüllerde dikkatimi çeken diğer bir ödül de Rango‘nun en iyi animasyon seçilmesi oldu. Sene başında gösterime girmiş olması nedeniyle bu güzel filmin unutulabileceğini sanıyordum. Neyse ki es geçilmemiş. En iyi yabancı film ödülünü de bir kez daha İran filmi Ayrılık (A Separation) aldı.

National Board of Review ödüllerinin önemli bir tarafı da sadece en iyi filmi seçmemesi, bunun yanında en iyi filmler, bağımsız filmler, belgeseller ve yabancı filmlere dair listelere de yer vermesi. Bu filmlere baktığımızda Altın Küre ve Oscar’larda adlarını duyacağımız filmler olduğunu söyleyebiliriz.

Ödüllerin tam listesi şu şekilde:

En İyi Film: Hugo
En İyi On Film (Alfabetik Sırayla): The Artist, The Descendants, Drive, The Girl with the Dragon Tattoo, Harry Potter and the Deathly Hallows Part 2, The Ides of March, J. Edgar, The Tree of Life, War Horse
En İyi Yabancı Film: A Separation
En İyi Beş Yabancı Film (Alfabetik Sırayla): 13 Assassins, Elite Squad: The Enemy Within, Footnote, Le Havre, Point Blank
En İyi Belgesel: Paradise Lost 3: Purgatory
En İyi Beş Belgesel (Alfabetik Sırayla): Born to be Wild, Buck, George Harrison: Living in the Material World, Project Nim, Senna
En İyi On Bağımsız Film (Alfabetik Sırayla): 50/50, Another Earth, Beginners, A Better Life, Cedar Rapids, Margin Call, Shame, Take Shelter, We Need To Talk About Kevin, Win Win
En İyi Erkek Oyuncu: George Clooney (The Descendants)
En İyi Kadın Oyuncu: Tilda Swinton (We Need to Talk About Kevin)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christopher Plummer (Beginners)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Shailene Woodley (The Descendants)
En İyi Oyuncu Kadrosu: The Help
Çıkış Yapan Oyuncu: Felicity Jones (Like Crazy), Rooney Mara (The Girl with the Dragon Tattoo)
En İyi Yönetmen: Martin Scorsese (Hugo)
En İyi Yönetmen (İlk Film): J.C. Chandor (Margin Call)
En İyi Uyarlama Senaryo: Alexander Payne, Nat Faxon & Jim Rash (The Descendants)
Spotlight Ödülü: Michael Fassbender (A Dangerous Method, Jane Eyre, Shame, X-Men: First Class)
En İyi Orijinal Senaryo: Will Reiser (50/50)
En İyi Animasyon: Rango
Özel Ödül: Harry Potter serisi (kitap serisinden sinemaya uyarlamanın başarısı için)
Düşünce Özgürlüğü Özel Ödülü: Crime After Crime, Pariah

New York’lu Eleştirmenlere Göre 2011′in En İyisi The Artist

2011′in sonuna yaklaştığımız bu günlerde yılın en iyi filmlerinin belirleneceği bir dizi ödül de verilmeye başlandı yavaş yavaş. Önce eleştirmen birlikleri en iyilerini açıklayacak, sonra BAFTA’lar, Altın Küre’ler, Bağımsız Ruh Ödülleri ve Oscar’lar. Bu ödül döneminde her yıl olduğu gibi önemli gördüğümüz ödülleri biz de buradan paylaşıyor olacağız.

Ödül sezonunun New York Eleştirmenler Birliği’nin (New York Film Critics Circle) verdiği ödüllerle açıldığını söyleyebiliriz. New York’lu eleştirmenler bu yıl ödüllerde adını sıkça duyacağa benzediğimiz Fransız filmi The Artist‘i en iyi film seçtiler. Bu filmin yönetmeni Michel Hazanavicius da en iyi yönetmen seçildi. Ödüllerin gediklisi Meryl Streep de Margaret Thatcher rolüyle en iyi kadın oyuncu seçildi. 17. Oscar adaylığına şimdiden kesin gözüyle bakabiliriz herhalde. Amerika’da yılın sevilen filmlerinden Moneyball da en iyi senaryo ödülü ile birlikte Brad Pitt’e de en iyi erkek oyuncu ödülünü getirdi. Pitt bu ödülü Tree of Life‘daki performansı da dikate alınarak kazandı. Herkese göre olmayan Tree of Life, Jessica Chastain’e de bir en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü kazandırırken (ama onun da üç filme bu ödülü aldığını vurgulamalıyız), çok hakedilmiş bir de en iyi görüntü yönetmeni ödülü aldı.

En iyi yabancı film ödülünü ise Ayrılık (A Separation) filmi kazandı. Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filminin daha büyük başarılar kazanmasını da isterim ama galiba Oscar’a giden yolda Ayrılık‘ın daha çok şansı var.

New York’lu eleştirmenlerin en iyilerinin toplu listesi aşağıda yer alıyor. Bu filmlerin hemen hepsini sinemalarımızda görme şansımız olacağını ekleyelim. Ayrılık zaten uzunca bir zaman önce gösterime girmişti, hatta DVD’si de piyasaya çıktı. The Tree of Life ve Margin Call az sayıda salonda olsa da halen gösterimde. En iyi film seçilen The Artist de gösterime girecek ama Ankara, Sinop ve İzmir’li sinemaseverler bu filmi Gezici Festival’de de izleyebilirler.

En İyi Film: The Artist
En İyi Yönetmen: Michel Hazanavicius (The Artist)
En İyi Erkek Oyuncu: Brad Pitt (The Tree of Life, Moneyball)
En İyi Kadın Oyuncu: Meryl Streep (The Iron Lady)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Albert Brooks (Drive)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Jessica Chastain (Take Shelter, The Help, The Tree of Life)
En İyi Senaryo: Aaron Sorkin, Steven Zaillian (Moneyball)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Emmanuel Lubezki (The Tree of Life)
En İyi Yabancı Film: A Separation (Jodaeiye Nader az Simin)
En İyi İlk Film: Margin Call
En İyi Belgesel: Cave of Forgotten Dreams
Özel Ödül: Raoul Ruiz

17. Gezici Festival Başlıyor

Bu yıl 17. kez düzenlenecek olan ve 2-8 Aralık tarihleri arasında Ankara’ya, 9-12 Aralık tarihleri arasında Sinop’a, 14-18 Aralık tarihleri arasında ise İzmir’e konuk olacak olan Gezici Festival bu gece Ankara Büyülü Fener sinemasında yapılacak açılış töreni ile başlıyor. Bu yıl yine ilgi çekici filmlerin yer aldığı Gezici Festival programı her zaman olduğu gibi çeşitli söyleşi ve atölye çalışmaları ile de zenginleştirilmiş durumda. Gezici Festival’in bölüm başlıkları şu şekilde belirlenmiş:

- Dünya Sineması
- Türkiye 2011
- Zeki Demirkubuz: Kıskandığım Amerikan Filmleri
- Dardenne Kardeşler
- Bahar İsyancıdır
- Tuncel Kurtiz’in Göçmenleri
- Sınıf – Yakın Plan
- Mieke Bal: ‘Kültürün Susturduğu’
- Kısa İyidir
- Kısaca Finlandiya
- Kuzeyin Kovboyları: Aki Kaurismäki
- Çocuk Filmleri

Bu bölümlerde gösterilecek filmlerle ilgili detaylı bilgiye ve festival programına http://gezicifestival.org adresinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca benim festival ile ilgili tanıtım yazım ve festivalin düzenleyicilerinden Ahmet Boyacıoğlu ile yaptığım bir söyleşi de festivalin bu yılki basın destekçilerinden Gölge e-Dergi‘nin Aralık sayısında yer alacak.

Festival izlenimlerim ise yine Sinema Manyakları’nda olacak, gelecek ay ise yine Gölge e-Dergi’de festival günlüğü olarak da okuyabilirsiniz.

Festivalin bu yılki çok hoş tanıtım filmini de buradan paylaşalım:

Lütfi Ömer Akad (1916-2011)

Bugün bir Türk sinemasından bahsediyorsak bunu sinemamızın ilk kuşak usatalarına borçlıyuz. İşte Ömer Lütfi Akad da bu ustaların en önemlilerinden biriydi ve o güne kadar tiyatro etkisinde kalmış olan sinemamızın kendi dilini oluşturmasında önemli katkıları olmuştu. Ustayı geçtiğimiz gün 95 yaşında kaybettik.

Akad sinemaya 1947 yılında yarım kalan Damga filminin eksik sahnelerini çekerek adım attı. 1949 yılında daha ilk filmiyle Vurun Kahpeye gibi zor bir projenin altına giren usta bu işten başarıyla çıkmayı bilerek Türk sinemasının önemli eserlerinden birine imzasını attı. Akad’ın ilk dönemine baktığımızda Ayhan Işık ile çokça çalıştığını görüyoruz. İngiliz Kemal, Kanun Namına, Öldüren Şehir ve Katil bu dönemin önemli filmleri arasındaydı. Özellikle Kanun Namına, Türk sinemasında belki de ilk defa kamerayı sokakağa indirerek ayrı bir görsel yapı kuruyordu.

60′larada ise Lütfi Akad’ın Yılmaz Güney ile beraber yaptığı çalışmalarına tanık oluyoruz. Hudutların Kanunu ve Kızılırmak Karakoyun filmlerinin bazı açılardan halen aşılamadığını söyleyebiliriz. Akad aynı dönemde Vesikalı Yarim ile Türk sinemasının bir başka klasiğine daha imza atıyordu.

Akad, belki de o dönem sinemanın geldiği nokta nedeniyle 70′lerde sinemaya erken denebilecek bir yaşta veda ediyordu. Ama sinemaya veda filmleri bir üçleme olarak planladığı Gelin, Düğün ve Diyet filmleriydi. Üç filmin de başrolünü Hülya Koçyiğit’e veren Akad, bu üçleme ile sinemaya veda ederken arkasında başyapıt olarak anılabilecek üç film bırakıyordu.

Türk sineması dendiğinde her zaman adından sözedilecek olan Lütfi Ömer Akad’ı saygıyla anıyoruz.

KuirFest Başladı

Bu yıl ilk defa düzenlenen KuirFest bugün Ankara Büyülü Fener sinemasında yapılan açılış töreni ile başladı. Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans (LGBT) Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen festivalin film gösterimleri 18-24 Kasım 2011 tarihleri arasında yine Ankara Büyülü Fener Sineması’ndan gerçekleştirilecek.  Bunun dışında festivalde farklı etkinlikler, söyleşiler ve atölye çalışmaları da gerçekleştirilecek.

Festival şu bölümlerden oluşuyor:

Ğ: Bu yılki Antalya Altın Portakal’da öne çıkan Nar ve Zenne filmlerinin Ankara’da ilk gösterimleri bu bölümde olacak.

kÜLT: Kuir sinema tarihinin önemli filmleri bu bölümde. Türkiye’den Dönersen Islık Çal ve Köçek, dünya sinemasından ise Zehir (Poison) ve Bir Aşk Şarkısı (Un Chant D’Amour / A Song of Love).

Gökkuşağının Altında: Bu bölüm kuir sinemanın son yıllarda çekilmiş örneklerini karşımıza getiriyor. Hemen hepsi bol ödüllü olan bu filmlerden Tomboy ve 3 (Drei) özellikle öne çıkıyor.

L-Tarih: Bu bölümde 19. yüzyılda yaşamış lezbiyen şair Anne Lister’in hayatına dair iki film yer alıyor.

Biz Bir Aileyiz: Aile kurumunu sorgulayan iki belgeselin yer aldığı bir bölüm.

KuirBelgesel: Belgesellere ayrılmış bir bölüm daha.

Kanada’dan Kuir Bakış: Kanada’da düzenlenen Reelout 12 festivalinin yaptığı bu seçkide 4 adet orta ve kısa metraj film gösterilecek.

TranScreen Seçkisi: Bu bölüm de Amsterdam’da düzenlenen TranScreen Film Festivali’nin düzenlediği bir seçki. Seçkide 11 kısa film yer alıyor.

KuirKısa: Bu bölümde de 4 kısa film yer alıyor.

Festival hakkında daha detaylı bilgi http://festival.pembehayat.org/ adresinden alınabilir. KuirFest’i de elden geldiğince takip edecek ve izlediğim filmlerle ilgili yorumlarımı buradan paylaşıyor olacağım.

Antalya Altın Portakal 2011 İzlenimleri – Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri: Kara Kafa

1979 ve 1980 yıllarında önce sansür, sonra da darbe nedeniyle Altın Portakal Film Festivali yapılamamıştı. O yıllarda festivale başvuran filmlerin bazıları seyirci ile buluştu, bazıları ise tümüyle unutuldu gitti. Aslında o yılların jürileri bile belliydi. Bu yıl Antalya Film Festivali’nde ilginç bir uygulama yapılarak bu yıllarda festivale katılması gereken filmler yine o yılların jürilerinden hayatta kalanlar tarafından değerlendirilerek 32 yıl gecikmiş bu ödüller verilmiş oldu.

Festival kapsamında bu filmlerden bazılarının gösterimleri de yapıldı. Önce bu gecikmeli ödülleri hatırlayalım, sonra da festivalde izleme fırsatı bulduğum Kara Kafa filmine bir bakalım.

1979 yılı Altın Portakal’ları:

En İyi Film: Demiryol (y: Yavuz Özkan), Yusuf İle Kenan (y: Ömer Kavur)
En İyi Yönetmen: Yavuz Özkan (Demiryol)
En İyi Senaryo: Onat Kutlar ve Ömer Kavur (Yusuf İle Kenan)
En İyi Müzik: Arif Erkin (Kanal)
En İyi Kadın Oyuncu: Sevda Ferdağ (Seninle Son Defa)
En İyi Erkek Oyuncu: Fikret Hakan (Demiryol)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Sevda Aktolga (Bebek, Demiryol)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Kamuran Usluer (Kanal)
En iyi Çocuk Oyuncu: Cem Davran (Yusuf İle Kenan)

1980 yılı Altın Portakal’ları:

En İyi Film: Sürü (y: Zeki Ökten)
En İyi Yönetmen: Zeki Ökten (Sürü, Düşman)
En İyi Senaryo: Başar Sabuncu (Adak)
En İyi Müzik: Zülfü Livaneli (Sürü)
En İyi Kadın Oyuncu: Melike Demirağ (Sürü), Güngör Bayrak (Düşman)
En İyi Erkek Oyuncu: Tarık Akan (Adak, Sürü), Aytaç Arman (Düşman)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Fehamet Atila (Düşman)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Tuncel Kurtiz (Sürü)

Kara Kafa:

Korhan Yurtsever’in Kara Kafa filmi 1979 yılında Altın Portakal için yarışacak filmlerden biri idi. Film, festivalin sansür nedeniyle yapılamaması nedeniyle yarışmaya katılamamakla kalmamış, kendi başına da sansürle boğuşmuş, kopyaları ortadan kaybolmuş ve çok sınırlı bir kesimin izleyebilmiş olduğu bir filmdi.

Bu yıl Altın Portakal nedeniyle izleme fırsatını bulduğumuz bu film, çalışmak için Almanya’ya giden bir Türk ailesinin hayatını anlatıyor. İki çocuklu bu ailenin hayatı başta çok güzel gidiyor. Karı-koca farklı fabrikalarda çalışıyorlar, çocuklar okullarına gidiyor, arkadaşları ile gülüp eğleniyorlar. Ancak ne zaman ki üçüncü çocuk doğuyor, işler değişmeye başlıyor. Anne işten ayrılmayı göze alamayınca çocukları küçük kardeşlerine bakması için evde bırakmak zorunda kalıyorlar. Fabrikadaki sendika hareketine sürekli olarak küçümseyen gözlerle bakan evin babası ise bir süre sonra işten çıkartılınca evin tüm yükü kadının üzerinde kalıyor. Üstelik bu durumda adam kendini küçük gördüğü gibi kıskançlık krizlerine de kapılmaya başlıyor.

Filmin asıl öne çıkan özelliği ise kadının fabrikadaki arkadaşlarının da yardımı ile zamanla kendini geliştirmesi, hem kadının toplumdaki rolünü daha iyi anlaması hem de işçi hareketinin içinde önemli bir yere gelmesi. Öyle ki sonuçta dünyanın neresinde olunursa olunsun temel sorunun işçi sınıfı ile egemen kesim arasında olduğu, işçilerinin birbirleri ile uğraşmayı bırakıp beraber hareket etmeleri gibi konularda kocasını bilinçlendiren de o oluyor.

Doğrusu filmi izlemeden önce farklı bir ülkede geçen olayları konu alan bir filmin sansürle neden bu kadar boğuştuğunu anlamakta güçlük çekmiştim (hoş gerekçelerden biri “dost bir ülkeyi kötü yansıtmak” gibi bir şeymiş ama yine de sansürün bu kadar takılmaması gerekir gibi gelmişti). Halbuki filmi izledikten sonra işçi sınıfı ile ilgili söylediklerini görünce olay anlaşıldı. Gerekçe başka olsa da belli ki film o dönemin sansür kurulunun başka nedenlerle yasaklamak istediği bir yapım olmuş.

Filme bugünden baktığımızda hikayede ve oyunculuklarda çok fazla bir sorun yok (hikaye akışında kimi sorunlar göze çaprsa izlediğimiz kopya sansür kurulunun onayından geçen kopya olduğu için onların kestiği bazı sahneler hala filme dahil edilememiş). Filmin en önemli problemi bazı sahnelerde olayları çok fazla seyircinin gözüne sokması ve yer yer slogan atar tarzda olması. Aslında dönemin politik atmosferinden dolayı da olsa  gerek, o dönem pek çok filmde görebileceğimiz bir durum bu. Yine de bugünden bakınca insan daha incelikli bir anlatım arıyor. Aslında filmin sonunda yapılan söyleşide yönetmen Korhan Yurtsever de aynı şeyi belirterek yakında çekmeyi düşündüğü filmin bu şekilde slogan atmayacağını da belirtti.

Söyleşide ayrıca filmin başına gelenlerden de daha detaylı bir şekilde bahsedildi. Filmin sansürle boğuşmasından sonra yönetmenin yakın çevresine yaptığı özel bir gösterimden sonra kurşunlanması, sonra filmin kopyasının ortadan kaybolması ve yönetmenin yurtdışına çıkmak zorunda kalması sonrasında film o günden bu güne hiç bir seyirciye ulaşamamış. 12 Eylül de filmin bulunup gösterilmesini iyice imkansız hale getirmiş elbette. Antalya’da bir grup şanslı seyirci olarak Kara Kafa‘yı izleme fırsatı bulduk neyse ki. Söyleşide filmin gösterime girmesine yönelik de çok fazla istek oldu. Bu belki mümkün olmaz ama bu filmi tek gören de yine şanslı bir azınlık olarak kalmamalı. Mümkünse başka illerdeki festivalleri de dolaşmalı (ki özellikle İşçi Filmleri Festivali bu iş için ideal), DVD’si de basılmalı ki bir zamanların ayıbını temizlemeye çalışalım.

48. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ödülleri Sahiplerini Buldu

48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali dün gece yapılan ödül töreni ile sonuçlandı. Güzel Günler Göreceğiz filmi en iyi film ile birlikte en iyi senaryo, en iyi yardımcı kadın oyuncu ve en iyi kurgu ödüllerini de alarak gecenin galibi oldu. Geriye Kalan filmi de Çiğdem Vitrinel’e en iyi yönetmen, Devin Özgür Çınar’a da en iyi kadın oyuncu ödülü kazandırarak gecenin öne çıkan bir diğer filmi oldu. Gecenin en çok ödülünü alan film ise Zenne idi. Zenne, en iyi ilk film ve SİYAD jürisinin en iyi film ödülünü alırken, en iyi yardımcı erkek ve kadın oyuncu ödülleri ile birlikte görüntü yönetmeni ödülünü de aldı.

Festivalin adından en çok sözü edilen filmlerinden biri olan Nar sadece jüri özel ödülü alabilirken, Behzat Ç. de Erdal Beşikçioğlu’na en iyi erkek oyuncu ödülü kazandırdı.

Bu yılki Altın Portakal ödülleri çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yarışmaya giren hemen hemen tüm filmler ödüllendirildi. Yarışmaya katılan 13 filmden 11 tanesi bir şekilde ödül kazandılar. Sadece Hangi Film ve Hicaz filmleri yarışmadan ödülsüz dönmüş oldu. Doğrusu bu tip kararlar bence de ödülün saygınlığına gölge düşüren kararlar. Özellikle Behlül Dal jüri özel ödülünün beşe bölünmesi fazlasıyla abartılı bir karar.

Ayrıca yarışmanın favorisi olarak gösterilen Nar ve Zenne dışında bir filmin ödül kazanması da tartışma konusu oldu (kendi adıma sadece 3 yarışma filmini izlediğim için sağlıklı bir değerlendirme yapmam mümkün olmaz ama Nar gerçekten iyi bir filmdi). Ayrıca Zenne filmiyle yardımcı erkek oyuncu ödülü kazanan Erkan Avcı’nın oynadığı rolün de yardımcı bir rol olmadığı belirtilen görüşler arasında. Bu ve benzeri tartışmalı konularda daha net bir karar vermek için tüm yarışma filmlerini vizyonda yakalayıp izlemek gerekli.

Ödüllerin tam listesi şu şekilde:

ULUSAL UZUN METRAJLI FİLM YARIŞMASI
En İyi Film: Güzel Günler Göreceğiz
En İyi İlk Film: Zenne
En İyi Yönetmen: Çiğdem Vitrinel (Geriye Kalan)
En İyi Senaryo: Emre Kavuk (Güzel Günler Göreceğiz)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Kenan Korkmaz (Lüks Otel), Norayr Casper (Zenne)
En İyi Müzik: Frank Schreiber, Hemin Derya (Yürüyüş)
En İyi Kadın Oyuncu: Devin Özgür Çınar (Geriye Kalan)
En İyi Erkek Oyuncu: Erdal Beşikçioğlu (Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Nesrin Cavadzade (Güzel Günler Göreceğiz), Tilbe Saran (Zenne)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Erkan Avcı (Zenne)
En İyi Kurgu: Kalender Hasan (Güzel Günler Göreceğiz)
En İyi Sanat Yönetmeni: Gıyaseddin Şehir (Yürüyüş)
SİYAD Ödülü: Zenne
Behlül Dal Jüri Özel Ödülü: Lüks Otel (müzik), Can, Fedakar, Yürüyüş, Öngörüye Ağıt (çocuk oyuncular)
Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Canavarlar Sofrası
Seyirci Ödülü:
Can

ULUSLARARASI UZUN METRAJ FİLM YARIŞMASI
En İyi Film Ödülü: Sınırda
Jüri Özel Ödülü:
Almanya
SİYAD Ödülü: Güle Güle
Gençlik Jürisi Ödülü:
Güle Güle

En İyi Belgesel Film Ödülü:
Bedensiz Ruhlar
Belgesel Film Jüri Özel Ödülü:
 Arabeks, Kadim
En İyi İlk Belgesel Film Ödülü: Oğlunuz Erdal, Geçmiş Mazi Olmadı

En İyi Kısa Film Ödülü: Dua
Kısa Film Jüri Özel Ödülü:
İnfatil Amnezi, Kırmızı Alarm

48. Antalya Altın Portakal Film Festivali Başladı

8-14 Ekim 2011 tarihleri arasında devam edecek olan 48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali dün yapılan açılış töreni ile başladı. Hafta boyunca Türk ve dünya sinemasının önemli örneklerine yer verecek olan festival 14 Ekim’de Altın Portakal ödüllerinin verileceği kapanış töreni ile sona erecek.

Festival bu yıl şu bölümlerden oluşuyor:

- Ulusal Yarışma
- Uluslararası Yarışma
- Belgesel Film Yarışması
- Kısa Film Yarışması
- Ortadoğu’da Kadın
- Tehlikeli İlişkiler
-  Ustaların Gözünden
- Dünyanın Halleri
- Vücut
- Ejderhanın Gözünden
- Avrasya Sineması:Azerbaycan
- NTV Dünya Belgeselleri
- Özel Gösterimler
- Pelikülün İzinde
- Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri
- Sinemaya Göz Kulak Oluyoruz

Festival süresince Sinema Manyakları blogu olarak biz de Antalya’dayız. İzlediğim filmlerle ilgili izlenimlerimi buradan sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Vassilis Barounis (1963-2011)

Vassilis Barounis ismi blogumuzun takipçileri için çok tanıdık bir isim olmayabilir. Yunanlı bir İngilizce öğretmeni olan Vassilis, bir dönemin fantastik Türk filmlerine çok meraklı bir isimdi. Kurucusu olduğu Onar Films ile ülkemizde unutulan ve/veya önemsenmemiş pek çok filmi tekrar günışığına çıkardı ve dünyada da bu filmlere belli bir ilginin oluşmasını sağlayan önemli isimlerden biri oldu. Onar Films’in DVD’sini çıkardığı filmler arasında Kilink İstanbul’da, 3 Dev Adam, Tarzan İstanbul’da, Kaptan Swing, Demir Pençe ve Süpermen Dönüyor gibi filmler var. Bugün halen bu filmlerin bir kısmı Türkiye piyasasında mevcut değilken Yunanistan’da bulunabiliyor.

Vassilis, ortak bir ilgi alanını paylaştıkları Metin Demirhan’ın ölümünden sonra çıkarttığı DVD’lere “Metin Demirhan Collection” ibaresini ekleyecek kadar da vefalı bir isimdi. Geçtiğimiz günlerde yapılan Fantasturka festivalinde kendisine bir özel ödül de verilmişti. Ne yazık ki bu festivalde son derece hasta olduğunu da öğrenmiştik. Kendisini önümüzdeki yıl aramızda görmeyi ummuştuk ama sonradan kendisine ödülünü teslim etmek için Yunanistan’a giden Süpermen Dönüyor‘un yönetmeni Kunt Tulgar’dan da hiç iç açıcı haberler gelmemişti. Ne yazık ki dün gece Vassilis Barounis’in ölüm haberini aldık. Bu Türk sineması tutkunu arkadaşımıza Tanrı’dan rahmet diliyoruz. Kendisi ile ilgili daha detaylı bir yazıya Öteki Sinema sitesinden erişebilirsiniz.

18. Altın Koza Film Festivali’nin En İyisi Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi

17-25 Eylül 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilen 18. Adana Altın Koza film festivalinde ödül kazanan filmler 24 Eylül gecesi yapılan ödül töreni ile belli olmuştu. Yönetmen Onur Ünlü’nün yeni filmi Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi, en iyi film ve senaryo ödülünü alırken aynı zamanda tüm oyuncularına bir de özel ödül kazandırdı. En iyi yönetmen ödülünü Eylül filmi ile Cemil Ağacıkoğlu kazanırken, SİYAD ödülü de Özcan Alper’in merakla beklenen filmi Gelecek Uzun Sürer‘in oldu.

Ödül listesi şu şekilde:

En İyi Film Ödülü: Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi (Yönetmen: Onur Ünlü)
En İyi Yönetmen Ödülü: Cemil Ağacıkoğlu (Eylül)
SİYAD (Sinema Yazarları Derneği ) En İyi Film Ödülü: Gelecek Uzun Sürer (Yönetmen: Özcan Alper)
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü: Durukan Ordu (Gelecek Uzun Sürer)
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü: Hatice Aslan (Vücut) ve Görkem Yeltan (Eylül)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü: Tuna Orhan (Memleket Meselesi)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü: Şeyla Halis (Vücut)
En İyi Senaryo Ödülü: Onur Ünlü (Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi)
Yılmaz Güney Ödülü: Gelecek Uzun Sürer (Yönetmen: Özcan Alper)
En İyi Kurgu Ödülü: Taner Sarf (Eylül)
En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü: Adalı Aksoy (Aşk ve Devrim) (Saklı Hayatlar)
Jüri Oyunculuk Özel “Toplu Performans” Ödülü: Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi’nin bütün oyuncuları
Umut Veren Genç Erkek Oyuncu: Hakan Kurtaş (Vücut) ve Gün Koper (Aşk ve Devrim)
Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü: Deniz Denker (Aşk ve Devrim)
En İyi Müzik Ödülü: Mustafa Biber (Gelecek Uzun Sürer)
En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü: Feza Çaldıran (Gelecek Uzun Sürer)
Jüri Özel Ödülü: Aşk ve Devrim (Yönetmen: Serkan Acar)
Adana İzleyici Jürisi Ödülü: Simurg (Yönetmen: Ruhi Karadağ)
En İyi Ses Tasarımı Ödülü: Burak Topalakçı (Kaybedenler Kulübü, Eylül)

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »


Kategoriler

En Yüksek Oy Alan Yazılar

Arşiv

Blog Stats

  • 140,485 hits
Sinema Manyakları blog'u Hasan Nadir Derin tarafından hazırlanmaktadır.

 

Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  
Bu blog SİBB üyesidir

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.